Ana Sayfa Blog Sayfa 21

Kimin Şeyh’i Gavs? – Tarikat Nasıl Değiştirilir? – Hz. Ali Efendimize Cehri Zikrin Verilişi

2

Şeyh, Şeyh kadar sevilir. Peygamber, peygamber kadar sevilir. Allah sevgisinin hududu budur. Yani hududu yoktur, sınırı yoktur onun. O’nu ne kadar sevebiliyorsan sev. Çünkü Allâhu Teâlâ sevilmeye en çok layık olan âlemlerde, sevilmeye, sayılmaya, korkulmaya yani hürmet edilmeye, saygı gösterilmeye, ibadet edilmeye tek layık olan varlık; Allâhu Teâlâ’dır.

Ama tabiki Şeyh’ini de seveceksin. Ama Şeyh kadar seveceksin. Haşa onu götürüp de Peygamber yerine veyahut daha da ötelere oturtmayacaksın. O zaman şirk olur.

“Benim Şeyh’im Gavs!” Kardeşim Gavs’ı Allah ve Rasulü’nden   başka kimse bilmez. Sırrul Zaman’ı, Kutbul Zaman’ı, Gavsul  Azam’ı, Kutbul Aktab’ı kim biliyor, alnını karışlarım! Bunlar sırdır.

Allâhu Teâlâ 5 şeyi saklıyor. Neyi saklıyor?

Rızasını taatta (ibadeti taat) saklıyor, gazabını masiyette (çilede) saklıyor, namazların efdaliyetini orta namazda saklıyor. Evliyasını da halkın içinde saklıyor. Kadir Gecesi’ni de, Ramazan’ın içinde saklıyor. E şimdi sen kalkıp da alnında yazıyordu “Gavs, Gavs,  Gavs, Gavs!…”

Kardeşim bir asırda iki Gavs gelmez. Şeyh nedir? Bir öğretmendir, Allah dostudur. Allah için seversin onu ama gene rıza Allah’tan dilenir, Allah için sevilir. Müminde Allah için sevilir. Yapacağın bir hayır hasenat Allah için yapılır. Ölçü Allah içindir. Allâhu Teâlâ bunları ayırmıyor. “Şu Uşşakidir, şu Rufaidir…” Bu sadece bir isimden ibaret. Ha buraya gelmişiz bunun adı Ahmet, bunun adı Mehmet, bunun adı Hasan. Ama neticede zikreden insan bunlar…

Tarikatlarda böyle adı şu veya bu olmuş önemi yok. Allâhu Teâlâ bunlara “Zakirler” diyor, “zikredenler” diyor. Bunları ayırıyor diğer kullarından. “Onlar” diyor “Ben’im özel kullarım”. Peygamber salatu selam Efendimiz; “Onlar benim ev halkımdır” diyor. Onlar diyor, şu tarikattaki veya bu tarikattaki demiyor. Yahu etme eyleme, Gavs’ı ancak Allah ve Resul’ü biliyor.

“Sırrul Zaman”. Adı üstünde Sırrul Zaman bu, Kutbul Zaman bu. Şimdi büyük Veli’lerin birçoğu birçok tarikat gezmiştir. Birçok tarikatın kültürünü almıştır. İlla şurası, burası diye bir şey yok. Orda tat almadıysa veya götüremediyse tarikat değiştirmede bir behis yok.

Ama tarikata girdikten sonra, bir zaman virdini çektikten sonra, tarikattan çıkıp şeriata geri dönemezsin. O zaman duman olur. “Kim ki bir zikri vird edinirde, onu terk ederse, ona lanet olsun” diyor Peygamberimiz. Böyle çekemediğini diğer bir tarikatta değişik bir şekilde de olsa zikre devam edecek. Terki olmaz. Değiştirmekte hiçbir mahzuru yok. Ha mahzur şurada olur, bazı müritler çok aşırı cahil olurlar, kendini çok fazla bilmiş zanneder, Şeyh’ini beğenmez, bir zaman sonra onda kusur arar.

Daha büyük bir Şeyh, daha şöyle bir Şeyh, böyle bir Şeyh… Ondan ona gider. Artık bir Şeyh’i beğenmeyip, oradan oraya giden insan nereye giderse gitsin, hiçbir yerde bir daha dikiş tutamaz, tutturmazlar ona. O gittiği Şeyh de onu cezalandırır, onu da beğenmez. Bir zaman sonra gider başka yere, onu da beğenmez. Gider bilmem nereye, onu da beğenmez. Yani yuvarlanan taş, yosun tutmaz hesabı, ortada sonunda bir münafık olur gider.

Ama bir tarikatın virdinden feyiz alamayabilirsin veya o vird sana zor gelebilir, vesaire olabilir. Buna benzer sebeplerle bu tarikattan çıkıp hiçbir art niyet olmama şartıyla, başka bir tarikata rahatlıkla girebilirsin.

Şimdi niyetteki iş neydi? Allâhu Teâlâ’yı zikretmekti, de mi! Tamam zaten onu yapıyorsun, değişen hiçbir şey yok ki. Allâhu Teâlâ’yı ha bu mekanda zikretmişsin, ha başka mekanda, ha orda zikretmişsin, ha burada. Bunların hiçbir anlamı yok.

Yani Allâhu Teâlâ’yı zikredenler zaten zakirler. Allâhu Teâlâ onları senden ayrı tutmuyor ki, bizi de ondan ayrı tutmuyor. “Zakirler” deyince 12 tarikatın, bozulmamış olan 12 tarikatın 12’sini de tek kefede görüyor. Allâhu Teâlâ zakirleri, Mahkeme-i Kübra’da hesaba tabi bile tutmuyor. Herkes hesap verirken, bunlar inciden tahtlar üzerinde oturtuluyor, izzet-i ikram ediliyor. Bir Uşşaki’ye değil; Kadri’ye de, Mevlevi’ye de, bozulmamış olana, Rufayi’ye de, Nakşi’ye de hepsine… Hakiki olanlara ama…

Hz. Ali Efendimize, salatu selam Efendimiz zikir verdi. Çekti çekti feyz alamadı, geldi; “Ya Resulullah” dedi, “Bundan ben tat alamıyorum, bunu ben yapamayacağım.”

Düşünebiliyor musun âlemlere rahmet olan Peygamberimize geldi:

“Ya Resulallah, ben bundan zevk alamıyorum” dedi. O anda Hz. Cebrail Aleyhisselam geldi. Ona tebessüm etti, Peygamberimize.

“Hayırdır ya Cibril kardeş?”

“Ali hafi zikirden tat alamadı, ona cehri zikir getirdim. Onun mizacı hafi zikre uygun değil. Cehri zikir geldi.

“Hah” dedi, “Hah” dedi “Ya, beni uçuran bu” dedi.

Herkesin reçetesi var, senin reçeten buraya kesiliyor, hiçbir yere gidemezsin çünkü insanlar bilerek veya bilmeyerek Allâhu Teâlâ’ya mülaki olduğu an, Allâhu Teâlâ seni Mürşid’ine yollar. Giden sen değilsin, yollayan Allâhu Teâlâ’dır. Seni Mürşid’ine yollar ve senin nerde feyiz alacağını Allâhu Teâlâ bizden iyi bilir ve seni oraya yollar. Senin için en hayırlı yere yollar ve sana anında 7 tane Furkan verir. Ve gittiğin anda da bütün günahlarını sevaba çevirir. Kırmızı yazılır günahlar, hepsi yeşile buraya geçer. Allâhu Teâlâ’nın rahmeti düşer hem bu gidişle de sana dereceler verir. Sırât-ı müstakîmin, takvanın yollarını açar. Yani Allâhu Teâlâ’nın has kulları arasına katılıverirsin. Oraya da gitsen has kulların yeri aynı yerdeydi, aynı kümedeydi, başka yerde değildirler ki… Çünkü “Zamanın İmamı”’nın, yani her asırda gelen bir Resul vardır, bütün dergahlar ona bağlıdır. Hepsi, ne kadar dergâh varsa Dünya üzerinde, Türkiye’de değil, hepsi ona bağlıdır. Bütün yükselişler, buradan oraya yolculuk, oradan yukarıyadır. Çünkü o Rasullah’ın bu asırdaki vekilidir.

Yol çok ama işte sırât-ı müstakîm yolu, bu yoldur. Yani orda olmuşun, burada olmuşun… Bu neye benziyor biliyor musun? Truva otobüsü kalkacak, İzmir’e gidecek Çanakkale’den. Sen o mahalledensin, o o mahallede, o o mahallede, o o mahallede… Kimi dolmuşla geliyor oraya, kimi taksiyle geliyor oraya, kimi oranın servisiyle, neticede oraya toplanıyorsun, o otobüse biniyorsun. Kimin otobüsü? Ehlibeyt’in otobüsü, Resullulah’ın otobüsü. Nereye gidiyor? Allah’a ulaşmaya… Yani senin nerde olduğunun önemi yok. Onun için o konuda hiç endişe etmeyin yani. Allâhu Teâlâ ayet-i kerimede ne diyor; “Size bir hayır isabet ederse Katı’mızdandır.”

Sana bir hayır isabet etmiş Allâhu Teâlâ’nın Kat’ındandır. Nereye yönlendirmiş seni, nereye yollamış? Buraya… “Amenna ve saddakna” diyeceğiz, çünkü hayır Allah’tan ulaşır insana.

Bu hayır Allahtan ulaşmış hepimize ve bizi buraya toplamış ve toplamaya devam ediyor. Allah’a hamd edeceğiz, şükredeceğiz.

————————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#gavs #sırrılzaman #tarikat #cehrizikir #hafizikir #tarikatdeğiştirme #vird #mürsid #şeyh #hafizikir #cehrizikir

Eldeki Saç Boyasının Abdeste Etkisi Nedir? – İslam’da Dövmenin Hükmü Nedir? – Rüyalar Niçin Unutulur?

2

Namazın 12 farzı vardır. Altısı namazın dışında, altısı namazın içindedir:

“Hadesten taharet”, “necasetten taharet”, “setr-i avret”, “kıble”, “vakit”, “niyet”. Namazın dışında olanlar.

Namazın içinde olanlarda:

“Başlangıç Tekbiri”, “kıyam”, “kıraat”, “rükû, “sücut”, “Tahiyyat’ta teşehhüt miktarı oturmak.” (Teşehhüt miktarı; Tahiyyat’ı okuyacak kadar süredir.)

Necasetten taharet; yani, her türlü pislikten arınmaktır, temizlenmektir.

Şimdi, bu necasetten taharette her türlü pislikten arınmak, yani; necis olan her şeyden arınmak ve abdest azalarını mutlaka yıkamak.

Bütün alimler diyor ki; “Bir arpa tanesi kadar ister orada, ister burada arpa tanesi kadar yer ıslanmazsa, abdest alınmış sayılmaz.”

Abdest aldıktan sonra şurada bir deri kabarmış, kopardın. İki arpa tanesi kadar yer açıldı. Abdesti yeniden alman gerekmiyor. Orayı yıka, suyun altında. Yani, bir daha gusül alman gerekmiyor.

Onun için mümkün mertebe ondan kaçınacaksın, eldiven kullanacaksın çünkü; saç boyası kolay kolay çıkmaz, bir ay kalır. Deride çabuk çıkarda, tırnakta geç çıkar. Fakat mekruh karışır. Kabul olmaz diye birşey yok. Yani zedelenir.

Nasıl anlatayım sana? Bir karpuz satın alıyorsun. Sağlam, hiçbir şeyi yok. Ama bir karpuzda satın alıyorsun ki, bir tarafı çatlamış biraz. Yine o karpuzu yiyorsun o çatlak

  • Hadesten taharet

yeri kesip. Yani; burada niyet, ihlas. Yani, “Kabul olmaz” diye birşey yok. Kabul olur. Mesela; 100 puan alıyorsan, 90 puan alırsın, ama ne kadar arınabilirsen arınmaya gayret edeceksin.

Ha bak, kına sür, abdesti bozmuyor. Avucuna sür, tırnağına sür, saçına sür, abdeste mani değil. Çünkü; küfre hizmet etmiyorsun.

Dövme yasak İslam’da. “Geçici de olsa, dövme yaptıran melundur” diyor hadis-i şerif.

“Sarıkla kılınan bir namaz, sarıksız kılınan 70 namaz gibidir” diyor. Bir sarık bulundur evde. Namaz kılarken “tak” 70 namaz eciri alıyorsun. Niçin? Peygamberimizin şekli şemali. Ashab’ın şekli şemali. Tabinin şekli şemali. Alimlerin, Veli’lerin şekli şemali. Yani, İslam’ın kisvesine giriyor. Ama yapabiliyor muyuz, yapamıyoruz bu devirde. Biri görse zaten dedikodusu; “Kendini birşey mi sanıyorda, bilmem ne de bilmem ne…” bir ton laf ederler. Müsebbih olmamak için bunlara tevessül etmiyoruz.

“Cuma” müthiştir. “Cumaya giden, ihrama giren gibidir” diyor hadis-i şerifte.

Şimdi insanlar uyuduğu vakit, ruhu Arşı Ala’ya yükselir. Ruh, Allâhu Teâlâ’ya aşıktır. Hepsinin, kafirin ruhu da öyledir. Arşı Ala’ya yükselir ve oralarda bir ton şeyler görür.

Eğer, Arşı Ala’nın altında, Arşı Ala’ya ulaşmadan ruhunda bir uyku hali var; vecd hali, o oralarda uyanırsa; rüya unutulur, asla hatırlanmaz. Ama Arşı Ala altında uyanmazda, ayık değilse, tam ayıkken Allâhu Teâlâ’yı göremez. O da farklıdır, yine bir Nur perdesi vardır.

Ve Arşı Ala’nın altlarında uyanırsa, rüya unutulur. Ama uyanmazdan Arşı Ala’ya kadar çıkarsa her şey hatırlanır. Bu senin elindeki iş değil yani. Onu zamanla programlarlar.

Bende mesela, birçok rüyayı hatırlamam. Gördüğümü biliyorum ama hatırlamam. Çok net iz bırakan rüyalar olur. Onlar çok net kalır zaten. Yaşamış kadar net.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#İslam #namaz #namazınfarzları #sarık #mekruh #abdest #saçboyası #kına #dövme #eldekisaçboyası #rüya #rüyayıunutmak #rüyayıhatırlamamak #hadestentaharet #necasettentaharet #setr-iavret #kıble #vakit #niyet

Dudak Boyası, Tırnak Uzatma Hakkında

1

Kadın tarlasında çalışabilir, kendi dükkanında çalışabilir, kendi malında çalışabilir, yani kadına bir çalışma çevresini çizmiş Cenab-ı Hakk ama küfre hizmet mekruh gibidir.

O tırnak uzatmak, Müslüman’ın işi değil zaten o fasık oluyor, kesinlikle yasaktır. Dudak boyası, Peygamber soyuna küfürdür, Peygambere küfürdür. Bir kadın dudak boyası kullanırsa, şefaat görmez. Süslenmek var ama dudak boyama yok. Dudak boyama nereden çıktı? Peygamberimizin amcası Hz. Hamza vardı, Uhud’da Vahşi tarafından şehit edildi. Ebu Süfyan’ın karısı Hindu vardı kafirlerden. Bu Hindu Kureyş’in eşrafındandı. Hindu Hz. Hamza’yı mızrakla şehit ettirdi.

O Hindu Hz. Hamza şehit edildikten sonra, geldi hançerle, göğsünü yardı, ciğerlerini çiğ çiğ yedi. Kafirlerin böyle hırsı var Müslüman’a. Dudakları kanlı kaldı. Ondan sonra, kefereler boya sürerek onun taklidini yaptılar. Dudak boyası budur, Ehlibeyt’e küfürdür yani. Hadis var hakkında. Ha bunu bildikten sonra, bilmeden kadın kullanmıştır süslenmek için yani güzel bir şey sanıp, ama bildikten sonra dudak boyası kullanırsa, o gitti, şefaat yok ona. Peygamberimiz onun yüzüne bakmaz. O Ehlibeyt’e, Peygamber soyuna küfürdür. Yani her şeyi bileceksin. O yapmış, bende yapıyorum. Neden? O ateşe atlamış, bende mi atlayayım, neden atlayayım?

———————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#dudakboyası #ruj #tırnakuzatma #uzuntırnak

Güzel Kokuların Duyulması – Namazda “Gaz Çıkardım Mı?” Diye Şüphe Edersen – Şeytanın En Sevdiği Kokular

1

Kokular. Ses veya kokudan salatu selam Efendimiz anlatıyor.

Bir ibadeti yaparken gerek namaz, gerek herhangi bir ibadet; “Abdestinizden şüpheye düşerseniz, asla ibadetinizi bozmayın. Ya burnunuza güzel bir koku gelir ya da kulağınıza tatlı, ince bir ses gelir. Bu Allâhu Teâlâ’dan gelen mesajdır devam edin. Şüpheye, tereddüte düşmeyin.”

Bazı hallerde de zikirde, melekler gelir. O melekler, öyle bir koku bırakır. Bazı hallerde de Peygamber salatu selam Efendimiz gelir. O da Ravza’nın kokusuyla gelir. Zaten birçok Veli Peygamberimizi görmese bile hemen o kokudan anlar geleceğini, gelmeden önce. Hemen siz fark etmeseniz bile gerek dergahlarda, gerek büyük camilerde böyle bir şey olduğu zaman insanlar fark etmez onu  da. Birkaç Veli varsa, birbirine nazar eder. İşaret eder, “Peygamberimiz geldi” diye. Ama diğerleri hiç farkına bile varmaz.

Güzel koku melekten gelir. Zikir meclislerine, zikir yapanlara. Bazen zikir yapanı ihata ediyor melekler. Her zaman  değilde. Namazda yine aynı şey oluyor; gerçek namazda. Veya abdestten, bir şeyden vesveseye düşersen, o güzel koku veya güzel ses gelebiliyor.

“Bana üç şey sevdirildi” diyor salatu selam Efendimiz, “Güzel koku, saliha kadın ve iki gözümün Nur’u olan namaz” diyor. En ahlaksız insan dahi güzel koku sürünmeye devam etsin, ahlakı düzelir. Şeytan uzaklaşır ondan.

Şeytanın en çok sevdiği koku; soğan, sarımsak ve çiğ pırasa kokusudur. Melekler rahatsız olur, uzaklaşır. Şeytanlar onu uzaklaştırır.

Güzel kokuda sürersen, şeytan ondan rahatsız oluyor. Melekler memnun oluyor. Melekler yaklaşıyor, şeytan uzaklaşıyor. Yani güzel koku sünnet-i seniyyedendir. Peygamberimizin teni gül kokardı.

Bir de bir kişi Veli olurken bedeni koku salar. İlkin ekşimiş hamur kokusu verir. Bir insanın bedeni “ekşimiş hamur kokusu” veriyorsa, en büyük müjdedir ona o. Bunlar sırdır, daha ileri gitmeyelim, burada kalsın. Bir kişi Veli olmaya başladı mı, ilk işareti bedeninin ekşimiş hamur gibi kokmasıdır. Ondan sonra devam eder…

 

 ——————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#sünnetiseniyye #namazddavesvese#güzelkokularınduyulması #uhrevikokularduymak #namazdaabdesttenşüphe #namaz #Ravzakokusu #Peygamberimizinkokusu #gülkokusu#abdesttensüphe #gaiptensesduymak #melek #meleklerinkokusu #güzelkoku #namaz #salihakadın