Ana Sayfa Blog Sayfa 41

Meluniyet Kutbu Ve Hidayet Kutbu – “Ben Kulumun Zannı Üzereyim” – Allah’tan Ümit Kesmek – Akl-ı Maaş Ve Akl-ı Maad

0

Meluniyet Kutbu Ve Hidayet Kutbu

Allâhu Teâlâ insanı etkilenecek şekilde yaratmış, insan o yüzden zayıf varlık! İnsanoğluna, Allah kendi ruhundan üflemiş, onun için insan çok güçlü bir varlık! Her iki uçta insanda yani; zayıf ucu da var, güçlü ucu da var. Şimdi bu iki uç, iki uca asılır devamlı dünyada. Allah iki hedef dikmiş biri “Meluniyet Kutbu”, biri “Hidayet Kutbu”.

Sendeki bu iki duygu menfi olan “Meluniyet Kutbu”na asılır ve müsbet olan da “Hidayet Kutbu”na asılır insanın. İnsan ikilem içinde kalır dünyada. Gün olur camiye koşmak ister, gün olur “Bunca derdin içinde falan, filan…” der, meluniyet kutbuna doğru yürür. Yani iki mıknatıs bir öyle bir böyle asılır durur.

İşte yiğit olan, akıllı olan, aklını Cenab-ı Hak Celle Şanuhu’nun dediği gibi kullanır o yüzden Cenab-ı Hak diyor ki; “Aklınızı kullanın, yoksa üzerinize pislik yağdırırım.” Pislik nerede yağıyor, meluniyet kutbuna gittiğin anda yağıyor. Cehennem biletini aldın.

Gitmeden ona yakın yerlere gidersen, ikinci bir hitabı var Allah’ın; “Aklınızı kullanmazsanız üzerinize mesuliyet yüklerim, çetin hesap verirsin.” Binlerce yıl çetin hesap verirsin, bunları bilmemiz lazım. Bunun için zillet Allah dostlarının ifadesi ile kafirlikle paralel yürüyen bir yol. Allah hiçbir mümini zillete düşürmesin, düşüreceğini de sanmıyorum ama insan bir işte hangi iş olursa olsun bir işte mücadeleyi bırakırsa bu günahtır. Allah’a itimatsızlıktır. Allah onu zelil eder. İş ne kadar zor olursa olsun, şartlar ne kadar kötü olursa olsun asla Allah’tan ümit kesmeyecek. Allah’tan ümit kesmek, günahların en büyüklerinden biridir. Kim ki Allah’tan ümit kesti, birçok ameli heba olur. Allah’tan ümit kesilmez, ne olursa olsun şartlar. Senin yaptığın iş ne kadar zor olursa olsun hedef ne kadar uzak olursa olsun, kesinlikle Allah’a inanmışsın, Allah’tan ummuşsun ve orada asla fikrini bozmayacaksın. Allah asla zalim değil, asla!

“Biz zulmü nefsimize haram kıldık” diyor Allah. Kendi nefsine zulmü haram kılıyor, kendisi kılıyor bu da Levh’e yazılanlardan ve bunu yazmış.

“Ben Kulumun Zannı Üzereyim” – Allah’tan Ümit Kesmek

“Biz, her şeyi kitaba yazdık” diyor Cenab-ı Hak öyle olunca; Allah dostudur, Allah candır, Allah güzeldir, Allah cömerttir. Bu zanlarda bulunursan önün açılır. Çünkü; “Ben kulumun zannı üzereyim” diyor ayet-i kerimede.

Biz zanlarımızı şeytanın verdiği şekle sokuyoruz, nefsin verdiği vehimlerden ona libas giydiriyoruz. Böyle olunca zanlar işimizi zorlaştırıyor, ikilemde kalıyoruz.

Acabalarda kalıyoruz, ikilemler, acabalar bak şeytana kapı aralar. Nefis onun en yakın dostudur, bu da seni gaza getirir. Ondan sonra başlarsın homurdanmaya, bu homurdanmada başkaldırma olur, isyan olur, hiçbir padişah isyanı sevmez. Onun için Allah razı olsun, Allah’tan her türlü hayrı mümin umması gerekir. Çünkü Allah; “Ben kulumun zannı üzereyim” diyor.

Cenab-ı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de Ashab’ına tembihliyor; “Ey Ashab’ım, sakın ola ki” bir daha tekrarlıyor, “Sakın ola ki” bir daha tekrarlıyor, “Sakın ola ki Allâhu Teâlâ’ya karşı içiniz de iyi zan oluşturmadan ölmeyin. Sakın ola ki, içiniz de iyi zan oluşturmadan ölmeyin” diyor.

Çünkü o senin zannın üzerine ve birkaç örnek veriyor; “Biri getirilir Mahkeme-i Kübra’da Allah’ın huzuruna herkesin bir defteri varken, bunun 400 defteri var, hepsi sol eline verilmiş hepsi büyük günahlarla dolu 400 defter! Herkesin bir defteri var. Neler yapmış ki 400 defteri melekler doldurmuş! “Cenab-ı Hak sorar!” diyor bunu hadis anlatıyor, bunu Peygamber Efendimiz anlatıyor!

Sorar buna “Bu günahların hepsini sen mi işledin?”

Günahkar inkar etmez, “Evet, ben işledim.”

“Sen mi işledin?”

“Evet ben işledim. O zaman yürü bakalım cehenneme! Bu kadar günahla huzuruma geldin!”

Zaten Allah biliyor bu kadar günah işlediğini, Allah’a karşı inkar olur mu? Adam cehenneme doğru iki adım atar, geri döner Allah’a; “Ben, seni böyle bilmezdim” der.

Allah’ta günahkara; “Nasıl bilirdin?” diye sorar.

Günahkar cevap verir; “Senin rahmetin o kadar büyük ki benim günahım senin rahmetinin yanında nedir ki? Ben böyle düşündüm.”

Allah tekrar sorar; “Böyle mi düşündün?”

Günahkar cevap verir; “Böyle düşündüm.” Zanna bak kuldaki, bu cevabın üzerine Allah; “Helak edin defterlerini, cennete götürün” der. Allah’a karşı zan bu kadar önemlidir. Ama o zannı oluşturmak, böyle örnekler gösteriyor.

Bir örnek daha gösteriyor Peygamber Efendimiz insanı çok duygulandırıyor bu.

Bir adam getiriliyor diyor Allah’ın huzuruna, 80 yaşında adamın saçı sakalı ağırmış, amel defteri günahlarla dolu, büyük günahlarla.

Allah sorar ihtiyara; “Bu günahları sen mi işledin?” der.

İhtiyar “Hayır ben işlemedim” der Allah’a karşı.

Allah tekrar ihtiyara sorar; “Sen işlemedin mi bu günahları?”

İhtiyar cevap verir; “Hayır, ben işlemedim.” Allah tekrar ihtiyara sorar:

“Bu günahları sen işlemedin mi?”

İhtiyar tekrar cevap verir; “Hayır, ben işlemedim.”

Bunun üzerine Allah; “İyi o zaman git cennete” der.

Melekler bu cevap üzerine; “Ya Rabbi, biz şahidiz yazdık, çizdik bu günahları işledi.”

Allah cevap verir; “Ya meleklerim, Ben bu günahları işlediğini Ben bilmiyor muyum? Saçı sakalı ağırmış, yüzüm tutmadı, ‘Sen yalan söylüyorsun’ diyemedim” diyor. Allah’a bak, Allah’a bak! Böyle bir Rabbimiz var, biz daha ne istiyoruz ki…”

Bunun için 3 günlük dünyadır bu. Gün iyi de olsa kötüde olsa akar gider durmaz. Aynı derelerin denize aktığı gibi burada daima aklıselim, daima Sırât-ı müstakîm, daima Allah’tan gafil olmayacaksın. O ne yapıyorsa, en doğrusudur. O ne söylüyorsa, en doğrusudur. Sözlerinde en doğrusu içinde Allah’ın yaptığıdır. Biz kendi kendimize birçok bahane buluruz. Çünkü bizim aklımız, hem nefse hizmet eder. İnsanoğlunun aklı kaypaktır. Kötülüğe de hizmet eder, iyiliğe de hizmet eder. Anında, o kadar kaypaktır! Nefse de hizmet eder, ruha da hizmet eder. Bunun için akl-ı maaştan kurtulacağız, akl-ı maad olursa, nefse hizmet etmez.

Akıl orada; “Dur bakalım!” der. Eğer akl-ı maaş ise dünya aklıdır, her tarafa hizmet eder kaypaktır. Ama akl-ı maad dervişlerin aklıdır; “Orada dur!” der. Akıl o zaman nefsi dinlemez. Sonra akl-ı kül var, ondan ötede de akl-ı evvel var. Bunlar merhale, merhale açılacak şeyler.

Akıl zaten 4. makama geldiğinde; Gavsul Azam’a arkadaş olur. Yani “Hasırdan Mısır’ı görür” derler ya, o hali alır. Bu Allah’ın nazargâhı olur, bu Kâbe’yi geçer gider o; buna da biz “insan-ı kamil” diyoruz. Her derviş insan-ı kamil olabilir. Akl-ı maaştan çıkacağız, halkın aklıdır. Akl-ı maad dervişin aklıdır. Akl-ı kül, akl-ı evvel. Dört merhale.

Bunlar Allâhu Teâlâ’nın sonra insana sunacağı Furkan’lardır. Kemâlat ehline sunduğu Furkan’lardır.

Başlarken Allah nasıl yedi tane Furkan ihsan ve ikram ediyorsa, sonunda da, işte bunlar ikram edilir, ondan sonra kişi Allah’tan başkasından arınmıştır.

“Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim” olur Yunus Emre’nin dediği gibi.

Onun için Allah razı olsun ki Allah sizi seviyor. Eğer Allah sizi sevmese, hiçbiriniz burada olamazsınız. Allah dilediği için sizler buradasınız. Ve sanmayın senin gayretinle buraya geliyorsun. Sen ne zannediyorsun! Allah dilese kâinatta hiç kafir kalmaz.

Ama Allâhu Teâlâ sizi seçmiş, Allâhu Teâlâ’nın kendisi için seçtiği insanlar var, bunlarda dervişler, sofilerdir. Allâhu Teâlâ dilediği siz için buradasınız.

Sanmayın kendi gayretinizle buraya geliyorsunuz. Allah sizi sevdiği için, siz de Allah’ı seviyorsunuz. Peygamber Efendimiz sizi sevdiği için, sizde Peygamber Efendimizi seviyorsunuz. Mürşid’iniz sizi sevdiği için sizde Mürşid’inizi seviyorsunuz. Yoksa mümkün değil bütün kapılar örtülür. Onun için Allah razı olsun, bu atmosferde bu düşüncede ne yapacağız; akl-ı maaştan uzaklaşacağız. Ne yapacağız? Rabbimiz bizi seviyor, bizi mümin olarak yarattı, biz de O’nu seviyoruz atmosferinde bulunacağız.

Allah’ın kaza ve kaderine rıza göstereceğiz. Hangi işle uğraşıyorsak, o iş için kafa bozmayacağız! Niyet halisane olacak yani! Karıncanın hacca gitmesi gibi, kaplumbağanın hacca gitmesi gibi! O niyetle ya mesele yok.

Niyet amelden üstündür. Niyetimize asla şirki bulaştırmayacağız. Dünya kiri, asla ehli dünya olmayacağız.

Tamam dünyada herkese rızık lazımdır, geçim lazımdır. Allah’ta bunu beyan ediyor ama yalnız Allah’a da tapacağız. Bunların hiçbirine tapmayacağız. Çünkü; “İnsan en çok neyi seviyorsa, onun Allah’ı O’dur.” Bunu hadis-i şerif söylüyor. “İnsan en çok neyi seviyorsa, onun Rabbi odur.”

Her şeyden çok Allah’ı sevecek, Resûlullah’ı sevecek, sonraki sevgiler zarar vermez ama her şeyin üzerine Allah’ı sevecek. Çünkü seni neden yarattı düşünsene, seni neyden yarattı? Bir erkeğin sperm hücresinin boyutu bir toplu iğnenin başının on binde biri kadar. Düşünebiliyor musun? Bir toplu iğnenin başının on binde biri kadar bir spermden seni, beni, kocaman haytayı yaratmış Cenab-ı Hak.

Yani merhale, merhale, merhale yaratmış, bizi dünyaya yollamış nimet vermiş, akıl vermiş, göz vermiş. Sanki biz çok mu lazımız Allah’a? Çok mu yararımız var? Allah zaten yarara muhtaç değil ki! O her eksik sıfatlardan münezzeh.

Bizim yaptığımız her şey kendimiz için! Ne yapıyorsak kendimiz için ya buraya yazdırıyoruz ya buraya (ya sağ omuza yazdırıyoruz ya sol omuza yazdırıyoruz). Şimdi bir toplu iğnenin başının on binde biri kadar bir spermden seni yaratan Allah, seni kabirden diriltemeyecek mi?

Kardeşim her sene sıcakta yazın her şey ölüyor. Şu nebatata bak, ne ot kalıyor, ne diken, her şey helak oluyor, ölüyor. Ama Allah gökten bir su indiriyor, içine üre katıyor, sen 50 defa sula o çiçek büyümüyor ama Allah gökten bir yağmur indiriyor, o çiçek fışkırıyor. Neden? Onu gıdasıyla yolladı. Şimşek niye çakar yukarıda vitaminini oluşturur, üre oluşturur, bitkiyi besleyecek ya. Şimşeğin anlamı o ya. Şimşek ne? Meleğin elindeki kırbacı. Enerjiden onunla şimşeğin içinde enerji üretir, gıda üretir. Allâhu Teâlâ lütfeder ona yukarıdan aşağı.

Bir çimen tanesini unutmayan Allah onun gıdasını veren, seni beni mi aç bırakacak? İşte bu fikirde olacaksın.

Zikir Yapılan Yer

Peygamber Efendimiz öyle diyor; “Allah’a ibadet edilen yer veya üzerinde Allah’ı zikredilen yer, toprağın diğer kısımlarına karşı üstünlük taslar” diyor. “Bak benim üzerimde zikredildi, benim üzerimde namaz kılındı!” diye bir sevince, bir sürura girer, bir üstünlüğü olur, onun diğer toprak parçasından… Bak işte oraya nasip değil, oraya nasip, oraya gideceksin, orası sevinecek.

Onun için; “100 yıl sonra o ağaçtan hangi yaprağın, hangi yaprağın üzerine düşeceğini bilirler” diyor. Yani; senin, benim halim mi belli olmayacak? Allâhu Teâlâ; “Biz her şeyi bir kitapta yazdık” diyor. Bu Levh için.

 

———————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#akıl #dünyahayatı #nefis #aklımaas #aklımaad #nefisterbiyesi #nefistezkiyesi #nefsintezkiyesi

Devamlı İçki İçenin Hükmü Nedir? Rahmet Çeşitleri – 10 Günde Dünyada İnsan Kalmazdı – Ölmüş Birinin Yerine Hacca Gidilir mi? – Şehitliğin 3 Hükmü Nedir? – Gerçek Şehit Kimdir?

0

Devamlı İçki İçenin Hükmü Nedir?

Bak hadis var; “Devamlı içki içen puta tapan gibidir” diyor. Hüküm bu ya. Bunu söyleyen Peygamberimiz yani. Çayır kuşu çayırda, bayır kuşu bayırdadır. Karga ile güvercin bir arada uçmuyor ve hakkında hüküm var, hüküm Resûlullah’ın. Diyor ki; “Devamlı içki içen puta tapan gibidir.” Bir insan puta tapana hizmet edebilir mi? Putpereste? Bir müminse etmesi ne kadar doğru olur? Mantıkla zaten sorunun cevabını bulursun. Hz. Peygamberimiz öyle diyor, yani “Devamlı içki içen puta tapan gibidir”. Putperestir yani! Onun yüzüne, onun gözüne bakmak dahi insanın kalbini katılaştırır.

Peygamberimiz salatu selam Efendimiz diyor ki; “Bizi aldatan bizden değildir, bizim cemaatimize gelmesin.” Biz bunları zerre kadar duymuyoruz, kulağı bunlara tıkıyoruz. Ne yapıyoruz? “Aman para!” diyoruz, ha bunun dini paradır işte o zaman. “Diniküm dinariküm.” “Onun dini dinar!” diyor Peygamberimiz. Onun dini paradır işte o zaman.

Rahmet Çeşitleri -10 Günde Dünyada İnsan Kalmazdı

Allah rahmet eylesin, Allâhu Teâlâ’nın rahmeti binlerce çeşit. Bu soruyor mesela yağmur yağarken de rahmet diyorsunuz. Allah rahmet eylesin. Allah’tan gelen her lütuf, yağmur lütuftur; rahmettir. Beni fakirken zengin etmiştir, rahmettir. Ben hasta iken iyi etmiştir, rahmettir. Ben ölüp kabre gitmişim, bana merhamet eder, işimi kolaylaştırır; rahmettir.

Allâhu Teâlâ’nın Rahmet Kapısı çok fazla, rahmet çok geniş alanı kapsayan bir olay. Allâhu Teâlâ’nın Rahmet’i o kadar geniş ki, yoksa biz zaten duman oluruz ya Allah’ın rahmeti bu kadar geniş olmasa. Bir elmayı sapından tut, sok elmayı suya, nasıl kaplıyorsa su, onun gibi Allâhu Teâlâ’nın binlerce çeşit rahmeti bütün alemleri kuşatmıştır. Allah cömerttir, Allah lütufkardır, Allah affedicidir. Bunlar hep Esma zaten. Bizi günde 50 defa, 70 defa hoş görüyor. Her kabahat işlediğimize bir tane çaksa 10 günde Dünya’da 1 tane insan kalmaz. Rahmettir tabi, yağmurda rahmettir. Yağmur olmasa işte… Yağmurun detayına girmeye gerek yok. Herkes zaten biliyor ne olduğunu. Allah’ın rahmeti bir çeşit değil, bir çeşit rahmet olsa, Dünya olmazdı zaten.

Ölmüş Birinin Yerine Hacca Gidilir mi?

Bir başkasının ameli, bir başkasını asla mesuliyetten kurtarmaz. Bak ne diyor hadis-i şerifte; “Nisap miktarına birisi ulaşırda -nisap miktarına ulaşmak nedir? Yani hacca gidecek parasal güce ulaşırda -hacca gitmezse, ömründe bir defa- Diler Yahudi olarak ölsün, diler Nasrani olarak asla mümin olarak ölemez” diyor. Hadis-i şerif diyor bunu. Hiçbir anlamı yok diğer ibadetlerin, hiçbir yararı olmaz. İslam ya tümünden yaşanır ya yaşanmaz. Yani “Bu kıyısından şurası işime geldi, yaşarım, burasını yaşamam”. Böyle bir İslamiyet yok. Ya müminsin ya değilsin! Müminsen eyvallah. Yaradan’a külhanbeylik edilmez.

“Bu benim işime gelmiyor. Buraya ben para harcamam.” Para kimin ya senin mi? Mal kimin, mülk kimin abi? Ya Vehbi Koç ne götürdü ya cesedini bile yok ettiler, göğsündeki üç damla şey için. Kaç yerde Peygamberimiz diyor yani, “Senin amelin bana bir yarar sağlamaz. Ne babanın oğluna ne oğlunun babasına ne dayısının anasına, dayısının amcasına yararı yok!” diyor, Allah kaç yerde söylüyor.

Ölmüş birinin yerine nasıl gidiyorsun ki? Ne giden hacı ne öbürü hacı! O “Abes yere yermek” diyor Yunus’un dediği gibi. Şöyle hacı olabiliyorsun; sen nisap miktarına ulaşıyorsun ve ciddi bi hastalığın var oraya gidecek halin yok, risk var. Sen hayattayken birini kendi yerine hacca yollayabilirsin ve hacı olabilirsin. Ama yaşarken bak!

Peygamberimiz kızına ne diyor Fatıma; Allâhu Teâlâ’nın yarattığı en üst seviyedeki yarattığı 4 kadının da imamı. “Kızım, yaşarken nefsini Allâhu Teâlâ’dan satın al,” yaşarken “Bunu ancak yaşarken yapabilirsin. Yaşarken” diyor “Nefsini Allâhu Teâlâ’dan satın al. Öyle bir yer gelir ki ben dahi sana yardım edemem” diyor. Sen ne diyorsun abi ya, orada torpil yok!

Ha şimdi vekalet ile hacca yollayabiliyorsun, böyle bir hüküm var ama senin geçerli, ciddi oraya gidip gelemeyecek bir halin olması lazım ve o haldeyken sana nisap miktarı ulaşmış olması lazım. Bu şartlarda vekaleten kendi yerine birini hacca yollayabilirsin ve bal gibi de hacı olursun. Ama ben paraya kıyamamışım, cebimde sanki akrep var gibi, elimi sokamamışım paranın yanına, geberip gitmişim ondan sonra…

Ne diyor bak; “Nisap miktarına ulaşırda haccı tavaf etmeyen, diler Yahudi diler, Nasrani olarak ölsün” diyor. Ondan sonra çoluk çocuk benim yerime birini hacı edecek, öyle yağma yok! Yani Allah’a üç kağıt açılır mı? Ya böyle bir şey olabilir mi ya! Bu sadece budur yani. Şeydir… Üç kağıttır başka bir şey değil.

Senin şimdi ciddi bir kalp hastalığın var uçağa binsen öleceksin veya tansiyonun vuruyor ayyuka, gidebilecek halin yok. O yolculuğa dayanabilecek halin yok. O şartlarda yani zaruret hasıl olursa bir başkasını yerine gönderebiliyorsun. Sen sıhhatli iken yerine başkasını gönderemiyorsun ya da öldükten sonra yerine biri hacca  gidemez. Böyle  bir şey yok.

Şehitliğin 3 Hükmü Nedir? Gerçek Şehit Kimdir?

Şimdi şehitliği Allâhu Teâlâ bilir. Şehitlik için bak şu hükümler var. Diyor ki salatu selam Efendimiz -müminler için konuşuyor bunu, “Mümin şehit olur. Mümin olmayan şehit olmaz.”  Askerde şu şehit oldu, poliste bu şehit oldu bunlar hikaye. Bir kere kişi müminse, Allâhu Teâlâ’nın yaşa dediği gibi yaşıyorsa…

Şehitlikler iki türlü biri şehit diğeri hükmü şehit. Bir hükmü şehitlik var, bir şehitlik var. İkisi de şehitliktir, bunların derece farkları var arada.- Diyor ki salatu selam Efendimiz; “Kim ki sabah namazından sonra ve yatsı namazından sonra Amenerrasulüyü okursa, gündüzde ölse, gecede ölse şehit olarak ölür.” Birinci hüküm. Ama şart var bak, şart nedir? Her sabah namazından sonra ve her yatsı namazından sonra Amenerrasulü okuyacaksın. “Bu adam gecede, gündüzde ölse şehit olarak ölür” diyor, birinci hüküm.

İkinci hüküm; “Bir mümin Allâhu Teâlâ’nın yaşa dediği gibi yaşayan Allâhu Teâlâ’nın her emrine boyun eğen bir mümin, iç azalarından kalpten, mideden, ciğerden, böbrekten, dalaktan, iç azaların hangisinden ölürse ölsün, hükmü şehittir” diyor. İkinci hükümde bu.

Bak bunlar Allâhu Teâlâ’nın kendisi için seçtiği kullar ve Allâhu Teâlâ’nın kendisi için seçtiği kullar vardır, yatağında şehit olur. Bu iç azaların birinin arızasından gider ve bu hükmü şehittir.

Üçüncü halde tam mümindir, 4/4’lük mümindir, Allah için, namus için, vatan için, niyet bunlar. “Yok falan yeri zapt edelim, falan yerin petrolünü çalalımla” değil. Allah için savaşa gider, orda ölür ve bu da şehittir. Şehitliğin 3 hükmü budur. Bunun dışındaki niyetlerdeki kişi şehit olmaz.

Yok şehitmiş ya, ne şehidi kardeşim! Namaz yok, oruç yok, zekat yok, içki var bilmem ne…  Bilmem nerde vurulmuş, şehit! Ne şehidi ya, ya bu kadar ucuz mu şehitlik? Şehitliğin 3 hükmü var, 3 hükmü bu. Adam gibi müminsen iç azalarından ölürse şehit, Allah’ın rahmetine bak. Kişi zaten bunlardan ölür. Denizde boğulan zaten şehit, müminsen. Yıldırım düşerse şehit, müminsen. Bak depremde ölürse şehit, müminse. Yangında ölürse şehit, müminse. Bak, Allah’ın rahmetine bak! Biri evine, malına, canına, namusuna kast etti orada öldün, kişi şehit, müminse ama şart mümin olması. Eksikleri olabilir, hepimizin olabilir ama niyette müminsin, niyette Allah’ın yaşa dediği gibi yaşamaya gayret ediyorsun. Allâhu Teâlâ’nın lütufları çok o zaman.

Şehitlik hükümleri böyle işte, 7-8 paragraf halinde ondan sonra Allâhu Teâlâ insanlara soruyor. Yoksa sende namaz yok, oruç yok, vurulmuşsun orada, şehit. Nasıl şehit ya? Öyle şehit olur mu?

Bu ülkede bakın hepimiz araba kullanıyoruz 100 km.’nin üzerine çıktığımız zaman bi kaza yapıp ölelim intihar olur ve anamız bellenir, direkt cehenneme gideriz. Bak 100 km. üzerinde çünkü; bu ülkenin ne yol durumu ne yolların hali ne de milletin trafiğe uyma kuralları 100 km.’nin üzerine uygun değil. Bunu da bilelim yani onun üzerine bir kaza yapıp gidersin anamız bellenir yani.

Hepimiz aşıyor muyuz? Aşıyoruz, aşmayacağız. Bunu da bilin göz önünde bulundurun yani, ebedi güme gitmekte var çünkü intihar eden insan imansız gidiyor, ne halde olursan ol, istersen veli ol yani.

Not: Yoların kötü olduğu bir dönemde Sohbetin yapıldığı için 100 km. hız olarak verilen hız sınırı bugün için artabilir diye içtihad edilmiştir.

———————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#içkiiçmek #içkininzararı #içki #alkolik #alkolalma #alkoltuketme #alkolbağımlısı #sehidnedir #sehid #sehit #Şehid #şehit #Amenerrasulü #Amenerrasulu

“Bana Kur’ân Yeter” Demek! – Salih Rüya Nasıl Görülür?

0

“Bana Kur’ân Yeter” Demek!

Bugün kelamcıların çoğaldığı dönemdir. Bakın salatu selam Efendimizin bir hadisini davet edelim ortaya, çok şaşırtıcı bir hadis. Yani; kavraman bir anda çok zor bir hadis. Diyor ki; “Bir insan koltuğuna otururda, ‘Bana Kur’ân yeter’ derse, o Kıyamet alametidir.” Adam Kur’ân’ı güzelce öğrendi, okudu, kasıldı koltuğuna; “Bana Kur’ân yeter” demesi Kıyamet alametidir. Ve bugün, bu Kıyamet alameti çok bol miktarda var.

“Sünnet-i seniyye” Peygamberimizin koyduğu kurallar, bunlara uymak farzdır, bunlara uymamak haramdır. Allâhu Teâlâ birçok hitabında ne diyor? “Habib’ime tabi olun ki, bana tabi olmuş olursunuz.” Sen ne yapıyorsun? Bu hükmü ortadan kaldırıyorsun, Vahabiler gibi. İşte bunun da farkında olmak lazım. Vahabiler gibi bunu terk etmiş oluyorsun ve hariciyeciden oluyorsun. Yani İslam’ın dışına bir güzel çıkmış oluyorsun. Sen “Okudum, işte ben şöyle öğrendim, ben şöyle şunu yaptım, bunu ettim…” at, tut bir anlamı yok.

Bak, “’Bana Kur’ân yeter’ demesi Kıyamet alametidir.”

Muaviye (r.a.) diyor ki; “Kölenin ve cahilin eline Kur’ân verme. Onu kafir edersin.” İkinci bir hitap, şimdi bir insanda, gönül kemâlat kazanmamışsa, Nefsi Emmare’nin 30 bin hicap perdesini yırtıp atmamışsa, bundan sonra da gönlüne, hikmet bulaşmamışsa, Kur’ân’ı anlıyor mu zannediyorsunuz?

Salih Rüya Nasıl Görülür?

Anladığın bir şey var ama esas mesajını anlıyor mu? Anlamıyor. Anlamadığı şeyi “Anladım” zannederek “Bana bu yeter” diyor. Peygamberimizin kastettiği şey bu.

Şimdi Allah razı olsun. Bir ayeti çağırmaya çalışalım, anlamaya çalışalım veya bir hadisi. Hadisler, hadis-i şerifler Kur’ân’ın şerhidir, daha güzel bizim anlayabileceğimiz hale gelmiş halidir.

Daha evvel de bahsettik, böyle bir mübarek gecede bahsetmenin ecri büyük olur. Salatu selam Efendimiz diyor ki bir hadis-i şeriflerinde; “Salih rüya nübüvvetin kırk altıda biridir.” Şimdi götür bu hadisi şerh ettir, kime? Bu neye benzer biliyor musun? Şems’in, Mevlâna’ya sorduğu soruya benzer. İstediğin müftüye git, istediği zahir alime git. Aynı Şems’in, Mevlâna ile arasında geçen olaya benzer. Daha buna benzer birçok örnek var.

“Salih rüya nübüvvetin kırk altıda biridir.” Hadis-i şerif.

Bir insan, evvela salih rüyanın nasıl görülebileceğini bilmesi lazım. “Salih rüya nübüvvetin kırk altıda biridir” diyor.

Salih rüya nasıl görülür? Evvela gördüğümüz rüyalar salih rüya mı? Çünkü; insan bir salih rüya görür, bu tamamen Yaradan’dan bir mesajdır. Bir de Allah kendi dostlarına, tamamen ayıkken gönlüne mesaj yollar. Nasıl telefona mesaj geliyorsa, bir güzel “tık tık tık” bu gelir. “Dostum” dediği velilere, bu şekilde, bizim gibi günahkarlara ne yapar? Eğer salih rüyaya ulaşabilmişsek, mutluyuz.

Peki, salih rüya nasıl görülür? Bir kere bir insanın salih rüya görebilmesi için, Nefsi Emmare’nin; toprak, ateş, su ve hava; bu dört unsurdan kesin kurtulmuş olması lazım. Yeterli mi? Hayır. Levvame’den, Mülhime’den, hakiki yani katkısız, hilafsız, yalansız, Mutmain Makamı’na gelmesi lazım. Salih rüya görebilir, yoksa kesinlikle rüya salih değildir.

“Kulla, Allâhu Teâlâ arasında” diyor salatu selam Efendimiz “70 bin perde var. 30 bini zulmanidir, hicaptır bunlar. 40 bini nuranidir.”

Ancak zülmani olan 30.000 perde Mutmainne Makamı’na katkısız, hilesiz, hurdasız gelen kişilerden kaldırılır. Birinci şart bu.

İkinci şart; kişi mutlaka yatağına abdesti girmesi gerekir ve dünya kelamı konuşmadan 21 Besmele ile bir dizi yapman gerekli şeyler var. Ve ondan sonra da dünya kelamı konuşmadan, dünyayı düşünmeden Allâhu Teâlâ’nın zikriyle uyuyanların gördüğü rüya; salih rüyadır.

Burada salatu selam Efendimiz diyor ki bize -anlayana ama, ehline diyor- “Heyy, beni anlayan ümmetim, ne kadar azınlıktaysanızda beni anlayanlara bu mesajım. Bana Peygamberlik başlarken vahiy 6 ay salih rüya halinde geldi” diyor. Bu verilen mesaj. Kırk altı tane altı ay. 2’ye böl, Peygamberlik mühleti çıkıyor. 23 yıllık Peygamberlik müddeti. 1 yılda kaç 6 ay var? 2 tane. 23 yılda kaç tane 6 ay var? 46 tane! “Salih rüya nübüvvetin yani Peygamberliğin kırk altıda biridir” diyor. Peygamber kimdi? Oydu. Kendisini koyuyor ortaya. Kendisinin Peygamberliği başlarken, vahiyin 6 ay rüya halinde geldiğini ifade ediyor.

Şimdi Allah razı olsun konumuz neydi?

Adam oturur, “Kur’ân bana yeter demesi Kıyamet alametidir.” İyi de sen bu şekilde bütün detayı anlamıyorsan, sus o zaman. “Bana yeter!” deme. “Yeter!” dediğin an, iki kanatlı kuşun, bir kanadını kesmiş oluyorsun. Bu kuşun uçabilmesi mümkün değildir. Öyleyse şimdi bir insan Peygamberimizin koltuğuna oturup da veya divana oturup da; “Bana Kur’ân yeter” demiş değil. Ahlakı Kur’ân’dır, yaşamı Kur’ân’dır ama yeter demedi. Mesela Kur’ân nedir? Bütün ayetleri ile Cenab-ı Hakk’ın sözüdür. Peki Kur’ân bize yetiyor mu? Bize de yetmiyor. Niçin yetmiyor, Kur’ân’ı okuduğumuz gibi zikir de yapıyoruz.

Şimdi “Ben’i zikredin” emri var ama zikir yok Kur’ân’da. Kur’ân’ın kendisi de zikirdir ayrı konu. Ama kastettiğimiz zikir değil. Bak burada da anlama zorluğu çekersiniz belki. Kur’ân’da, “Hû Hû ya Hû, Hay Hay ya Hay, Kayyum Kayyum ya Kayyum” yazılı değil. Biz Kur’ân’dan ne yapıyoruz?

Nafile ile diyor ki, Cenab-ı Hak bir kutsi hadiste; “Kul nafile ile Bana yaklaşır. Ben’im gözüme girer, Bana yakın olur ve o gün nafile ile Bana yakın olan insanların, kaç kişi ise onlar ne kadar ise, bunların sevdiklerini dahi Ben severim. Bunların sevmediklerini, Ben sevmem. Onlara biri zulmederse, Ben kinlenirim.” Düşünebiliyor musun? Yani yıllardır hangi safta olduğumuzu bilelim, dava adamı olalım dememde haykırmamdaki olan esas, yani amaç buydu.

Kim ki nafilelerle Allâhu Teâlâ’ya yaklaşır, yaklaşır “Onlar Bana” diyor yaklaşır, “Onlar Ben’im dostum olur, kim ki onlara zulüm ederse, Ben onlara şiddetle kinlenirim, bunların sevdiklerini severim, bunların sevmediklerini sevmem”. Şimdi bakın, Allâhu Teâlâ’nın güzelliğine. Allah bunu yapıyor da, biz niçin Allah’ın sevdiğini sevip, sevmediğinden uzak durmuyoruz? Esas bize düşmez mi yani bu hal? Bize düşerken bir çoğumuz  farkında bile değiliz.

 

——————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#rüya #ruya #salihruya #salihrüya #nefs #nefsimutmain #zikir #nübüvvet

Sofilere Özel Geçmiş Kaza Namazları Ödeme – Kul Hakkından Önemli Olan

0

Sofilere Özel Geçmiş Kaza Namazları Ödeme

Bir insan kaç yaşında olursa olsun samimiyetle Allâhu Teâlâ’ya döndüğü an, müminlik ile şereflendiği an namazına, orucuna Allah’ın emirlerine sımsıkı yapışır. Uzun boylu namaz eksiği var ise bak bunların reçeteleri var, sufiler için çok daha kolay reçeteleri var.

1. YOL:  Duha Namazı: Güneş doğduktan 45 dakika sonra kılınan bir namazdır. 12 rekat Duha Namazı sadece niyetini şunu yapacaksın; “Yarabbi, geçmiş kaza namazlarıma kefareten Duha Namazı kılmaya, Allahu ekber”.

12 rekat. 2 rekatta da bir selam verebilirsin, 4 rekatta da, 2 rekatta olanı makbuldür nafilelerde. Böyle kılınan 12 rekat namaz, 15 senelik geçmiş kaza namazına kefaret oluyor. Bak, 3 sabah yaparsan yani; illa arka arkaya da şart değil, ne zaman vaktin varsa, 45 senelik geçmiş kaza namazını kapatıyorsun. Allah kolaylığı murat ediyor, bak zor bir işte değil. Namazı kapattın. Diyor ki hadis-i şerifte; “Allâhu Teâlâ ilkin kulunu namaz ile imtihan eder. Namaz tamamsa diğerlerinden kolay geçirir” diyor. Namaz dinin direği en öncelikli şey bu.  1. yolu sadece sofiler yapabilir. 1. yol  1 defaya mahsus yapılır.

2. YOL: Evvabin Namazı: Veya akşam namazlarından sonra, 2 rekat Evvabin Namazı. Bu devamlı kılınacak, Evvabin namazı. Bunda her rekatta Fatiha’dan sonra, bir Ayetel Kürsi, üç tane İhlas okunacak bu geçmiş bütün kaza namazlarına kefaret oluyor. Reçeteler var (‘. yol seçilirse ömür boyu Evvabin namazını anlatıldığı şekilde kılmak gerekir. Sofi kaza namazlarına kefaret için 2. yolu seçerse ömür boyu devam etmesi gerekir. Bu yolu sofi olman müminler yapabilir.

Kul hakkı olmaması onu selamete götürmez asla. Kul hakkı, yetmiş ikide birdir. Yani; bir dini ortaya koyduğun zaman, yetmiş iki parçaya böl, “kul hakkı” sadece onlardan biridir. Şimdi, Allâhu Teâlâ “Namaz kıl” demiş, kılmamış. Ne yapmış? Allah’a savaş ilan etmiş. Nefsi “Kılma!” demiş, şeytan “Kılma!” demiş, Allah “Kıl!” demiş nefsini ve şeytanı dinlemiş. “Oruç tut” demiş, tutmamış, şeytan; “Tutma!” demiş çünkü. Zekat vermemiş. Şeytan, “Verme!” demiş çünkü, “Hacca gitme!” demiş şeytan, gitmemiş. 

Bak salatu selam Efendimiz, -üstüne basarak söylüyorum, “Kim ki nishab miktarına ulaşırda, hacca gitmezse, diler Yahudi, diler Nasrani olarak ölsün, asla mümin olarak ölemez” diyor.

Kul Hakkından Önemli Olan

Allah’ın hiçbir emrini dinlenmemiş bu adam yaşarken kime kul olmuş? Şeytana, tağuta kul olmuş, onun için kurtuluş diye bir şey söz konusu bile olmaz. İster kul hakkı olsun ister olmasın! Kul hakkı çok önemli değil yani. Önemli de bizim anladığımız anlamda önemli değil. Allah bir güzel arabuluculuk yapıyor müminler arasında, kul hakkında.

Kul hakkı, kul hakkı, kul hakkı, kul hakkı, kul hakkı…

Evet kul hakkı ehemmiyetsiz bir olay değil ama ondan çok daha ehemmiyetli şeyler var, biz onları ıska geçiyoruz, takılıyoruz kul hakkına. Ona da takılacağız ama ondan önce takılmamız gereken şeyler var. Yani; kul hakkı olmaması kişinin kurtuluşuna vesile değil. Kişi Allâhu Teâlâ’nın “Yap” dediklerinin hiçbirini yapmamış, kime kul olmuş? Allah’a değil tağuta, şeytana kul olmuş. Amel defteri bomboş, hiç hayır yok!…

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#Allahınemirleri #nafilenamaz #namaz #ibadet #duhanamazı #duha #evvabin#evabin #evvabinnamazı #nafileibadet #gecmisnamazları #geçmişnamazborcu #kulhakkı #iman #geçmişnamazlarıkazaetme #kazanamazı #sufi