Ana Sayfa Blog Sayfa 35

Ayetel Kürsi – Farzdan Sonra Ayetel Kürsi Okumanın Hikmeti – İsm-i Azam’dan Olan Esma’lar – Hz. Musa Son Dersini Kimden Aldı?- Şeytanın Doğru Söylediği Birkaç Olay

0

Ayetel Kürsi’de; “Hayy ve Kayyum” var.

Şimdi; “Hayy ve Kayyum”un farkında değilsiniz siz. “Hayy” ve Kayyum”un farkında olsanız, sema yaparsınız. Beni yalınayak, kışın dize kadar paçaları sıyırıp, şu ölmüş tarlalarda çok koşturmuştur bu “Hayy ve Kayyum”.

Şimdi; “Hayy” derken, “Hayy Hayy Ya Hayy”. Hayat kimin? Allah’ın. Önü ve arkası yok, başı ve sonu yok. Bu hayat sahibi, bu “Hayy” Esma’sından kendisinin hayatı var olduğu için nelere hayat vermiş bir düşüneceksin. Dünyadaki 6 milyar insanı düşüneceksin. Dünyadaki 10 milyar hayvanı düşüneceksin, 50 milyar belki. Belki trilyonlarca böcek… Hayat verdiği nebatatı düşüncen, hayat verdiği sudaki hayvanatı düşüneceksin bir “Hayy” Esma’sını çekerken.

Bu Dünya, kâinatın içinde bir toz parçası, sonra Dünyayı açacak sonra meleküt âlemlerine gideceksin… Her yağmur tanesini bir melek indiriyor, Kıyamet’e kadar sıra gelmiyor ona. Hayat verdiği meleküt âlemi düşüneceksin…

Diğer âlemleri, Berzah’ı düşüneceksin, ruh âlemini düşüneceksin, nefisler âlemini düşüneceksin ve yayılacaksın sonra kâinata… Güneşler, aylar, burçlar bilmem neler… Bir “Hayy” Esma’sı bak nerelere yayılıyor. Hayat verdi her şeye, şu büyüklüğe bak!

Kayyum” diyorsun arkadan, daha büyük iş. Her şeyi tutan, dik kubbeleri tutan, ayları, güneşleri, senin dönen Dünyayı yörüngede tutan, her kum tanesinin karşılığı 100 milyar yıldızı gökte tutan, cennetleri, cehennemleri her şeyi yerinde tutan.

Abdülkadir Geylani Hazretleri; “Hayy ve Kayyum; İsm-i Azam’dır” diyor.

Salatu selam Efendimiz diyor ki; “Kim her farz namazından sonra, namazın sonunda değil bak, farz namazından sonra selam verir sağa sola, bir Ayetel Kürsi okursa, onun cennete girmemesine tek sebep; dünya hayatında olmasıdır.”

Ama insanlar, “Ben, ben, ben, ben, ben yaptım, ben tuttum, ben attım, ben kazandım, ben kafamı çalıştırdım,ben, ben bilmem ne…”

Hz. Musa son dersini kimden aldı? Bilmiyorsun değil mi? Sen biliyor musun? Şeytandan! Evet. Allah onu yetiştirdi, Hızır’a kadar yolladı ve dedi ki; “Ya Musa, son dersini şeytandan alacaksın git, felan yerde seni bekliyor” dedi. Koca Ulü’l Azm Peygamber şeytana gitti. Şeytan bir kelime konuştu, bin yıl düşünürsün. Şeytan ömründe 3-4 sefer doğru söylemiştir, birisi de budur. Bin yıl düşündürecek bir söz söyledi Musa’ya son dersinde.

“’Ben, ben, ben’ deme! Ben gibi olursun!” dedi.

Şuna bak. Şeytandan. Dikkat et. Anlayabildiniz mi?

“Ben, ben, ben… deme! Ben gibi olursun,” dedi.

Söze bak abi, derse bak. Bunları bilmemiz lazım. Dehşetli bir kelime. Benlikten çıkmazsak, şeytan da çıkmadı şeytan oldu. Dediği bu yani.

“Ben, ben, ben deme, ben gibi olursun.”

Musa son dersini Ulü’l Azm Peygamber, şeytandan aldı. İnsan dersini nereden alır? Allah sana dersin nereden verir? Rab; terbiye eden, yetiştiren, olgunlaştıran, kemâlata erdiren demektir. Bak, Allah bu sistematize olayda kimi sebep kılacak, gerekirse, şeytanı da kılıyor. Şeytanın 3-5 sefer doğru söyledi. Bu da milyonlarca yıl hayatındaki doğrularından biri de budur.

Bir kerede Hira’da doğru söyledi, dayak yedi. İnsan kılığında gözüküyor. Birkaç tokat yedi. “Ulan salak, yuvası bozulmamış, güvercin yumurtadan kalkmamış, burada olur mu?” dedi. “Doğru söyledim ama dayak yedim” diyor. Böyle doğru söylemelerinden biridir. Halbuki orda ne güvercin vardı, ne yumurta vardı, ne ağ vardı. Allah onların beyinlerine yerleştiriyor. Ama işte bu zahir kısmı, batına girdiğinde bunların hiçbiri yok. Allah onların gözlerine yerleştirdi, beynine yerleştirdi, öyle gördü. Allah için zor mu?

“’Ben, ben, ben’ deme, benim gibi olursun.” Kendisinin nasıl olduğunu biliyor şeytan.

Şimdi Allah razı olsun. Ben 15 senedir söylerim; “Benlikten çıkın, benlikten uzak durun. Benlik puttur”. Benlik ile hiçbir yere varılmaz. Benlik, nefsin en büyük zaaflarından biridir. Biz dervişiz ya! Bizim benlikten muhakkak çıkmamız lazım. “Sen bensin, ben senim ya!” nasıl demiştim bir şiirde Ya Rabbi?

 Ne Musa vardı ne de İbrahim,

 Ne suç işleyen ne de bir hakim.

 Ne bir hastalık ne de bir hekim,

 Vahdet-i vücutta birdik Efendim.

“Müminler ancak kardeştir!” diyor Allâhu Teâlâ.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#AyetelKürsi #İsmiAzam #Hz.Musa #Hızırkıssası

2021 Safer Ayı Ne Zaman, Safer Ayında Kılınan Namaz Ve Tavsiye Edilen Zikir Nedir?

0

Safer Ayı Kılınan Namaz Ve Tavsiye Edilen Zikir

Safer ayı, Hicri ayların ikincisidir. Muharrem ayından sonra gelir. Bu ayda birçok bela yeryüzüne iner. Bunlardan korunma umuduyla yine Rabbimize sığınmak elbet ki en doğrusudur. Çünkü Cenab-ı Hak bize; “Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir. (BAKARA-153)” buyuruyor.

Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi kılınması gereken 4 rekatlık nafile bir namaz vardır.

Ayrıca Safer Ayında 2 Rekat olarak kılınan nafile namazda  vardır. Bu namaz 2 rekat olarak kılınır. Safer ayı boyunca herhangi bir gün kerahat vakti olmadığı sürece her vakit 2 rekatlık namaz kılınabilir.

Safer Ayında 4 Rekat Olarak Kılınan Nafile Namaz Nasıl Ve Ne Zaman Kılınır?

Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi; salı akşamı akşam ezanından sonra sabah namazına kadar kılınabilir. Bu namaz 4 rekat olarak kılınır.

Niyet: “Niyet ettim Ya Rabbi senin rızan için namaz kılmaya” diye niyet edilir,

Allahu ekber” diyerek Tekbir alınır;

1. Rekat:  Sübhaneke, Euzu Besmele, Fatiha, 17 adet Kevser Suresi,

2. Rekat:  Besmele, Fatiha, 5 adet İhlas Suresi,

İlk Oturuş:  Ettahiyyatü,

3. Rekat: Besmele, Fatiha, 1 adet Felak Suresi,

4. Rekat: Besmele, Fatiha, 1 adet Nas Suresi,

Son Oturuş: Ettahiyyatü, Salli-Barik, Rabbena,

okunarak bu namaz kılınır.

Safer Ayında 2 Rekat Olarak Kılınan Nafile Namaz Nasıl Ve Ne Zaman Kılınır?

Bu namaz 2 rekat olarak kılınır. Namaz Safer ayı boyunca herhangi bir gün keraat vakti olmadığı sürece her vakit kılınabilir.

Niyet: “Niyet ettim Ya Rabbi senin rızan için namaz kılmaya” diye niyet edilir,

Allahu ekber” diyerek Tekbir alınır,

1. Rekat: Sübhaneke, Euzu Besmele, Fatiha, 11 adet İhlas Suresi,

2. Rekat: Besmele, Fatiha, 11 adet İhlas Suresi,

Oturuş:   Ettahiyyatü, Salli-Barik, Rabbena,

Safer Ayında Tavsiye Edilen Zikir

Allah’ı zikretmek ibadetlerin en eftalidir. Bu ayda “La havle vela kuvvete illa billah zikrini çokça zikretmek tavsiye edilir. Herhangi bir sayıda olmadan akla geldikçe bu zikri bolca çekmek gerekir.

2021 yılı Safer Ayı 08 Eylül’de başlayacaktır ve 6 Ekim tarihinde sona erecektir. 2021 yılının ilk çarşamba gecesi 14 Eylül 2021 Salı gününün akşamıdır. Çünkü Hicri takvimde  geceler günden önce gelirler. Son çarşamba gecesi de 5 Ekim 2021 Salı gününün gecesidir.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#saferayı #nafilenamaz #saferayınafilenamazı #zikir #namaz #dörtrekatnafilenamaz #ibadet #2021saferayı #saferayınezaman #saferayıneokuyalım

Dünya’da Kıtaların, Dağların Oluşması – Türkiye Neredeydi? – Sular Nasıl Dökülmez? – Dünya’nın Başlangıcında Ağaçlar

0

Tek parça, aynen böyle bir yerde. Dünya’nın üçte biri kara bir arada sadece bir arada, gerisi su. Küre-i Arz’ın ilk hali bu. Suların üzerinde levhalar var dışarıdan, levhalar. Bu levhaların üzerine karalar konmuş. Yani levhalar duba. Karaları, sular taşıyor Dünya’da. Biz zannediyoruz ki karalar suları taşıyor, hiç ilgisi yok bak! Aynı Dünya’da karalar bir gemi gibi. Altta levhalar var, 5 tane levha var, 5 tane levhaya, Allah karaları yüklüyor. Levhalar duba gibi suyun üzerinde, çok büyük tabi bunlar.

Dünya ilk yaratılışta karalar tek parça sonra levhalar yavaş yavaş kaymaya başlıyor. Bu levhanın üzerindeki bir kıta oluyor, bu bir kıta oluyor, o bir kıta oluyor. Dağlarda o zaman oluştu. Mesela; üçüncü kıta Hindistan tarafından gelip, öbür kıtaya dayandığı zaman Himalaya’lar oluşuyor. O tonlarca yük hesap edilemez, Dünya’nın o beşte biri gelip, bir yere yüklenirse, Himalaya’lar buradan böyle itme ile öbür kıtada dağlar oluştu. Böyle Himalaya’ların oluşması bile bu kıtanın, öbür kıtaya dayanması ile böyle oluştu ama o ona çarptığı zaman, bu dağlar yükseldi, fakat bu da sonra, kayarak arayı gene açtı. Yani kıtalarda çok sonradan oluştu.

Bu kıtaların hepsi mesela, zamanında Amerika’da, İngiltere’de, Avrupa’da bilmem nerede tek kütleydi. Yalnız Türkiye’nin olduğu yer denizdi. Denizlerin altındaydı yani Türkiye, yani Anadolu’nun olduğu yer o zaman kara değildi. Kıtalar oluşunca, Türkiye’nin olduğu yarımada sulardan çıktı, işte bugünkü halini aldı. 5 kıtaya ayrılması filan.

Yani karalar suları taşımıyor, 400 milyon sene evvelki olay bu.

Birçok şeyi suların üzerine inşa etmiş Allah.

Yani karaları sular taşıyor, dünya üzerinde altta dubalar var. Bunu bütün bilim adamları da biliyor artık bugünkü incelemelerle. Dünya 3004 kilometre süratle gittiği için bunları biz hissedemiyoruz, sallanmayı çalkantıyı ıvır zıvırı. Mesela; bir kahve askısına bir bardak çay koy, hızla çevir böyle, hiç dökülmez devrilmez. Böyle senin çevirmen çok hafiftir yani.

Bu Dünya 3004 km. süratle gidiyor saatte. Senede 95.000.700 km. yol kat ediyor. O hızlan, biz onu fark edemiyoruz. O yerçekiminin çoğunu da mesela aşağılardan geliyor, aşağılardan gelen olaylar var. Bir de bu dönüşüyle yer çekimi bir güç kazanıyor.

Nasıl askı havadayken o çay dökülmüyorsa su iken, bak dökülmüyor, buradan dönüyor ki senin çevirmen çok hafif yani, 3004 km. süratle kimse çeviremez, görünmez zaten o kadar hızlı döner. O çay dökülmüyor yani, o baş aşağı durduğu halde dökülmüyor. Çıraklık yaptım ben, biz çok çevirdik, hiçbir şey olmaz. Bu dünya ondan yüzlerce defa daha hızlı dönüyor. İşte suların dökülmemesi o hızdan ötürü, bir şey olmuyor, aynı noktada kalıyor. Hatta daha böyle tepiliyor, merkeze doğru sıkıyor böyle kendini, dönüşte.

Dünya üzerindeki bitkiler ve ağaçlar bugünkü ağaçların 300-400 katı büyüklüğü. Mesela; bir ağaç, şu kökünün oturduğu yeri insanlar el ele tutuşsa 20- 25 kişinin çevreleyeceği gibi ağacın gövdesi, boyu gidiyor 80-100 metre yukarıya doğru. Amerika’da tek tük bunlardan hala varmış, Amerika kıtasında. Ha şimdi, böyle bir ağacın meyvesi nasıl oluyor, bir armut oluyor 50 kilo. Böyle bir ağaçta şu kadar armut olacak hali yok. Başka mesela, elmaysa 25 kilo bir elma, 20 kilo bir ağacın. Mesela; bir etobur olmayan dinozorun 120 metre mi ne boynu, kafa ile vücut arası, bu da otür şey yiyen, yeşil yaprak yiyen, meyve yiyebilir varlık. Şimdi, o hayvan bugünkü ağaç olsa boynunu çevirip ona ulaşamaz. O gün için Allah o mahlukatı yaratıyor onun gıdasını da öyle yaratıyor.

Arkadan onları yok ediyor Allah! Meteor yağmurlarıyla yok ediyor dinozorları.

Diyor ya, petrol; onların vücutlarının artığı yani fosil. Fosil yakıt, kömüre, doğalgaz ve petrole “fosil yakıt” diyor. Yahu el insaf, bu kadar petrol okyanusları olsa tükenirdi, şu Dünya’nın harcadığı bugün kömür öyle keza. “Biz bilmiyoruz” demiyorlar.

Arkadan iblisin taifesi yaşadı, ondan sonra, onu Dünya üzerinden yukarılara çekti, iblisin taifesinin çoğunu yok etti Allah. Ne ile, yanardağla. Dünya’daki bütün yanardağlar başladı ateş atmaya. Dünya’nın her tarafını lav kapladı. Toz bulutu oksijenle. İşte küresel ısınma dönemi, esas ısınma öyle bak.

Bugün mesela, yanardağlar körleşmiş, milyonda bir tanesinden biraz bir şeyler çıkıyor. Dünya’daki bütün yanardağların aynı anda fışkırdığını düşün, Dünya bir cehenneme döndü. O şekil, bir yok edişi oldu.                              

Sonra milyonlarca yıl içinde tekrar Dünya yeşerdi. 3 bin yılda bir, 1 santim toprak oluşur. Düşünebiliyor musun? 1 cm. toprak oluşması 3 bin yıl ister. 3 bin yıl Dünya için çok kısa bir şey,  yani bir iki dakika gibi çünkü Dünya; 13 milyar 700 milyon yaşında düşün. Yani 3 bin, 5 bin, 10 bin, 20 bin, 50 bin senelik değil.

İşte, yavaş yavaş bize gelinceye kadar işte bitkiler küçüldü, insan ömürleri küçüldü, her şey küçüldü, yani. Hani, bizede bu kadar olmasa, biz öyle ağaçlar olsa baş edemeyiz.

———————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#Dünyanınoluşumu #kıtalar#karaparçaları#dağlarınoluşumu#Türkiyeneredeydi#yerküre

Sahih Olmayan Hadisleri Ayırmak – “Rab” Ne Demek? – Bildiğinle Amel Edersen!

0

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için 30 milyon hadis var söylenmiş. Bu insan hiçbir şey yapmadan, ömür boyu hadis yazsaydı; üç milyon hadis yazamazdı, söyleyemezdi, bırak 30 milyonu. Mesela; onunla beraber yaşamış olan, onun ailesi Hz. Aişe validemiz 3 bin hadis söyledi onunla yaşadığı halde. O çok zekiydi. Onun peşinden hiç ayrılmayan Ebu Hureyye Hazretleri 5 bin hadis söyledi, 8 bin eder, ömür boyu hiç ayrılmadı yani.

Ebu Hureyre ondan nerede bir şey konuşsun gömleğini çıkarır, sererdi önüne Peygamber Efendimizin o konuşmayı bitirince, onu giyince o nakş olurdu, hiç unutmazdı anlatılanları, orada bir kıyak yapıyordu Peygamberimiz ona. Peygamberimize en yakın 2 kişi, 8 bin hadisten bahsederken, 30 milyon Yahudi’nin tuzağı, bir sürü yanlış şeylerle seni sapıttırsın.

Onun için Peygamber (s.a.v.) diyor ki; “Ümmetimin fesada uğradığı zaman hadislerim tartışılır. Kur’ân’la kıyaslayın, Kur’ân’la paralel olanlar benim hadisimdir, olmayanlar uydurmadır. Kabul etmeyin!” Bu kadar basit. Ha bu da çok güzel bir mesaj, güzel bir mesajı var. “Kul bildiğiyle amel ederse, Allah ona bilmediklerini öğretir” diyor.

Allah en güzel öğretendir, “Ya Rab” diyoruz, Rab demek; öğreten, eğiten, yetiştiren demek. Allah; bizi aç bırakarak öğretir, hastalık vererek öğretir, sıhhat vererek öğretir, nimet vererek öğretir, ne bileyim birçok metodu var, öğretir yani, çünkü; güç, kudret O’nda. Sen bildiğinle amel ettiğin an Allah sana bilmediklerini öğretir. Bildiğin ile amel etmezsen, orada kalırsın, bilmediklerini öğrenemezsin. Bildiğini sonuna kadar kullanman lazım, onu son hududa dayadığın an Allah önünü açar, bilmediklerini öğretir sana. Ama biz bildiklerimizin bile onda birinle amel etmeyiz, ondan sonra tabii ne öğreneceğiz bir şey öğrenemeyiz, öyle gideriz…

İyide o bildiğinle amel etmiyorsun, amel etmeyeceğin şey yüktür insana, niye onu öğreneceksin ki, ondan sorgulanacaksın, “Bunu biliyordun, niye bununla amel etmedin?” denilir adama, etseydin derecen artacaktı. Ama bu devirde; “Ya Rabbi, işte kirayı veremiyordum, işte para kazanamıyordum…” “Onunla amel etseydin, Ben senin önünü açacaktım!” diyecek Cenab-ı Hak.

Sen Cenab-ı Hakk’a karşı haklı çıkabilir misin? Mümkün mü yani. Hem böyle olur hem Allah, seni mahrum durumda bırakmaz ki, “Allah!” diyen kulu Allah mahrum bırakmaz ya! Ondan sonra sen gayret etmeden o yöne biraz dünyaya kapıldın, biraz nefsine, biraz şeytana, biraz ahmaklığa, biraz tembelliğe. Bunlar çıktı tepene, sen de bunlara “Eyvallah” dedin. Vallahi işte sen şükret o haline, ateşe atmıyor seni Allah zikir ehli olduğun için. Hadi bakalım, gideceğin yere git.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#Allah #iman #ibadet #zikir #peygamber #İslam #din #ahlak #iman #niyet #dua #sohbet #hadis#sahihhadis #sahih