Ana Sayfa Blog Sayfa 22

En Büyük Dua – Ehlibeyt; Nuh’un Gemisi Gibidir

1

Allâhu Teâlâ’nın müminlerin üzerinde çok büyük rahmeti var, çok büyük merhameti var. İşte bunun farkına varıp Allâhu Teâlâ’ya çok şükretmek gerek.

Duaların en büyüğü çok istiğfar etmektir. İnsanın amel defterinde istiğfar ne kadar büyükse kurtuluşa o kadar yaklaşmıştır ve o kişiye cennet vacip olur. Kelime-i Tevhit’te öyledir.

Peygamberlerin zikri, “Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil  Aliyyül Azim” dir.

Bu Peygamberlerin zikri. Biz Peygamber değiliz, onu da okuruz ama Peygamberler kadar değil. Onu çok okursan, bozarsın dengeleri, çok okuyamazsın. Çünkü; Peygamber değiliz. Bu Peygamberlerin zikriydi. He belki bi yüz tane okuyabilirsin. İki bin tane başka bir zikri de yapsan, Mürşit’siz gidersin zaten, tersine gidersin, şeytan musallat olur. Bütün, bütün evliyaullah demiştir ki, “Şeyh’i olmayanın, şeyhi şeytandır”. Bir müminin Şeyh’i yoksa, onun şeyhi; şeytandır, mutlaka sapıtır bir gün.

Ehlibeyt; Nuh’un Gemisi Gibidir

Bugün bir hadis gene okudum; “Ehlibeyt benim soyum. Ehlibeyt; Nuh’un gemisi gibidir, onlara sığınan kurtulur, onlara sığınmayan kesinlikle kurtulamaz cehenneme gider.” Kıyamet’e kadar zaten büyük Veli’ler Peygamberimizin soyundan gelir. “Benim Ehlibeyt’im” kim olursa olsun ayırmıyor, “Onlar Nuh’un gemisi gibidir, kurtulmak istiyorsanız, onlara sığının, eğer onlara sığınmadıysanız, kesinlikle gittiniz” diyor.

“Kıyamet’e kadar onlar mihenk taşıdır” diyor. Yani onlara sarılın. Yahu, “Alim ile oturmak, hiç konuşmadan oturmak ibadettir” diyor salatu selam Efendimiz. “İbadettir” diyor. “Bir kelime konuşmasan, o ona reyhan gibidir. Onun atmosferi, kokusu, her şeyi sana şifa gibi gelir. Onunla oturmak, bir alimle oturmak ibadettir” diyor. Yani ilime o kadar değer vermiş ki.

Zikir, zikirden sonra ilim, cihat, sadaka. O zikri bir anlatmış ki, Allaaah..

Vela havle vela kuvvete illa billahil Aliyyül Azim demeden hiçbir melek, meleküt âleminden yere inemez” diyor, “Vela havle vela kuvvete illa billahil Aliyyül Azim demeden hiçbir melek yerden göğe geri çıkamaz” diyor. Diğer bir hadiste “Vela havle vela kuvvete illa billahil Aliyyül Azim”, tam 99 belayı kaldırır ortadan” ama sıdkı sadakatle olacak, hiç riya karışmayacak.

“’Sübhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber’, kalkandır” diyor. Hele öbür âlemde ateşe de, cehenneme de, her şeye kalkandır. “Sübhanallah, yerle gök arası kadar sevap getirir insana” diyor. Sübhanallah’da İsm-i Azam’ın içindeki isimlerden.

“La faile illallah, la maksude illallah, la mâbûde illallah, la ilahe illallah.”

“La ilahe illallah” efdali zikirdir, ondan da efdal bir zikir yok. 70 bin Kelime-i Tevhit amel defterine yazdırdıysan, cennetin tapusunu almış gibi oluyorsun ki, dervişlerin daha fazlası var. Günde 100 tane, zaten ders geçinceye kadar binlerce oluyorda 700, 1000, 2000 okuyorsun, ondan sonra da 100 tane var ki, her gün 100 tane okusan ayda 3 bin yapıyor, 10 ayda 30 bin yapıyor, senede 36 bin yapıyor, 2 sene de zaten 70 bini geçiyor.

Adam 40 senedir bunu yapıyor, bu adamı Allâhu Teâlâ ateşe sokar mı ya? Bu adamı ateşe sokar mı Allâhu Teâlâ? Hani bunlar bizim hesaplarımız, çünkü; bunu bildirende kendisi, yani biz değiliz. “Yerle gök arası kadar günahları getirip, Mizan’ın bir gözüne koysan, öbür gözüne bir tane ‘La ilahe illallah’ koy o daha ağır gelir” diyor.

“‘La ilahe illallah’ dan daha ağır gelen şey yok” diyor yani âlemlerde yok, o ağır gelir.

—————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#Ehlibeyt #NuhunGemisi #zikir #Kelimeitevhit #ibadet

Hz. Musa’nın Allah Hakkında Merak Ettiği Neydi? – Bir Damla Gözyaşı

1

Allâhu Teâlâ’nın öyle nimetleri var ki.

Musa Aleyhisselam bir gün Cenab-ı Hakk ile konuşurken:

“Ya Rabbi, sen hiç uyumaz mısın?” dedi.

“Hayır, uyumam” dedi Cenab-ı Hakk.

“Ee peki, sen dirisin değil mi?”

“Diriyim” dedi. Musa Aleyhisselam’ın aklı karıştı. Düşündü… Düşündü kendi kendine.

“Hem canlı hem hiç uyumaz, bu nasıl oluyor?” dedi kendi kendine. Allâhu Teâlâ düşünceleri bildiği için:

“Ya Musa, aklın almadı değil mi?” dedi.

“Almadı, Ya Rabbi.”

“Git, felan yerde iki ibrik var. Onları al iki eline, dikil böyle” dedi. Allah’ın emri. Gitti, aldı, dikildi. Bekledi, bekledi. Öğlen oldu. Yoruldu tabi. Allah’ın emri dikiliyor.

“Ya Rabbi, namaz saati geldi, izin verde namaz kılayım” dedi. Elleri çok yoruldu. Allah’a üçkağıt açıyor. Allâhu Teâlâ:

“Ya Musa, namazı Ben emrettim, kılmış kabul ediyorum. Bekle sen” dedi. Bekledi, bekledi ikindi oldu.

“Ya Rabbi, yine namaz vakti geldi. Bu namaz çok önemli ikindi namazı” dedi.

“Ya Musa, onu da Ben kılmış kabul ettim, dikil” dedi. Bekledi, bekledi. Akşam oldu aynı. Yatsı oldu aynı. Gece oldu, artık zorla tutuyor kendini, uyuklarken “pat” düştü elinden ve kırıldı ibrikler. Kırılınca bir irkildi bu. “Allah’ın emrini bozdum” dedi.

“Ya Musa, telaşlanma” dedi. “İşte Rabb’inde uyursa, bütün âlemler o testiler gibi düşer kırılır, parçalanır. Rabb’in uyumaz” dedi.

Ha buradan neyi anlıyoruz? Biz eşşek gibi uyurken, biz eşşek gibi zevki sefa yaparken, yiyip içerken, yan gelip yatarken Allâhu Teâlâ hiç uyumuyor. Ve hiç ihtiyacı yok. Âlemleri ayakta tutuyor. Bu büyük nimettir. İnsanlar bu nimetlerin farkında değil. Konu uzunda… Allâhu Teâlâ’nın öyle nimetleri var ki, kimse farkında değil.

Bir çam ağacı 24 saatte 100 kişiye bir yıl yetecek kadar oksijen üretir. O oksijen olmazsa insanların dünyada hayatı durur, boğulur. Zeytin, çam, denizler, akarsular oksijen üretir.

E şimdi insanlar, bu tür nimetlerin hiç farkında değil. İnsanlar gece gündüz başını secdeden kaldırmasa, Allâhu Teâlâ’nın hakkını asla ödeyemez. Asla mümkün değil. O kadar çok hakkı vardır üzerimizde. Onun için Rabb’imizi her şeyden çok sevmemiz lazım. O, sevilmeye en çok layık olandır. O’nu severken, O’ndan korkmamız lazımdır. O güçlülerin güçlüsüdür. O’nun gücünün, kudretinin sınırı yoktur asla. Sınırsızdır. Hiçbir lisan O’nun gücünü, kudretini, merhametini kesinlikle ifade edemez. Onun için, Allâhu Teâlâ’yı çok sevmemiz lazım. Allâhu Teâlâ’dan korkmak fazilettir.

“Allâhu Teâlâ’nın korkusundan, gözünden bir damla yaş gelen insanın bedeni kesinlikle, ateşe girmez” diyor hadis-i şerif. Kesinlikle. Onun bedeni, ateşe haram olur. Allâhu Teâlâ’dan korkmak, Allâhu Teâlâ’yı sevmek faziletlerin en büyüğüdür.

Bir insanı Allah rızası için seversen, kendi sevginin üzerinde tutarsan Allah rızasını, o insanın bedeni; ateşe haram olur. Allah rızası için. Müminler birbirlerini, Allah rızası için severler.

Bir insan ilim öğrenirken ölürse, şehittir. Mümin beşikten, mezara ilim öğrenir. Beşikten mezara mümin; talebedir.

Müminlere, Allâhu Teâlâ’nın rahmeti çok büyük.

 

————————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#HzMusa #Allah #Allahuteala #Allahtankorkmak #Rahmet #gözyaşı #gozyasi #Allahkorkusundanaglamak#mümin #mümin 

Şeytanın Beşikleri – Kabirdeki Sualler

4

Bakın şu televizyon, gerçekten müminleri helak eden en büyük nesnelerden biri. Kardeşim, bunda neler seyrediyoruz! Her film sadece yalandır. Bir senaristin kafasından geçen yalanlar, uydurmadır, hiçbirinin aslı yoktur. Yalan ile oturup, yalan ile kalkıyorsun; “Yalan ile iman bir arada olmaz” diyor bir hadis-i şerifte. Yalan varsa iman yoktur.

İşte, bu televizyonu seyrederken çok dikkatli olmamız lazım. Ha dini programlar var, dini ilimler var, haberler. Yani; genellikle onları tercih etmek lazım. Bu televizyon bir nevi Deccal’dir.

Filmler. Filmlerin çoğu fuşiyat. Yani; bu televizyon evimize girmiş şeytandır. İşte burada, bu televizyona karşı çok bilinçli olmak lazım. Yoksa ameller heba olup gidiyor. Yani yalan seyrediyorsun. Bunu biliyorsun, uydurma yalan işte. Bir senarist yazıyor, aslı yok, işte uydurup uydurup yazıyor. Bu film olarak çekiliyor, sana film olarak sunuluyor.

Biri gelip burada, bize palavra sıksa, nefret ederiz ondan. Ee o, palavranın palavrası. Ama ona ağzımızı açıyoruz böyle. Kul köle oluyoruz. İşte, müminin bu tür tuzaklara düşmemesi lazım. Bunlar, ahir zamanda insanları, günah beşiğinde sallayan beşikler; futbol maçları, konserler, televizyon, parti başkanlarının mitingleri… Buna benzer, bunların hepsi, en az adam başına 80 tane şeytanın düştüğü alanlar. Bunların hepsi günah beşikleri; yani bunlardan müminlerin uyanık olup, bunlardan mümkün mertebe uzak yaşamaya gayret etmek lazım.

Adamlar öyle bir tiryaki ki, insanlar kul, köle olmuş. İşi, gücü terk ediyor “Benim dizim var.” Aman haa, namaz kaçmış önemli değil. Dizi sakın kaçmasın. Namaz sonra da kılınır. Ne var yani, kazada edilir. Bu nedir seyrettiğin? Yalan, dolan, bir palavra işte. Böyle kul, köle olmuşlar.

Ee kardeşim sonra, sonra ne olacak?

Bir kere Kur’ân’ı açıp, Allâhu Teâlâ bize ne demiş, neyi tembihlemiş, neyi yasaklamış, neyi tavsiye etmiş? Peygamber salatu selam Efendimiz bu dini tamamlamış. O, bize ne tür nasihatlarda bulunuyor, hadislerde neyi beyan ediyor?

Bir kere merak edipte, elimize almıyoruz. Ama Amerika’nın bilmem ne köyündeki roman yazarının romanı okumayan kişi yok.

Herkes ölmüş, sende öleceksin. Bunun çaresi yok. Senin Peygamberin ölmüş, sen mi kalacaksın? Ölüm öyle zor bir iştir ki 80 bin kılıç darbesi gibidir. Azrail burada torpil yapmaz.

Ee senin Peygamberin ölmüş, sende öleceksin. Peki Allâhu Teâlâ yarın Mahkeme-i Kübra’da sorgulayacak, 50 tane amelden sorgulayacak. Bu 50 tane amelden, haberin var mı? Yok. Ee nereye gidiyorsun sen? Helak olmaya. Ya kafasız insan, sen buna hazırlık yapmamışsın. Seni burada seyrettiğin film mi kurtaracak, seyrettiğin maç mı kurtaracak, seyrettiğin konser mi kurtaracak?

Kabirdeki Sualler

Bir kere kabirde başlar soru. İlk soru?

“Rabb’in kimdir?”

“Rabb’im Allah’tır.”

İyi de amelin yoksa dil kemik oluyor. Cevap veremiyorsun. Sonra:

“Kitabın?”

“Kur’ân-ı Azimüşşan’dır”.

“Peygamberin?”

“Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’dır.”

“Dinin?”

“İslam’dır.”

“Kıblen?”

“Kâbe’dir.”

Kabirde başlayan sorulara hazırlan.

Ömür her gün eksiliyor. Ömür akıp gidiyor, derelerin denizlere aktığı su gibi ama hiçbir hazırlığın yok. Ya bir insan bu kadar ahmak olabilir mi ya? İnsan orası için bir hazırlık yapar. Kesin ki Allâhu Teâlâ yüzlerce ayette her şeyin sorgulanacağını bize beyan ediyor. Hayatının her karesinin hesabını vereceğini beyan ediyor. Ee biz zerre kadar bunlara hazırlanmıyoruz, bu nasıl insanlık, bu nasıl bir gaflet, bu nasıl bir uyku!…

 

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#ömür #gaflet #ölüm #ölmek #mahşer #kabir #kabirdekisorular #kabirdekisualler #amel #şeytan #şeytanınbeşikleri #şeytanınhileleri #şeytanıntuzakları #yalan #senaryo

Satranç, Tavla, Kağıt Oynamak – Bu Dönemdeki En Büyük Keramet Nedir? – İlim Öğrenmenin Getirileri

1

Hadis-i şerifte salatu selam Efendimiz diyor ki; “Dikkat edin! Bir insan tavla oynadığı zaman” tavla diyor, tavla oynadı 2 kişi. “Tavla oynadı kalktı, namaz için abdest aldı. Onun aldığı abdest; domuz kanı, domuz iriniyle alınmış gibidir” diyor.

“Bir insan satranç oynamaya oturduğu vakit veya kağıt oynamaya oturduğu anda melundur” diyor. “Onu seyreden, oynamadan yanında oturup seyreden domuz eti yemiş gibidir” diyor. Domuz eti yemiş gibidir… Onu seyreden domuz eti yemiş gibidir diyor!

Yahu sen İslam’san evvela grubunu seçeceksin, müminsen mümin gibi yaşayacaksın! Dünyada müminden değerli ne altın, ne gümüş, ne zümrüt, ne yakut yok. Bir mümin ister kadın ister erkek olsun; onun büyüklüğünde yakuttan, zümrütten bir heykel yap, ondan değerlidir mümin. Allah katında da böyledir.  Ama nerede o mümin ya! Nerede kardeşim? Ara da bul! Ancak işte dergahlardaki dervişlerin dışında çok nadir. Ee yok!

“Bir insan o oyuna oturduğu zaman kendisi melun oluyor, seyreden domuz eti yemiş gibidir” diyor. Seyreden, yanında oturup seyreden… Hadi gel söyle bakalım bunları… Kime söyleyeceksin, cemiyetler bu hali almış kardeşim…

Bu Dönemdeki En Büyük Keramet Nedir?

Bu cemiyetlerin içinde adam gibi yaşa, en büyük keramet bu zaten. Ondan büyük keramet olamaz yani. Böyle bozuk bir dönemde bir insan namaz kılıyor, Allah’ı zikrediyorsa; bundan büyük bir keramet bulamaz. Zikir ehlinin halini ben size anlatsam, ne kalan ömrüm yeter, ne şu, ne bu yani. O kadar ecirleri büyük bir iş…

Namaz öyledir. İnsan günde beş kere yıkanırsa, kir kalır mı üzerinde! Kapının önünde bir nehir geçse, beş sefer orada yıkansan, kir kalır mı? İşte beş vakit namaz böyledir. İnsanda asla günah kir bırakmaz, hepsini siler, süpürür, götürür ama nerede ya? Mümin olarak ama.

Fasık olupta işte;  “Onun yeri başka, bunun yeri başka! Ben hem içerim, hem namaz kılarım” diyen çok insan var. Bunların hepsi münafık. Müminsen evvela safını ayıracaksın, ben müminim diyeceksin. Allâhu Teâlâ, mümine bir atmosfer yaratmış, “Bu atmosferde yaşayacaksın” diyor. Orada yaşadığın an, senden değerli hiçbir şey yok, meleklerden de üstün.

Peygamber salatu selam Efendimiz, Ashab’ına öyle diyor:

“O kardeşlerimi öyle özledim ki!” diyor, “Öyle özledim ki… Ne zaman göreceğim onları?” diyor. Ashap’ta diyor ki:

“Ya Resulullah, biz kardeşlerin değil miyiz?”

“Hayır” diyor, “Siz Ashab’ımsınız, beni görmeden bana iman edenler kardeşlerim… Onları çok özledim” diyor.

Yani; bu ümmetin müminlerine böyle iltifatları var salatu selam Efendimizin. Ama nerede ya? Devede kulak değil yani, devede bir tüy. Yahu bir insan kendi çevresine gerçeği anlatamıyor ya, bırak gerisini. Böyle bir zaman dilimi yaşıyoruz.

E koş bakıcıya, koş falcıya, koş bilmem neye. Yahu, bunlar bid’âttır ya, bunlar bid’âttır, bid’ât ehli cehennem köpeğidir.

İnsanın her derdinin çaresi Allâhu Teâlâ’dır. Ne tür hacetin varsa seni Yaratan’dır, Rabb’indir, O’ndan isteyeceksin. “Ayakkabının bağı kopsa” diyor salatu selam Efendimiz, “Allah’tan iste onu da…” O bile bir iptiladır yani.

İnnalillahi ve inna ileyhi raciun” ayetini oku, “Onu da Allah’tan iste” diyor. Sonra yüz tane hadiste diyor; “İşleriniz kötüyken sevinin, iyiyken üzülün. İşlerinizin iyiliğinin sonu kötülüktür ama işleriniz kötüyse sevinin onun arkasında iyiliktir” diyor. Çünkü; diğer bir hadiste de; “Allâhu Teâlâ hiçbir müminde iptilaya taht kurdurmaz” diyor, “Onlar geçicidir.” Öyleyse, üzülecek bir şey yok.

“İyi insanın dilinde melek konuşur, kötü insanın dilinde şeytan konuşur” diyor.

Bir insanın ilimden bir katre öğrenmesi var ya aklının alamayacağı ecirler getiriyor insanlara. “Bir alim” diyor hadis-i şerifte salatu selam Efendimiz; “Bin abitten hayırlıdır”. Bin abitten!

Abit kimdir? Kendini inzivaya çekip, sırf ibadetle meşgul olan. Başka hiçbir şey yapmadan, sırf ibadetle meşgul olan. İlimden bir katre öğrenen insan kabul olmuş hac sevabı alıyor, kabul olmuş Umre sevabı alıyor, günahları dökülüyor ve günahları çöpe de gitmiyor. Günahlar renk değiştiriyor; kırmızı yazılı günahlar, yeşile dönük sevap olarak haneye geçiyor.

“Bir ilim meclisinde” diyor salatu selam Efendimiz birçok hadiste; “Bir ilim meclisinde, o ilime gereği gibi saygı göstererek dinlediğiniz zaman, o ilim başladığı zaman, melekler böyle halakayı kurmaya başlar üstlerinde. Döne döne, döne döne, bir bir kanatlarının üzerine kilitlenir” diyor taa Arşı Ala’ya kadar.

Ve melekler seslenir diyor, “Devam edin, Allah sizi affediyor, devam edin Allah sizi affediyor ve en üstteki melekler Arşı Ala’ya kadar Allâhu Teâlâ’nın huzuruna kadar çıkarlar” diyor, “Allâhu Teâlâ, onlarla konuşmaya başlar” diyor:

“Kullarım ne yapıyor aşağıda?”

“Yarabbi, seni çok sevdikleri için, seni hoşnut etmek için dinî sohbet yapıyorlar.”

“Peki onların nefisleri yok mu?” der Allâhu Teâlâ.

“Var Yarabbi”

“Şimdi kalkıp eğlenceye, çalgıya, falcıya da gidebilirlerdi.”

“Gidebilirlerdi.”

“Gitmediler değil mi?” diyor.

“Gitmediler.”

“Peki” diyor, “Onlar Ben’im cennetimi gördüler mi?” diyor.

“Görmediler.”

“Ya görselerdi, görmeden bana böyle itaat ediyorlar. Ya görselerdi nasıl itaat ederlerdi?”

“Ben’im” diyor, “Cehennemimi gördüler mi onlar?”

“Görmediler.”

“Ya cehennemimi görseler” diyor, “Ondan sakınmak için halleri nasıl olurdu?”

Bu türlü, bir sürü şeyle, o kullarıyla iftihar ediyor ve sonunda da diyor ki; “Ey meleklerim, Ben o kullarımı affettim, bütün günahlarını bağışladım, siz de şahit olun” der. “O” diyor, “Dini sohbetten ayağa kalktığı anda, günahtan bir zerre kalmaz kimsede” diyor. İlimle, zikirle ve cihat, bir de sadaka kadar önemli hiçbir ibadet yok. Bu dört ibadet arabanın, iman arabasının dört tekerleği gibi o kadar önemli bunlar. Ama bu devirde çok az insanda kaldı.

Onun için salatu selam Efendimiz, “Zamanın tefessühünde istikamet sahibi mümin, 40 şehit sevabı alır” diyor. Kırk şehit sevabı. Bugün işte müminler 40 şehit sevabı alır. Öyle insanlar vardır ki, cephede parça parça olur, asla şehit değildir (hadis-i şerif). Öyle insan vardır ki, yatağında ölür, şehittir. İşte bugün tefessüh zamanıdır. 40 şehit sevabı veriyor Cenab-ı Hak. Yatağında ölen mümin, şehit olarak ölür.

Allâhu Teâlâ’da şehide; “Ey şehit, kulum, kabirden kalk, sana sorgu sual yok, doğru cennetin yolunu tut” der.

Bugün için, Ahmet Bedevi, Ahmet Rufai, Muhyiddin Arabi Hazretleri, Abdulkadir Geylani Hazretleri, şu, bu, büyük Veli’lerin gösterdiği kerametten daha büyüktür bugünkü dervişlerin gösterdiği keramet. Namaz kılıyorsa, zikir yapıyorsa, Allah’ın “yaş”a dediği gibi yaşıyorsa, bugün için onların kerametlerinden büyüktür bunlar. Bundan büyük keramet olamaz yani.

Bunların düşünceleri, bunların amelleri, bunların şusu busu mutlaka insanları etkiliyor. Bilerek, bilmeyerek bunlara cephe alabiliyorsa, nefsine hakim olabiliyorsa, ruh nefsin üzerine bir güç haline gelmişse, müminde işte; ondan büyük keramet olamaz.

—————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#satranç #tavla #kagıtoynamak #iskambiloynama #iskambil #keramet #ilim #ilimogrenme