Ana Sayfa Blog Sayfa 43

Yıllar Önce Bunlar Söylenmişti – Cemiyetler Laftan Değil, Halden Anlayacaklar Artık – Dünya Çok Büyük Tehlikeler Altında – Bir Meyvenin Arkasında Kainat Var – Kıyamet Çatır Çatır Geliyor

0

Yıllar Önce Bu Günler Söylenmişti

Şimdi birkaç kişinin işlemesiyle diğerleri ödeniyor. Nedir bu?

Geldi bir kişi selam verdi. İçinizden biri “Ve Aleykümselam” dese hepimizden ödenir. Bir mahallede cenaze var. 10 kişi gitsin. Hepsinden ödenir. Buna benzer şeyler farz-ı kifayedir. Ama Allah’ın Kur’ân’da emrettiği her şey farz-ı ayndır. “Yap!” diyor, “Yapar mısın?” demiyor. “Namazı kıl” ne kadar emirse, “Zikir et” te o kadar emirdir. Ama bugün?

Peygamber salatu selam Efendimiz; “Kıyamet’e doğru, cüceler dev, devler cüce olur” diyor. “Yalancılar baş tacı edilir. Doğrular çekilir” diyor.

Bu ülkede zikir yapan insan çağ dışı insan, yobaz, gerici, vs. vs. Neden? Ne yaptı? Yaradan’ı zikretti. Kim örnek insan? İçki içen, kumar oynayan, affedersiniz zina yapan, şunu yapan, bunu yapan çağdaş adam. İşte cüceler dev oldu, devlerde cüce. Allah bunlardan razı değil ki. Bugün insan kapılıp gidiyor. Hem de nasıl gidiyor böyle cayır cayır ya, sonra dönüşü yok bunun kardeşim.

Allâhu Teâlâ bir insanı küçültülmüş bir kâinat olarak yarattı. İnsanın sadece beyninde 6 trilyon hücre var. Peygamber salatu selam Efendimiz diyor ki; “Her hücredeki ilmi kitap olarak yazsalar sadece bir hücredeki ilmi 27 yılda okuyabilirsin” diyor. 6 trilyon hücreyi düşün kâinatın ilmi gibi.

Tin Sûresi’nin 4’üncü Ayeti’nde:

Esteizübillah; “Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm” diyor.

Yani insanı biz eşrefi mahluk, en üst seviyede, en güzel, en şu en bu olarak yarattık. Ama hangi insan Allâhu Teâlâ’nın ipine sarılan insan. Eğer tağutun ipine sarılırsan…

Arkadan gelen ayette diyor ki; “Summe redednâ hu esfeli sâfilîn.”

Eğer ki onlar ipimi bırakıp, tağutun ipine sarılırlarsa, cehennemin, aşağılıkların aşağısı olan esfeli safilin zümresinden olur” diyor.

E şimdi Allah razı olsun. Bugün insanların kafalarında ne var? Değerli iki şey var. Birinci derece değer ne arz ediyor para. İkinci derece değer ne? Kadın.

Yahu Allah razı olsun, tamam bunlarda ihtiyaç ama salatu selam Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde diyor ki; “Bir insan neyi en çok seviyorsa onun Allah’ı o!” diyor. Bu kadar. Birçok Müslüman adam putperest. Adam Allah’a karşı en ufak bir sevgi hissetmezken arabasına aşık, karışına aşık, villasına aşık, malına, mülküne aşık. Ha sen bundan arındırmadıysan kalbini tamam bitti işin zaten. Bitti yani işin.

Yunus diyor:

  Gerisi abes yere yermektir

  Yol olur ki doğru vara,

  Göz odur ki Hakk’ı göre,

   Er olan alçakta dura,

   Yüceden bakan göz değil.

Cemiyetler Laftan Değil Halden Alacaklar Artık  – Dünya Çok Büyük Tehlikeler Altında – Kıyamet Çatır Çatır Geliyor

Ama bugün kime anlatırsın. Mümkün değil. Artık öyle bir hal almış ki. Cemiyetler laftan değil halden alacaklar artık. Laftan almayan halden alacak. Bakın size söylüyorum. Dünya çok büyük tehlikeler altında. Ama insanlar farkında değil. Şu üzerinde yaşadığımız dünyayı Cenab-ı Hak; 2,5 cm. dışarı çıkarırsa ne oluyor biliyor musun? -250° oluyor. Dünyanın her yeri 2,5 cm. içeri girerse, +180° derece oluyor. Bugün öyle tehlikeler var ki insanlar uykuda haberi yok. Bak buzullar gidiyor. Okyanuslar 7,21 m. su yükseldiği an, bütün çeşmelerden tuzlu su akar, bütün derelerden tuzlu su akar. Allah işte o zaman gösterir adama dünyanın kaç bucak olduğunu. Bak bütün derelerden, çeşmelerden tuzlu su akar. Buna da ramak kalmış durumda.

Sibirya’nın altında gaz kütleleri var. Allah onu buzullarla, donmuş topraklarla muhafaza ediyor, bunlar cayır cayır eriyor. Himalaya’lar eriyor. Bu gaz kütleleri salındığı vakit, atmosferde nefes alırsın(!) Muhyiddin Arabi Hazretleri diyor ki; “Yürüyüp giderken takır takır tavuk vebası gibi insanlar dökülür” diyor. Onun eşiğindeyiz hala aklımızı başımıza getirmiyoruz, hala şükretmiyoruz.

Ya Allah’ın hakkı ödenir mi arkadaş! Benim sırtımda bir nokta kaşınıyor, şu parmağın gözü mü var ya? Gidiyor ta orayı buluyor. Ya bu, nimettir. Bizde öyle bir haller var ki aklın dimağın durur.

Bir Meyvenin Arkasında Kâinat Var

Bir çam ağacının 24 saatte ürettiği oksijen 100 kişiye bir ay yetiyor. Oksijen kesiliverse gözlerimiz böyle olur patlar ölürüz ya. Mülk Allah’ın, nimet Allah’ın bana akıl veren Allah, bana canı veren Allah, nimeti veren Allah. Ya bir elmayı, bir armutu, bir meyveyi ısırdığın zaman kâinat var bunun arkasında ya. Benim ondaki payım yüzde beş bile değil. “Ben çalıştım, çabaladım” diyor. Bu hikâye.

Allah toprağı yarattı, Allah suyu yarattı, Allah ısıyı yarattı, Allah güneşi yarattı fotosentez için. Bunlar olmasa sen neyi ekeceksin, neyi biçeceksin? Bir elma ısırdığımız zaman kâinat var arkasında, şükrü bilmiyoruz. Allah’ın dünyasında yaşa, Allah’ın verdiği canı taşı, Allah’ın verdiği gözle gör, ondan sonra düşmanına kul ol. Kime? Tağutla, şeytanla.

Bu devrin insanı, Allah neyi yap diyorsa, o tam tersini yapıyor. Allah; “Namaz kıl!”, şeytan; “Kılma!” diyor. Şeytanı dinliyor. İstatistikler diyor ki; “Avrupa’nın 6 ülkesi kadar içki tüketiliyor Türkiye’de.” Yılda! Biz güya Müslümanız, onlar gâvur bize göre. Şu ülkede minareleri, camileri kaldır, kim İslam ülkesi der ki. Haya, edep bitmiş. Genç kadın öyle bir sunuyor ki kendini yani baktırıyor kendisine. Ee ne oldu? Toplum kadından bozulur kardeşim. Kadın haysiyetli, şerefliyse toplum bozulmaz. Kadın bozulursa, toplum bozulur. Öyle bir hale gelmişiz ki artık balığın başı değil, kuyruğu da kokmuş. Büyük tehlikeler var, Allah düğmeye bastı, Kıyamet çatır çatır geliyor. Geliyor yani. E hala aklımızı başımıza toplamayacaksak, söyleyecek söz kalmıyor zaten. O zaman laftan almayan, halden alacak.

 

————————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

 

#Kıyamet #ahiret #ahirzaman #insan #insanhücresi #dünyahayatı #kadınınönemi #ahlak #içki #alkol #insanıngafleti #ibadet #Ninovakavmi #Somonkavmi #lutkavmi #Gomorekavmi #batanuygarlıklar #geçmişuygarlıklar #helakolankavimler #batankavimler #TinSuresi #Çam #agacınürettigioksijen #oksijen #kainat #Sibirya #kutuplar#kutuplarınaltı #kutuplardakigazkütle #gazkütleleri

Bundan Çok Allah’ı Özlemiyorsan – Cennetin En Fakirine Verilenler – Kıyamet’e Doğru Camilerin Durumu Nasıldır? – “Öldüğümde Bayram Yapın!”

0

Bundan Çok Allah’ı Özlemiyorsan

“Her nefsin bir himmeti ve bir gayreti var” diyor salatu selam Efendimiz hadis-i şeriflerinde. Himmet ve gayret. Çağımızda himmet, çok az insanlarda var, gerisi sadece gayrete yönelmiş. Bir insan; Allah sevgisini, Peygamber sevgisini, din sevgisini, mukaddesat sevgisini kesinkes tanımalı. Bütün sevgilerden evvel bunu bilmeli.

Ben Almanya’ya çalışmaya gittim. Türkiye’de güzel bir karım, güzel bir çocuğum var. Nasıl onları özlüyorsam, bundan çok Allah’ı özlemiyorsam bana yazıklar olsun. Ben Rabb’imin varlığı ile iftihar ediyorum. “Böyle bir Rabb’im var” diyorum. O; o kadar iyi biri ki, o kadar cömert biri ki, o kadar affeden biri ki. Ama biz O’nun kıymetini bilmiyoruz. Pervasızca…

Ya apaçık diyor; “Şeytan sizin düşmanınız. O sizi ateşe götürür buna uymayın.”

Cennetin En Fakirine Verilenler

Cennetin en fakirine bu Dünya kadar 40 yer veriyor Allah, 400 hanım veriyor. Bak en fakirine. Her hanımın 70 bin hizmetçisi var. Cennetin bir bağ kulübesinin hesabını yapmaya kalktım, dünya hesaplarına sığmadı.

Allâhu Teâlâ hayret ediyor; “Ben sizin için öyle nimetler hazırladım ki…” diyor. Ama nerde, kime? 100 kişide birine. Hadis-i şerifte yine diyor Peygamber Efendimiz; “Mahkeme-i Kübra’da Allah Adem’i çağırır. Bu insanlığın içinden ateşin hakkını ayır der” diyor. “Ya Rabbi, kaçta kaçıdır?” der Adem. Cenab-ı Hak der ki; “%99.”

Kıyamet’e Doğru Camilerin Durumu Nasıldır?

Git bir camiye akşam namazında 5 kişi var.  Şurada 300, 400 bin kişi yaşıyor. 5 kişi, 10 kişi var, 100 kişi yok. Onlarında hepsi mümin değil kendini mümin sanıyor. Ve diğer bir hadistede; “Kıyamet’e doğru, camiler tıklım tıklım dolar ama içlerinde iman etmiş tek kişi olmaz” diyor, hadis-i şerif diyor. Niçin? Nefis tezkiyesi yok.

O namazda ama nefis orda, burada, vesvesede. Ki Allah’ın büyük tehdidi var o konuda ayet-i kerimede tehdit ediyor; “Vay ki o gaflet içinde namaz kılanlara. Onlar ebedi ateşte kalıcılardır.”

Bu neye benziyor biliyor musun? Sen bana çok ciddi, çok önemli bir şey anlatırken, benim dönüp gitmeme benziyor.

Allah’ın huzurunda, O’nu unutuyorsun vesvese ile gezerken, kabahat işlemiş oluyorsun, ya kabahat işlemek için namaza durulmaz, adam gibi, demin anlattığım gibi kılacağın zaman namazı bitir; “Vallahi billahi Allah ile konuştum de” doğrudur. O yemin kefaret istemez.

Öldüğümde Bayram Yapın

Salat-ı nefisten kurtulduğu zaman, salat-ı cismin üst başlarında, salat-ı kalbin altlarında, başlangıç Tekbir’ini; “Allahu ekber” der-demez Allâhu Teâlâ kıbleden tecelli eder. Her zerrende hissedersin. Kesinlikle gözün yaşarır. Ve Cenab-ı Hak bir kutsi hadiste; “Ben’im korkumdan gözünden bir damla akıtan mümini ateşe sokmam” diyor. Ama o namaz ve o gözyaşı lazım. Biz dünya için ağlarız, haykırırız. Yahu ben vasiyet etmişim, “Düğün, bayram yapın ben öldüğüm zaman. Ben zindandan çıkıyorum”.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz; “En büyük ödül, ölmektir mümin için!” diyor. “Bağıra çağıra ağlamak, şeytan anırmasıdır” diyor.

———————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#hilim #ilim #gayret #dunyahayatı #gözyaşı #nefstezkiyesi #nefisterbiyesi #nefsintezkiyesi #nefistezkiyesi

Eti Yenen Ve Yenmeyen Hayvanlar

0

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde; “Köpek dişi olan yırtıcı hayvanlar ve pençesiyle avlanan kuşlar yenmez” buyurdu  (Müslim).

Eti Yenen Kara Hayvanları: Zürafa, kanguru, tavşan yenir. Eti yenen davar [koyun, keçi], sığır [manda, inek, boğa], deve gibi evcil hayvanların, yabani olanları da yenir. Mesela; buffalo, bizon yabani sığırdır. Lama yabani devedir. Yani bunlar yenir. Keçinin yabanisi sayılan dağ keçisi, geyik, ceylan, antilop yenir. Yabani koyunlar da yenir. Evcil at, tenzihen mekruhtur. Midilli, bir at türüdür. At eti, Şafii ve Hanbeli’de helal, Maliki’de haramdır. Yabani atlar yenir. Evcil eşek yenmez. Yabani eşek denilen zebra yenir. (Sütü de helaldir.)

Eti Yenen Kuşlar: İğrenç olmayan, leş yemeyen, avını pençesiyle yakalamayan kuşlar yenir. Kumru, bülbül, kanarya, muhabbet kuşu, keklik, sülün, bağırtlan kuşu, güvercin, bıldırcın, tarla kargası, tavus, kırlangıç, papağan, turna, saka kuşu, çalı kuşu, ispinoz, serçe ve sığırcık gibi kuşlar helaldir. Hüthüt [ibibik] mekruhtur. [Martı Hanefi ve Hanbelî’de yenmez. Maliki’de martı ve balıkçıl yenir. Şafii’de kırlangıç, tavus, hüthüt, papağan yenmez. Martı, balıkçıl gibi deniz kuşları yenir.]

Kümes hayvanlarında tavuk, kaz, ördek, hindi türünden hayvanlar yenir. Eti yenen kümes hayvanlarının yabanileri sayılan karatavuk, yabani ördek, yabani kaz, kuğu gibiler yenir. Hindinin yabanisi sayılan deve kuşu yenir.

Deniz Hayvanları: Hanefi hariç diğer üç mezhepte, deniz ürünlerinin hepsi yenir. Hanefi’de balık şeklinde olmayan hiçbir deniz ürünü yenmez. Mesela, ahtapot, kalamar, mürekkep balığı, deniz hınzırı, denizatı, denizaygırı, denizanası, denizayısı gibi hayvanlar ve yengeç, midye, istiridye, ıstakoz, kerevit, karides, deniz salyangozu gibi deniz haşaratı yenmez. Somon, kalkan, yunus, balina, yılan balığı, kedi ve köpek balığı yenir.

Eti Yenmeyen Kara Hayvanları: Domuz, kurt, ayı, aslan, kaplan, pars, leopar, panda, panter, çita, jaguar, puma, sincap, samur, sansar, kokarca, goril, maymun türleri [şempanze, babun, gibon, orangutan], sırtlan, fil, köpek, kedi, kunduz, porsuk, başak, çakal, tilki, gelincik gibi, avını köpek dişiyle yakalayan yırtıcı hayvanlar yenmez. [Şafii’de tilki, sırtlan, samur, sincap ve gelincik yenir.]

Eti Yenmeyen Kuşlar: Avını pençesiyle yakalayan ve leş yiyen, çaylak, kartal, kerkenez, kuzgun, akbaba, leş kargası, yarasa, atmaca, şahin, martı, leylek, flamingo, kelaynak gibi kuşlar yenmez.

Haşaratlar da Yenmez: Haşarat, yani toprak içinde yuvası olan küçük hayvanlar, helal değildir. Fare, akrep, yılan çeşitleri, kertenkele, timsah, kene, semender, kurbağa, kaplumbağa, salyangoz, arı, sivrisinek, karasinek, köstebek, kirpi, tahtakurusu, bit, pire gibi haşarat yenmez. [Şafii ve Maliki’de, kirpi ve kertenkele yenir.]

Eti Yenen Hayvanların Yenmeyen Yerleri: Eti yenen her hayvanın 7 yeri yenmez. Bunlar, akan kan, idrar aleti, hayaları [koç yumurtası], bezleri [guddeleri], safra kesesi, dişi hayvanın önü ve idrar kesesidir.

Kesmeyip de, bir yerine bıçak saplayarak, alnına vurarak veya boğarak veya ilaçlayarak, elektrikleyerek öldürülen kara hayvanları leş olur. Bunları yemek haram olur.  Zaruret veya ihtiyaç olunca başka mezhep taklit edilerek, o mezhepteki helal olan bir hayvan yenir.

Aç kalıp hiçbir mezhepte de çare bulamazsa, ölmeyecek kadar haram olan gıdadan yiyip içmesi caiz olur.

 

Regaip Kandili – Allah’ı Sevmeyi Öğrenmeliyiz – Bir Kez Olsun Teşekkür Ettik mi? – Allah’ı Sevmenin En Büyük Alameti Nedir? – Allah’ın, Peygamberin Ve Müminlerin Ayı Nedir? Ben Bunu Hak Ettim mi? Allah’ın Kulun İmanını Koruması! “Cennete Girmene Kefil Olurum!”

0

Regaip Kandili – Allah’ı Sevmeyi Öğrenmeliyiz – Bir Kez Olsun Teşekkür Ettik mi? 

Allâhu Teâlâ’yı sevmeyi öğrenmeliyiz. Şimdi ben dardayım, borçtayım, bükülmüşüm, yamulmuşum, “öf pöf” çekiyorum, “İntihar mı edeyim?” diyorum, bir hayırsever zengin tutuyor, bana bir omuz veriyor, beni o zor durumdan kurtarıyor. Bu adama ömür boyu minnet duyuyorum. Ama ya Allâhu Teâlâ’ya neden minnet duymuyorsun ya? Şimdi deriz ki, “Ya neyimiz var?” filandır falandır, bir takım nefsi tezahürat. Ya Allah sana iki göz vermiş, bir kere olsun elini açıpta; “Yarabbi, hakkını helal et, bir ömür boyu senin verdiğin gözlerle her şeyi gördüm.” Ya iki gözün kör olsaydı, zor mu Allah için! Bu iki göz için acaba kaç sefer şükrettik, kaç kere teşekkür ettik?

Allah’a konuşan dili lâl ediverse hayatın kararır. Ya o gözüne bir tane toz parçası giriyorda dünya zindan oluyor sana. Ya kulak? İki kulak sağır oldu. Onun için kaç sefer teşekkür ettik Allah’a? Kaç sefer; “Hakkını helal et, Yarabbi, bunca nimet verdin!” dedik mi? Demedik. Sanki biz çok lazımız Cenab-ı Hakk’a. Bulunmaz bir matahız. Ömür boyu Cenab-ı Hakk bize sıhhat verdi, kaç defa teşekkür ettik? Bir domuz gribi yakalasa bizi, “üf püf”, dünya zindan, ahiret zindan. Hemen yıkılırız, bükülürüz. Ya 50 sene, 60 sene, 30 sene, 40 sene sana zındık gibi sıhhat verdi. Değil mi, ne zaman onun için teşekkür ettik Allah’a?

Bir iyilik gördüğümüz insana bin kere teşekkür eder, yamuluruz onu gördüğümüz an, ayağa kalkarız, saygı gösteririz. Ama Cenab-ı Hak anıldığı zaman, kalbimiz titremez. Allah altımıza dünyayı yarattı, toprağı yarattı, suyu yarattı, bitkiyi yarattı, ısıyı yarattı, 4 unsuru yarattı. Ha, bunlar olmasa acaba halimiz ne olurdu? Allah’a bir teşekkür ettik mi? Etmedik. Etmemiz lazım, bunların farkına varmamız lazım!

“Halk içinde muteber nesne yok devlet gibi…” diyor Kanuni. Yani, en makbul meslek, devletin başı olmak yani kral olmak, padişah olmak.

“Halk içinde muteber nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyor.

“Osmanlı imparatoru olmak bir nefes sıhhat kadar değerli değil!” diyor. İyi de bunca sene bize sağlık, sıhhat ihsan eden, kalbimize aktaran; gözümüzle gördük, kulağımızla işittik, dilimizle konuştuk söyledik, aklımızla idrak ettik. Allâhu Teâlâ aklımızda 1 milim bir şeyi- düğmeyi çevirse donu başımıza geçirir, gezeriz. Hep Allah lütuf etti bize. Peki böyle bir Allah nasıl sevilmez kardeşim? Ha böyle bir Allah’ı deliler gibi sen nasıl sevmezsin?

Allah’ı Sevmenin En Büyük Alameti Nedir? Allah’ın, Peygamberin Ve Müminlerin Ayı Nedir? 

Allah’ı sevmenin en büyük alameti, O’nun yasaklarından kaçınmaktır. Bir insanın bir küçük günahtan kaçınması 100 bin yıl nafile namazdan hayırlıdır. Nafile namaz, farz değildir. Ama haramdan kaçmak farzdır. Bir müminin; bak bunları bilmemiz lazım, bir müminin, bir küçük günaha, “Dur bakalım” deyip, ondan kaçması, 100 bin yıl nafile namaz kılmaktan hayırlıdır, yapıyoruz mu? “Ya ne önemi var, falan filan…” deyip geçiştiriveriyoruz, Allah öyle demiyor, bu ay Allâhu Teâlâ’nın rahmet çadırına alanlarından etmemiz lazım kendimizi. Bu Allah’ın ayı.

Enbiya Sûresi ve devamındaki birçok surede Allâhu Teâlâ der ki; “İbrahim’i anın, Yakup’u anın, Yusuf’u anın.” Ayet-i kerime meali bunlar. Ve onları anlatırken diyor ki; “Bunlar rahmetimize kabul ettiğimiz kişiler, bunlar temiz insanlardır. Rahmetimize kabul ettiğimiz kişiler.” İşte Rahmet’ine kabul edilen kişilerden olmamız lazım. Allâhu Teâlâ bizi böyle bir mübarek aya, böyle bir mübarek bir geceye ulaştırdı. Ulaşamazdık! Bunlar Allâhu Teâlâ’nın özel ikramları insanlara, ulaştık, ne yapacağız; Allâhu Teâlâ’nın rahmetine kabul ettiği insanlardan olma gayretinde gireceğiz. Peki bu nasıl olur?

Evvela, Allâhu Teâlâ’nın kesinkes yasaklarından kaçınacağız. Farzlarını da şeksiz, şüphesiz, kesinlikle yerine getireceğiz. Ve Allâhu Teâlâ’yı seveceğiz, her şeyden çok seveceğiz. Çünkü; O’nun bize yaptığı iyiliği hiç kimse yapamaz. Bir sperm hücresi, seni neyden yarattı? Bir sperm hücresi toplu iğnenin başının on binde biri kadardır. Bak, seni ondan yarattı Allah. Allah’ın gücünü, kudretini bir düşün. Bir toplu iğnenin on binde biri kadardan benim kadar, senin kadar bir hayta yarattı. İdrak eden akıl için bu bile yeterlidir. Allâhu Teâlâ her şeye kâdir.

Allâhu Teâlâ soruyor; “Ya, Ben size hayret ediyorum, siz niçin aklınızı kullanmıyorsunuz?” diyor. “Siz zenginleri seversiniz, bilhassa hayırsever mümin, bir zenginse ona bayılırsınız. Ya en zengin, en hayırsever zengin Ben’im, niye Ben’i sevmiyorsunuz?” Ne kadar doğru bir soru. “Siz cömertleri seversiniz, en cömert Ben’im. Size gece-gündüz sağlık veriyorum, nimet veriyorum, sizin hayatınızı süslüyorum, beziyorum, yaşanır hale getiriyorum ama hiç Ben’i sevmek aklınıza gelmiyor” diyor. Öyle mi değil mi? “Siz alimleri seversiniz.” Bir alim güzel vaaz etse, bilmem ne yapsa, ohooo böyle iğne yere düşse sesi duyulur. “Ya alimlerin alimi Ben’im!” diyor, “Ben’i niye sevmiyorsunuz?” Veya sevmek aklımıza gelmiyor? Böyle 72 tane soru soruyor bize. Bunlardan haberdar olmamız lazım. Böyle bir ayda, Allâhu Teâlâ’nın rahmetine girmeyi başaramayana “Yuh olsun, yazıklar olsun!” derim.

Bu ay, Recep ayı Allâhu Teâlâ’nın ayıdır. Burada ne yapacağız? Allâhu Teâlâ’yı mutlaka her şeyden fazla sevmeyi öğreneceğiz. Çünkü; Allâhu Teâlâ’nın bize iyiliği gece gündüz. Allâhu Teâlâ iki gece uykumuzu kaçırsa Drakula’ya dönüyoruz. Allâhu Teâlâ bize huzurlu bir uyku veriyor, işte doğruları bulacak bir akıl veriyor, gönül veriyor, gece-gündüz atan bir kalp veriyor, göz veriyor, kulak veriyor, nimet veriyor, hayatımızı süslüyor, beziyor. Zor durumda kaldığımız zaman bir çıkış yolu ihsan ediyor.

E şimdi kardeşim, bir zenginden bir iyilik görüyorsunda ömür boyu ona minnet duyarken, niçin Allâhu Teâlâ’ya minnet duymuyorsun? Ki üzerinde bu kadar nimeti varken. Allâhu Teâlâ iki gözümüzü kör ediverse, dünya senin olsa ne ifade eder, hiçbir şey ifade etmez ama yapmıyor. “Müminlerin dostuyum Ben” diyor Cenab-ı Hakk. Biz niçin Allah’a dost olamıyoruz ki? Olamıyoruz.

Bir dahaki ay, Resullulah’ın ayıdır; Şaban ayı. Onu da değerlendirmemiz lazım. Hangi idrakla? İki tane peygamber, küçükken peygamber olduğunu bilirdi, gerisi bilmezdi hiçbiri. Biri İsa, biri Resûlullah’tı. Resûlullah(s.a.v.) Efendimiz doğduğu zaman dahi kulak verdiler, bir şey söylüyordu, “Ümmetim” diyordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz doğduğu anda diyor ki bir hadis-i şerifinde; “Benim doğumuma o kadar çok melek geldi ki, baktığım zaman ufuk dahi melek doluydu. Hiçbir sayıya sığmayacak kadar melek geldi benim doğumuma. Ve bana Şaban ayında salavat getiren müminlerin kazancı ne olur? O sayısını bilmediğimiz melekler, gece-gündüz zikreder, Şaban ayında bana salavat getirenlerin amel defterlerine yazılır bunlar.”

Bakın salavatın getirilerine bakın. Cenab-ı Peygamberimiz söylüyor, ben söylemiyorum ve bunun daha artıları var. Sidre’de ki, Sidre’nin üzerindeki milyonlarca, milyarlarca melek makamlarının, orada gece gündüz zikirlerinin, gene Küre-i Arz’ın üzerindeki müminlerin amel defterlerine yazılacağını.

Bir salavat adamın amel defterinden 10 bin büyük günahı siliyor. “Salavat getirene, ben kesinlikle şefaat ederim” diyor. Bakın bu nedir? Bu aydan sonraki ayda, ha bu ayda da her zaman, gece-gündüz yani. “La ilahe illallah Muhammeden Resullulah”.

Biz ne yapacağız, Allâhu Teâlâ ’yı seveceğiz. Sonra da, Habib’ini seveceğiz. Dünyanın tamamını bir tarafına koysalar, bunlarla da eşdeğer görmeyeceğiz. Çünkü; dünya yalan, her şeyi bırakıp gideceksin. “Kişi sevdiğiyledir” diyor salatu selam Efendimiz.  “Kişi sevdiğiyledir”, “Kişi sevdiğiyledir” 3 kere tekrarlıyor.

Dünya kafirdir. Dünyayı sonunda cehenneme atıyor Cenab-ı Hakk. Dünyayı sevmek kafiri sevmektir. Eğer, dünyayı seversek, biz dünya ile oluruz. “Kişi sevdiği ile beraberdir” diyor. Dünya kâfirdir. Ve o kafir ile bir nereye gideceksin? Cehenneme gideceksin. Dünyayı sevmeyeceğiz, dünyaya sövmeyeceğiz de. Sevmediğimiz gibide, sövmeyeceğizde. Dünya ahiretin de tarlasıdır, nasıl cehennem, bugün bizim yaşamamız için hizmet veriyorsa, güneşi şarj ediyor. Güneş fotosentezi yapıyor. Dünya üzerindeki bitkideki, ıvır zıvırdaki bu “fotosentez olayı” olmasa zaten hayat olmuyor. Kötünün de hizmeti var, bunların farkında olacağız, bunları bileceğiz, ona göre davranacağız.

“Bir salavat 10 bin büyük günahı siler” diyor, “İnsanın amel defterinden” evliya ittifaklan. Ama hurufuna kat sıtkı sadakatle. Hulkumdan aşağı geçmiyorsa çok şey ifade etmez. Kalp hissedecek.

E şimdi Allah razı olsun. “Dünya ahiretin tarlasıdır” diyor yine hadis-i şerifte. Çünkü; bir kafirle bulunupta Allah’ın ipine sıkı sarılmak oldukça zor bir iştir. Fakat getiriside çok büyüktür. Allâhu Teâlâ neyi sistematizede var ediyorsa, zorlarda hikmet gizlidir, himmet gizlidir, rahmet gizlidir. Elhamdülillahi rabbil alemin.

Ramazan ayı da müminlerin ayıdır. Recep, Allah’ın ayı Celle Şanuhu. Şaban, Resullulah’ın ayı. Ramazan’da müminlerin ayıdır.

Ramazan’da da hasadını toplayacaksın, çuvallarını dolduracaksın. Ama biz Allah sevgisinden gafil olarak ne yaparsak yapalım, bize çok faydası olmaz. Evvela ne yapıp edip, Allâhu Teâlâ’yı kayıtsız şartsız, her şeyin üzerinde sevmemiz ve O’ndan da korkmamız lazım. Müminin hali, ümit ile korku arasındadır. Mümin bu atmosferde giderse ötelerde işi çok kolay olur.

Allâhu Teâlâ insana çok büyük bir şeref ihsan etti. Ama insanlar, bunun farkına varmadı. Bugünkü insan hiç farkında değil. Ya bakın, bir düşünün, melekleri topluyor, meleklerin peygamberlerini de topluyor. Hz. Mikail, Hz. İsrafil, Hz. Azrail, Hz. Cebrail, meleklerin peygamberleridir. Diyor ki; “Ey melekler topluluğu! Ben insan yaratıyorum Ben, buna can verirken buna secde edin.” Ya bir düşün sana verilen şerefe bak, “Buna secde edin!” diyor ya. “Adem’e secde edin.” Bütün melekler ve meleklerin peygamberleri Adem’e secde ediyor, İblis hariç. Düşün Allâhu Teâlâ sana nasıl bir şeref vermiş, nasıl bir yer vermiş? Bunun da farkında olmayan insan, neyin farkında olur ya, soruyorum.

Allah bize böyle şeylerden bahsediyor ama biz Allah’ı unutuyoruz. Bu olayları bilmiyoruz, unutuyoruz. “Yok Yarabbi, bize şeref lazım değil, biz şerefsiz olarak gidelim cehennemin dibine” diyoruz tavırlarımızla. Bu hiçbir insana yaraşmaz, yakışmaz.

Ne yapacağız? Cenab-ı Hakk’ı kayıtsız şartsız seveceğiz her halükarda. Ha varsa bir terslik, senin çekemeyeceğin şey, bunun bir hikmeti vardır. Orada da, gene ona tevekkül edeceğiz. Vardır bir hikmeti sebebi. Her zorluğu yenemez insan, yenseydi burası dünya olmazda başka bir şey olurdu.

Ben Bunu Hak Ettim mi? Cennete Girmene Kefil Olurum!

Cenab-ı Peygamberimiz diyor ki, sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; “Bir insan, dünyada da, bu dünyayı hastalıkla geçirse…” Bir hadiste de diyor ki; “Siz hastalığın gerçek anlamda ne olduğunu bilseydiniz, bir ömür hasta geçirmek isterdiniz.” Diğer bir hadiste de diyor ki; “Bir insan dünyada sıkıntılarla, üzüntülerle geçirmişse, ötede hesap, kitap yok” diyor. “Onun üzerine ecir yağdıkça yağar, işte, ‘Cennetlerden dilediğine gir’ denilir” diyor.  Ama biz şikayet ediyoruz bunlardan. “Ya, tüh be, öf be, hak mı bu ya? Ben bunu hak ettim mi ya?  Falan mı ya, fişman mı ya? Ya tevekkül et kardeşim. Sus!

“İnsanın, iki bela kapısı var. İki dudak arası, iki bacak arası. Bunlara sahip ol! Bunlara sahip olursan, ben senin cennete girmen için kefil olurum, senet veririm sana.” Ama bu iki şeye sahip ol; iki dudak arası ve iki bacak arası. Bak cehenneme otobandır bunlar. Onun için oraya sahip olacağız!

Allah’ın Kulun İmanını Koruması!

Ha, dünyada üç gün sıkılmışız, üzülmüşüz, şu bu olmuş, ha bunlar için Allah’a küsenler var. Allah’a tavır alanlar var. İşte diyor bu servet içinde yüzüyor, layık mı yani? İşte neymiş, “Benim neyim eksik, felan, filan…” gibi sorular. Allah’a soru sorulmaz, Allah’a isyan yapılmaz, Allah’a baş kaldırılmaz. Kafan ile 100 bin tonluk bir kayayı parçalayabiliyorsan, Allah’a kafa tut. Senin kafan 100 bin defa parçalanır, o taşa kafa vurduğunda. Biz bilmiyoruz bizim için hayırlı olanın en doğrusunu Allah biliyor.

Cenab-ı Hakk diyor ki bir kutsi hadiste; “Ben, mümin kullarımın imanlarını kimisini hastalıkla muhafaza ettiririm. O çok iyi olsa imandan çıkar. Onu hasta ederim, imanı muhafaza etsin diye. Kimini sağlıkla, o hasta olsa ters teper. Kimini fakirlikle, zengin olsa yoldan çıkar. Kimini zenginlikle, fakir olsa yoldan çıkar.” Yani, insanların nabzına uygun neyse, Cenab-ı Hakk onu tatbik ediyor. Niçin, bizim iyiliğimiz için, bizi kurtarmak için. Bahaneler Allah’ı bahaneler. Yani; iman etmiş insanı kurtarmak için bahaneler arar. Ya böyle bir Allah nasıl sevilmez kardeşim? Sana şereflerin en büyüğünü vermiş, meleklere, meleklerin peygamberlerine insana secde ettirmiş ve demiş ki:

Esteizübillah; “Lekad halaknel insane fi ahseni takvim” demiş ayet-i kerimede. Sadakallahülazim.

“Biz, insanı en güzel surette, en mütekabil, en şu, en bu şekilde yarattık.” Tam Türkçe’ye çevrilemiyor o ayet. Lekad halaknel insane fi ahseni takvim.” Ve diyor ki; “İnsana, Biz ruhumuzdan üfledik.” Allâhu Teâlâ kendi Zât’ının ruhundan üflüyor insana. Diyor ki; “Ey kulum, Ben seni meleklerden üstün yarattım. Eşrefi mahluk yarattım. Yaratılanların en şereflisi olarak yarattım.”

E biz ne yapıyoruz? Allâhu Teâlâ’nın bize bu kadar değer vermesine, bu kadar lütufta bulunmasına karşılık, O’nun düşmanının kuyruğuna yapışıyoruz. “Şeytan apaçık sizin düşmanınızdır” diyor. Allah’ın da düşmanı. Veya onun ikiz kardeşi olan nefsimizin peşine koşuyoruz. Nefs şeytana bayılıyor, Allâhu Teâlâ’yı hiç sevmez. Ve salatu selam Efendimiz diyor ki; “Hakiki mücahit, nefsinle mücadele edendir.” Düşmanla kılıçla, kalkanla, silahla dövüşmekten çok daha büyük sevaba nail oluyorsun. Çok daha zor olan nefsinle mücadele.

“Hakiki mücahit, nefsinle mücadele edendir.”

 

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#RegaipKandili #Kandil#Kandildeyapılacaklar #salavat #şartsızsevgi #kalptenibadet #şükür #şüküretmek #tövbe #şükretmekAllaha#Ramazanayı #Ramazan #Recepayı #Şabanayı #Sabanayı #hastalık #hastaolmanınmanası #hasta #Melek #HzAdem #hakikimücahit #ahsen #insan #kulolmak #ibadet #şikayet #isyan #eşrefimahluk