Satranç, Tavla, Kağıt Oynamak – Bu Dönemdeki En Büyük Keramet Nedir? – İlim Öğrenmenin Getirileri

1
498

Hadis-i şerifte salatu selam Efendimiz diyor ki; “Dikkat edin! Bir insan tavla oynadığı zaman” tavla diyor, tavla oynadı 2 kişi. “Tavla oynadı kalktı, namaz için abdest aldı. Onun aldığı abdest; domuz kanı, domuz iriniyle alınmış gibidir” diyor.

“Bir insan satranç oynamaya oturduğu vakit veya kağıt oynamaya oturduğu anda melundur” diyor. “Onu seyreden, oynamadan yanında oturup seyreden domuz eti yemiş gibidir” diyor. Domuz eti yemiş gibidir… Onu seyreden domuz eti yemiş gibidir diyor!

Yahu sen İslam’san evvela grubunu seçeceksin, müminsen mümin gibi yaşayacaksın! Dünyada müminden değerli ne altın, ne gümüş, ne zümrüt, ne yakut yok. Bir mümin ister kadın ister erkek olsun; onun büyüklüğünde yakuttan, zümrütten bir heykel yap, ondan değerlidir mümin. Allah katında da böyledir.  Ama nerede o mümin ya! Nerede kardeşim? Ara da bul! Ancak işte dergahlardaki dervişlerin dışında çok nadir. Ee yok!

“Bir insan o oyuna oturduğu zaman kendisi melun oluyor, seyreden domuz eti yemiş gibidir” diyor. Seyreden, yanında oturup seyreden… Hadi gel söyle bakalım bunları… Kime söyleyeceksin, cemiyetler bu hali almış kardeşim…

Bu Dönemdeki En Büyük Keramet Nedir?

Bu cemiyetlerin içinde adam gibi yaşa, en büyük keramet bu zaten. Ondan büyük keramet olamaz yani. Böyle bozuk bir dönemde bir insan namaz kılıyor, Allah’ı zikrediyorsa; bundan büyük bir keramet bulamaz. Zikir ehlinin halini ben size anlatsam, ne kalan ömrüm yeter, ne şu, ne bu yani. O kadar ecirleri büyük bir iş…

Namaz öyledir. İnsan günde beş kere yıkanırsa, kir kalır mı üzerinde! Kapının önünde bir nehir geçse, beş sefer orada yıkansan, kir kalır mı? İşte beş vakit namaz böyledir. İnsanda asla günah kir bırakmaz, hepsini siler, süpürür, götürür ama nerede ya? Mümin olarak ama.

Fasık olupta işte;  “Onun yeri başka, bunun yeri başka! Ben hem içerim, hem namaz kılarım” diyen çok insan var. Bunların hepsi münafık. Müminsen evvela safını ayıracaksın, ben müminim diyeceksin. Allâhu Teâlâ, mümine bir atmosfer yaratmış, “Bu atmosferde yaşayacaksın” diyor. Orada yaşadığın an, senden değerli hiçbir şey yok, meleklerden de üstün.

Peygamber salatu selam Efendimiz, Ashab’ına öyle diyor:

“O kardeşlerimi öyle özledim ki!” diyor, “Öyle özledim ki… Ne zaman göreceğim onları?” diyor. Ashap’ta diyor ki:

“Ya Resulullah, biz kardeşlerin değil miyiz?”

“Hayır” diyor, “Siz Ashab’ımsınız, beni görmeden bana iman edenler kardeşlerim… Onları çok özledim” diyor.

Yani; bu ümmetin müminlerine böyle iltifatları var salatu selam Efendimizin. Ama nerede ya? Devede kulak değil yani, devede bir tüy. Yahu bir insan kendi çevresine gerçeği anlatamıyor ya, bırak gerisini. Böyle bir zaman dilimi yaşıyoruz.

E koş bakıcıya, koş falcıya, koş bilmem neye. Yahu, bunlar bid’âttır ya, bunlar bid’âttır, bid’ât ehli cehennem köpeğidir.

İnsanın her derdinin çaresi Allâhu Teâlâ’dır. Ne tür hacetin varsa seni Yaratan’dır, Rabb’indir, O’ndan isteyeceksin. “Ayakkabının bağı kopsa” diyor salatu selam Efendimiz, “Allah’tan iste onu da…” O bile bir iptiladır yani.

İnnalillahi ve inna ileyhi raciun” ayetini oku, “Onu da Allah’tan iste” diyor. Sonra yüz tane hadiste diyor; “İşleriniz kötüyken sevinin, iyiyken üzülün. İşlerinizin iyiliğinin sonu kötülüktür ama işleriniz kötüyse sevinin onun arkasında iyiliktir” diyor. Çünkü; diğer bir hadiste de; “Allâhu Teâlâ hiçbir müminde iptilaya taht kurdurmaz” diyor, “Onlar geçicidir.” Öyleyse, üzülecek bir şey yok.

“İyi insanın dilinde melek konuşur, kötü insanın dilinde şeytan konuşur” diyor.

Bir insanın ilimden bir katre öğrenmesi var ya aklının alamayacağı ecirler getiriyor insanlara. “Bir alim” diyor hadis-i şerifte salatu selam Efendimiz; “Bin abitten hayırlıdır”. Bin abitten!

Abit kimdir? Kendini inzivaya çekip, sırf ibadetle meşgul olan. Başka hiçbir şey yapmadan, sırf ibadetle meşgul olan. İlimden bir katre öğrenen insan kabul olmuş hac sevabı alıyor, kabul olmuş Umre sevabı alıyor, günahları dökülüyor ve günahları çöpe de gitmiyor. Günahlar renk değiştiriyor; kırmızı yazılı günahlar, yeşile dönük sevap olarak haneye geçiyor.

“Bir ilim meclisinde” diyor salatu selam Efendimiz birçok hadiste; “Bir ilim meclisinde, o ilime gereği gibi saygı göstererek dinlediğiniz zaman, o ilim başladığı zaman, melekler böyle halakayı kurmaya başlar üstlerinde. Döne döne, döne döne, bir bir kanatlarının üzerine kilitlenir” diyor taa Arşı Ala’ya kadar.

Ve melekler seslenir diyor, “Devam edin, Allah sizi affediyor, devam edin Allah sizi affediyor ve en üstteki melekler Arşı Ala’ya kadar Allâhu Teâlâ’nın huzuruna kadar çıkarlar” diyor, “Allâhu Teâlâ, onlarla konuşmaya başlar” diyor:

“Kullarım ne yapıyor aşağıda?”

“Yarabbi, seni çok sevdikleri için, seni hoşnut etmek için dinî sohbet yapıyorlar.”

“Peki onların nefisleri yok mu?” der Allâhu Teâlâ.

“Var Yarabbi”

“Şimdi kalkıp eğlenceye, çalgıya, falcıya da gidebilirlerdi.”

“Gidebilirlerdi.”

“Gitmediler değil mi?” diyor.

“Gitmediler.”

“Peki” diyor, “Onlar Ben’im cennetimi gördüler mi?” diyor.

“Görmediler.”

“Ya görselerdi, görmeden bana böyle itaat ediyorlar. Ya görselerdi nasıl itaat ederlerdi?”

“Ben’im” diyor, “Cehennemimi gördüler mi onlar?”

“Görmediler.”

“Ya cehennemimi görseler” diyor, “Ondan sakınmak için halleri nasıl olurdu?”

Bu türlü, bir sürü şeyle, o kullarıyla iftihar ediyor ve sonunda da diyor ki; “Ey meleklerim, Ben o kullarımı affettim, bütün günahlarını bağışladım, siz de şahit olun” der. “O” diyor, “Dini sohbetten ayağa kalktığı anda, günahtan bir zerre kalmaz kimsede” diyor. İlimle, zikirle ve cihat, bir de sadaka kadar önemli hiçbir ibadet yok. Bu dört ibadet arabanın, iman arabasının dört tekerleği gibi o kadar önemli bunlar. Ama bu devirde çok az insanda kaldı.

Onun için salatu selam Efendimiz, “Zamanın tefessühünde istikamet sahibi mümin, 40 şehit sevabı alır” diyor. Kırk şehit sevabı. Bugün işte müminler 40 şehit sevabı alır. Öyle insanlar vardır ki, cephede parça parça olur, asla şehit değildir (hadis-i şerif). Öyle insan vardır ki, yatağında ölür, şehittir. İşte bugün tefessüh zamanıdır. 40 şehit sevabı veriyor Cenab-ı Hak. Yatağında ölen mümin, şehit olarak ölür.

Allâhu Teâlâ’da şehide; “Ey şehit, kulum, kabirden kalk, sana sorgu sual yok, doğru cennetin yolunu tut” der.

Bugün için, Ahmet Bedevi, Ahmet Rufai, Muhyiddin Arabi Hazretleri, Abdulkadir Geylani Hazretleri, şu, bu, büyük Veli’lerin gösterdiği kerametten daha büyüktür bugünkü dervişlerin gösterdiği keramet. Namaz kılıyorsa, zikir yapıyorsa, Allah’ın “yaş”a dediği gibi yaşıyorsa, bugün için onların kerametlerinden büyüktür bunlar. Bundan büyük keramet olamaz yani.

Bunların düşünceleri, bunların amelleri, bunların şusu busu mutlaka insanları etkiliyor. Bilerek, bilmeyerek bunlara cephe alabiliyorsa, nefsine hakim olabiliyorsa, ruh nefsin üzerine bir güç haline gelmişse, müminde işte; ondan büyük keramet olamaz.

—————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#satranç #tavla #kagıtoynamak #iskambiloynama #iskambil #keramet #ilim #ilimogrenme

1 YORUM

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız