Ana Sayfa Blog Sayfa 42

Vahiy Kesildi mi? Hz. Musa’nın Şeytandan Aldığı Ders Neydi?

0

Birçok kişi diyor ki; “Peygamberimizin gelişi gidişi ile vahiy bitmiştir.” Bu, asla doğru bir laf değildir. Kesinlikle Nebi’lik bitmiştir, Hatemül Enbiya’dır. Peygamberlerin mühürüdür salatu selam Efendimiz. Asla başka bir kitap gelmez. Kur’ân son kitaptır. Ama Allah dostlarına vahyeder, birçok olayı vahyeder. Yoksa birçok evliya nerden biliyor, Allah bildirmezse.

Peygamber (s.a.v.) ne diyor; “Allâhu Teâlâ bana neyi bildirirse ben onu bilirim.” Evliya dediğimiz Allah dostlarına, Allah vahyeder. Yani ilham gözüne vahyeder.

Şimdi size soruyorum? Dünyada 7 milyar insan var. Şeytanın 7 milyar insandan vahy etmediği tek kişi var mı? E şeytan vahiy ediyor 7 milyar insana da, Allah dostlarına vahiy etmiyor mu? Bunu da yazın aklınızın bir köşesine.

Büyüklenmeyin asla. Tevazu içinde olun. Musa Aleyhisselam bir gün kendisinde çok ilim irfan gördü. “Acaba benim gibi bir alim var mı?” deyince Allah vahyetti; “Git şeytandan son dersini al.”

Bak bundan ibret alın. Kendisini beğendi. Bir Ulü’l AzmPeygambere, son dersini iblis veriyor. Musa gidiyor, iblisi görüyor.

İblis; “Selamünaleyküm!” diyor ona. “Aleykümselam!” dedirtecek. Der mi Ulü’l Azm peygamber? “Selam Allah’a aittir. Ya lain (lanetli)” diyor. İblis diyor ki ona, bak ibret alınacak bir söz; Musa son dersini alıyor, hani kendini beğendi ya. İblis ona şunu diyor; “Ben, ben, ben deme benim gibi olursun!”  Bak, çok güzel bir ders.

Gerçek müminlerin hali tevazudur mümine karşı ama kafire karşı değil. Çünkü Allâhu Teâlâ birçok ayette diyor ki, “Ancak müminler kardeştir.” Senin annenin doğurduğu Allah’ın ipine sarılmamışsa, o senin hiçbir şeyin değil.”

İbrahim Aleyhisselam’a ne dedi Cenab-ı Hak?

Babası Azer, put yapıcısıydı. Babası için “Bir dua edeyim” dedi. “Ya İbrahim, o senin hiçbir şeyin değil. O bir kafir. Ancak müminler kardeştir.” Öyleyse ne yapacağız? Birbirimize merhamet edeceğiz. Birbirimizi seveceğiz, benliğe girmeyeceğiz, benlik puttur, benlikten uzaklaşmak lazım. Mevlana’nın bu yönde çok tembihi var.

 

———————————————————————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#vahiy #vahy #benlik #ego #kibir #bencillik #mümin #Hz.Musa

Ölüm Nasıl Gerçekleşir? Ölümden Sonra Neler Olur?

0

Salatu selam Efendimiz diyor ki; “Siz çok uzun bir yoldasınız Mahşer’e kadar. Dünya hayatı yolda verdiğiniz küçük bir moladır.”

Cennette mutlu mu olacaksın, ebedi cehennemde mutsuz mu olacaksın, bunu dünya hayatı belirliyor. Yani burada dikkat edeceksin.

Burada Allah’ın zaman dilimine göre çok az dakikalarda kalıyoruz. Dünya’nın 1000 yılı Cenab-ı Hakk’ın 1 günüdür. 10 asır geçecek, 1 gündür. Konu o değil. İnsan buraya gelir, üç beş dakika Cenab-ı Hakk’ın zamanına göre yaşar. Ölüm dediğimiz o muhteşem şey gelir, insan nefsi, ruhu da ölmez, insanın topraktan gelen bedeni ölür, toprağa döner.

Ve size bugüne kadar anlatılan kabir azabı; şudur, şöyledir, kabirde insanlar şöyle yanar, bunlara asla inanmayın, bunların hiçbirinin aslı yok. Ben size hepsini anlatacağım.

Kabirde sadece 41 gün kalınır. İnsanın nefsi sadece 41 gün kalır. 42’inci gün terk edilmiştir kabir. Peki ölüm nedir? Salatu selam Efendimiz ölümü şöyle beyan ediyor bize, “Nefsini tezkiye eden bir mümin için dünyadaki en büyük ödül ölümdür.” Çünkü bu mülk âlemi, has mümin, nefsini tezkiye eden mümin ölüm ile buradan çıkar kurtulur.

Ölüm nedir peki? Hz. Azrail’i herkes bilir, Azrail gelir can alır, kime sorsak, “Can alır!” der. Can nedir? Azrail nasıl alıyor bunu? İnsan vücudunda 200 milyar değişik hücre vardır. İnsanın beyninde 6 trilyon hücre var; alyuvarlar var, şu var, bu var, bir sürü şey var, sinir sistemi var. İnsan vücudu, aynı televizyon gibi elektrikle çalışır. İnsan vücudunda değişik 200 milyar hücre var, o diğerlerinden farklıdır. Bunların hepsinin içinde minyatür minik jeneratörler vardır. 200 milyar hücre; gece gündüz senin bedeninde elektrik üretir, evet elektrik üretir.

İnsanın kalbi T dalgalarıyla çalışır. Gidin tıp dünyasına danışın, bunları size söyler. Bu T dalgaları kesilsin, kalp krize girer, kan basmaz, damar tıkanır, bir sürü şey olur.

İnsanın karaciğeri B devreleri ile çalışır, bu hücrelerin ürettiği enerjidir bu.

İnsanın her organı için değişik enerji miktarı üretilir, aynı üretimledir bu, bu elektrik gibi değil ıslak yer enerjisidir.

Cenab-ı Hak, insanın bütün vücudunu bu hücrelerin ürettiği enerji ile çalıştırır. Hz. Azrail veya ekibi geldiği zaman ölüm anı; normal bir ölümse bir kazada parçalanmamışsa, o enerjinin üretimini kapatır. Nasıl bir pil biterken kızarır, söner, yok olursa, insan ölümü bu şekilde gerçekleşir.

İlkin insan vücudundan nefis çıkar, tepeye doğru döner, solunda yer tutar. Arkadan ruhu çıkar, eğer sen derviş olarak 21’inci Sır Makamı’na gelmediysen arkadan ruh çıkar, sağ tarafta yer alır. Bedenin; biri sağında, biri solunda yer alır, ölümdür bu.

Ruhun seyyalevi bir bağı vardır, Hz. Azrail ruhun bağını keser, çeker götürür. İndi İlahi’ye kadar götürür. Oradan öteye Cebrail’de geçemiyor. Oradan öteye ruh kendi gider Cenab-ı Hakk’a. Kim kaldı ortada? Sen kimsin? Nefs. Bu beden ne? Bu dünya için çürüyecek. Sonra senin bedenin yıkanır, hazırlanır, mezara konarsın. Nefis ortalıktadır, millet çekilir, hoca talkım verirken, Münker ve Nekir gelir, o nefsi mezara, cesedin yanına indirir. Ceset canlanmaz, yanlış anlamayın, ceset öldü artık bir daha canlanmaz. Nefsi indirir mezara. Bir televizyonu açtığın zaman ekranda nasıl bir manzara, film seyrediyorsan, mezar boşluğunda tam 41 gün, 15 yaşından ölümüne kadar olan her şeyin filmi çekilmiştir. Her şeyin, aldığın nefesin filmi çekilmiştir. Tam 41 gün sana o filmi seyrettirirler. Yani sen kendi filmini seyredersin, en ufak detaya kadar filme çekilmiş.

Mahkeme-i Kübra’da insanların eline verilen defter, filmdir. Onu şöyle bir kaba koyarlar. Mahkeme-i Kübra’da dağıtılır onlar, 41 gün mezarda senin nefsin o filmi seyreder. Sen kendi kararını, kendin verirsin zaten. Neler yapmışsın, neler yapmamışsın. Bütün detay o filmdedir. Ve adam küfürle geçirmiş, kötü geçirmiş.

Film bittiği an melekler buna der ki; “Ey kafir! Allah sana uzun bir hayat verdi. Allah sana nimet verdi. Allah sana akıl verdi ama bak işlediğin amel tamamen nefsani ve şeytani.” Altına kırmızı mühür vurur o filmin. Kırmızı mührü yediğin an, bil ki kişinin gideceği yer; cehennem. Eğer kişi, Allah’ın istediği gibi mümin, film orda seyredilir, melekler derki; “Ey mümin kardeş, sana müjdeler olsun, Allah sana rahmet etti, Allah senden razı.” Ona da yeşil mühür vurur. 41’inci gün.

Ondan sonra ister kafirin ister müminin nefsine der ki; “Hadi bakalım yerine git, Âlem-i Berzah’a.”

Fakat mezarda biliyor nereye gideceğini. Kafirlerin her geçen gün endişesi artar Mahkeme-i Kübra yaklaştıkça. Müminse sevinç içinde, zaten rahat cennete gideceğini biliyor. Yani; ölümle 41 gün içinde nereye gideceğini biliyorsun. 41 gün sonra mezarda hiçbir şey yoktur.

Bir tek senin tohumun şu bel kemiğinde, omurganın en alt kısmındaki kemikte, mercimek kadar insanın cevheri vardır. İnsanın ikinci yaratılışı ondan olur. Toprak altında büyür insan.

Çok uzun aslında bir ayda anlatmam gerekeni ben özet yapıyorum. Çünkü o kadar zamanımız yok. Özet, özet, özet. Küçültüyorum 50 defa.

Allah, Dünya üzerine erkek menisi gibi bir yağmur yağdırır. Her şey çürür, o çürümez. O bir bitki tohumu gibi patlar. İnsanlar anadan doğma oluşmaya başlar toprağın altında.

O ana kadar mezar boştur, bir şey ifade etmez. Nefis Âlem-i Berzah’tadır. Ve sonra nefisler bırakılır. Kıyamet’ten sonra insanlar kaldırılırken, her nefis kendi bedenini bulur. Bunlar çok uzun.

Nefis; Âlem-i Berzah’a gider ama Âlem-i Berzah’a giden nefis, Âlem-i Berzah’a dönüşte tezkiye olmamışsa, vay haline. Orda ne ibadetin, ne tövbenin, ne istiğfarın, ne şunun, ne bunun faydası yok. Bu uzun yolculukta ne yaptıysak, bu dünya üzerinde kayıp veya kazanç bu dünyada. Onun için bunlara dikkat edeceğiz. Ölüm güzel bir şey, ölüm ödüldür, cehennemden çıkıştır, zindandan çıkıştır mümin için. Ama gideceğin yeri mamur ettiysen, etmediysen oraya gitmek istemezsin.

Onun için namazı ne yapacağız? Allâhu Teâlâ’nın emrettiği gibi vesvese yapmayacağız. Vesvese nefsin gezmesidir, o salat-ı nefstir. Hele bir dervişin hiç kılmaması gereken bir namaz. Ha bu zor bir mücadeledir nefisle olan. Ama nefis tezkiye olmazsa ötelerde işimiz çok zor olur.

Nefsimize de namaz kıldıracağız, nefsimize de zikir çektireceğiz. Artık vakti geldi. Eğer öyle olmasaydı hepinizin Kur’ân, İncil, Tevrat, Zebur artı iki kademe daha ilminin olması gerekirdi. Ha zor bir zaman dilimi.

Salatu selam Efendimiz diyor ki; “Benim zamanımda İslam’ın hükümlerinin, 10’da 9’unu yapıp, 1’ini terk eden helak olurdu. Ama öyle bir gün gelir ki insanlık dalalete düşmüştür. O günlerde de İslam’ın hükümlerinden, 9’unu terk edip, 1’ini yapan kurtulur” diyor. Bizim için böyle müjdeler var. Ama buna rağmen ne namazı ne zikri, kafa orda burada gezerek yapmayacaksın. Eğer benim dediğim gibi namazı da dosdoğru kıldırırsak, zikri de nefsimize çektirirsek hiç vesvesesiz dünün Mevlana’sı ne ise, bugünün Mevlana’sı olursunuz. Dünün Yunus’u ne ise, bugünün Yunus’u olursunuz.  Bundan hiç tereddütünüz olmasın.

İşte ölüm yolu budur kardeşlerim. Ölüm mümin için kötü bir şey değildir. Nefsler Âlem-i Berzah’a gitmeden kesinlikle ve kesinlikle tezkiye olması lazım. Çünkü Allâhu Teâlâ’ya Âlem-i Berzah’tan bunları çıkarırken yemin ettiler; “Tezkiye olacağız!” diye. Cehenneme rehin olarak geldi her nefs. Eğer geldiği gibi tezkiye olmadan giderse, vay onun haline. Çünkü cehennem zor bir yer. “Bir insanın bedeni Mekke ile Medine arası kadar olur” diyor hadis-i şerif, çok azap duysun diye. “4 metre 90 santim olur derisi, böyle 70 deri atar günde” diyor. O diyor ayet-i kerimede “Kaynamış irinle imdat olur, zakkumla imdat olur.” Yani; şurada üç günlük dünya hiçbir şeye değmez. Onun için Allâhu Teâlâ’nın ipine sımsıkı sarılacağız. Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yapmayacağız. Gezerken, tozarken Rabb’imizi zikredeceğiz. O’ndan gafil olmayacağız. Allah dostları üç saniye Allah’ı unutsun, bedenini cenabet görüyor, gidiyor boy abdesti alıyor.


————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#ölüm #alemiberzah #berzah #cehennem #ölenbeden #kalp #tdalgaları #karaciger #beyin #bedenelektriği #bdevreleri #elektrik #titreşim #insanbedenindekielekrik #hücre #ruh #mezardakihayat #41gün

18 Bin Âlem Hakkında Ne Biliyorsunuz? – Vicdan Azabının Manevi Yönü – İmam-ı Azam Neden, “Vallahi Cehennemliktim!” Dedi? – Nefis Tezkiyesinin Reçetesi- 7 Tane Âlem Nedir? – Namazda Ve Zikirde Gaflet – Dosdoğru Namaz Nasıl Kılınır? Neden Namazı Dosdoğru Kılamıyoruz?

0

18 Bin Âlem Hakkında Ne Biliyorsunuz?

Bu akşam inşallah, bizim hepimizin bir dönüm noktası olacak bir gecemiz olacak. Bu gece anlattıklarımı mutlaka hafızalarınıza kaydedin. Mutlaka bunun farkına varın.

Şimdi seyri sülük yolu çok önemli bir yol. O kadar önemli ki Allah’a imandan sonra nefis tezkiyesi, Allah’a imandan sonra kâinattaki en önemli şey. Yani; hiç tezkiye olmayan insanın cennete girmesi hiç kabil ve mümkün değil. Hiç mümkün değil. Yani istersen günde bin rekat namaz kıl, istersen her gün üç defa Kur’ân hatim et, kesinlikle söz konusu bile değil cennete girmesi. Çünkü niçin? Nefis tezkiyesi yok. Namazı kalıp kılıyor. Bu kalıbın kıldığı namaz insanı ne cennete götürür ne cehenneme. Bu kalıp dünyanın kalıbı toprak bu, çürüyecek. Bunun bizi ulaştıracak hiçbir yeri yok. Sonra döneceğiz o konuya.

Muhakkak bu anlattıklarımızı repertuarınıza kaydedin. Bu kitapta şurada burada bulacağınız bir bilgi değil, bir yerden duyabileceğiniz de bir bilgi değil. Bu Allah’ın lütfudur, bu hikmettir, bu yedi Furkandan dördü, beşidir.

Kısaca seyri sülük yoluna da dokunalım. İnsan Mürşit’e gider, Allah bütün günahlarını alır, akalidde tutar, yola sadıksa onların hepsini sevaba çevirir, sağına kaydeder. Allah’ın cömertliğine bakın. Yedi Furkandan biri. Allah; sufi, Mürşit’e gittiği anda 14 derece verir kalbine, kişi Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmaine, Radiye, Mardiye, Safiye 7’inci makama ulaşır. Nefis, her makamda, her makam atlamada 7 derece alır, kalp bir derece alır. Mürşit’e gittiği zaman, Allah’ın verdiği Furkan’lardan biri kalbe; 14 dereceydi, 7’inci kat semavatta yani; 1’inci seyri sülükte 7 tane Allah’ın Esma’sında 7 derece daha alır. Bu eder 21.

21. Son Sır Makamı’dır ve bu “İndi İlahidir. Yani; Allâhu Teâlâ’nın emanetini, O’na iade etme yeridir. Şimdi Allâhu Teâlâ’nın bize en büyük lütfu kendi ruhundan bize üflemesidir. Eğer Allâhu Teâlâ bize kendi ruhundan üflemeseydi, hepimiz birer firavun olurduk.

Mesela 18 bin âlem, bu Dünya gibi daha 18 bin Dünya var. 18 bin Dünyada insan var. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz 18 bin âleme gitti. Kur’ân 18 bin âleme gitti. Şimdi bakın burada çok güzel bir ifade var ama, beyinlerimiz gönüllerimiz uyanmıyor.

Diyor ki Allâhu Teâlâ; “Ya Habib’im, seni âlemlere rahmet olarak gönderdim.”

Bak şimdi, “Dünya”ya demiyor! “Dünya insanına” demiyor bak! “Seni âlemlere rahmet olarak gönderdim”. Hangi âlemlere? 18 bin âleme. Yunus diyor ya; “18 bin âlemin Mustafası adı güzel kendi güzel Muhammed.”

Resûlullah aynı tarihte, aynı zamanda 18 bin âleme gitti ve 18 bin âleme Allah, Kur’ân’ı vahyetti. Yani burada aslında gizli bir şey yok.

Allâhu Teâlâ diyor ya; “Ben apaçık ortadayken gizliyim” diye. Bakın Allah’ın hitabı ne kadar belli. “Ya Habib’im, seni âlemlere rahmet olarak gönderdim.” Âleme değil, âlemlere rahmet olarak gönderdim.

Vicdan Azabının Manevi Yönü

21. Sır Makamı. Allah bize kendi ruhundan üfledi, o ruh kişinin birinci derecede Mürşit’idir içindeki ruhudur Allah’ın üflediği. O ruh, daima kötülükten rahatsız olup iyilikte sevinir. Vicdan azabı dediğimiz şey; bir insan bir kötülük yaptığı zaman ruh vücuttan çıkar, tepesinin üzerine dikilir ve ona azap eder. Vicdan azabı olarak kişi hisseder bunu. Yani; ruh Allah’ın ruhundan tertemiz bir şey olduğu için, o bizi bu dünya hayatında birçok kötülükten engelliyor. Eğer o ruh bize üflenmemiş olsaydı. Allah’ın boş işi yoktur! Dünyadaki herkes birer firavun olurdu. Bir tane secde eden, bir tane iman eden adam olmazdı. Çünkü; nefis, şeytanın dostudur ve birinci derecede bizi orta standartlarda yani kafir olmaktan, küfre girmekten, Allah’a baş kaldırmaktan koruyan birinci Mürşit, ikinci; içimizdeki ruhtur. O da 21’inci Sır Makamı demin dediğimiz. 1’inci seyri sülükte; 7 tane âlem vardır. Mutlaka bu 7 âlem yaşanır 2’inci seyri sülük yoluna girebilmesi için. Bu 7 âlemden biridir, son “Sır Makamı; 21’inci Makamı”dır, buna “İndi İlâhi” denilir.

Orada Allâhu Teâlâ’nın emanetini mutlaka Allâhu Teâlâ’ya iade etmek gerekir. Yoksa, Azrail cebri alır ve sen sorumlu kalırsın. Şimdi dönelim nefsimize. Nefisler, Kalûbela’da Allah’a yemin ettiler. Dediler ki; “Yarabbi, senin adına yemin olsun ki biz, dünyada tezkiye olacağız, bizi Dünyaya sen yolla, emin ol yani bizden biz senin adına yemin ediyoruz ki Dünyada tezkiye edeceğiz kendimizi.”

İmam-ı Azam Neden “Vallahi Cehennemliktim” Dedi?

Nefis Tezkiyesinin Reçetesi

Allah kaç tane ayette; “Nefsini mutmain etmeyen, nefsini tezkiye etmeyen katiyetle cennetime giremez” diyor. İmam-ı Azam 500 rekat nafile namaz kılarken diyor ki; “Vallahi billahi, İmam-ı Azam, Cafer-i Sadık’a intisab etmeseydi cehennemlikti” diyor.

Tek reçetesi zikir. Nefis tezkiyesinin tek reçetesi zikir. Allâhu Teâlâ’da bu nefislerin yeminine karşı bütün nefesleri cehenneme rehin olarak Dünyaya yolladı.

Dünyaya gelen Abdülkadir Hazretlerinin de nefsi, Harrani Hz.’de nefsi, Emir Sultan Buhari Hazretlerinin de nefsi, seninde benimde, hepimizin nefisleri cehenneme rehin olarak geldi dünyaya.

Allâhu Teâlâ nefislerin azgınlığını biliyordu. “Sizi cehenneme rehin olarak dünyaya yolluyorum, tezkiye olursanız dönüşünüz cennet, olmazsanız dönüşünüz cehennem” dedi. Burada söz verip Allah’ın adına yemin eden nefisler, dünyada %99’u caydı, münafık oldu. Ve bu münafık olanların içinde %70, %75 namaz kılanlar var, hacca gidenler var, zekât verenler var. Hiçbir şey ifade etmiyor bak. Niçin izah edeceğim.

Nefisler orada Allah’a yemin etti. Burada tezkiye olmaktan uzaklaştı. Ve Allah’a verdiği sözde durmadı. Allah’a yeminle verdiği sözde, Allah’a yemin ederek, “Sana söz veriyorum” diyen nefis, dünyaya geldi, tezkiye olma yoluna girmedi, zikir yoluna girmedi, bir Mürşit’e tabi olmadı. Allah’a yemin verdi, söz verdi ve caydı dünyada. Ve namaz kılıyordu ama bakın Allâhu Teâlâ ne diyor ayet-i kerimede; “Vay ki o gaflet içinde namaz kılanların haline ki onlar ebedi cehennemde kalıcılardır” diyor. Vay ki o gaflet içinde namaz kılanlara, onlar ebedi cehennemde kalıcılardır.

Peki; “Salat-ı Nefs, Salat-ı Cisim, Salat-ı Kalp, Salat-ı Ruh” hangisini kılıyoruz? Bilmiyoruz. Eğer bir derviş, bak en önemli unsurlardan bu, namaz kılarken yalnız bedeni kılıyor, nefsi de onunla kılmıyorsa asla tezkiye olmaz. Başlangıç Tekbir’i “Allahu ekber”, bunun farkında mısın?  Nefiste seninle farkında.

El bağladın, SübhanekeFatiha okurken, “hop” kafa kaydı kasaya, tasaya nefis çıktı namazdan, sadece ceset kılıyor, hiçbir anlamı yok. “Küt” gezdi, tozdu geldi, nefis namazda değil, o nefis, bak o bedenle namaz kılacak. Nefsin tezkiye yoluna girdiğinin farkına varmanın birinci derece önemi bu. 

Elhamdülillahi Rabbil âlemin” dedik. Bakın, Tevrat’ta; “Elhamdülillahi Rabbil âlemin” vardı. Zebur’da; “Errahmanirrahimvardı. Daha sonra İncil’de; “Maliki yevmiddin” vardı. Kur’ân-ı Kerim’de; “İyya kena’budu ve iyya kenestainekadar dördü de var, dört kitap.

Şimdi kul, “Elhamdülillahi Rabbil âlemin” dediği vakit Allâhu Teâlâ’ya, âlemlerin Rabb’ine, sırf bu Dünya değil, 18 bin âlem var, aynen insanların yaşadığı, Âlemlerin Rabb’ine yalnız camidekilerin, namaz kılanların değil kafirinde, münafığında, putperestinde, bütün mahlukatında.

“Elhamdülillahi Rabbil âlemin” Âlemlerin Rabb’ine hamd ettiğini bilerek; “Elhamdülillahi Rabbil âlemin” diyorsa Cenab-ı Hak anında yanındaki meleklere der ki, “Bak, kulum ne kadar doğru söylüyor.”

Eğer “Elhamdülillahi Rabbil âlemin” derken kalp, gönül, kafa orda buradaysa Cenab-ı Hak hemen der ki; “Ey dil, sen yalancısın, diğer azalarına da ihanet ediyorsun” der. Allah’tan azar işitir. Allah, o namazı paçavra gibi başına çalar. İşte Allâhu Teâlâ’nın ayet-i kerimede dediği; “Vay ki, o gaflet içinde namaz kılanların haline ki onlar cehennem ateşinde ebedi kalıcılardır.”

Geldik ikinci ayete; “Errahmanirrahim” ne demektir?

Errahmanirrahim”; Allah’ın isimlerinden o muhteşem isimlerinden iki tanesi. “Errahmanirrahim” derken Cenab-ı Hak, “Rahman” ismi ile dünyada adaletle tecelli etmez. Cenab-ı Hak hikmetlerle tecelli eder. Adalet ile tecelli etseydi bu dünyada, bir haftada insan kalmazdı. Suç işleyen “küt giderdi, “küt giderdi. Mühlet tanıyor. 

Birde “Sübhanallah”, Allah’ın hiddetini yatıştıran isimlerindendir. “Er Rahmanir Rahim”, “Rahman” ismiyle bu âlemde yani mülk âleminde her şeyi rızıklandıran, her şeye şefkat eden, her şeye hayat veren, hayatını çizdiği süreye kadar mühlet veren.   Rahim ise Mahkeme-i Kübra’da:

Esteizubillah”; “Ve menya’mel miskale zerretin hayren yerah, vemen ya’mel miskale zerretin şeran yerah.” Miskale; zerrenin hesabını soracak olan.

Eğer; “Errahmanirrahim” derken bunun farkındaysak Cenab-ı Hak der ki meleklere; “Kulum ne kadar doğru söyledi.” Değilsek; “Ey dil, sen yalancısın” der.

Sen diğer azalarına da ihanet ediyorsun. “Maliki yevmiddin.” Üçüncü ayet. Bunlar; İncil, Tevrat, Zebur’da geçmişti.

“Maliki yevmiddin”; hemen Mahkeme-i Kübra’yı gözüne getirecen, bütün ümmetlerin oraya toplandığını, bütün peygamberlerin oraya toplandığını.

Peki, neresi burası? Merkezi Şam. Şam’ın civarında halkalar halinde ve bütün ümmetler toplanmış din gününün sahibi, büyük mahkemenin sahibi derken, bunun gene farkındaysan, Cenab-ı Hak der ki:

“Bak kulum ne kadar doğru söylüyor.” Bunun farkında değil de kalp, kalp değil gezen nefis, nefis namaz kılmıyor, sen bedenle kılıyorsun. Beden dünyada çürüyecek olan şey, bu seni ne cennete ne cehenneme götürür.

Nefisler yemin etmişti tezkiye olacağız diye. Ee olmadı. Bu ceset namaz kılarken nefis orada burada.

“İyya kena’budu ve iyya kenestain” dördüncü ayet. Kur’ân’da dördü birden geçer. “Ya Rab, yalnız sana kulluk eder, yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz”.

Çok kısa özet olarak. Bunun farkındaysan Cenab-ı Hak der ki; “Bak kulum ne kadar doğru söyledi.” Farkında değilsen; “Ey dil sen yalancısın.” Eğer bu dört ayette yalancılıktan suçlandıysan, o namaz başına beladır. Bir hadis-i şerifinde Cenab-ı Peygamberimiz diyor ki; “O namazlar ki onlar onların başına apaçık beladır.” Apaçık beladır. Cenab-ı Hak’ta; “Vay ki, öyle namaz kılanlara, onlar ebedi ateşte kalıcılardır” diyor.

Burada nefis, seninle birlikte namaz kılıyorsa, Bak! Nefis bunun farkındaysa, nefis, seni orda burada serçe kuşunun daldan dala atladığı gibi gezdirmiyorsa, sen namaz kılıyorsun. Peki bu kadar mı? Bu avam için. Zikir ehli için devam eder.

“İyya kena’budu ve iyya kenestain, ihdinas sıratel mustakim.” “Sırât-ı müstakîm” ne diyor? Allah’a giden dosdoğru yol. O yolda yürürsün, o yolda yürürken bir yere kadar yani; dünya hayatındayken yürüyorsun ve ölüm denilen o güzel şeye, o muhteşem şeye geliyorsun. Önünde Peygamber, Ashap, Veli’ler, Mürşit’ler, dervişlerle Mahkeme-i Kübra’da, Allâhu Teâlâ’ya doğru yürüyorsun.

“Sıratellezine en’amte aleyhim” dediğin zaman; yani nimet verilenler. Kimler? O peygamberlerin arkasından Mahşer’e yürüyenler. Dervişin bunu da göz önünde bulundurması gerekir.

Ve gayril mağdubi aleyhim veleddallin.” Yani; o nasipsiz, o kafirlerden etme bizi. “Amin” deyip, Fatiha’yı bitiriyoruz. Fatiha; ümmül Kur’ân’dır. Kur’ân-ı Kerim’in kalbi gibidir. Diğer kitaplarda tamamının bulunmadığı bir lütfudur Cenab-ı Hakk’ın bu ümmete.

Namazın baştan sona gerek zammı sûresinde, gerek zikir kısmında; “Allahu ekber” zikirdir. “Semi allahülimen hamideh” zikir kısmı, ondan sonra rükûda söylenen zikirdir, secde de söylenen zikirdir.

Bütün Allah dostları; “Namazın zikir kısmı, diğer kısmından üstündür” diyor. Zikir Allah’ın Zât’ıdır. Kur’ân-ı Kerim’in çok büyük bölümleri, kendi adı anılmayanlar sözüdür. Yani; bir bedende baş neyse, ibadetlerde zikir, budur. Bunu zaten biliyorsunuz.

Şimdi, eğer namaz böyle kılınmıyorsa, lambur lumbur kılınıyorsa kişi; münafıktır. İsterse 47’inci dersi çeksin. Çünkü niçin? Ya vird çekiyor, vird çekiyor, vird çekiyor, vird çekiyor, dersi yükseliyor, 1’inci seyri sülük bitiyor ama daha namazı gereği üzere kılamıyoruz. Nefis geziyor, nefis tezkiye değil, nefis kafir. Nefis bu âlemin malı değil zaten, nefis Berzah’ın malı. Yemin Ettik, söz verdik Allah’a ama nefsi tezkiye edemedik. Niçin? Zikirde de aynı, zikri adam gibi çekseydik kesinlikle nefsimiz tezkiye olacaktı. Zikirde de nefsimiz geziyor.

Gözümüzü kapatıp, Resûlullah’ın Ravza’sına kilitleyipte kendimizi, onun Nur’una kilitleyip, zerre kadar taviz vermeden tesbihi çekseydik, namazı da dosdoğru kılardık. Ama bunu yapamadığımız için ve o dersin getirisi olan şeylerde gelmiyor, gecikiyor.

Peki dersin getirisi neydi? Şimdi buraya anti parantez verelim, gene döneceğiz bu konuya.

7 Tane Âlem Nedir?

Şimdi 1’inci seyri sülük, “Kahhar” Esma’sıyla kişi, 7’inci kat semavatta, yedi tane âlem yaşar. Bir Altın Kapı’dan geçer. Şuranın içini nasıl görüyorsan, öyle net görürsünüz, görmeniz lazım. Geçer. Seni görevli melekler alır. “Ey Allah’ın dostu, sana müjdeler olsun ki Allah sizden memnun buyrun, sizi misafir edelim.” Götürür “Zikir Hücresi diye bir yere. Zikir Hücresi denilen yer hücre değil, çok geniş muhteşem bir yer. Orda oturursun bir zaman, orda zikredersin Cenab-ı Hak’ı isteyerek, bilerek şuurlu olarak.

Sonra seni “Huzur Hücresine götürür. Orda, Huzur namazı kılarsın. Hacet namazı da kılabilirsin.

Üçüncüsü Sidre’dir, meleklerin hacc yeridir, camidir bu, gümüşten yapılma. 500 senelik kadar bir minaresi vardır. Orayı tavaf edersin. Meleklerin hacı olduğu gibi hacı olursun.

Dördüncüsü; demin anlattığım “İndi İlahidir”, Son Sır Makamı’dır. 21’inci Son Sır Makamı’dır. Allah’ın emanetini Allâhu Teâlâ’ya iade etme yeridir.

Beşincisi; Kudret Denizi’dir.

Altıncısı; Sidre’dir (Sidre-i Münteha- Sidre Ağacı). Mutlaka görülmesi lazım. Sidre-i Münteha, Sidre Ağacı. Her yaprağı Dünya’yı böyle lahana gibi sarar. Böyle hiç kimsenin Allah’tan gayrı kimsenin bilemeyeceği kadar dal, yaprak var. Hazreti Cibril’in de Makamı onun bir budağıdır. (Cibril (a.s.)’ın Makamı olan Budak) 70 bin senelik yol kadardır.

Yedincisi de; “Kevser Havuzu’dur. 

“Esteizübillah”; İnnâ a’taynâ ke’l-kevser. Fesalli li-Rabbike ve’nhar. İnne şâni’eke huve’l-ebter.” Bu yedi âlemi yaşar kişi.

Sonra ikinci seyri sülüğün 1’inci makamı; “Fenâfilllah.

Fenâfillah’ta kişi, Kur’ân’ın bütün ilmini alır. Kur’ân’da ilim olarak ne varsa, Allah ona, onu lütfeder. Bakın dikkat edelim buraya; Fenâfillah’ta.

Yunus ne diyor; “Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme.” Okumakla çok bilinmez.

Fenâfillah’ta Allah sana, Kur’ân ilmini hediye eder. Okusan da, okumasan da bilirsin. İstikameti nedir, Allah nerde ne diyor, neyi nerde yasaklamış?

Müteşabih ayetinin hikmeti nedir, şudur, budur. Mesela; Kevser Sûresi’ndeki muhteşem dizaynın, birçok şeyin farkına varırsın. Bu Fenâfillah’ın işidir.

İkincisi; “Bekâbillah.

İkinci seyri sülüğün, ikinci dersine geçersin. Tevrat’ın sırrı sana çözülür. Bakın kişi nerden biliyor, Allah dostları nerden biliyor? Tevrat’ı Hz. Musa kadar bilirsin. Fenâfillah, Bekâbillah.

“Zühd Makamına gelirsin. İncil’in tamamını Hz. İsa kadar bilirsin. Bu ilim sana verilir.

“Muhsinler Makamına gelirsin. Hz. Yunus’un makamıdır. Zebur’un ilminin tamamı verilir. Dört kanaldan ilim aldın. İşte Allah’ın “alim” dediği bunlar. Kelamcılar değil. Nefsi şeytan ile dost iken. Namazda bile nefsi orda burada gezerken, orda burada nutuk çekenler değil.

Fenâfillah, Bekâbillah, Zühd, Muhsinler’de Kur’ân’ın, İncil’in, Zebur’un, Tevrat’ın ilmi sana verilir. Bu kadar mı? Hayır.

Geçersin beşinci makama; “Ulûlelbab. Ulûlelbab Makamı’nda derviş “Ruhani Miraç yapar. Zaten ruh Allah’tan. Allah’ı ziyaret eden Arşta sana ait değil, o Allah’a ait olan ama sende bulunan ruh Miraç yapar. Ama sen kendin yaptın zannedersin. Ve Cenab-ı Hak orada “tövbe-i nasuh” ile günahları olana tövbe ettirir, olmayana artık herkese nasıl davranacağını Allah bilir.

Ehl-i Hüküm ve Ehl-i Hikmet olmak üzere iki makam verir. İrşad görevi verir. Nefs tezkiyesine memur kılar onu “İrşad görevi verir. Ondan sonra ve 5’inci ilmi açar sana. Ulûlelbab Makamı’nında ilmini açar. 5 kanaldan da büyük ilim alırsın ki bu neredeyse kâinat ilmi demektir.

Ve onun üst makamı olan; “İhlas Makamı ki, her asırda 4 kişi gelir bunlara; “Kutbul Aktap denir. Miraç dönüşünde, İhlas Makamı’nın ilmini de sana açar. Artık dünyadaki bütün insanların bildiği kadar şey bilirsin ama susarsın artık. Çünkü; hikmet ehlisin.

Bu kadar mı? Hayır, Ulûlelbab Makamı’nda, bir de Allah hikmet kapısını açar sana, artık hikmetinde farkına varırsın. Yani; hikmetli söz söylersin, hikmetin farkına varırsın. Hikmet ile hemdem olursun.

Şimdi bunların anahtarı. Bunların ilk adımı nedir?

Namazda Ve Zikirde Gaflet – Dosdoğru Namaz Nasıl Kılınır? Neden Namazı Dosdoğru Kılamıyoruz?

Nefsimize de zikir yaptırmak, nefsimize de namazı kıldırmak. Eğer bunu yapamıyorsak, nefis tezkiye asla olmamıştır. Sadece biraz ihlastan kazanmışızdır.

Samimi namaz kılıyoruz, samimi oruç tutuyoruz, namazı terk etmiyoruz ama kesinlikle yapacağımız şey, namazı ayet-i kerimenin dediği gibi dosdoğru kılacağız. Çünkü hem nefsimiz kılacak hem bedenimiz kılacak. Beden namaz kılarken nefis, orda burada geziyorsa bu salat-ı nefstir. Nefis namazı değil. Yani; nefsin hile kattığı namazdır. Nefsin kıldığı namaz değil.

Namazı nasıl yapacağız, kesinlikle nefis namaz kılarsa orda, burada gezmez. Nefis zikir yaparsa, gezmez orda burada. Allah razı olsun. Adam kaç rekat kıldığını unutuyor. “Şunu mu okudum, bunu mu okudum?” farkında değil. “Sehiv secdesi yapıyor. Dervişe sehiv secde yasaktır ama arada yapıyoruz, şu oluyor bu oluyor. Ama aslında sehiv secdesi avam içindir.

Şeriat, tarikat, hakikat, marifet. Birinin işlediği sevap diğeri için günah olur. Makam yükseldikçe, mesuliyet yükselir.

Onun için Allah razı olsun, nefsi mutlaka tezkiye edeceğiz. Çünkü Allah’a orda yemin ettik, “Ben dünyada tezkiye olacağım. Allah’ta cehenneme rehin olarak nefislerimizi yolladı dünyaya. Ama dünyada vazgeçti insanlar. Amerika’daki futbolcunun ayak numarasını bilen halkımız, kendi nefsinden haberdar değil. Gaflet içinde.

—————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#namaz#zikir #nefis #nefsintezkiyesi #nefstezkiyesi#seyrisuluk #seyrisülük #ibadet #sehivsecdesi #sidre #kevserhavuzu #mürşid #kudretdenizi #fenafillah #bekabillah #salat-inefs #salatınefs #salat-icisim #salat-ikalp #salat-iruh #Zühd #Muhsinler #şeriat #tarikat #hakikat #marifet #ihlasmakamı #sırkapısı #nasuhtövbesi #onsekizbinalem #yedialem #imamazam

Miraç’ta Ümmete Verilen Hediyeler – Zaman İçinde Zaman – “Selamün Kavlen Min Rabbir Rahim” Ne Demek? – Miraç’ın Sırlarından

0

Miraç’ta Ümmete Verilen Hediyeler Nelerdir?

Miraç olayı bu kâinattaki en muhteşem birkaç olaydan biri. Hatta muhteşem birkaç olayında en başı, en birincisi. Hz. Adem’den beri birçok Peygamber geldi, bunlara suhuflar indi, kitaplar indi. Peygamberler görevlendirdi Cenab-ı Hak fakat; bir Miraç olayı yok! Miraç olayı yani, bütün kâinatın can bulduğu bir olay. Ben Miraç olayının üzerinde çok uzun boylu durmayacağım çünkü; bu Miraç olayı her yıl, her Miraç’ta defalarca anlatılan bir olay. Miraç olayını hakkı ile anlamamızı sağlayacak olan konuya gireceğim, yani onun içeriğine. Miraç duyuyoruz Peygamberimiz gitti, geldi falan, filan, üç beş kelimede Miraç’ın çatısı çakılıyor. Fakat öyle değil, Miraç olayı çok büyük bir olay, kâinattaki en büyük olaylardan biri. Biliyorsunuz Cenab-ı Hak, Miraç olayının başlangıcını şöyle anlatıyor ayet-i kerimede;

“Kulumuz Muhammed’i, kulumuz Muhammed’i bir gece yarısı Mescidi Haram’dan, Mescidi  Aksa’ya ulaştıran Allah’ın şanı ne yücedir. O her şeyi hakkıyla görür ve O her şeyi hakkıyla bilir.”

Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yatağından Miraç yolculuğuna başladığı zaman yatağına girmiş, yatağı ısınmıştı. Hani insan yatağa girdiği vakit yatak ısınır ya, yorgan ısınır, yatağı ısınır, yani yatağın bir ısısı vardır. O kadar büyük âlemleri aşıp, Cenab-ı Hak’tan onca hediyeleri alıp, geri döndüğü zaman yatağı soğumamıştı daha. Bunu düşünebiliyor musunuz? Yatağı soğumamıştı.

Zaman İçinde Zaman

Buradaki Hikmet nedir? Zaman içindeki zaman. Mesela; Dünya içindeki 1000 yıl, cennet için 1 saattir. Cennet hayatı için Dünya’daki 1000 yıl, melekler için 1 gün, dünyada 10 asır geçtiği zaman meleküt  âlemlerinde 1 gün, cennette 1 saattir. Cenab-ı Peygamberimizin yolculuğu kısaca Miraç olayına dokunup, esas Miraç’ı anlayacak, Miraç olayının içeriğini anlamamız lazım. Bunu hissetmemiz lazım. Bunu gönülde yaşamamız lazım. Miraç olayı çok büyük bir olay.

“Selamün Kavlen Mir Rabbir Rahim” Ne Demek?

Cenab-ı Hak böyle takdir etti ve ayet-i kerimede anlatıldığı gibi yolculuk başladı ve Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Burak’la her gök kapısını geçerken Allâhu Teâlâ nida ediyordu:

“Gel, ya Habib’im!” nidası geliyordu, “Gel.”

Ve her geçtiği gök kapılarından melekler büyük bir tazimle fakat Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şeriflerinde diyor ki; “Miraç’a giderken Musa’nın kabrine uğradım. Namaz kılıp ümmeti Muhammed için dua ediyordu.”

Musa Aleyhisselam’a da salatu selam getirmek lazım, zaten bütün Nebilere getirmek lazım çünkü; Allah getiriyor. Bakın:

Esteizubillah”; “Selamün kavlen mir Rabbir Rahim.”

Nedir bunun anlamı? Her gün okuruz, bir gün düşündük mü? “Rabbir Rahim” bunların, Peygamberlerin tümüne salatu selam ediyor ve Cenab-ı Hak diyor ki:

“Allah ve melekler, Habib’ine salatu selam ediyor, sizde edin” diyor. Bakın Allah, salatu selam ediyor. Düşünün yani.

“Esteizubillah”; “Selamün kavlen mir Rabbir Rahim.”

Ondan sonra, Allah salat selam ediyor. Rabb’imiz yapıyor bunu ki bizim çok daha istekli, iştahlı bunu yapmamız gereken bir olay. Ve her gök kapısını geçerken melekler büyük bir tazimle, salatu selam getiriyordu. Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize ve bu yolculuk Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainler, Radiye, Merdiye, Safiye Makamı’na kadar Hz. Cibril arkadaşlık etti.

Bakın Miraç bugün senin derste yürüdüğün yoldan gidiyor. Derste yürüdüğün yoldur Resullulah’ın Miraç’a çıktığı yol. Biz bunu bir gün olsun düşündük mü? Ve Sidre-i Munteha’ya geldi.

Sidre nedir?

Ya Kahhar” Esma’sı; Makamı Safiye’dir. Yedinci mertebe zaten, bu yolda 7 mertebe, 4 teslimiyet vardır. 7 mertebe, 4 teslimiyet vardır. 4 teslimiyetin üzerinde, 7 mertebe daha vardır. Bu 7 mertebenin üzerinde, 3 mertebe daha vardır. Bu 3 mertebenin yanında, 2 mertebe daha vardır. Bunları evimizin içini bildiğimiz gibi bilmemiz gerekir ve Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize ne yaptı, refakat etti Hazreti Cibril, Sidre’ye kadar Makamı Safiye. Burada biliyorsunuz 7 âlem var ve Hz. Cibril dedi ki; “Ya Resulallah, bundan öteye bir adım atarsam yanarım.”  Orada Peygamber salatu selam Efendimiz dedi ki:

“Ya Cibril, Rabb’imizi gördün mü?”

“Hayır, hayır!” dedi, “Rabb’im ilen aramızda 70 bin hicap vardır. Buradan öte bir adım atarsam kül olurum, yanarım!” dedi.

Bakın ki, Cibril Allâhu Teâlâ’nın tebliğ ile görevlendirdiği, birçok beldeleri ondan sonra yok ettirdiği Hz. Cibril Rabb’ini görmemiş. Huzura çağırıyor ama yanında değil. Ona bir emir verirken; “Bundan öte de bir adım atarsam, yanarım, kül olurum” dedi.

Miraç’ın Sırlarından

Bakın âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin derecesini düşün, her an Allah’ın emrine tabii olarak ve meleklerin peygamberi olan bir peygamber, meleklerin peygamberi Cebrail (a.s.); Yaradan’ı görmemiş ama Habibullah’ı huzura kabul ediyor. Her gök kapısını geçerken:

“Gel, ya Habib’im!” nidaları geliyor Allâhu Teâlâ’dan.

Ve ondan sonraki yol, yolculuk Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yani Cibril’siz devam eden yol, yani; Kudret Denizi oradaki 7 âlemden bir tanesidir. Kudret Denizi, onun üzerinde de çok uzun durmayacağım, defalarca bu anlatılmıştır. Bir dal, bir kuş, bir nesne, işte bunlar Allâhu Teâlâ’nın müjdeleri… Ve Cenab-ı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz direk Allâhu Teâlâ’nın huzuruna girdi Arşı Ala’da ve kendisi diyor ki, birçok alim birçok evliya da aynı diyor:

“Bir yay mesafesinde yani, bir ok atan yayın uzunluğu ne olur o kadar Cenab-ı Hakk’a yaklaştı” diyor Resullulah Efendimiz.

Ve huzura girdiği vakit: 

“Ettehiyyatü lillahi ves salavatü vettayyibat” dedi.

Geri kalan kısmını Cenab-ı Hak söyledi. Hepsini değil son satırını yine Resullulah Efendimiz söyledi. Ondan sonra da Hazreti Cibril başta olmak üzere bütün gök ehli melekler; “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluh” dedi. Gökler yani; o semalar inledi ve Cenab-ı Peygamberimizin Cenab-ı Hak’tan istekleri oldu. “İlle ümmetini” istedi. İlle onlar için cennetini istedi ve Cenab-ı Hak ve Resullulah Efendimizin birçok isteğini verdi, çevirmedi.

Cenab-ı Hak 50 vakit namaz istedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden. O çok yumuşaktı, çok böyle halim, selim bir zâttı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yüzü tutmadı. Bunlar defalarca anlatılan şeyler, çok kısa bir özet yaparak geçiştiriyorum.

İşte Hz. Musa Aleyhisselam çevirdi onu 5.kat semavatta; “Ya Resulallah, ben bu ümmetleri senden daha iyi bilirim asla yapamazlar” dedi, çevirdi.

Cenab-ı Hak işte 10 vakte indirdi, yine çevirdi 5 vakte indirdi. Cenab-ı Hak dedi ki; “Bak, beş vakti 50 vakit olarak yazarım, yani 5 vakti kabul ediyorsan, bunu yazarım artık, bunun geri dönüşü olmaz! Ona göre beş vakit namazı kabul ediyorsanız”, bak bir nevi pazarlık, “50 vakit ecir yazarım” dedi.

Bu gece, 1’e 1000, 1 kere “Allah” dediğin an, 1000 Allah yazılır. “La ilahe illallah dediğin an, 1000 La İlahe İllallah yazılır. 70 kere dersen, 70 bin yazılır ve onun için ateş haram olur” diyor hadis-i şerifte. Bunlar müstesna büyük hediyeleri Yaradan’ın bizlere.

“Peki” dedi Peygamber sallallahu aleyhi ve  sellem Efendimiz.

Beş vakit yazıldı, çizildi ve Peygamberimize indirilen en büyük hediye namazdır ve demin anlattığım şirk koşmadan gelme olayıdır. Amenerasulu’dür,  Ayetel Kürsi’dir ve Kevser’dir bunlar çok büyük hediyeler ve daha birçok hediye şimdilik hiçbirimize şerh edilmemesi gereken daha birçok hediye.

Resullulah Efendimiz döndü. Musa Aleyhisselam tekrar çıktı önüne:

“Ya Resulallah, tekrar dön. Beş vakit de çok bunu da ümmetinin büyük bir kısmı yerine getiremez.”

Dedi ki; “Bu yazıldı çizildi artık. Allâhu Teâlâ’ya karşı yüzümde kalmadı. Artık bunu taşıyacağız.”

Ve bu şekil Miraç dönüşü gidiş ve dönüş Cenab-ı Hak ile onca uzun konuşmalar, onca pazarlıklar, onca hediyeler. Resullulah Efendimiz geri döndüğü vakit yatağı daha soğumamıştı. Bu Cenab-ı Hakk’ın “zaman içinde zaman yaratması”, var etmesi.

Nasıl  Dünya’nın 1000 yılı; melekler için 1 gün, cennet hayatı için 1 saat ise bunun tersini de Cenab-ı Hak gayet güzel var edebiliyor. Bunu da burada bu şekilde görmüş oluyoruz.

Cenab-ı Peygamberimiz bu büyük hediyelerle gerisin geriye Dünya üzerine döndü.

Şimdi burada bu dönüş neydi? Bu dönüş birçok insanlık için “Cennet” biletiydi. Birçok insan için “Cemalullah’ı” görme biletiydi. Birçok insan için mutluluk, saadet yani şahika, hedefe ulaşma biletiydi. Yani Miraç deyipte, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize sadece bu dini yay, yaşa vs. vs.’den ibaret değildi. Sonra yine konuya döneceğim.

Şimdi yol neydi? Resullulah  sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz gitti. 1.Kat semavat; “Hoş geldin, Ya Resulallah. Allahümme salli ala Seyidina Muhammedin ve ala ali Seyidina Muhammed” diyordu trilyonlarca melek ikinci kat semavat, aynı şekilde, 3 öyle, 4 öyle, 5 öyle, 6 öyle, 7 öyle. Nereden gitti? Senin zikir yolundan gitti, Yaradan’a giden tek yol. Yaradan’a giden çok yol var ama hepsi birleşir, yine aynı yoldan gider, başka gidiş yok.

He şimdi insanlar, nasibi olan insanlar tarikata giriyor. 7 merhale açması gerekir. 4 tanede teslimiyet gerekir. 4 teslimiyetin üzerine, 7 tane merhale daha biner. Onun üzerine 3 daha biner. Onun üzerine, 3 daha biner. Onun yanında 2 tane daha olur. He şimdi yolculuk bu ha şimdi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bütün fizik bedeniyle, astral bedeniyle, mantal bedeniyle, aurasıyla, ruhuyla, nefsiyle, fizik bedeniyle Miraç’a gitti. Bütün melaikeleriyle.

Bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin gittiği Miraç yolu nereye açıldı? Bugünün dervişlerine açıldı. Ondan evvel yol kapalıydı. Bakın Miraç olayı çok önemli sırlarından biri. Ondan evvel bir Miraç olayı yoktu hiçbir Peygamberde. O yol kapalıydı.

Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz o yolculukla ümmeti Muhammed’in içindeki ehli zikir için Ruhani Miraç yapma yolunu açtı.

Sonradan, birçok Veli, birçok Veli ne yapıyor? Ruhani Miraç yapıyor, Peygamberimiz gibi cismani değil ha! Peygamberlikle kıyaslanabilecek bir olay değil bu. Bu Allâhu Teâlâ’nın büyük lütuflarından biri, kendi kullarından o hale gelenlerine lütfudur. Yani Cenab-ı Hak isteyince, olmayacak bir şey yok. Ruhani Miraç’ı sen hakiki ruhani Miraç gibi zannediyorsun, her olay fizik bedene aktarılıyor, sen fizik bedenle orada varsın gibi geliyor sana ama giden ruh. Ruh zati Cenab-ı Hak’tan; “Çünkü biz Ademoğluna Ruhumuzdan üfledik. Ademoğlunu en güzel şekil ve suretle yarattık.”

Allâhu Teâlâ’ya şekil, şemal veren fasık olur, kafir olur. Allâhu Teâlâ; şekil, şemalden de münezzehtir. Allah aslında şekilden de münezzehtir, bizim anlayabileceğimiz olan her şeyden münezzehtir. O her türlü eksik sıfatlardan münezzehtir. Bunları böyle bileceğiz, O Yüceler Yücesi’dir, O merhametlilerin en merhametlisidir. Hiçbir anne baba çocuğuna Cenab-ı Hakk’ın kullarına olan şefkati kadar asla olamaz. Yüzlerce kat fazladır Cenab-ı Hakk’ın şefkati, merhameti. Gerçek dost, gerçek dost O’dur bütün müminler için. Bütün dervişler için bunu böyle bileceğiz.

“Sıfat-ı Zâti” ve “Sıfat-ı Subutiye” bilinseydi, Cenab-ı Hakk’ı 21 maddede biraz daha iyi anlamak… Sonra da zaten “Mengese İlmi”ne atlar. Bir miktar daha anlamak ama bunlar şimdilik mümkün değil!

Evvela kişinin gönül âleminin gelişmesi yani, gönül âleminin o atmosfere ulaşması gerekir. Yoksa kelimelerle her şeyin izahı mümkün değil! Ve Cenab-ı Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Allâhu Teâlâ’nın lutfü keremi ile Miraç etti ve o yolu ümmeti Muhammed’in zakirlerine açtı. Ne ile açtı, gönül âleminde ne yaptı? İlkin zuhuratlar rüya âleminde, sonra yakaza halinde, sonra tamamen açık gözle.

Hz. Cebrail Aleyhisselam ile görüşeceksen görüşürsün. “Hacı abi hoş geldin!” der gibi. “Otur kardeşim!” dersin, “Şöyle bir dini sohbet yapalım. Gerekirse münakaşa yapalım. Gerekirse atışalım” ama yaparsın yani oradan başlayan yolculuk oraya kadar gider işte.

Resullulah Efendimizin Miraç olayı ne oldu? Oraya kapılar açıldı. Kendi ümmetinin Veli’leri için. Kendi ümmetinin Veli’leri daha evvelki Peygamberlerin ayarında.

Hadis-i şerifte şöyle buyuruyor, diyor ki; “Benim ümmetimin Veli’leri Benî İsrail Peygamberlerin mesabesindedir.”

Demek ki Veli’ler daha evvelki Peygamberlerden farklı değil. Sadece Peygamber değil bakın, yanlış anlaşılmasın. Ve diğer bir hadiste de; “Alimlerle, Peygamberler arasındaki derecede 1 derece fark var” diyor. Peygamberlik derecesi 1000 ise alimin derecesi 999, sadece o 1 derece adı Peygamber olduğu için, Allah ona Peygamberlik verdiği için. Gerçek alimler ile Peygamber arasındaki fark bir soğan zarı kadar ama Peygamber değildir, bak sadece onların görevlerini yüklenip, götürmeye uğraşan insanlardır Veli’ler. Bu Peygamberler ne kadar gayret etmişse, zerre kadar gayretleri onlarınkinden aşağı değildir. Allah için olunca. O gayrette o yükü taşımaya gayret ederler ve Allah dostlarıdır. Allah onlara:

“Ben’im dostlarım” diyor zaten.

“Onlara dil uzatan Bana savaş ilan eden gibidir” diyor.

Asla bir Allah dostuna dil uzatmayın! Asla bundan şiddetle kaçının! Çünkü; Cenab-ı Hakk’ın tehdidi var!

“Kim ki Ben’im dostuma dil uzattı, Bana savaş ilan etti. Bana savaş ilan edende helak olur” diyor.

Onun için sen O’nu haksız da görsen, sen O’nu yanlışta görsen ki O yanlış değildir. Senin bilmediğin hikmet vardır orada. Yani O’nun için, onlar için bir şey söylemeyin, sükut edin.

 

——————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#sıfatızati #sıfatısubuti #iman #zikir #ruhunmiracı #yakazahali #Cebrail(as) #Cebrail #HzCibril #hzpeygamber #miraç #ruhanimiraç #HzMuhammed