Ana Sayfa Blog Sayfa 52

“Sübhanallah” Zikrinin Hikmeti – Peygamberlerin Zikri Ve Cennetin Hazinesi Nedir? – “Hasbinallahu Ve Nimel Vekil” – Hoşnut Olmadığın Bir Olay İle Karşılaşınca Ne Yapmalısın? – Gıybet Ve Kul Hakkı İçin Tövbe

0

Peygamberlerin zikri:

Sübhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber.”

Yemin var bak. “Vallahu  ekber”. Yani İhlas gibi. İhlas, tecdidi iman (tekrar iman etmek) gibidir. Yemin ederiz Allah’ın büyüklüğüne. Yani, bütün Peygamberlerin zikri buydu.

Sübhan zaten İsm-i Azam’dandır. Yerle gök arasını dolduracak kadar ecri vardır. “Sübhanallah” samimi olarak dedi mi bir insan çok büyük bir getirisi vardır. Bir de “Hasbinallahu ve nimel vekil.” Bu da büyük Veli’lerin, alimlerin… Biraz fazla açılıyor bu ara sırlar ama akşam namazı ile yatsı namazı arasında mutlaka otuz üç defa “Hasbinallahu ve nimel vekil” diyoruz. “Hasbinallah” nedir? Bana Allah kafi! Samimi olarak diyoruz ki:

“Bana Allah kafi ve o ne güzel vekildir.” Ariflerin zikridir. Çok büyük fark olur. Hemen fark edersin üç beş günde hemen fark eder, nefis daha terbiye olur, yani bunlar peygamberlerin ömür boyu yaptığı zikirlerdir. Allâhu Teâlâ’yı kafi görmek ve onun güzel vekilliğine teslim olmak çok güzel bir olaydır.

Şimdi biliyorsunuz ki; bir “velayet ilmi” vardır. Veli’lere verilir, peygamberlere verilmez. Peygamberlerin “şeriat ilmi”dir. Velayet ilmini, Allah sadece Veli’lerine veriyor. Eğer velayet ilmini peygamberlere verseydi Hz. Musa, Hz. Hızır’ı anlardı. Musa, Hızır’ı anlayamıyor bak.

Hepinizin bildiği bir konu. “Niçin yıkılmış duvar için ekmek vermediler? Neden o çocuğu öldürdün?” diyor.

Musa ki Ulü’l Azm büyük peygamberlerden.  Ve demişti Hızır:

“Ben senin için bin tane program hazırladım, sen üçüne dayanamadın.”

Hani kaside de dedik ya Musa kimdir, Hızır kimdir? Biliyorsunuz zikreden zakirin sonu Veli’liktir. Mutlaka, acaba yok! Adım, adım, adım hikmet kapıları açılır.

Ve Allah’ın Veli kullarına katılır. Tevhid yolu uzun bir yoldur. kırk senede erene “Ne çabuk erdin!” derler, kimisi kırk günde erer, Allâhu Teâlâ’nın bileceği bir iştir.

Nefsi Emmare ile yola çıkan zakir, birinci seyri sülüğü tamamlar, büyük Veli’lerden olur. Normal Veli’lerden de değil! Ama nefsinde hala %49 afet vardır, nefis susmamıştır.

Hani büyük Veli’ler bile nefisten “El aman!” derler. Bizim gibilerin böyle demesi çok doğal bir şey. Ve yol devam eder.

Allâhu Teâlâ’yı tam olarak kimse bilmez ne Peygamberler ne Veli’ler. Mümkün değildir. Hiçbir kelime, hiçbir akıl onu idrak edemez. Resullulah Efendimiz dua ederken:

“Ya Rabbi, ben seni senadan acizim, sen ancak senin sena ettiğin gibisin. Sen, seni sena ettiğin gibisin. Ya Rabbi, senden sana sığınırım!” diyor.

İnsandaki birçok hayrın kaynağı neresidir? Kendin misin? Hayır. Hiç ilgisi yok! Allâhu Teâlâ’nın Esmalarından gelen hallerdir bunlar. Allâhu Teâlâ ne diyor ayet-i kerimede:

“Size bir iyilik gelirse Kat’ımızdandır” diyor Esma’lardan geliyor. Şer işlersen nefsinden geliyor.

Mühim olan makam kazanma, mühim olan oralara ulaşma gayreti değil. Zikirde öyle bir nokta var ki; Allah rızasını ummak dahi menfaat sayılır, seni yolda bırakır. Düşünebiliyor musun? Rızayı ummak dahi bir engel, bir perde olur. Onu dahi aklına getirmeyeceksin. Sadece Allah, Allah olduğu için ibadet edeceksin. Yani; O’nun razı olması, razı olmamasını dahi kaale almayacaksın. Zaten cennet, cehennem hiç aklına gelmesin. Yani yol o kadar incelir. Razılığı ummayı bırak, gönülden dahi geçirmek olmaz. Yani o kadar incelir işler.

Makam yükseldikçe, ilim arttıkça kişinin davranışı, tarzı, duası, ibadeti her şeyi değişir.

Nasıl ki namaza başlayan “Salat-ı nefs” ile başlar. “Salat-ı cisim”, “salat-ı kalp”, “salat-ı ruh”.

Nasıl zikre başlayan “akl-ı maaş” ile başlar. “Akl-ı maad”, “akl-ı evvel”, “akl-ı kül” olur, hep makam atlar.

Şimdi, bir gölün kenarında kamışlar vardır. Aynı sudan emer, aynı topraktan emer, biçimi aynıdır. Birinden pekmez akar, birinden zehir. İnsanda aynen böyledir. Allah’ın ipine sarılmış ile kafir aynı şeyi yer, aynı şeyi içer, aynı yatar, aynı kalkar, davranışları vs. aynıdır ama asla aynı değildir. Birinin gönlü, kalbi Allah’ın nazargâhıdır. Birinin de şeytanın nazargâhıdır. Biri hidayet kutbuna yapışmıştır. Diğeri meluniyet kutbuna. Yani o kadar birbirine zıttır. Allâhu Teâlâ kendi ismi ile ağzımı süslüyor. Yani bu, herkese nasip olan bir olay değil.

Hoşnut Olmadığın Bir Olay İle Karşılaşınca Ne Yapmalısın?

La havle vela kuvvete illa billah.” Ne diyorsun?

Evvela O’nun mübarek adını zikrediyorsun. “Ya Rabbi sana güvendim, sana dayandım, kendimi sana emanet ettim, beni senin hoşlanmadığın hiçbir şeye tevessül ettirme” diyorsun.

La havle vela kuvvete illa billahil Aliyyül Azim.” “Bu zikir cennetin hazinelerinden bir hazinedir” diyor Peygamber Efendimiz.

Abdulkadir Geylani Hz.’nin en çok zikrettiği zikirdir. Allah’ın hoşuna gitmeyen bir şey gördüğünde hep bu zikri çekerdi. Yani her şeyin bir reçetesi var. Veya Ayetel Kürsi’yi oku göğsüne üfle veya Ayetel Kürsi’yi oku, yut buna niyet ederek. Bunlardan sana en uyanı tercih et, senin üzerindeki etkisini görürsün zaten, mutlaka!

Gıybet Ve Kul Hakkı İçin Tövbe

Şimdi biz, gündüz iş hayatına çıkarız. Bir insana kızarız, söyleniriz. Allah’a karşı birini günahta görür hatta söveriz. Bak bir ihmalden öldürdüğün karıncanın hesabı vardır. Sebepsiz kopardığın yaprağın dahi hesabı vardır.

İşte bunlardan arınmak için yatsıdan sonraki bir zamanda, sabaha kadar hayırlı zamandır yatsıdan sonra, bir tespih, “Ya Rabbi, gıybet ettiğim müminlerin ve bende hakkı bulunan kulların günahları namına Estağfurullah el Azim.” Kimin için? Kendin için değil, o gün boynuna hak aldığın insanlar için isterse kafir olsun, önemli değil. Yani onların haklarından kurtulmuş oluyorsun. Ne oluyor? Sendeki hicapların rengi şeffafa dönüyor yani, zülmet gitmeye başlıyor, neden? Çünkü kul hakkı, kafirinde hakkı olsa haktır. Bitkininde hakkı var insanda, komşunun da, akrabanın da, bir çoğunun hakkı var.

Yani bunlardan arınmak, kurtulmak için gönül aynanı kirden temizlemek için hiç olmazsa akşamdan, akşama bir tespih 100 adet “Estağfurullah el Azim” çekebilirsiniz. Kimin için kendin için değil, gıybet ettiğin müminlerin ve bende hakkı bulunan diğer kulların günahları için diye niyet ederek. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Ne kazanacaksak, burada kazanacağız. Buradan gittikten sonra kazanacağımız bir şey yok!

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz

#Sübhanallah #zikir #Salat-ıNefs #Salat-ıCisim #Salat-ıKalp #Salat-ıRuh #akl-ıMaaş #Akl-ıMaad #akl-ıEvvel #Akl-ıKül #tovbe #tövbe #kelime-itevhid #Estagfurullah #kulhakkı #mümin #Subhanallah #nefs #nefsmertebeleri #salat-ıcisim #dinisohbet 

Zikir Farzdır – Şeriatın 8 Hükmü Nedir? – İbadetler Kaç Yaşında Farz Olur? – Mevlit Hakkında – Tecdidi İman Gibi Olan Sure – Başkası İçin Yapılan İbadetin Faydası Olur mu?

1

Kesinlikle birinin işlediği günah diğerine yüklenmez, birinin ibadetinden birine yarar sağlanmaz. Herkes ne yaptıysa onu bulacaktır. Allâhu Teâlâ Kur’ân’da birçok yerde bunu ifade ediyor.

Hz. Mevlana; “Beni, davulla dümbelekle gömün” diyor, bende vasiyet etmişim, “Benim öldüğüm gün bayram yapın. Vuslattır.”

“Kamil bir mümin için dünyadaki alacağı en büyük ödül ölmektir!” diyor Efendimiz. Bir mümini arkadan hayır ile yaad edersen iyidir. Ama onun eksik namazını, orucunu sen tamamlayamazsın.

Farz-ı ayın. Farz-ı ayın ne demek? Şeriatın sekiz hükmünün birincisidir. Farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, haram, mekruh, müfsid; sekiz tane. Farz kendi bünyesinde ikiye ayrılır; farz-ı ayın, farz-ı kifaye.

Farzı ayın; 15 yaşını tamamlayan herkesin mutlak yapması gerekendir. Şimdi bunlar ikinci bir kişi tarafından asla yapılamaz. Ancak sen sağ iken. Senin için mutlak bir engel var ise vekaleten hacca gönderebilirsin. Ama vekaleten namaz kıldıramazsın. Namaz öyle bir ibadettir ki; 58 yerde Kur’ân’da Cenab-ı Hak tekrarlıyor. Gemi batıp bir tahta parçasının üzerinde can vermek üzereysen, göz ile namaz kılacaksın. Namazın asla terki yok. Yani bir türlü bir yer bulamadın, arabada gidiyorsun, direksiyonda kılacaksın. Öyle bir haldesin ki, koşarak camiye bile yetişemeyecek isen keraat girmiş, kaldırımda yürürken, aklınla namazı kılacaksın. Ne demek yani, bir başkası senin namazını kılacak. Bende gördüm parayla namaz toplayanlar çıktı birkaç sene önce. Birkaç senelik namazı eksikmiş parayla satın alacak, namazını tamamlayacak… Ya böyle bir gaflet olamaz. Kur’ân’ı en iyi anlayan kişi Efendimizdi. Hadislerle bunu şerh etti. Allâhu Teâlâ birçok yerde:

Esteizübillah”; Fesebbih bihamdi Rabbike vestağfirhu innehu kâne tevvaba.”

Habib’ine direk emrediyor; “Ya Habib’im, Ben’i zikret, Bana şükret, Bana istiğfar et.” Peygamberine kaç yerde bunu tembihliyor. Sadece zikir için çok kelimesi var.

Namaz için “Çok namaz kılın, çok oruç tutun, çok zekât verin” demiyor, miktarı ne ise o. Ama zikire gelince; “Ben’i çokça zikredin” diyor.

Kaç tane ayette bu geçiyor. Bunu onaylamayan Allah’ın o emrine baş kaldırmıştır, zikir farzdır. Allah “Yapın!” diyor, “Yapar mısınız?” demiyor. Yapın, emirdir. Ki onlar ile övünüyor Allah:

“Onlar, sabah akşam Ben’i tesbih eder” diyor. Bunlar bu kadar mu cahil. Kur’ân’a mı vakıf değil? Akşam ki sohbetimizde onu dedik;  nasıl ki bir eşyanın kullanma kılavuzu varsa, insanın kullanma kılavuzu da Kur’ân’dır, biz bundan uzak kaldık. “Müslümanız” deyip fetva kesiyoruz ama Kur’ân’dan haberimiz yok. Böyle bir şey olamaz. Evvela Kur’ân… Kur’ân Nur’dur. Aklın alamayacağı kadar büyük bir olaydır. Gerçek anlamda biz ona vakıf olsak var ya, derya olur gidersin.

Ama işte biz kabuğun, kabuğunun, kabuğunu bile göremiyoruz.

Bakın İhlas öyle bir sûredir ki, yemin ediyorsun; “Kulhü vallahi Ehad.” Vallahi diyorsun Allah’a. Şehadetine yemin ediyorsun. “Allahüssamed” diyorsun. Ne demek? Bütün yaratılanın muhtaç olduğu Zât. “Lem yelid velem yuled.” Doğurmadı, doğurulmadı. “Velem yeküllehu kufüven Ehad.” O’nun eşi, benzeri yok. Kur’ân’ın 1/3’üdür ve tecdid-i imandır.

Fatiha. Fatiha Sûresi’yle övünüyor Allah; “Ya Habib’im, sana yedileri verdik!” diyor.

“Onların tantanasına aldırma, sana yedileri verdik” diyor.

3 tane İhlas, 1 tane Fatiha; 50 tane, 100 bin tane Mevlit’ten daha eftal. Başka reçetelerde var.

La ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh, ilahen, Vahiden, Sameden Lem yelid velem yuled velem yekullehu küfüfen Ehad.” 10 kere okuduğunda, 3 milyon sevap yazılıyor. Bir namazda on sevap alırsın. 3 milyon sevaptan bahsediyorum. Yapıyorsan bunu yap. Nedir yani bu delalet?

Sübhanallah! Böyle bir cehalet olamaz, Allah kelamı itiliyor, bir kaside baş tacı ediliyor. Allah razı olsun. Sen ne götürdüysen sana ondan yarar var. Yoksa onun bunun gönderdiği ile değirmen dönmez. Allâhu Teâlâ sana uzun bir hayat verdi. Burada sen bunu değerlendirip, Allah’ın hoşnut olacağı şeylerle dağarcığını doldurmadıysan, onun bunun yolladığı seni kurtarmaz.

Mutlaka bir mezardan geçerken ayet olarak okumak iyidir. Ehli imana… İmanı olmayana hiç yararı olmaz.

Esas olan sen yanında ne götürdün. Allah öyle cömert ki, senin azını çok yapıyor. Senin yaptığın ibadeti katında aynı bir ağaç gibi büyütüyor.

Mümini affetmek için bahaneler arıyor. Böyle bir Rabb’imiz var. Ama sen kendin bir şey yapmadan, “O okusun bana yollasın, şu bunu yapsın…” Bunlar insanı asla kurtarmaz. Ha Allah diler, kafiri de hoş görür ama bunlar müstesna haller. Allâhu Teâlâ’nın kendi vaadi var. “Canı çıkasıca kafirler!” diyor ayet-i kerimede. Şu hale bak. “İnsanım” diyen bu hale düşebilir mi? Allâhu Teâlâ’ya bunu söyletir mi? Ama söyletiyorlar.

Peygamber Efendimiz, Fatıma annemize ki Allah’ın yarattığı dört kadından biridir, cennette kadınların imamıdır. “Ey kızım, yaşarken nefsini Allâhu Teâlâ’dan satın al. Öyle bir yer gelir ki, ben dahi sana Mizan’ın başında hiçbir şey yapamam” diyor.

Her gün 1000 tane İhlas Sûresi okuyan nefsini Allah’tan satın alır.  Kimse yapamaz bu devirde. 

Kıyamet’e doğru uzadıkça nesillerde tefessüh çoğalıyor, ibadetler zor geliyor. Dünya daha süslü görünüyor, nefsin tuzağına daha çok düşülüyor vs… Hadis-i şerifte Peygamberimiz:

“Benim zamanımda İslam’ın 10’da, 9’unu yapıp, 1’ini terk eden helak olurdu. Kıyamet ümmetinde 10’da, 9’unu terk edip 1’ini yapan kurtulur” diyor.

Yani zaman tefessühe gittikçe Allah’ın ikramı çoğalıyor. Yine şanslıyız yani…

Sohbet 2010 yılı öncesine ait olup içeriğinde ki eskimeyen ilim gönüllere şifa olur inşaallah.

————————————————

NOTLAR:  Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#iman #keraat #ibadet #namaz #farz #farzıayn #farzıkifaye #Allahaibadet#salavat #İhlasSuresi #Fatiha #Fatiha7 #FatihaSuresi #mevlut #mevlit #mevlud #mevlüd #mevlüt #şeriatınhükmü

Teşrik Tekbiri Nedir, Ne Zaman Getirilir?

0

Hz. Peygamberin (s.a.v.), Kurban Bayramının, arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, ikindi namazı da dahil olmak üzere farzlardan sonra teşrik tekbirleri getirdiğine dair rivayetler vardır. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, III, 315; Dârekutnî, es-Sünen, III, 439, 440)

Buna göre Hanefî’lerde tercih edilen görüşe göre arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakit, her farzın ardından teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir.

Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz aynı günlerde kaza edilirken teşrik tekbirleri de getirilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri halinde ise tekbir getirilmez. Namaz kaza edilmedikçe tekbirler kaza edilmez.

Teşrik Tekbiri Nasıl Getirilir?

Arefe günü sabah namazında başlar, bayramın dördüncü günü ikindi namazını dahil olacak şekilde, her farz namazın ardından 3’er defa okunur.

Teşrik Tekbiri Arapça:

Allahu ekber Allahu ekber lâ ilâhe illallāhü vallāhü ekber Allāhu ekber ve lillâhi’l-hamd” 

Teşrik Tekbiri Anlamı: “Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur. O Allah her şeyden yücedir. Hamd Allah’a mahsustur”.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#teşriktekbiri #Allahuekber #arifegünü #arife #kurbanbayrami

Salavatın Faziletlerinden Biri – Dünyadaki En Efdal Yer Neresidir? – Peygamberimize Gelip Kocasından Boşanmak İsteyen Kadın

0

Salavatın Faziletlerinden Biri

“Öyle bir hesap var ki akıllara zarar…” diyor. Bir ayet sürüyor iki satır, bir ayet sürüyor 5 kelime. Öyle bir dizayn ki izah etmek mümkün değil. Onun için Allah birçok yerde; “Madem bu Muhammed’in uydurmasıdır. Bir benzerini yapsınlar bakalım.”

Bu ayetin sırrı anlatmakla bitmez.

Peygamber bir hadisinde; “Şarkı, türküyü sevmek, sadece sevmek münafıklığın ilk basamağıdır.” Düşünebiliyor musun? E bunu kime anlatabilirsin? Salavat; işte bizi kurtaran salavat. Yani bizi atmosferde tutan salavat. Bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.); “Farz olan hacca gitmek, Allah için 20 cihada gitmekten daha hayırlıdır. Fakat salavat getirmek bunların hepsine denktir!” diyor.

Bir salavat getirdiğin an Allah için 20 defa cihada girmiş ve bir seferde farz olmuş Hacca gitmiş kadar etkili oluyor. Ben büyüklerden çok duydum. Bir salavat adamın amel defterinden 10.000 büyük günahı siler. İşte biz de ne kadar salavat getirebiliyorsak bizi bir parça istikâmette tutan başlıca faktörlerden biri.

Dünyadaki En Efdal Yer Neresidir?

Şimdi neden Medine, Mekke’den daha efdal? Dünya üzerindeki en efdal yer, Medine. Neden? Allah’ın Habib’i orda. “Seni yaratmayacak olsaydım, âlemleri yaratmazdım!” diyor. Alemler onun için yaratılıyor. Bundan daha hayırlı bir şey olabilir mi! İkincisi Mekke’dir. Sonra da Şam gelir. Şam, Mahkeme-i Kübra’nın merkezi. Ama bu devirde kaçta kaçı, onun için Cenab-ı Hak, Hz. Adem’e “100 kişinin 99’u ateşin hakkı!” diyor.

Bugün ticaret hayatına bakıyorsun. Yalan, dolan, yemin vs. Ne yapacak? Sana bir mal kakalayacak. Peygamber diyor ki; “Bizi aldatan, bizden değildir.” Şu tehdite bak! “Bizi aldatan, cemaatimize gelmesin” diyor.  Nerdeeee kaçta kaçında kalmış? Esnafta ara ki bulasın. İşte böyle bir dönemde istikamette giden ötelerde ağa olur ağa. İmanı taşımanın avuçta kor taşıma eşit bir dönem. Müminsen yobaz görünüyorsun.

Teşhir etme, içki içme, kumar oynama, zina yapma çağdaşlık… Şeytan onun için emekliye çıktı zaten.  “Benden hızlıları yetişti” diyor. Kurdu tahtını suların üzerine saltanat sürüyor.

Bir mümin her namazdan sonra; “Ya Rabbi, şeytanın şerrinden koru bizi bunlardan sana sığınıyorum” deyip, 3 tane salavat getirmesi lazımdır. Şeytanın fink atmadığı yer kalmamıştır. Camiler ve zikir meclislerinin dışında şeytan her yere hakim olmuştur.

Peygamberimize Gelip Kocasından Boşanmak İsteyen Kadın

Peygamberimize bir gün bir kadın geldi.

“Ya Resullulah, ben kocamla kaç senedir çok mutlu bir hayat yaşıyorum beni boşa!” dedi.

Peygamberimiz; “Daha ne istiyorsun?”

“Ya Resullulah, 40 senedir bunun başına bela gelmedi. Bunu Allah sevmiyor. Ben böyle bir adama kadınlık yapmaktan ar ederim,” dedi.

“Doğru söylüyorsun. Çağırın kocasını” dedi.

Adam gelirken yolda düştü, ayağını kırdı.

Kadın; “Hah, tamam vazgeçtim Ya Resullulah… Allah’ın selamı geldi” dedi.

Her türlü lütuf her türlü nimet bize ulaşınca, Ya Rabbi ne güzel oldu. Böyle bir şey olunca güzel olmadı mı yani, terazinin öbür gözüne hiçbir şey konmasın mı?

Bir “Hu” çekersin düştüğün zaman “Ya Rabbi, sen vurunca da ne güzel vuruyorsun” dersin olur biter. Gerçek ümmet olanın ötede cehennemi yok. Bu ümmet torpilli çünkü… Gerçek mümin olanın bütün cezası bu dünyada. Varlık, yokluk, karı dırdırı vs. vs… Hepsi böyle cezalarla cehennemi ödüyor. Hadis-i şerifte; “Bir sineğin bir mümini rahatsız etmesi cehennem azabındandır” diyor.

Allâhu Teâlâ’nın yarattığı ümmetler arasındaki en hayırlı ümmettir bu ümmet. En hayırlı, en büyük Peygamber Resullulah (s.a.v.) Efendimizdir. Ve en seçkin ümmette onun ümmetidir. Mümin gibi yaşadın mı, elini kolunu sallaya sallaya git öteye.

Onun için Peygamberimiz; “Bir müminin dünyadaki en büyük ödülü ölmektir” diyor. Hele bu toplum içinde yaşarsa, ağadır ağa. Bir bilseler, bir bilseler neler kazanıyorlar, hele ki böyle geceler…

Kahhar” Esma’sı birinci seyri sülüktür. Kahhar Esma’sından ne istiyorsun Allah’tan, kahır istiyorsun. Bu devirde kahır çok olduğu için onu bizim cematimizden ben kaldırdım. Zaten bu yaşadığımız dönemde yeterince var o. Var olan şeyi daha çok istemeninde bir esprisi olmaz. Sizin gönlünüze bağlı bir olay. Yeterli kahrın varsa, “Ya Rabbi, bana bu yetiyor” dersin. Onun yerine başka bir Esma’yı 100 defa daha çekersin. Çünkü ben Kahhar Esma’sını çektiğim dönemlerde hassasiyetle takip ettim, biraz benim çekeceğim yükten fazlaya geliyordu. Bu Esma’yı kestim, baktım benim çekeceğim dozda kaldı. Biz burada çok kalmayalım, büyük velilerden sayılır Kahhar Esma’sını hakkıyla geçen. Biz daha ileri gidelim. Fenafillah’a, Bekabillah’a, Zühd’e …

 

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#salavat #salavatınfazileti #seyrusuluk #eftalyer #zikir #kıssa #ibadetieksikeş #Esmaulhusna #esma #Mekke #Medine #Şam #dünaydakienefdalyer #enkıymetliyer