Ana Sayfa Blog Sayfa 40

Zikir Yapılan Yer

0

Peygamber Efendimiz öyle diyor; “Allah’a ibadet edilen yer veya üzerinde Allah’ı zikredilen yer, toprağın diğer kısımlarına karşı üstünlük taslar” diyor. “Bak benim üzerimde zikredildi, benim üzerimde namaz kılındı!” diye bir sevince, bir sürura girer, bir üstünlüğü olur, onun diğer toprak parçasından… Bak işte oraya nasip değil, oraya nasip, oraya gideceksin, orası sevinecek.

Onun için; “100 yıl sonra o ağaçtan hangi yaprağın, hangi yaprağın üzerine düşeceğini bilirler” diyor. Yani; senin, benim halim mi belli olmayacak? Allâhu Teâlâ; “Biz her şeyi bir kitapta yazdık” diyor. Bu Levh için.

 

—————————————————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#Levh #namaz #toprak #zikiryapılanyer

Nefsin Yönettikleri – Doğru Salavat Nasıl Olmalı? – Peygamber Efendimizin “Aliabam” Dediği Kimlerdi? – Nur’ları Taşıyan Kargo Nedir?

0

Nefsin Yönettikleri!

Bakın Era eytellezi Suresi’nde Cenab-ı Hakk diyor ki; “Senin namazın namaz değil!” diyor. Namazın namaz değil! Neden değil? “Sen fakiri hor gördün ikram etmedin.” Bu Allah’ın kelamı başka bir kelam değil yani. “Miskine ikram etmedin, senin namazın namaz değil onu hoş karşılamadın” diyor, “Senin namazını ben kabul etmiyorum” diyor.

Eee şimdi Allah razı olsun. Ötede bakıyoruz materyalist sistemin çarkında adam “Ben kazandım abi, ben şöyle yaptım abi, ben böyle yaptım abi…”, yanında çalıştırdığı insanın kanını emiyor, Avrupa’ya maça gidiyor. Bu insan olabilir mi ya? “Ama ben adamım, ben aydınım” diyor. İnsanlara tepeden bakıyor firavun gibi.

Benliğin bir ikiz kardeşi vardır, insanın egosu, canciğer samimidir ikiz kardeş gibi insanın egosu. Bunların da büyük abileri nefistir. Ağababaları da nefistir, nefis deyip geçmeyin bir insanın nefsi, yetmiş şeytan gücündedir. Şeytanın olgun bir müminin üzerinde hiçbir baskısı yok, hiçbir yaptırım gücü yok ama nefsin var.

Şimdi nefis çay ister, içeriz. Nefis yemek ister, yeriz. Nefis uyumak ister, uyuruz. Nefis karımızla yatmak ister, yatarız. Nefis dışarı çıkarken güzel tıraş ol, güzel süslen, süsleniriz. Hiç hayır demeyiz ha nefse, hiç hayır demeyiz. Daha sonra nefis işte güzel gömlek ister giyeriz, nefis işte gezinmek ister gezeriz, nefis araba ister alırız, nefis halı ister alırız, nefis alışveriş ister alırız, alırızda, alırız. Nefsin güdümü ile yaptığımız hareketleri şöyle bir göz önüne getirelim. Sonra da, Allah’ın isteklerini bir göz önüne getirelim. Biz acaba nefse mi daha çok râm olduk, Allâhu Teâlâ’ya mı?

Günde akşam oturur 3-5 saat film seyrederiz, sadece nefsin, akşam nefse hizmet ettiğimizin dörtte biri kadarda Allah’ın yoluna hizmet etmeyiz. Günde 5 vakit namazı toplasan bir saat, bir buçuk saat. Ama akşam 4 saat televizyon seyrederiz, yarım saat 45 dakikada vird çeksek, hepsini toplasan iki buçuk saat. Nefise ayırdığımız zaman on on beş saat. Eee biz kamil insanız. Ne güzel kemalat bu. Nefse; “Dur. Hayır!” demeyi bilmemiz lazım.

Kaç yerde yemin ediyor; “Nefsini Mutmain etmeyen asla cennete giremez!” diyor. Nefsi Mutmain etmeyen asla cennete giremez. Allah, Kur’ân’da yemin ederek bunu anlatıyor.

Şeriat ilmi genele hitaptır. Mesela; peygamberler şeriat ilmi ile gelir. Bütün peygamberler Kur’ân’da anlatılan 26 tane peygamber hepsi şeriat ilmiyle gelmiştir. Velayet ilmi, Peygamberimiz haricinde diğerlerinde yoktur. Yani; bir Veli’deki ilim, Ulü’l Azm peygamberlerde dahi yok, Hz. Musa’da yok, Hz. İsa’da yok, Hz. İbrahim’de yok! “Peygamberimizin ümmetinin velileri, ben-i İsrail peygamberleri ayarındadır” hadisi ondandır.  Eğer olsaydı Hazreti Musa, Hazreti Hızır’a çırak olmazdı. Hz. Hızır peygamber değil, Veli’dir. Hikmet isteyince, Allâhu Teâlâ kuluna gönderdi, Hızır’a yolladı. Buluştukları yer neresi biliyor musunuz? Kız Kulesi’nin karşıları, Hızır’la, Musa’nın buluşma noktası orasıdır.

Bir tepeden daha bahsediyor bu bir rivayet.  Bir peygamberi, bir veliye çırak ediyor Allâhu Teâlâ. “Git hikmeti ondan öğren.”  Ama öğrenemedi. Hızır dedi ki; “Ya Musa, ben senin için yüz tane konu hazırlamıştım, sen üç taneye dayanamadın, sen bu ilmi öğrenemeyeceksin, yolumuz burada ayrılıyor” dedi.

Sufiler için Allah’ın özel ikramı var onlar için. “Bunlar Mahşer’de sorgu, suale de tabi tutulmuyor.”

İşte bütün peygamberler bunu bildiği için; “Yarabbi, bizi Salihlerle et bizi Salihlerden et” diyor. Salihler işte, sufilerdir. Ama biz bu kategorinin dışındayız deyip, bu bizim için yeşil karttır deyip, zaten garantideyiz anasını satayım deyip salıvermiceğiz. Namazı namaz gibi kılacağız, orucu oruç gibi tutacağız, zikiri zikir gibi yapacağız.

Zikirde gaflete düşmeyin. Allah’ı unutarak kafa sağda solda gezerek, zikir yapmak kişiyi Allah’tan daha da uzaklaştırır. Bunu unutmayın ha. Zikiri zikir gibi yapacağız. Allah’ı anıyorsan, yüreğin titreyecek. Zaman gelir Allâhu Teâlâ gözüne yaş ihsan eder. O zaman meleklere seninle iftihar eder Cenab-ı Hakk; “Bak” der, “Kuluma, var mıdır böylesi.” Yani bu nazarla baktırmak lazım Yaradan’ı. Yani gaflet içinde dalalet içinde zikir olmaz. Yani zikire oturduğun an, Allâhu Teâlâ’nın huzurunda olduğunu bileceksin, Allah’ı zikrettiğini bileceksin. Salavat getirirken Rasullullah’a salavat getirdiğini bileceksin.

Doğru Salavat Salavat Nasıl Olmalı?  Peygamber Efendimizin “Aliabam” Dediği Kimlerdi?

Yalnız salavatta; “Ve ala alihi” kısmına çok dikkat edin, bu olmazsa, salavat salavat olmaz. “Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed.” –ali seyyidina– olmazsa, salavat, salavat olmaz.

Bir gün Peygamberimiz cübbesini örttü; “Aliabam” dedi, -Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin. “Aliaba” dedi. Salavat bunlara gider hepsine. “Ve ala ali seyyidina” demezsen, salavat özelliğini yitiriyor.

Nur’ları Taşıyan Kargo Nedir?

Salavat kargodur. Sıtk-ı sadakatle getirilen bir salavat adamın amel defterinden on in günahı siler. Artı salavat kargodur. Allâhu Teâlâ’dan nurları sana taşıyan vasıtadır. Nur’ları devamlı sana taşır durur. Salavat çok önemlidir. Nasıl Peygamber salatu selam Efendimiz Allâhu Teâlâ’nın Habib’iydi. Allâhu Teâlâ ne yaptı? O’nu, O’nun vasıtasıyla, O’nun gönlüyle, O’nun diliyle Kur’ân gibi yüce bir kitabı bize lütfetti, ihsan etti.

Her dönemde zamanın imamı var yani Resul’ü var (Gavsul Azam). Onun ayarında çok sayıda veliler var. Onu geçmiş veliler dahi var. Ondan çok daha yüksek makamlarda veliler var. Bunlarada “Sırr-ul Zaman” diyoruz. Gavsul Azam dahi onun kim olduğunu bilmiyor. Bunların gönüllerine Allah hep vahy eder.

Allah o kadar muhteşem bir Allah ki, o kadar iyi bir Allah ki; kullarını kendi doğru yoluna sevk etmek için sunduğu hizmetlerin, sunduğu lütufların haddi hududu yok. Onun için, “Bana bir adım gel, sana on adım geleyim” diyor. “Bana yürüyerek gel, sana koşarak geleyim” diyor Cenab-ı Hakk. Bunların idrakında olacağız, bunları bileceğiz. Bunları bildiğimiz zaman zaten boynumuz eğri gezeriz, kamburumuz çıkarak gezeriz. “Ben kazandım, ben başardım, ben attım, ben tuttum” demezsin o zaman. Bilirsin ki insana bir günde bir lokma, bir nebze, bir kuruş, bir yudum ulaşıyorsa mutlaka Allâhu Teâlâ’nın dilemesiyle ulaşıyor. Yoksa senin, benim gayretimle bizlere hiçbir şey ulaşmaz.

Benliği sorgulamamız lazım. Benlik, bu devrin gizli şirklerinden biridir. Peygamber salatu selam Efendimiz ne diyor; “Benim ümmetim puta tapmaz ama onlar için gizli şirkten korkarım.” Nefsin zaafları kesinlikle gizli şirktir.

Şurada bir iş vardır yapacağımız namaza da 10 dakika kalmış. Bir örnek veriyorum. Hadi şunu yapıvereyim, namaz saati geçiyor.  Ne oldu? Nefsi dinledi, nefsin zaafına düştü. Dur namazı kıl, sonra yap, yahu dünyanın işi biter mi? Şu mezardakileri kaldır daha hiçbirinin dünyada işi bitmemiştir. Hepsinin yapacağı işler vardır ama Allah’taki süre doldu. Kilometre doldu çekti gitti.

Öyleyse bu dünyanın işini sen ben mi bitiremeyiz? Öyleyse bu hırsı tamahı bırakacağız. İşte orada benliği sorgulayacağız. Benlik, benlik, benlik.

Mevlana; “Çık benlikten uzak dur, o puttur!” diyor. “Onun içinde kaldığı müddetçe sen de putsun” diyor. “Ondan ayrıl çık!” diyor.

Azmi baba da:

  Beni delil eyler kendin söylersin,

  İnip Beytullahta kendin dinlersin”

  Olsaydı bendeki gam Mecnunu müptelada,

  Bülbüller yuvamı kurardı gönülde ki tahta?

  Bana anlat aşktan, sevgiden, vefadan,

  Çook çektim inledim o beladan.”

Bunlarda naz ehli veliler. Allah’a naz yapanlar…

 

——————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#benlik #ego #Allahaulaşma #Aliabam #nur #ramolmak #Allaharamolma #Eraeytellezi 

Oruç Tutmanın Hikmeti Nelerdir? Makbul Oruç Nasıl Tutulur?

0

Oruç zaten her halükarda büyük sevap. Oruç demek, Allâhu Teâlâ oruca; “Ne vereceğimi Ben’den gayrısı bilemez” diyor. Bakın “Oruçlunun nefesi tespihtir” diyor Peygamber Efendimiz. Bugün sen uyusanda, yatsanda, gezsen de her aldığın nefes tespihtir. Yani bu Zilhicce olur, Muharrem ayı olur, başka bir ay olur. Yani her halükarda oruç Allah için yapılan tek ibadettir.

Diğer ibadetler kulun kendisi içindir. Orucu Allâhu Teâlâ’dan gayri kimse bilmiyor ne verilecek mükafatı. Sonra dünyada oruç tutanlar Mahkeme-i Kübra’da hiç susuzluk çekmez. Daha buna benzer birçok ziyade hikmeti var. Dünyada da faydası vardır. Oruç tutan insan, aç insanların halini bilir. Fakir insanların halini anlar. Zenginler bütün yıl yiyor ne isterse ama oruç tutuğu vakit aç insanların halinden anlamaya başlar. Artı oruçta şehveti kırıcı bir güç vardır. İnsan baktığı her olaya yani daha müspet bakar. Yoksa şöyle diyeyim, ben biraz açık konuşan adamım, kaba saba bir adamım gündüzde söyledim, erkeklerin büyük bir bölümü kadınlara affedersin, şehvetle bakar. Halbuki o da Allah’ın bir kuludur, o da Allah’ın yarattığı senin, benim gibi bir insandır. Yani affedersin o, sırf şehvetten ibaret değil. Bir kere bir insan veya bir ana. En büyük peygamberleri doğuran da bir anadır. O gözle bakmakla, diğer gözle bakmak arasında çok büyük farklar vardır.

İşte nefsi oruçla terbiye eden veya nefis murakabesi dediğimiz zikirle, tekbir ile terbiye eden insanlar yani onu Allah’ın nadide bir eseri olarak görür, onu Allah’ın bir lütfu olarak görür. Yani, bugünün zamanın insanı gibi o sadece bir seks aracı değil, öyle bakmaz yani. Onun için oruç her halükarda, ne zaman olursa olsun, mükemmel bir şey. Yapabiliyorsan ama oruç tutmak demek, aç kalmak demek değil, orucu dilinle, gözünle, aklınla, kulağınla, tavırların ile hepsi ile birlikte tutacaksın.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz sağlığında bir iftara çağırıldı. Her zaman acele ederdi, bu sefer çok ağır aldı. Ağır alınca zengin bir Ashaptı bu. Ev sahibi dedi ki; “Ya Resullulah, biz yiyip kalktıktan sonra oruçlu kadınlar var, yan odada onlar iftar edecekler.”

Peygamberimiz tebessüm etti, elini cebine attı, bir hurma yaprağı çıkardı; iğne gibidir onların uçları. “Onlar oruçlular mı?” dedi.

“Evet, Ya Resullulah.”

“Onlar aç kalmış eşeklerdir!” dedi. Sonra bir avuç hurma yaprağı daha çıkardı:

“Al bunu götür, dişlerin arasını karıştırsınlar, çiğ et çıkar!” dedi.

“Onlar bütün gün gıybet ettiler!” dedi. Ve ev sahibi de kadınlara:

“Şu dişlerinizi bir karıştırın!” dedi. Hepsinden çiğ et çıktı.

Bu da Peygamberimizin mucizelerinden biri. Çünkü Allâhu Teâlâ, ayet-i kerimede diyor ki; “Siz ölü kardeşinizin etini yiyebilir misiniz? Onu yiyemezsiniz, ondan tiksinirsiniz. Öyleyse gıybet etmeyin” diyor.

Gıybet etmek ölü kardeşinin etini yemek gibidir. Ve artı büyük günahlardandır. Yani görüyorum bazen birçok insan oruçluyum diyor, veryansın ediyor Ahmet’in, Mehmet’in, şunun, bunun arkasından. Yahu yazık, boşuna aç kalıyorsun! Oruç nefsi terbiye, nefsi tezkiye içindir. Yani dilinle, gözünle, her şeyinle oruç tutacaksın. Oruç sadece aç kalmaktan ibaret bir ibadet değil. Yani; bu bütün melekelerinle oruç tutturacaksın. Diyor ki Peygamberimiz:

“Oruçlunun uykusu dahi ibadettir. Oruçlunun nefesi tespihtir” diyor.

Bundan büyük bir lütuf olur mu? Yazık günah aç kalıyorsun, o eziyeti çekiyorsun ama dilinin yüzünden her şeyi duman ediyorsun.

“İnsanın iki günah kapısı vardır” diyor salatu selam Efendimiz. “İki dudak arası ve iki bacak arası.” İslam’da böyle şeyler ayıp değildir, olduğu gibi söylenir. Bunlara sahip ol, mesele yok. Ama insan olamıyor. En büyük günahlar dil ile işleniyor, en büyük savaşlar dil yüzünden çıkıyor. Halbuki ona sahip olsan. Ona sahip olanda nedir? Sabırdır. Sabır, aklı olgunlaştırır. Akl-ı maaştan, akl-ı maadda, akl-ı kül ile akl-ı evvele doğru kademeler var yani namaz gibi.  Onlar yürür gider.

 

—————————————————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#sabır #oruç #oruc #orucunsevabı #nefistezkiyesi#ibadet #Allah #Allauteala #gıybet #çigetyemek #dedikodu #kulhakkı #ibadet #aklımaas #aklıkul#aklıevvel #islam #tasavvufsohbetleri 

Dönemin Sırrıl Zamanı – Sırrı Süleyman Hazreti

0

Kulakları çınlasın cennettedir Sırrı Süleyman Hazretleri; “İçelim çayı, çekelim Hay’ı!” derdi. Çok güzel bir dosttu mübarek adam.

Hikmet ehli, Vahdet ehli Sırrı Süleyman Hazretleri akıl ermez yani. Onu tanıdığım zaman telaşlı bir şey aranıyordu da selam verdim.

“Hayırdır ne arıyorsun?” dedim.

“Allah’ı arıyorum!” dedi verdiği cevap zaten şey. “Gönlünde ara!” dedim.

“Ben zahirde arıyorum!” dedi.

Sonra iki sandalye buldu.

“Gel bakalım!” dedi.

“Bize çay getir!” dedi çaycıya.

Orada merdiven altında çay ocağı vardı. “Halim nasıl?” dedi.

“Beni aşar!” dedim

Ondan sonra, baktı baktı; “Aşmaz seni!” dedi. “Şu perdeleri bir kaldır. Sen Kula’ya mı gitmek istiyorsun?” dedi.

Rüyamda çağırmıştı Hazret, 7 kere çağırmıştı! Allah dostlarının bilmeyeceği bir şey yok. O mübarek öyle derdi; “İçelim çayı, çekelim Hay’ı.” Allah gani gani rahmet eylesin. Ölenlere yuh çekerdi o. “Yuh ulan!” derdi. “Yuh sana!”

Paşa Cami’den kaldırıp götürürlerken katılmazdı cenazesine. Hatta hatta iki tane delikanlısı olan bir adamın cenazesinde yuh çekmesi çocuklarının çok ağırına gitmiş babalarına yuh çekmesi.

“Biz de onun cenazesinde ona yuh çekeriz!” demişler. İşte Sırrı Süleyman Hazretleri ölünce bu çocuklar da dışarıdaymış. Cenazeye geliyorlar. Çok iyi ahbabımdı fakat, cenazesini duymadım, başka yerdeydim. “Yuh!” denilince tabutu kaldırıp oturup cevap veriyor:

“Ulan, baban gibi gittiysem, yuh bana, senin baban yuh gibi gitti!” diyor sonra tabutu kapatıp geri yatıyor. Hepsi bayılıyor.

“Ben baban gibi gitmiyorum!” diyor.

Muhyiddin Arabi’yi çok severdi ne zaman görse beni; “Gel Muhyiddin Arabi’den biraz anlat bana” derdi.

“Ben mi sana anlatacağım?”

Ondan sonra bunun bir dalına basardım ben. 24 saatte sadece bir tas çorba içerdi ama günde 50 bardak çay içerdi, dal gibi bir Veli idi. Allah razı olsun.

Birde hiç unutmam Ali vardı tanıyorsunuz onu;

“İlla götür beni onunla tanıştır. İlla götür beni onunla tanıştır!”

“Ya boş ver!” dedim. “Yok ille beni götür,” sonra “Tamam” dedim. O zamanlar benim arabam yok da onun bir arabası vardı. Balıkesir’e geldik. Ben biliyorum onun mekanı, gittik;

“Selamünaleyküm!”

“Aleykümselam!”

Oturduk çay söyledi bize. Şöyle baktı ona; “Sen banka müdürü müsün?” dedi.

“Evet!” dedi, kafa salladı; “Öyle bir arkadaş bulmuşsun ki Nuh’un gemisi gibi!” dedi. “O gemiye sığınan kurtulur ama sen ihanet edeceksin!” dedi.

“Yok ya!”

“İhanet edecen, oğlum sen kaypaksın!” dedi.

Aynen yüzüne böyle. Ve ona giderken de yolda söyledim;

“Dilinle hiçbir şey sorma, aklınla geçir cevabı alırsın!” dedim ve hepsini de aldı.

Hakikatten dediği oldu. İhanet etti.

“İhanet edeceksin, sen kaypaksın!” dedi.

O çok sadık görünüyordu. Ben de söyledim ona; “Bak bir iki kişi var siz kaypaksınız!” dedim.

“Yok Seyidim şöyle.”

“Ya bırak onların hepsi geçer merak etme sen.”

Ve gitti. Gençte gitti. Allah rahmet eylesin.

Bir gün yine o Mavi Belde’yi yapıyorum. 50 tane işim var. İşte demir alınacak, çimento alınacak, bir sürü iş oradan oraya koşuyorum. Paşa Cami’nin köşesini dönerken köşede burun buruna geldik bununla.

“Selamünaleyküm!” dedi.

“Aleykümselam!”

Bir Vahdet ilminden sohbet açtı ayakta. Ya mübarek ya! Dünya Meczup Veliler Kutbu düşünebiliyor musunuz? Yani bu adam da olmaz da kimde olur o anlattıkça ben bu kadar oldum. Kesti sohbeti;

“Ya Alii, dün akşam Cenab-ı Hakkı gördüm. Hz. Musa vardı yanında. Cenab-ı Hak bana dedi ki; ‘Yarın Paşa Cami’nin köşesinde dönerken Seyit Ali Efendiye rastlayacaksın dünya üzerinde cennetler var, sor ondan öğren’ dedi.” Beni kendisine hoca yaptı.

“Ne yapıyorsun sen?” dedim.

Dedi; “Allah söyledi!” dedi. Dediği yerde de karşılaştık.

“Bak!” dedi. Şimdi yalan asla konuşmaz onlar.

“Ben sana ne öğreteceğim?” dedim.

“Dün akşam Cenab-ı Hakk’ı gördüm” dedi, “Yanında da Musa vardı. Bana Cenab-ı Hak dedi ki; ‘Yarın Paşa Cami’nin köşesini dönerken Ali Efendiye rastlayacaksın, dünya üzerinde cennetler var, ondan sor, öğren!’, bana” dedi.

Kaldırdı kendi ile muhatap etti, öyle bir zattı, beni çok severdi, yalnız ne hikmetse acayip severdi. Ben de onu çok severdim, ya Allah Dostu sevilmez mi? Hele ki tanıyacaktın adamı, canını iste verir yani. Fakirdi öyle, zenginde değildi. Zaten 24 saatte bir tane çorba içerdi, para olsa ne yapacak, saat 10’dan, 10’a çorba içer. Sabah 10’da bir çorba içer, ertesi gün 10’a kadar. Adam yayan hacca gidip gelmiş gençliğinde. Beş kuruş yok cebinde, yayan çıkıyor, haccı yapıp yayan geliyor. Aşka bak adamdaki Hacı Naci Efendi’nin Efendisine intisap ediyor, Bekir Sıdkı Visali Hazretlerine. İzmir’de büyük velilerden mübarek. Bekir Sıdkı Visali Hazretleri; Kutbul Zaman.

İşte ona intisaba gidiyor çocuk 15-16 yaşlarında iken o da sohbet ediyormuş böyle müritleriyle kapıdan girince şöyle bir bakıyor; “Gel Sırrı Süleyman gel!” diyor.

Müritlerine; “İyi bakın bu Sırrı Süleyman, Sırrı Süleyman olacak bu!” diyor.

Tabii kimsenin bir şey anladığı yok. Sırrı Süleyman ne? “Dünya Meczup Veliler Kutbu” oluyor. İşte böyle bir zattı.

 

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

 

#Sırrılsuleymanhz. #zamanınsırrı #dünyameczupvelileri #velli #meczup #sırrısuleyman #Allahdostu #vahdetilmi #meczup