Ana Sayfa Blog Sayfa 36

Besmele’deki Düz Çizgi – Kelam, Kitap, Tezkiye, Hikmet Ve Hikmetin Arkası – Kainatın Dürülmesi Ve Kıyamet – Çizgi Ötesi Sohbet – Bu Devirde En Büyük Keramet – En Eftal Zikir

0

Besmele’deki Düz Çizgi  – Kelam

Kaleme “Yaz!” Dedi, kalem yazmaya hazırlandı “Bis” dedi Allah, gerisini söylemedi. Kalem “Bis” yazdı, düz çizmeye başladı, arkasını söylemediği için Allah. Besmele’nin düz çizgisidir. O, 72 bin senelik yol kadar o düz çizginin uzunluğu, bak Bis’den sonra, kalem gerisini düz çiziyor.

Hani, bir kalp hastasının grafiğini alırken, ölüyor da düz çizgi çiziyor, orada da Bis’ten sonra gerisini söylemeden, Allah 72 bin senelik yol kadar düz çizdi kalem. Sonra Allah, “millahirrahmanirrahim” dedi, gerisini yazdı kalem “Besmele” oldu.

Besmele nedir diye sorarsan; “Besmele” ayettir, Rahman ve Rahim olan Allâhu Teâlâ’nın adıyla kısaca ama ayettir asıl. Allah söyledi çünkü; öncelikle, Allah’ın ağzından çıktı. Sonra, “Ben öyle bir Allah’ım ki, rahmetim gazabımı geçmiştir…” ile, Allah Kelam’ını söylemeye başladı.

“Kim ki Benim Rab, Habib’imin de Ben’im Resul’üm olduğuna iman ederse, ona cennet vacip olur”la Cenab-ı Hak devam etti. Kalem yazmaya başladı, yazdı, yazdı, yazdı, yazdı, bunlar çok uzundu.

Musa’ya gelince “10 Emir”, 10 emirin birincisi; “Bana şirk, eş koşmayın”, ikincisi; “Ana, babaya ihsanda bulunun”, yukarıdan  aşağıya onları dizdi. Tevrat’ı, İncir’i Zebur’u.

“Kelam” bu oradaki. Nerde? Bu Levh’te. Peygamberlerin birinci görevi kelamdır. Çünkü; “Kelam”, kelamın başı neydi? “Allah’ın, kaza ve kaderine razı olun” diyorum size ben, hep söylediğim, bu kelamdır bak, oradan bu, yoksa iman etmiş olmazsınız. “Allah’ın rahmetinin gazabını aştığını” çokça sık sık söylerim, bu da kelamdır yukardan. Ondan sonra, ha kelam budur.

Ha bu kelamı detaylı olarak insanlara açıklamadan bunları insan hayatına sokmaya uğraşır peygamberler.

Hemen arkasından kitap gelir, ondan sonra, o Levh’te bunlardan sonra Kur’ân’da, İncil’de, Tevrat’ta, Zebur’da gene yazılıdır.

Kelam, Kitap, Tezkiye, Hikmet Ve Hikmetin Arkası

“Her şeyi, Biz bir kitapta yazdık!” diyor Allah. Kitap o işte “Levh’ül Kalem”, ikinci görevi Kur’ân’dır, “kelam” yani; o Tevhid kelamdır. Tevhid etmeden, kesinlikle kişi mundardır, Kur’ân’ı eline alamaz. Yani, “Abdestsiz Kur’ân elinize almayın” denilen şey, müminler için geçerli değil.

Bunun şimdi zamanı geldi söyleyeyim, mümin, abdestsiz de Kur’ân’ı alır, okur (Gusül abdesti olması şartıyla). Eğer kişi; “La ilahe illallah Muhammeden Resullulah” ile imanın kapısını çalmamışsa, Allah’ın kaza ve kaderi vardır, buna razı olmamışsa, Allah’tan ümit var değilse. Çünkü; hadisler ne diyor, bunlar hep kelamdır, “Allah’tan ümidini kesen müminden, Allah’tan ümidi var olan kafir, daha hayırlıdır.” Ha bunların hepsini bir araya topladığın zaman, kişi sağlam, yani kavi bir iman sahibi olur. Eğer, kişi bu halleri yapmamışsa, bin defa abdest alsa, Kur’ân’ı eline alamaz, o mundardır, o habistir, o necistir hadise göre.

İşte insan, bu şekil o kelam ile iman eder, iman dairesine girer, iman atmosferine girer, arkadan hemen ben size hep anlatırken, arkadan ne geliyor, kitap geliyor. Kur’ân; Allah’ın kelamı. Ondan sonra, onu alacaksın ve diyeceksin ki; “Rabb’im benden neyi istemiş, neyi istememiş, neyi yapmam, neyi yapmamam gerekiyor”, Kur’ân’dan bunu öğrenecen, hemen arkasından bunu öğrenince, ne geliyor; tezkiye geliyor.

Tezkiye ne?

Zikir; “nefis tezkiyesi”, bunu devam edersen, arkadan ne geliyor, “Hikmet” geliyor, buna devam edersen, “Hikmetler Vadisi”ne girersin.

Peki, Veli’ler için bundan sonra ne geliyor? Hikmetin arkası geliyor, bunlar; “Kerametler Vadisi”. Peygamberlerde keramet yoktur, onlarda mucize vardır yaratılıştan hiç uğraşmadan Allah’ın lütfettiği. Peygamberlerin 4, Veli’lerin 5 görevi vardır. Aynı şeyde bunlar işte, kelam ile başlar, keramete kadar devam eden bir yoldur bu. Bu da yedi merhalede 4 teslim, ondan sonra ikinci seyri sülükte “Ulûlelbab” ulaşmakla, hepsi mümkün olur. Aslında, zor değildir, bütün iş çok samimi, çok kararlı olarak, Allâhu Teâlâ’nın azabından emin olmayarak, rahmetinden ümit kesmeyerek, yola devam etmek, işte acabalara takılmayacak, şeytan ve nefis boş durmaz, devamlı çelme takmaya uğraşır. İşte o çelmelere muhatap olmayacaksın ve yoluna devam edeceksin.

Şimdi Dünya kuruldu kurulalı şeytan var. Dünya kuruldu kurulalı şeytan insanlardan pay alıyor, zaten Allah’a yemin etti, zaten “Kullarından pay olacağım!” dedi.

Kainatın Dürülmesi Ve Kıyamet

Allah; kâinata; “Ol!” dedi diyeli Resullulah’ın Nur’undan var etti bütün kâinatı. Ona nazar etti ve “Kün” emrini verdi. Büyük bir patlama ile kâinat oluştu, saniyede 300 bin km. büyüyor kâinat her saniyede, düşün!

Bu 13 milyar 700 milyon yıldır böyle devam ediyor. Allah’ın kudretini bir düşün. Hangi akla, hangi mantığa, hangi nizama, hangi kavramaya, hangi odaklanmaya bu sığar?

Şu anda, uzaydaki soğukluk -2700, düşünebiliyor musun? Saniyede her şeyin yok olması demek bu.

Galaksiler kendi tabakalarıyla, atmosfer tabakalarıyla ısısını içinde muhafaza etme gayretinde. Bu kâinat büyümeye devam ederse bu  -270o artarak gider. Arttığı an belirli bir noktaya geldin mi, ne olur biliyor musun? Bir anda atmosferlerde bir çatlama; saniyede 3-5 saniyede Kıyamet kopar gider. Ne olduğunu anlamadan, her şey yok olup biter, ha bu geri dönerse; kâinatın büyümesi bir yerden geri dönecek bu. O geri dönersede +1800 olur sıcaklık.

Ya donarak son var ya yanarak son var! Geri döndüğü vakit; en son öleni gerisin geriye Allah yarata  yarata döner zaman geriye.

Çizgi Ötesi Sohbet

Ha, yani artık bu günler çok uzak değil. İki şey var, hesap ettiğin vakit, insanlar dünya üzerinde birçok çalışmalar yapıyor.Yani, 4 bin yıl, 5 bin yıl, 10 bin yıl evvel Dünya’da hava durumu nasıldı?

E bu nasıl bulunur? İnsanlar bunu bugün kolaylıkla bulabiliyor. E nasıl buluyor? Kutuplarda buzlarda mesela; 3 kilometre, 4 kilometre buz var. 5 bin yıl evvel kar yağmış-yağmış donmuş, ondan bir sene sonra, yine yağmış-yağmış donmuş. Sonra, daha yağmış, yağmış donmuş, böyle yağ-don, yağ-don, yağ-don kilometrelerce buz olmuş.

O tabakanın yukarıdan aşağı, bugünden aşağı hesap ettiğin vakit, kaç bin yıl evvelinden anlamak istiyorsun; 4 bin yıl evvel 40 metre aşağısına iniyorsun, oradan buz kesip, bir buz parçası alıyorsun, onu laboratuvarda inceliyorsun. Laboratuvarda incelenecek tek şey; karbondioksit karışımıdır o, o günkü hava durumunu belli eder. Havada biliyorsun; oksijen, azot ve karbondioksit var. Karbondioksit biliyorsun hava derecesini verir, oraya hapsolmuş karbondioksidi araştırdığın an, gerçi bunlar bizim işimiz değil ama aslında konuşmamak lazım, bunlar biraz çizginin ötesidir. Onu incelediğin vakit, ısı meydana çıkıyor mesela; ısı, ozon tabakası yani, Dünya’yı koruyan “aurası” diyelim, burada “desinlik” diye bir şey var, meleklerin bildiği bir ölçü durumu var.

Bu 400’e çıktığı vakit Kıyamet kopar, atmosfer kirlenmesidir bu, bu atom gibi birçok olayı tutuşturur, şu anda tahmin ediyorum; 357’lerde yani, öyle bir sona doğru gidiyor ki, bilim adamları diyor ki; “Dünya’nın ısısı artıyor; 0,80 artmış durumda yani, 1 derecenin 0,8’i kadar artmış durumda, son 200 yılda veya son 180 yılda, Dünya üzerinde bu ne fark eder dersin, 20 arttığı vakit; Kıyamet’tir. Bak 2 derece düştüğü vakitte; Kıyamet’tir. Ölçüler çok farklı oradaki. Toptan Dünya’nın yaz, kış ortalama 20 arttığı vakit, Dünya’nın Kıyamet’idir.

20 azaldığı vakit, donarak Dünya’nın Kıyamet’idir, anında biter yani. Şu anda 0,8, 10’nin onda sekizi kadar, genelde Dünya’nın ısısı artmış durumda, bu büyük tehlikedir bak.

Ya ne olacak, 10 aşağıya, evde 220’de üşüyoruz, 230’te rahatlıyoruz sınırlara gelince. Bak, normalde altlarda olan derecenin bir önemi yok. Sınırlara gelip, sınırları 10 zorlayınca, Kıyamet’ini koparır, 20 kesin koparır. Şu anda, 1 derecenin onda sekizi kadar dünyanın ısısı artmış durumda.

Dünya’dan her saniyede, 16 milyon ton su buharlaşır. Her saniyede, Dünya’dan kalkar, denizlerden, göllerden, şundan, bundan, vesaire. Bu bir dört unsurun devirdaim olayıdır. Allah filtreler yukarlarda, işte; kimi buz olur, kimi kar olur, kimi yağmur olur. Bu uzun bir olay, atmosferik olaylar, sonra bunlar geri döner. Bunlar yağmaz, Dünya kendisi daha evvel yazın yolladığı şey, Güneş’in etrafında döne döne oraya ulaşır. Kendi yerçekimi ile onu geri indirir aşağıya ama arınmıştır o su pislikten, tozdan, mikroptan arınmıştır. Yani oralara yükseldi, o dört unsuru; Allah’ın Rahmet kısmıdır burada.

Allah; onunla, her şeye can veriyor dünya üzerinde. O şimşeklerde ona, suya ilaçlarını karıştırır, hani biz, “İki damla şunu at suya, bir damla şunu at!” der, içeriz ya, işte; o şimşekler gökyüzünde çakan yoğun elektrik. Yoğun elektrikte, o sulara ilaçlarını karıştırır, yağdığı vakitte, o ilaçlarda bitkilerin gıdasıdır. Yani Allah bitkilerin gıdasını, yağmurun içinde yollar. Sen istediğin kadar sula, fazla büyümez ama iki yağmur yağsın, böyle büyür gider.

Yani bunun hikmeti ne dersin? Bitki için geldi Allah’ın lütfu? Şimdi Allah’ın ikramı ile kulun ikramı bir olmaz. Yani; konular çok, çok, çok, çok hangi birine akıl erdirecen, hangi birini kavrayacan, hangi birini muhafıza edeceksin!

Bu Devirde En Büyük Keramet – En Eftal Zikir

Yani, nereye baksan Cenab-ı Hak kudreti, haşmeti, bütün dehşetiyle meydanda! Öyle var mıdır, yok mudur, falan mıdır, pişman mıdır değil! Bütün haşmetiyle böyle haykırıyor yani, ya bir eriğin çiçeğine, o şekli kim verebilir ya? 5 tane beyaz şey, fıstık gibi incecik bir şeyin ucunda… Ya nedir bu? Daha yaprak yok, gelinler gibi gelinlik giymiş. Kendini dayıyor, döşüyor, bunu kudreti ilahiden başka kim yapabilir ki? O ağacın aklımı var, mantığı mı var?

Hangi ressam çiziyor onu/onları? Kim hangi boyacı boyuyor onları öyle rengarenk? Bademe bakıyorsun başka renk, efendime söyleyeyim, çiçeğe bakıyorsun başka renk. Laleye bakıyorsun, açmış kollarını Allah’a, böyle yukarıya doğru semaya. Ya haykırıyor ama cahil görmüyor ki bunu.

Mühürlenmişler, bunun farkında değil ki; “kelam”, “kitap”, “tezkiye”, “hikmet” ve “hikmetin arkası”, bunu aklınızda tutun, yolunuz bu.

Bu yolda yürüyeceksiniz, hikmete ulaştığınız zaman, hikmetin arkası çabuk gelir. Onun değeri yok, o keramettir, onun hiçbir ehemmiyeti yok. Kerametler, onlar hiç makbul şeylerde değil ama Allah dilediğine ikram ediyor onu. Bütün mesele; en büyük keramet, bu devirde namazını kılıp, zikir çekiyor musun, bundan büyük keramet olmaz… Bütün âlem şeytanın peşine dolu dizgin koşuyor… Ha bu kadar büyük kötülüğün içinde, insan iyi kalabiliyorsa, bundan büyük keramet olmaz yani. Kerametin en büyüğü, en mükemmeli, en şahanesi bu.

Bir de kelam ilmi vardır yeryüzünde insanlar için “kelam ilmi” denilir ona, o satır başlarıyla, kuralların tarifidir, “kelam ilmi”.

Eşhedü enla ilahe illallah”

“Şehadet ediyorum Allah’tan gayrı ilah yok”.

Eşhedü enla Muhammeden abduhu ve Resulü”.

“Gene şehadet ediyorum ki; Muhammed Allah’ın Resul’ü kulu ve Resul’ü” şehadet ediyorsun yani, şahitlik ediyorsun. Ondan sonra, kelam bu.

Yani, eftal zikir, bütün, bütün tarikatlar eftal zikir olarak kabul eder, Kelime-i Tevhid’i yani en efdal zikir.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#Besmele#Kitap#kelam#Tezkiye #nefistezkiyesi #Hikmet#KainatınDürülmesi #Namaz #Zikir #KelimeiTevhit#Lailaheillallah

Kandillerde Divan Ehli Velilere Kimler Katılır? – Himmet Nasıl Ulaşır? – Şeytanın Yemini – Hayal Kurmadaki Sakınca – Mahli Hülya – Şeytan Çarpar mı? – İnsanı Dinden Çıkaran Sözler – Günah İşleme Acı İlaç Gibidir – Günah Çıkarma

3

Kandillerde Divan Ehli Velilere Kimler Katılır?

Nefse zulmetmek, günah işlemektir. Çünkü; nefsi ateşe götürüyorsun, nefse zulmediyorsun. Yani, insanlar yanlış anlıyor. “Şunu yeme, bunu içme, falan filan…” değil yani.

Allah kafirler için, “Nefislerine zulmettiler!” diyor. Dünyada en güzel hayatı yaşarken çünkü, niye ateşe götürüyor? Zulüm bu yani, Allâhu Teâlâ’nın kastettiği. Ama fizik bedenede aşırı zulüm yapmayacaksın, zincirle kendini dövmeyeceksin, bu da yanlış. Şimdi bak, “Şişmanlar cennete girmez” hadisi var. “Şişman insan cennete girmez” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani böyle olmakta, İslam’ın kabul ettiği bir şey değil. Ama bir hastalıktır, bilmem nedir, bunun için bir şey söyleyemem.

Büyük Divan vardır, her gece Hira’da kurulur, her gece. Geç saatlerde olur, 3:30’tan sonra olur, Divan ehli Veli’ler. Zamanın Gavs’ı gelir, onun yeri vardır Hira’da. O ağırlığı taşıyabilecek Dünya’da iki yer vardır; biri Hindistan’da bir dağ var, bir de Hira. O Divan ehli Veli’lerin manevi ağırlığını dünyanın herhangi bir yere konsun, dünya ortadan çatlar, iki parça olur.

Zamanın Gavs’ı gider, oturur; Kâbe tam önündedir, Mekke tam önünde, Medine tam sağ omzundadır, saat 9 şekli gibi. Dört tane yardımcısı, “Kutbul Aktap” denilir onlara, ikisi sağına, ikisi soluna oturur. Birinin mezhebi İmam Şafi, birinin mezhebi İmam Hanefi, birinin mezhebi İmam Maliki, birinin de İmam Hanbeli. Hiçbiri aynı mezhepte değildir. Dördü de, ayrı dört mezhepte amel işler. Vekili karşısında oturur Gavs’ın. Ondan sonra, birinci halka, ikinci halka; her halka bin kişidir. 3’üncü halka, 4’üncü halka, 5’inci halka, 6’ıncı halka- 6’ıncı halka cinlilerin Veli’lerindendir,7’incı halka.

Dünya üzerinde savaş mı çıkacak, falan mı doğacak, falan mı zengin olacak, filan mı batacak? Orada 24 saatte bütün olacak şeyler, hepsi orada karara bağlanır.

Allâhu Teâlâ, dünya ve ahiret işlerinin birçoğunu üstü kapalı olarak söylüyorum  size, daha evvelde söyledim. Ve o kararlar orada konuşulur.

Oradaki lisan Süryanice’dir. Cennet lisanı da Süryanice’dir. Ve ondan sonra sabah namazı kılınır. Gavs imamdır. Sabah namazından sonra herkes zikre oturur. Hepsi zikre oturur ve güneş doğar, zikirleri biter. Güneş doğunca bakarsın ki, çoğunun gölgesi yok!

O gölgesi olmayanlar, her toplantıya aynı kılıkta gelir, saç, sakal uzamaz onlarda. Onlar öteden gelenlerdir. Cinlerin zaten gölgesi yoktur. Cinlilerden hariç, 6’ıncı halkanın dışında % 80, %85, %90’a yakınının gölgesi yoktur.

Veli, dünya hayatındayken kındaki kılıçtır. Öbür tarafa geçtiği zaman, yalın kılıçtır, bunların ötede görevleri var. Resullulah Efendimiz sadece bu Kandil Gece’leri katılır, o zaman kalabalık Ashap katılır. Bütün peygamberler, Hazreti İsa’dan, Musa’dan, İbrahim’den, Adem’e kadar hepsi oradadır.

Peygamberimiz, o Gavs’ın yerine oturur. Gavs, o kadar peygamber varken onun vekili olarak, onun karşısına oturur. Sonra, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer bir tarafına, Hz. Osman ve Hz. Ali bir tarafına oturur (s.a.v) Efendimizin. O zaman o gecede, orada Arapça konuşulur Peygamberimizin yüzü suyu hürmetine.

Himmet Nasıl Ulaşır?

Yalnız “18 bin âlemin Mustafa’sı adı güzel kendi güzel Muhammed” diyor Yunus Emre.

Peygamberimizin çok suretleri var. Bir Veli’nin dahi çok sureti var. Şimdi mesela; bir Mürşid’e gidiyorsun, vird alıyorsun, Allâhu Teâlâ onun bir suretini yaratıyor, o müridin peşine onu ömür boyu takip ediyor. İkincisi geliyor ona, üçüncüsü geliyor ona, milyoncusu geliyor, Allah milyon suret yaratıyor o Veli’den. Onu takip eder o, gece gündüz onunladır. Neyi doğru yapıyor, neyi yanlış yapıyor, nerede ne yapıyor, işte “himmet” dediğimiz bunun tarafından ulaştırılır ona. Bir yanlış yaparken o uyarılır, onun tarafından. Veya şu olur, bu olur.

Ve Peygamber Efendimiz, o geceki oradaki toplantıyı idare eder. Yalnız, muhteşem bir program olur. Ve yine, sabah namazı Peygamber Efendimizin imamlığında kılınır. Sonra Peygamber Efendimiz dahil herkes zikre oturur. Güneş doğar, Peygamberimizin de gölgesi yok, Ashab’ın da gölgesi yok, daha evvelki peygamberlerinde gölgesi yok. Gölgesi olanlar Dünya’dan gidenler, gölgesi olmayanlar öteki âlem. Zikir bitti mi dağılır orası.

Her haftada bir Kadir Gecesi var. “Sen her gördüğünü Hızır, her geceyi Kadir zannet”. Müminin hali budur.

Sonra, Hızır nadir görülürde ama görülür yani.

Allâhu Teâlâ’yı seversen, Allah’ta seni sever.

Allâhu Teâlâ; “Birçok kulu, kendim için yarattım” diyor. “Evet, bu adam ne kadar yamuk olsa eğrilir, büğrülür ve düzelir” diyor.

İnsan; anadan, atadan, soydan, soptan temiz gelmişse ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) öyle diyor; “Ben nikah çocuğuyum”. Yani; soyum sopum temiz bir nikah üzerinden geldi. Ve bununla Peygamberimiz hiç övünmez, kısmen övünür bir tavıra giriyor.

Ha burada da soy sopun önemi ortaya çıkıyor. Aslı nesline, rucû ediyor zaten. Bu bir dönüşüm yani. Aslı nesline, rucû ediyor. Yani; buğday ekip, arpa biçemiyorsun. Yulaf ekip, mısır biçemiyorsun.

Şeytanın Yemini

Şimdi, Cenab-ı Hakk ezelde Hz. Adem’den 7 kudretinde ve normal kudretinde, birçok ruhu Âlemi Berzah’a yolladı, kendi verdiği ruhtan bölerek. “%99’unun cehennemlik olduğunu” söyledi o gün. Çünkü; insan köpek leşinden daha çabuk bozulmaya elverişli bir varlıktır nefsine tabi olduğu zaman. Ama ruha tabi olursa, seni bozacak hiçbir şey yok yeryüzünde. 

Allâhu Teâlâ birçok ayette bunu ifade eder. “Şeytanın sizin üzerinizde hiçbir gücü yok.” Sadece kimin için söylüyor bunu; iman etmiş, Allah’a ve Resulü’ne iman etmiş her mümin için bu geçerli, “Bunların üzerinde şeytanın hiçbir etkisi yok!” diyor.

Çünkü Allah’a yemin etti şeytan, dedi ki; “İzzetin ve Celalin üzerine yemin ederim ki, senin kullarından pay alacağım, onların yollarının üzerine pusu kuracağım, pay alacağım!” dedi.

Allâhu Teâlâ dedi ki; “Benim mümin kullarımın üzerinde senin hiçbir etkin olamaz. Sana tabi olan kafir senin olsun!” dedi. Öyledir de yani, bir müminin üzerinde, şeytanın hiçbir etkisi olamaz. Şeytan doldurur, doldurur nefsini. Nefsin sana bir şeyler ilham eder. “Hadi lan!” dersin nefsine, biter. Mümin bunu der yani.

Hayal Kurmadaki Sakınca Nedir? Mahli Hülya Hakkında

Biz insanların hayalleri vardır, hayal kurar. Kimi yatakta uyumadan, kimi yat ister, kimi şu, kimi bu. Roman okur gibi bugün bıraktığı yerden, yarın alır götürür. Ha bunlar nefsin zaaflarıdır sadece. Bu hemen  hemen insanların %99,99’unda mevcut.

Eğer “mahli hülya” denilen bu hal hayra taşıyorsa, hayır için böyle şeyleri varsa, sevap alıyor. Nefsin arzuları göre yapıyorsa eğer bu kişi şeriatı yaşayan ise yine günah yazılmıyor buna. Yani; şeriat üzerindeki bir insanın dilinin söylediği, elinin işlediği. Ama tarikat öyle değil! Aklından geçenlerden de sorumlu oluyorsun. Hakikat, Marifet yükseldikçe birçok şeyden sorumlu tutuluyorsun. Şeytanın hakiki müminler üzerinde hiçbir etkisi yoktur.

İnsanı Dinden Çıkaran Sözler Nelerdir? Günah İşleme, Acı İlaç Gibidir – Şeytan Çarpar Mı?

İnsanlar der ki; “Şeytan çarptı, şeytan korkuttu…” Şeytanın böyle bir yetkisi yok, hakkı da yok zaten. Bunu yapan asla şeytan değildir. Ya kendi içindeki şeytandır (içindeki şeytan nefistir) ya da şeytan kadar şeytanlaşmış cinliler vardır. Onların işidir veya onlara bir zarar vermişsindir, intikam alıyordur vesaire vesaire…

Yoksa, şeytanın o konuda hiçbir yetkisi yoktur. Yani Allah böyle bir izin ona vermemiştir. Allah’ın izin vermediği hiçbir şey, hiçbir şey yapamaz. Asla!

Ama işte “Allah şeytana uydurmasın!”atasözleri bunlar bizde çok tekrarlanan. İşte, “Kur’ân çarpsın! Allah çarpsın…” Bunların hepsi, çirkin haller. Hiçbiri güzel hal değil. Bu maalesef halkımızda çok kullanılan kelimeler. “İllallah” yaka silkmek için; kafir yapar zaten bunlar insanı. Bunlar cemiyetteki dil hastalıkları. Dil ki insanın, iki bela kapısından biri. Birçok sövme, sayma bu dediğim kelimeler kadar mesuliyet getirmez insana. Günaha tövbe edersin.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz; “Günah işleyen helak olur” demiyor. “Tövbeyi, geciktiren helak olur” diyor.

Günah işlememe hakkı hiçbirimizde yok. “Vay, ben günah işlemem, falan filan…” bunlar hikaye. Çünkü; hiçbir insan yoktur ki, Peygamberler dışında günah işlememe hakkına sahip olsun.

Allâhu Teâlâ; “Eğer siz günah işlemeseydiniz, sizi toptan yok ederdim” diyor. Günah işleme, acı ilaç gibidir. İnsan günah işlemezse, Allah’a eyvallahı kalmaz. “Hiç günah işlemiyorum ki ben yani, kim neden ateşe atsın ki beni!”, işte bunlar firavunluk. Hiç günah işlemeyen insan nefsi, onu tam bir firavun yapar. Günah işlediği zaman Allah korkusu, Allah’tan utanma, Allah’tan hâya, adamı adamlık atmosferinde tutar. Allah bilmiyor mu? Her şeyi, her şeyin en güzelini bilen Allah, her şeyin en güzelini yapan O. “Efendim, ben günah işlemem, benim günahım yok!” Var mı öyle yağma?

Günah Çıkarma

Şimdi Hristiyanlarda kolay. İşle günahı, git papaza çıkar günahları kaydırıversin bir tarafa, tertemiz ol git. Ya böyle bir saçmalık olur mu?

Şimdi bir Yunan’lı hacca gidecek. Adet ya papaza gidip, günah çıkarsında tertemiz gitsin hacca. Hücreye giriyor Yunan’lı. Papaz geliyor.

“Anlat!” diyor, “Günahlarını…”.

“Valla benim hiç günahım yok!”

“Ya olmaz olur mu? İyi düşün.” Düşünüyor, düşünüyor.

“Yok Papaz Efendi, hiç günah işlemedim ben!” diyor.

“Ya, iyi düşün.”

“Ya, bir şey var ama bilmem anlatmak doğru olur mu?”

“Söyle!” diyor.

“Ya, benim komşumun çok güzel bir karısı var.”

“Eee.”

“Ben bir gün evde yalnızken, kadın geldi, bana tebelleş oldu.”

“Eee.”

“Ben de uymadım, onu kovdum!” diyor.

Papaz:

“Tüh, Allah belanı versin. Git buradan, senden hacı olmaz. Kadının kalbini kırmışsın!” diyor.

 

—————————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#divanehliveli #veli #gavs #kutbulaktap #nefsezulm #hayalkurma #mahlihülya #şeytan #himmet

5 Beden- İnsanın Öz Kardeşi – Niçin Kıyamete Gidiyor Dünya? – Sırrı Süleyman Hz.’nın Sabah Namazı

0

“Mantal beden” diğer gruplarla olan irtibatı keser. Yoksa bir Cebrail’in şu Dünya üzerinden geçişi var ya, insanların ölmesine neden olur. Yetmiş bin kanadı var. Daha buna benzer ifritler var, cinliler var, şeytan var, iblis var. Bunların binbir tuzağı olurdu, gruplar karışırdı. Mantal beden bunları yapar.

“Astral beden” sendeki bilgisayardır. Bütün ilim, bilim ne biliyorsan, hikmet, himmet ne varsa, ona yüklenir. İnsan astral bedeni olmasa, insan hiçbir şey değildir.

“Fizik beden”, dünya içindir. Akl-ı maaşla gelir. “Akl-ı maad”, “akl-ı kül”, “akl-ı evvele” doğru eğer kemalat ehli ise gider. Fizik beden dünya işleri içindir. Yatmak, kalkmak, yemek, içmek, tıraş olmak, süslenmek, yıkanmak, para kazanmak, ev yapmak, bunlar herkes tarafından bilinen şeyler. Fizik beden bu.

“Ruh” candır. Yani, insandaki bütün faaliyetleri meydana getiren ruhtur. Çok güzel bir el lamban var, 700-800 liralık aldın, ruh pilidir. Pil olmadan hiçbir işe yaramaz. Veya çok güzel bir araban var, son model BMW, Mercedes; ruhdur içine girip sürendir. Yani ruh olmazsa ne mantal beden, ne astral beden, ne aura, ne fizik beden bir işe yaramaz, hiçbir faaliyeti olmaz.

Bir lambaya pil girer, ışık vermeye başlar. Hedefi gösterir sana. Ruhta Allâhu Teâlâ’nın lütfudur, kendi ruhundan insana. Ruhta gelir, bütün bedenler faaliyete başlar. Kendisi hangi programla programlanmışsa, o kendi yapısı, o kendi karakteri ile faaliyete başlar. Bunda ruh devamlı insanı Allah’a ve Allah’ın güzel yoluna çağırır.

Bir de fizik bedene “nefis” yüklenmiştir. Nefis, fizik bedendedir. O ayrı bir âlem değil yani, bu 5 bedenden hariç bir varlık değil. O, bu fizik bedende var edilmiş enerji, fikir, fetbazlık, yalancılık, adilik, aşağılık, ne kadar Allah’ın def ettiği şeyler varsa, nefsin imalatıdır. Yani nefis tarafından imal edilenler bunlar. Her türlü adilik mevcuttur onda. Nefis; Allah’ı hiç sevmez, şeytana bayılır. Nefis asılır sana şeytandan yana, ruh asılır sana Allah’tan yana. Vücutta ikisi savaş halindedir. Eğer sen içki içersen, kumar oynarsan, zina yaparsan, bilmem ne yaparsan, vücudun kralı; nefis olur, ruh pusar artık, ruh esirdir ona. Eğer sen Allah’ın dediği gibi yaşamaya gayret edersen, bu sefer ruh; kral olur vücutta.

Nefis yine boş durmaz ama pusmuştur kedi gibi, köpek gibi. Fırsat bulursa, bir şey yapmaya zorlar seni ama gücü yetmez. Çünkü kral ruhunda. Müminlerde kral; Allah’ın bize lütfettiği ruhtur. Kafirlerde ise kral; nefistir.

Dünyada iki zümrenin derdi yoktur. Kafirlerle, Veli’lerin. Diğerlerinin hepsinin bir takım iç mücadeleleri vardır. Kendileriyle dahi mücadeleleri vardır. Kendisi, kendisiyle bile barışık değildir çoğu zaman. Kendisi, kendisini dolduruşa getirir. Çünkü artık nefis güdüyorsa kişiyi, her türlü aşağılık düşünce, hareket, eylem artık ne aklına geliyorsa, fırsat varsa…Nefis aptalda değildir, kendini körü körüne dünyada rezil ettirmemeye gayret eder. Ama Allah’tan korkusu yoktur. Allâhu Teâlâ’yı kaale almaz, şeytana bayılır.

İçimizdeki iki tane varlık. İçimizde taşıyoruz bunları, biri mümin, biri kafir. Onun için İmam Rabbani diyor ki; “Bir Müslüman, öz kardeşini öldürmedikçe, salih mümin olamaz” diyor.

Salatu selam Efendimiz hadisinde diyor ki; “Her insanın doğuşunda, bir şeytanın çocuğu doğar.” İşte iblislerde diyor, “Bu senin kardeşin”, senin görevin onu yoldan çıkarmak. Bir ömür boyu bununla uğraşacaksın. O şeytanın çocuğu, senin nefsinin emrine girer. Ve nefsin onu güder. Ona bilgi verir, casusluk eder. Bunun ona zaafı var, şuna zafı var.

İşte, İmam Rabbani’nin dediği; “Bir mümin, öz kardeşini öldürmedikçe” dediği, bu şeytanın çocuğu. Artı bundan da tehlikeli bir hal var, bugünkü bu bütün cemiyetlere girmiş durumda.

Bir evli erkek, karısıyla cima haline gelirken, şeytanın şerrinden Allâhu Teâlâ’ya sığmazsa;

Euzubillah; Semiul alimi mineş şeytanirracim” demedi ise, aynı o erkek gibi, o kadını şeytanda halleder, erkekle birlikte. Doğan çocukta %50 şeytanın babalık hakkı vardır. Ben göreyim seni de, onu yola getir. Hiç mümkün değil, getiremezsin. Bugün cemiyetin %95’i bu.

Niçin Kıyamet’e doğru gidiyor Dünya? Allâhu Teâlâ’ya, Allâhu Teâlâ’nın ipine adam gibi sarılana ne Kıyamet’i getirirdi, ne şu, ne bu. Ama Allah’ta biliyor ki azacak. Allah’ın bilmediği yok ki! Ve azdı.

Allah bir de neyi yaratmış? Nefsi! Sende buna mani olamıyorsun yani. Çünkü; göz görüyor, nefsin arzu ediyor. Ha, “Ben bakmam falan…” bunlar boş laf, hikaye.

Abdülkadir Geylani Hazretleri diyor ki; “Allâhu Teâlâ, beni bir oda dolusu altınla imtihan etsin, kazanırım. Vallahi, benden bin mil uzakta bir kadının başörtüsü ile beni imtihan etse, kaybederim!” diyor. Bunu diyen Veli’lerin en büyüğü. Sende deki; “Ben şöyleyim, ben böyleyim…” Hikaye. Ha, iradenle birçok şeye mani olursun. Veya Allâhu Teâlâ sana yardım eder, bir Mani Esma’sı yollar, şunu yapar, bunu yapar, seni günahtan korur.

Allah bizi korumazsa, biz kendimizi 24 saat koruyamayız. Allah kimi koruyor? Mümini koruyor. Sen müminsen, Allâhu Teâlâ yönelmişsen, Allâhu Teâlâ sana o fırsatı vermiyor. Yoksa; hani biz temiz yaşıyorsak, bu bizden değil. Yoksa, biz bize kalırsak var ya…

Ayet-i kerimede ne diyor Cenab-ı Hakk; “Biz, sizi koruyamazsak, siz kendinizi koruyamazsınız.” Ama kimi koruyor? Allah, müminleri koruyor. Kafirleri korumuyor. Kafir; içkide içiyor, kumarda oynuyor, zinada yapıyor, hırsızlıkla yapıyor, alabildiğine her pisliği yapıyor.

“Yapın!” diyor Cenab-ı Hakk. “Yapın, canı çıkasıca kafirler ne kadar kafasız!” diyor ayet-i kerimede, Allâhu Teâlâ kullanıyor bu kelimeyi.

Enbiya Suresi ve devamındaki ayetlerde ne kadar güzel ifade ediyor ya. “İbrahim’i anın, İsraf’ı anın, Yahya’yı anın, bunlar rahmetimizi kabul ettiğimiz insanlar, temiz ve iyi insanlar” diyor.

Biz ne yapacağız?

Allah’ın rahmetine kabul edilmiş insanlardan olmaya uğraşacağız niyette. Niyet, amelden üstündür. Niyetimiz canı gönülden oluyorsa, Allâhu Teâlâ’nın korumasına giriyorsun ve Allah bizi artık koruyor. Biliyor ki, biz kendimizi koruyamayacağız, aciziz bu kadar muhteşem yaratılmışken.

Allah, melekleri, meleklerin peygamberlerini; Cebrail’i ve Mikail’i, İsrafil’i, Azrail’i insana secde ettirdi. “Adem’e secde edin!” dedi. İblisin dışında hepsi etti. İblis ki meleklerin imamıydı. Secde etmedi diye, Allah onu lanetledi. Allâhu Teâlâ’nın insana verdiği değeri, kıymeti düşün, bugünün insanının Allâhu Teâlâ’ya verdiği değeri düşün. Allah şereflerin en büyüğünü insana bahşetti. Ama insan dedi ki; “Yarabbi, ben şerefsizim bana şeref lazım değil.” Şerefsizin gideceği yer, ateştir. Başka bir yer değil yani.

E şimdi Allah razı olsun. İnsanın bile birçok bedeni var.

“Astral bedeni” var, “mantal bedeni” var, “aurası” var, “fizik bedeni” var, “ruhu” var. “Ve onu en güzel surette yarattım” diyor. “En güzel surette yarattım” derken, fizik bedenimizin güzelliği, düzgünlüğü, bilmem  neliği değil Allâhu Teâlâ’nın bahsettiği.

“Biz insanı en güzel surette yarattık”, insan en güzel bütün detayları, Rahman’ın istediği istikamete, atmosfere koyarsak insan en güzel surette yaratılmış varlık. Neden?

Ben bir gün Sırrı Süleyman Hazretleriyle bir odada yatıyoruz, bir yolculukta. Sabahleyin kalktık. Sabah namazını lambur lumbur kıldı. Çekti battaniyeyi yattı.

Sen bostancıya kelek mi satıyorsun?” dedim.

Bir Allah dostu namazı lambur lumbur kılıp yatacak öyle mi? Battaniyeyi bir kaldırdım. Hiç kimse yok altında! Ama insan var gibi duruyor battaniye, “Öyle dur!” dedi ona. Çekti battaniyeyi kafasının üzerine, gözümün önünde.

Gitti tayyi mekanla Kâbe’ye. Ertesi gün, yine lambur lumbur. Ondan sonra, girdi battaniyenin altına, bende gittim ayaklarının üzerine oturdum. Dedim:

“Sen bana baksana.”

“Ya Ali Efendi, çok uykum var işte, dinleneceğim.”

“Boş ver!” dedim çıkardım külahı.

“Şuna anlat, beraber gideceğiz!” dedim.

“Yahu, ben nereye gidiyorum?” dedi.

“O zaman müsaade et, ben de ayaklarının üzerinde uyuyacağım!” dedim.

“Etme Ali Efendi!”

“Yok, hiç çaresi yok!” dedim.

Şimdi bak, en güzel surette bak, adam saniyede gidiyor Kâbe’ye. Ha namaz kıldı orada, banada “Allah dostu, namazada kalkmadı!” dedirtmeyecek. Lambur lumbur kılar mı Allah dostu namazı? Şimdi oraya yetişecek ya! Allâhu Teâlâ’nın her sözü mükemmel.

 

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#Kıyamet #fizikbeden #astralbeden #beden#ruh #aura #mantalbeden #insan #nefs #nefis #SırrıSüleymanHz#imamrabbani #insanınözkardesi #ego #tayyimekan #zamandayolculuk

Dervişin Miraç Yolculuğu – Kimler Mürşid’e Gidemez? – “Keşke Daha Fazla Günah İşleseydim!” Kim Der? – Hakiki Mescid-i Aksa Nerededir? – 7 Âlem – Peygamberimizin Varisi Kimdir?

0

Ha konumuz neydi? Miraç yoluydu. Cenab-ı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Miraç etmekle, Cenab-ı Hakk’ın büyük lütfu, büyük keremi ile ümmetindeki dervişlerine Ruhani Miraç yolunu açtı. Birincisi nedir? Bu birinci mertebe nedir? Ne dedik, 7 merhale, 4 teslimiyet, tekrar; 7 merhale üzerine, 3 tane daha, tekrar; 3 daha üzerine, 2 tane daha. Ha bunlar yürünecek yollar. Ha insanlar, bunların hepsini yürür yürüyemez ayrı konu. Nasibinde ne vardır ne yoktur, onu Cenab-ı Hak bilir. İnsanların bilebilmesi mümkün değil.

Birinci mertebe, Kelime-i Tevhid; “La ilahe illallah”. Bir insan bir Mürşid’e tabi oldu, gitti samimi olarak, zati Allâhu Teâlâ’ya iştiyak duymayan, O’na bir sevgisi olmayan, bilerek veya bilmeyerek insanın kendi birçok melekesi kendisinden dahi bazı şeyleri gizler. Bu çok geniş bir konu, şimdilik zaten anlatılacak bir konu değil. Ondan sonra yani, Allâhu Teâlâ’ya ram olmaya niyet etmeyen insan Mürşid’e asla gidemiyor. Allâhu Teâlâ, Mürşid’i nasip etmiyor. O insanlara şu veya bu sebepten, egosundan, nefsinden, hannaslardan daha birçok insanı etkileyen şeyler var, bunlar daima hicap olur. Asla ve asla Mürşid’e gidemez. Ne zaman ki Allâhu Teâlâ’ya ram olmayı niyet etmiştir veya niyette etmemiştir böyle bir iştiyaki vardır, böyle bir isteği vardır, Allâhu Teâlâ takır-takır önünü açar. Birçok sebeple, onu Mürşid’e yollar ve kişi Mürşid’e gider. Mürşid’e gittiği anda, birçok günah helak olur.

Bak Allâhu Teâlâ ne diyor; “Biz seyyihatı hasenata, hasenatı da seyyihata çeviririz.” Cenab-ı Hakk’ın ifadesi.

Ben birçok Veliden birçok insanın ki adam eşkıyalık yapmıştır. Vird alırken, “Günahlarımdan pişman değilim, keşke daha fazla yapsaydım!” diye nara attığını gördüm. Tüm bunların sevaba döndüğünü gördüm, o anda gösteriyor Cenab-ı Hak kendisi söylüyor. Cenab-ı Hakk’ın sözü; “Seyyihatı hasenata, hasenatı seyyihata çeviririz.”

O büyük günahlar, büyük sevaplara dönüyor. Neden Mürşid’e gitti?

Mürşid’e gitmek dolayısıyla, Resullulah’ın hikmetidir. Resullulah’a gitmek, Allah’a gitmektir. Allah’ın safının adamı olmaktır. Tâğutu karşısına almaktır. Nefsini karşısına almaktır. Ondan sonra bu açıkça bunun ifadesidir. Ve o dönüşüm oluyor, günahlar sevaba dönüyor. Ondan sonra ikincisi bak, temizlendi orası! Ondan sonra, 7 Furkan daha veriyor Cenab-ı Allah, ona 7 Furkan daha veriyor. Üçüncüsü artık, ona hiçbir cin zarar veremiyor. Dördüncüsü, hiçbir büyü ona tesir etmiyor. İlk daha Mürşid’e gider gitmez buna ulaşan getiriler bunlar.

Sırâtı müstakimin kapısı açılıyor. Ondan sonra ve bu kişi birinci mertebede Resullallah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ilk geçtiği semavat. Birinci semavat neydi? Bu onun karşılığı, “La ilahe illallah.” Bununla kalbe vura, vura, vura ne yapıyorsun? Nefsi Emmare’nin boynunu büküyorsun, “küt” zuhurat. İkinci Semavat; lafza-i Celal. Peygamberimizin Miraç’a çıktığı yolda başladın yürümeye. Lafza-i Celal ile vura, vura, vura nefsine, nefis tezkiyesidir.

Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de açıkça ki birçoğunuz okumuştur ancak; “Ancak cennetime nefsini mutmain edenler girebilir.”

Nefis Mutmain olmadıysa, birçok ibadet, Peygamberimizin ibadeti dahi cennete girmeye yeterli değildir. Allah lütfu, kerimi ile cenneti müminlerden olanlara ihsan eder.

Lafza-i Celal ne yaptı, “tak” üçüncü mertebenin kapısını açtı. Nedir bu üçüncü mertebe; “Hu.” Onlan dördüncü mertebe, dördüncü mertebe de artık birçok şeyleri görmen gerekiyor. Peygamberimizin Miraç’a gittiği yol. O yolu takip ediyorsun, dördüncü mertebede şey vardır, Kudüs’teki Peygamber (s.a.v.) Efendimiz. Ne diyor Cenab-ı Hak; “Kulumuz Muhammed’i bir gece yarısı Mescidi Haram’dan, Mescidi Aksa’ya ulaştıran Allâhu Teâlâ’nın şanı ne yücedir. O her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.”

Mescidi Aksa’nın hakikisi dördüncü kat semavattadır. Altta da göreceklerimiz var, bunların açıklanması doğru olmaz. Hakikisi ordadır, yeryüzündeki imitasyonudur.

Beşinci kat semavat, “Kayyum” Esma’sı. “Hay” Esma’sı, “Kayyum” Esma’sına atar, orda ne vardır? Ordada Mescidi Haram’ın hakikisi vardır, yeryüzündeki imitasyonudur.

Altıncı katta çok farklı şeyler vardır, detayına girmeyeceğim.

Yedinci kat semavat, “Kahhar” Esma’sıdır ki, Peygamberimizin Hz. Cibril ile beraber geçtiği yol Miraç için gittiği yol ha bugün (Miraç Kandili günü) dervişlerine açıldı.  Birçoğunuz bu yolları aşıp gittiniz. 7. kat semavatta yani; Kahhar Esma’sıyla bir altın kapının önüne gelirsin.

Birkaç gün önce bir arkadaş bir kapıdan bahsetmişti bana. Allah razı olsun, iyi bir yolculuk, yani o kapıya gelmiş. Bir altın kapı gelir önüne, onu geçersin. Peygamberimizin (s.a.v.) Efendimizin Miraç’ta açtığı yol ve Hz. Cibril’le beraber gittiği yola kadar gittik, birincii seyri sülükte gitti. Miraç yapmadık, cennetlerin önüne geldik. Arşı Alâ cennetlerin tavanıdır, oraya kadar yükseldin, ne ile? “Kahhar” Esma’sına kadar Kelime-i Tevhid ile Kahhar arasında o yolculuk ve altın kapıyı geçti. Seni ne yaparlar, Huzur Hücreleri vardır, oraya alırlar, orda biraz durursun, sonra “Zikir Hücreleri”ne alırlar, orda zikir edersin. Ondan sonra çıkarsın, ne yaparsın, Sidre-i Müntaha Camisi’ni müşahade edersin. Sidre’deki cami; yedinci kat meleklerin Hac yeridir. Buraya gelen melek onu tavaf eder, Hacı olur geri döner. Gümüştendir bu cami, 500 senelik yol kadar da minarelerinin uzunluğu vardır, oradaki mekanlar çok geniştir.

Üçüncü kademe de neyi gördük? Sidre Camisi’ni gördük.

Dördüncü kademe de neyi gördük? Kevser’i gördük.

Beşinci kademede neyi gördük? İkinci bir havuz vardır Sidre Ağacı’nın altında onu gördük.

Altıncısı, Sidre.

Yedincisi de Kudret Denizi’dir.

Yedi âlem. Bak Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin Hz. Cibril ile birlikte Miraç’a giderken gittiği yolun büyük bir aşamasını birinci seyri sülükte derviş tamamlar. Yol bu yol, doğru yol bu, gidilecek yol bu, oraya kadar gitti, orda Hz. Cibril dedi ki:

“Benden bu kadar, bir adım atarsam yanarım kül olurum.”

Ama Allâhu Teâlâ bu ümmetin velilerine ondan ötesini de açık tuttu. Ondan sonra ne yapıyorsun, bu 7 âlemi müşahede ettikten sonra Fenâfillah, Bekabillah, Züht, Muhsinler, Ulûlelbab. Ulûlelbab Makamı’na ulaştığın an Hz. Cibril’in dahi adım atamayacağı yol açılıyor sana, Ruhani Miraç’a gidiyorsun.

“Ulûlelbab” nedir? Bu ikinci yani birinci seyri sülüğün üzerindeki, ikinci seyri sülük olur. Yedi makam yine. Fakat son iki makamı ummak ahmaklık olur. Her yüz yılda İhlas Makamı’na, Ulûlelbab Makamı’nın üzerindeki “İhlas Makamı”na sadece dört kişi gelir. Bütün Dünya üzerinden bunlara “Kutbul Aktap” denilir. Onun üzerindeki bir, “Bi Hakki Takva Makamı”na da her yüz yılda sadece bir kişi gelir, mutlak Peygamber soyundandır, buna da “Gavsul Azam” denilir, Peygamberimizin varisidir. Onun üstü; “Makam-ı Mahmut’tur”, Peygamberimizin Makamı.

Şimdi ne oldu, Allâhu Teâlâ’nın Habibullah’a bütün fizik bedeninle, aurasınla, mantal bedeninle, fizik bedeninle, ruhunla, nefsinle açtığı Miraç yolunu sana da, ruhani olarak Miraç yolu açtı. Şimdi, Miraç olayı çok büyük bir olay bundan evvel Hz. Adem’den beri böyle bir yol Resullulah’a kadar hiç yoktu, kapalıydı. Ne oldu âlemler şereflendi. Ne oldu Cenab-ı Hakk’ın birçok isteği, Allah ihtiyaç sahibi değil, bütün âlemler, Cenab-ı Hakk’a secde etse bir kazancı yoktur. Bütün âlemler isyan etse bir kaybı yoktur ama Allâhu Teâlâ’nın ahlakı o kadar güzel ki hiçbir güzel kelime onu ifade etmez. Kendisi güzel olduğu için güzel şeyleri sever.

Şimdi şöyle bir örnek verelim. Dünyada her şey zıttıyla biliniyor. Karanlık aydınlıkta, soğuk sıcakla, şu bununla, bu bununla her şey zıttınlan bir gidiyor. Zıttınlan bilinen şeylerin tadı lezzeti olmaz. Çünkü tükenir biter. Ama cennette ise cennet hayatında hiçbir şey zıttınlan bilinmez. Dünyada hayat var, zıttı ölüm var, ölüm olduğu için akıl sahipleri dünyadan tat almaz. Ne verirsen ver, tat almaz. Çünkü zıttı var. Cennete gittiği vakit zıttı yok. Hayat var ölüm yok, zıttı yok. Şimdi mutluluk, esas mutluluk cennet hayatında çünkü; dünyada zıttıylan her şey,  her şeyin zıttı var. Hayat var, ölüm var. Orda hiçbir şeyin zıttı yok, hayat var, ölüm yok!

Esas mutluluk, esas insanın hedefi, şahikası, ulaşması gereken yer; Allâhu Teâlâ’nın rızası. Cennet, cehennem değil.

Sadakallahul Azim. Lillahil El-Fatiha.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#nefs #nefis #neftezkiyesi #nefsmakamları #mürsit #mürsid #mursit #mursid #nefsimutmain #nefsisafiye #nefsiraziye #Kahharesması #Lafza-icelal #kelimeyitevhit #Hu #zikir #esmalar #Kayyum #Ululelbabmakamı #mirac #miraç #ruhanimiraç #MakamıMahmut #semavat #7semavat #furkan #lailaheillallah #7katsema #alemler