Besmele’deki Düz Çizgi – Kelam, Kitap, Tezkiye, Hikmet Ve Hikmetin Arkası – Kainatın Dürülmesi Ve Kıyamet – Çizgi Ötesi Sohbet – Bu Devirde En Büyük Keramet – En Eftal Zikir

0
840

Besmele’deki Düz Çizgi  – Kelam

Kaleme “Yaz!” Dedi, kalem yazmaya hazırlandı “Bis” dedi Allah, gerisini söylemedi. Kalem “Bis” yazdı, düz çizmeye başladı, arkasını söylemediği için Allah. Besmele’nin düz çizgisidir. O, 72 bin senelik yol kadar o düz çizginin uzunluğu, bak Bis’den sonra, kalem gerisini düz çiziyor.

Hani, bir kalp hastasının grafiğini alırken, ölüyor da düz çizgi çiziyor, orada da Bis’ten sonra gerisini söylemeden, Allah 72 bin senelik yol kadar düz çizdi kalem. Sonra Allah, “millahirrahmanirrahim” dedi, gerisini yazdı kalem “Besmele” oldu.

Besmele nedir diye sorarsan; “Besmele” ayettir, Rahman ve Rahim olan Allâhu Teâlâ’nın adıyla kısaca ama ayettir asıl. Allah söyledi çünkü; öncelikle, Allah’ın ağzından çıktı. Sonra, “Ben öyle bir Allah’ım ki, rahmetim gazabımı geçmiştir…” ile, Allah Kelam’ını söylemeye başladı.

“Kim ki Benim Rab, Habib’imin de Ben’im Resul’üm olduğuna iman ederse, ona cennet vacip olur”la Cenab-ı Hak devam etti. Kalem yazmaya başladı, yazdı, yazdı, yazdı, yazdı, bunlar çok uzundu.

Musa’ya gelince “10 Emir”, 10 emirin birincisi; “Bana şirk, eş koşmayın”, ikincisi; “Ana, babaya ihsanda bulunun”, yukarıdan  aşağıya onları dizdi. Tevrat’ı, İncir’i Zebur’u.

“Kelam” bu oradaki. Nerde? Bu Levh’te. Peygamberlerin birinci görevi kelamdır. Çünkü; “Kelam”, kelamın başı neydi? “Allah’ın, kaza ve kaderine razı olun” diyorum size ben, hep söylediğim, bu kelamdır bak, oradan bu, yoksa iman etmiş olmazsınız. “Allah’ın rahmetinin gazabını aştığını” çokça sık sık söylerim, bu da kelamdır yukardan. Ondan sonra, ha kelam budur.

Ha bu kelamı detaylı olarak insanlara açıklamadan bunları insan hayatına sokmaya uğraşır peygamberler.

Hemen arkasından kitap gelir, ondan sonra, o Levh’te bunlardan sonra Kur’ân’da, İncil’de, Tevrat’ta, Zebur’da gene yazılıdır.

Kelam, Kitap, Tezkiye, Hikmet Ve Hikmetin Arkası

“Her şeyi, Biz bir kitapta yazdık!” diyor Allah. Kitap o işte “Levh’ül Kalem”, ikinci görevi Kur’ân’dır, “kelam” yani; o Tevhid kelamdır. Tevhid etmeden, kesinlikle kişi mundardır, Kur’ân’ı eline alamaz. Yani, “Abdestsiz Kur’ân elinize almayın” denilen şey, müminler için geçerli değil.

Bunun şimdi zamanı geldi söyleyeyim, mümin, abdestsiz de Kur’ân’ı alır, okur (Gusül abdesti olması şartıyla). Eğer kişi; “La ilahe illallah Muhammeden Resullulah” ile imanın kapısını çalmamışsa, Allah’ın kaza ve kaderi vardır, buna razı olmamışsa, Allah’tan ümit var değilse. Çünkü; hadisler ne diyor, bunlar hep kelamdır, “Allah’tan ümidini kesen müminden, Allah’tan ümidi var olan kafir, daha hayırlıdır.” Ha bunların hepsini bir araya topladığın zaman, kişi sağlam, yani kavi bir iman sahibi olur. Eğer, kişi bu halleri yapmamışsa, bin defa abdest alsa, Kur’ân’ı eline alamaz, o mundardır, o habistir, o necistir hadise göre.

İşte insan, bu şekil o kelam ile iman eder, iman dairesine girer, iman atmosferine girer, arkadan hemen ben size hep anlatırken, arkadan ne geliyor, kitap geliyor. Kur’ân; Allah’ın kelamı. Ondan sonra, onu alacaksın ve diyeceksin ki; “Rabb’im benden neyi istemiş, neyi istememiş, neyi yapmam, neyi yapmamam gerekiyor”, Kur’ân’dan bunu öğrenecen, hemen arkasından bunu öğrenince, ne geliyor; tezkiye geliyor.

Tezkiye ne?

Zikir; “nefis tezkiyesi”, bunu devam edersen, arkadan ne geliyor, “Hikmet” geliyor, buna devam edersen, “Hikmetler Vadisi”ne girersin.

Peki, Veli’ler için bundan sonra ne geliyor? Hikmetin arkası geliyor, bunlar; “Kerametler Vadisi”. Peygamberlerde keramet yoktur, onlarda mucize vardır yaratılıştan hiç uğraşmadan Allah’ın lütfettiği. Peygamberlerin 4, Veli’lerin 5 görevi vardır. Aynı şeyde bunlar işte, kelam ile başlar, keramete kadar devam eden bir yoldur bu. Bu da yedi merhalede 4 teslim, ondan sonra ikinci seyri sülükte “Ulûlelbab” ulaşmakla, hepsi mümkün olur. Aslında, zor değildir, bütün iş çok samimi, çok kararlı olarak, Allâhu Teâlâ’nın azabından emin olmayarak, rahmetinden ümit kesmeyerek, yola devam etmek, işte acabalara takılmayacak, şeytan ve nefis boş durmaz, devamlı çelme takmaya uğraşır. İşte o çelmelere muhatap olmayacaksın ve yoluna devam edeceksin.

Şimdi Dünya kuruldu kurulalı şeytan var. Dünya kuruldu kurulalı şeytan insanlardan pay alıyor, zaten Allah’a yemin etti, zaten “Kullarından pay olacağım!” dedi.

Kainatın Dürülmesi Ve Kıyamet

Allah; kâinata; “Ol!” dedi diyeli Resullulah’ın Nur’undan var etti bütün kâinatı. Ona nazar etti ve “Kün” emrini verdi. Büyük bir patlama ile kâinat oluştu, saniyede 300 bin km. büyüyor kâinat her saniyede, düşün!

Bu 13 milyar 700 milyon yıldır böyle devam ediyor. Allah’ın kudretini bir düşün. Hangi akla, hangi mantığa, hangi nizama, hangi kavramaya, hangi odaklanmaya bu sığar?

Şu anda, uzaydaki soğukluk -2700, düşünebiliyor musun? Saniyede her şeyin yok olması demek bu.

Galaksiler kendi tabakalarıyla, atmosfer tabakalarıyla ısısını içinde muhafaza etme gayretinde. Bu kâinat büyümeye devam ederse bu  -270o artarak gider. Arttığı an belirli bir noktaya geldin mi, ne olur biliyor musun? Bir anda atmosferlerde bir çatlama; saniyede 3-5 saniyede Kıyamet kopar gider. Ne olduğunu anlamadan, her şey yok olup biter, ha bu geri dönerse; kâinatın büyümesi bir yerden geri dönecek bu. O geri dönersede +1800 olur sıcaklık.

Ya donarak son var ya yanarak son var! Geri döndüğü vakit; en son öleni gerisin geriye Allah yarata  yarata döner zaman geriye.

Çizgi Ötesi Sohbet

Ha, yani artık bu günler çok uzak değil. İki şey var, hesap ettiğin vakit, insanlar dünya üzerinde birçok çalışmalar yapıyor.Yani, 4 bin yıl, 5 bin yıl, 10 bin yıl evvel Dünya’da hava durumu nasıldı?

E bu nasıl bulunur? İnsanlar bunu bugün kolaylıkla bulabiliyor. E nasıl buluyor? Kutuplarda buzlarda mesela; 3 kilometre, 4 kilometre buz var. 5 bin yıl evvel kar yağmış-yağmış donmuş, ondan bir sene sonra, yine yağmış-yağmış donmuş. Sonra, daha yağmış, yağmış donmuş, böyle yağ-don, yağ-don, yağ-don kilometrelerce buz olmuş.

O tabakanın yukarıdan aşağı, bugünden aşağı hesap ettiğin vakit, kaç bin yıl evvelinden anlamak istiyorsun; 4 bin yıl evvel 40 metre aşağısına iniyorsun, oradan buz kesip, bir buz parçası alıyorsun, onu laboratuvarda inceliyorsun. Laboratuvarda incelenecek tek şey; karbondioksit karışımıdır o, o günkü hava durumunu belli eder. Havada biliyorsun; oksijen, azot ve karbondioksit var. Karbondioksit biliyorsun hava derecesini verir, oraya hapsolmuş karbondioksidi araştırdığın an, gerçi bunlar bizim işimiz değil ama aslında konuşmamak lazım, bunlar biraz çizginin ötesidir. Onu incelediğin vakit, ısı meydana çıkıyor mesela; ısı, ozon tabakası yani, Dünya’yı koruyan “aurası” diyelim, burada “desinlik” diye bir şey var, meleklerin bildiği bir ölçü durumu var.

Bu 400’e çıktığı vakit Kıyamet kopar, atmosfer kirlenmesidir bu, bu atom gibi birçok olayı tutuşturur, şu anda tahmin ediyorum; 357’lerde yani, öyle bir sona doğru gidiyor ki, bilim adamları diyor ki; “Dünya’nın ısısı artıyor; 0,80 artmış durumda yani, 1 derecenin 0,8’i kadar artmış durumda, son 200 yılda veya son 180 yılda, Dünya üzerinde bu ne fark eder dersin, 20 arttığı vakit; Kıyamet’tir. Bak 2 derece düştüğü vakitte; Kıyamet’tir. Ölçüler çok farklı oradaki. Toptan Dünya’nın yaz, kış ortalama 20 arttığı vakit, Dünya’nın Kıyamet’idir.

20 azaldığı vakit, donarak Dünya’nın Kıyamet’idir, anında biter yani. Şu anda 0,8, 10’nin onda sekizi kadar, genelde Dünya’nın ısısı artmış durumda, bu büyük tehlikedir bak.

Ya ne olacak, 10 aşağıya, evde 220’de üşüyoruz, 230’te rahatlıyoruz sınırlara gelince. Bak, normalde altlarda olan derecenin bir önemi yok. Sınırlara gelip, sınırları 10 zorlayınca, Kıyamet’ini koparır, 20 kesin koparır. Şu anda, 1 derecenin onda sekizi kadar dünyanın ısısı artmış durumda.

Dünya’dan her saniyede, 16 milyon ton su buharlaşır. Her saniyede, Dünya’dan kalkar, denizlerden, göllerden, şundan, bundan, vesaire. Bu bir dört unsurun devirdaim olayıdır. Allah filtreler yukarlarda, işte; kimi buz olur, kimi kar olur, kimi yağmur olur. Bu uzun bir olay, atmosferik olaylar, sonra bunlar geri döner. Bunlar yağmaz, Dünya kendisi daha evvel yazın yolladığı şey, Güneş’in etrafında döne döne oraya ulaşır. Kendi yerçekimi ile onu geri indirir aşağıya ama arınmıştır o su pislikten, tozdan, mikroptan arınmıştır. Yani oralara yükseldi, o dört unsuru; Allah’ın Rahmet kısmıdır burada.

Allah; onunla, her şeye can veriyor dünya üzerinde. O şimşeklerde ona, suya ilaçlarını karıştırır, hani biz, “İki damla şunu at suya, bir damla şunu at!” der, içeriz ya, işte; o şimşekler gökyüzünde çakan yoğun elektrik. Yoğun elektrikte, o sulara ilaçlarını karıştırır, yağdığı vakitte, o ilaçlarda bitkilerin gıdasıdır. Yani Allah bitkilerin gıdasını, yağmurun içinde yollar. Sen istediğin kadar sula, fazla büyümez ama iki yağmur yağsın, böyle büyür gider.

Yani bunun hikmeti ne dersin? Bitki için geldi Allah’ın lütfu? Şimdi Allah’ın ikramı ile kulun ikramı bir olmaz. Yani; konular çok, çok, çok, çok hangi birine akıl erdirecen, hangi birini kavrayacan, hangi birini muhafıza edeceksin!

Bu Devirde En Büyük Keramet – En Eftal Zikir

Yani, nereye baksan Cenab-ı Hak kudreti, haşmeti, bütün dehşetiyle meydanda! Öyle var mıdır, yok mudur, falan mıdır, pişman mıdır değil! Bütün haşmetiyle böyle haykırıyor yani, ya bir eriğin çiçeğine, o şekli kim verebilir ya? 5 tane beyaz şey, fıstık gibi incecik bir şeyin ucunda… Ya nedir bu? Daha yaprak yok, gelinler gibi gelinlik giymiş. Kendini dayıyor, döşüyor, bunu kudreti ilahiden başka kim yapabilir ki? O ağacın aklımı var, mantığı mı var?

Hangi ressam çiziyor onu/onları? Kim hangi boyacı boyuyor onları öyle rengarenk? Bademe bakıyorsun başka renk, efendime söyleyeyim, çiçeğe bakıyorsun başka renk. Laleye bakıyorsun, açmış kollarını Allah’a, böyle yukarıya doğru semaya. Ya haykırıyor ama cahil görmüyor ki bunu.

Mühürlenmişler, bunun farkında değil ki; “kelam”, “kitap”, “tezkiye”, “hikmet” ve “hikmetin arkası”, bunu aklınızda tutun, yolunuz bu.

Bu yolda yürüyeceksiniz, hikmete ulaştığınız zaman, hikmetin arkası çabuk gelir. Onun değeri yok, o keramettir, onun hiçbir ehemmiyeti yok. Kerametler, onlar hiç makbul şeylerde değil ama Allah dilediğine ikram ediyor onu. Bütün mesele; en büyük keramet, bu devirde namazını kılıp, zikir çekiyor musun, bundan büyük keramet olmaz… Bütün âlem şeytanın peşine dolu dizgin koşuyor… Ha bu kadar büyük kötülüğün içinde, insan iyi kalabiliyorsa, bundan büyük keramet olmaz yani. Kerametin en büyüğü, en mükemmeli, en şahanesi bu.

Bir de kelam ilmi vardır yeryüzünde insanlar için “kelam ilmi” denilir ona, o satır başlarıyla, kuralların tarifidir, “kelam ilmi”.

Eşhedü enla ilahe illallah”

“Şehadet ediyorum Allah’tan gayrı ilah yok”.

Eşhedü enla Muhammeden abduhu ve Resulü”.

“Gene şehadet ediyorum ki; Muhammed Allah’ın Resul’ü kulu ve Resul’ü” şehadet ediyorsun yani, şahitlik ediyorsun. Ondan sonra, kelam bu.

Yani, eftal zikir, bütün, bütün tarikatlar eftal zikir olarak kabul eder, Kelime-i Tevhid’i yani en efdal zikir.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#Besmele#Kitap#kelam#Tezkiye #nefistezkiyesi #Hikmet#KainatınDürülmesi #Namaz #Zikir #KelimeiTevhit#Lailaheillallah

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız