Ana Sayfa Blog Sayfa 20

Veli Olmak İki Adımdır – Hannasları Susturmanın Sırrı – Kime Kulsun Bir Dinle – Biz De Müslüman Değil Miyiz?

1

Para, menfaat. Diniküm dinarüküm. (Arapça deyim; “Sizin dininiz paradır.”) Menfaat; menfaat geldi mi helal haram… Allah’tan korkulduğundan çok, fakr-u zaruretten korkuluyor. Halbuki bu bir makamdır; “Fakirüssabirin”.

Kişi fakirüssabirin köprüsünü geçmeden Abdiyet Makamı’na ulaşmaz, Rıza Kapısı’ndan geçemez. Sır Kapısı’nın resmini dahi göremez. Çünkü Allâhu Teâlâ Hazretleri Kur’ân’da birçok ayette beyan ederken, salatu selam Efendimizde bu ayetleri şerh ediyor hadis-i şeriflerle; “Allâhu Teâlâ bir kulunu sevdimi onu dinde fakih eder” diyor.

Dinde fakih nedir? Dinde bilgili eder. “Allâhu Teâlâ bir kulunu sevdi mi” hemen arkadan gelen hadis-i şerifte; “Allâhu Teâlâ bir kulunu sevdi mi ve onu temizlemek istedi mi ona iki şey verir; biri hastalık, biri fakirlik.”

Daha önemli bir mesajda da salatu selam Efendimiz; “Dünyada sıkıntı, dünyada üzüntü, dünyada hastalık çeken insanın eline amel defteri verilmez. O Mizan’a götürülmez, onun için Sırat kurulmaz, onun üzerine ecir döküldükçe dökülür, döküldükçe dökülür, döküldükçe dökülür. Sorgusuz sualsiz cennete girer” diyor. Biz bundan mı korkuyoruz kardeşim!

Allâhu Teâlâ’nın bu kadar büyük lütufları bize müjdelenirken, biz o lütuflara muhatap olmaktan mı korkuyoruz? Öyleyse yazıklar olsun kendi nefsime, kendi şahsıma! Yazıklar olsun! Allâhu Teâlâ kulun rızkına kefildir. Açlıktan ölen hiç kimse yoktur. Sen kendini parçalasan, ezelde takdir edilenden ötede sana bir nebze, bir kuruş, bir yudum ulaşmaz. Bin yıl sonra şu ağaç yaşasa, hangi yaprağın hangi yaprağın üzerine düşeceği hesaplanmıştır. “Bunlar büyük bir kitapta yazılıdır” diyor ayet-i kerimede. Levh’te bunlar yazılıdır. Öyleyse nedir bu delalet! Biz Müslüman değil miyiz ya? Olmaz mısın ya, olmaz mısın? Maşallah ya! Öyle bir hazırlık, öyle bir alışveriş, öyle bir telaş, öyle… Niçin ya, niçin, ne var?

Adama sorsan; “Peygamber salatu selam Efendimiz ne zaman doğdu?” Bilmiyor. “Kim 500 milyar İster”’de adama Amerika’nın bilmem neresinde, Avusturalya’nın bilmem neresinde bir roman yazarının yaşını, kilosunu, ayakkabı numarasını biliyor. Adama soruyorlar, “Kâbe hangi şehirde?” bilmiyor kardeşim. Ya bu nasıl dalalet ya! Ya hesap vereceğiz, hesap… Allâhu Teâlâ hayatımızın her karesinin hesabını soracak bize. Öyleyse hazır mıyız?

Hazır mıyız yani… Ölmeye hazır mıyız? Dört kişinin omuzunda gitmeye hazır mıyız? Bunu soracağız kendimize.

İnsan nefsinin en hoşlaşmadığı şey mezardır. İçimizde iki kardeş vardır. İki kardeş; biri kafirdir, biri mümin. Bunları barıştıracağız. Bunları barıştırmadıkça kamil mümin sahibi olamaz insan.

İmam-ı Rabbani Hazretleri, Mektubat-ı Rabbaniye’de öyle diyor; “İnsan öz kardeşini öldürmedikçe kamil mümin olmaz.” Kamil iman sahibi olmaz.

Öz kardeş kimdir? İşte içimizde iki kardeş var, gece gündüz taşıdığımız iki kardeş var. İki de şeytanın çocuğu var sadrımızda taşıdığımız. İki kardeşi barıştıracağız. Bunlar barışmadıkça kamil mümin sahibi olamayız. Bu iki kardeşin biri tam mümindir, biri de tam kafir. Biri nefis, biri ruhtur. Nefsi ruhun emrine vermedikçe, kemâlat sahibi olamayız, hikmete giden basamakları tırmanamayız. Nefsin hizmetine ruhu değil, ruhun hizmetine nefsi vereceğiz.

İmam Rabbani Hazretleri’nin dediği nefistir. Nefsin başını… Allâhu Teâlâ’nın rızasına ulaşmak sadece iki adımdır, hiç zor değildir. Veli olmak iki adımdır, hiç zor değildir. Allâhu Teâlâ’nın salih kullarından olmak iki adımdır, hiç zor değildir. Ama birinci adımını nefsin tepesine bas, bunu basabilirsen ikinci adımı Allâhu Teâlâ’nın rızasına atarsın. Bütün mesele o ilk adımı onun tepesine atalım. Ama atamıyoruz, yapamıyoruz. Onu büyütmüşüz firavun gibi içimizde. Onun isteklerine boyun eğiyoruz. İşte o zaman ne oluyoruz, duman oluyoruz. İşte o iki kardeşi barıştırmamız lazım meselenin hallolması için.

Minşerril vesvasil hannas” diyoruz ayet-i kerimede. “Minşerrilvesvasil hannas” Nedir bunlar? Şer ihtiva eden hannaslar sadrımızda, göğsümüzdedir. Niye zikirde onlara vuruyoruz onların tepesine?

Onlar susmadıkça vesvese susmaz. Buna rağmen vesvese susmuyorsa, şu parmağı bak, sağ elin şu baş parmağını kaldırın şöyle, “Bismillahi” deyip, sol bacağın üst etine vurun böyle. Şeytanın boynunu koparır bu, boynunu koparır anında vesvese bitmiştir. Ama sakın sağa vurmayın, sola. Şu parmağı kaldırarak. Yani Allâhu Teâlâ’nın rızasını kazanma gayreti değil midir müminlerin her gayreti, öyleyse Allâhu Teâlâ’nın emrettiği gibi hiç olmazsa, ne kadar becerebilirsek, hani o yöne gayret etmek gerekir.

Kime Kulsun Bir Dinle – Zikir Meclislerinin Getirileri

Allâhu Teâlâ’nın rızasını kazanma gayreti değil midir müminlerin her gayreti? Öyleyse Allâhu Teâlâ’nın emrettiği gibi hiç olmazsa, ne kadar becerebilirsek hani o yöne gayret etmek gerekir. Ama biz nefsimiz şunu istiyor koşuyoruz peşine, karımız şunu istiyor koşuyoruz peşine.

Salatu selam Efendimiz diyor ki; “İnsan en çok neyi seviyorsa onun Allah’ı o” diyor, “Rabbi o” diyor. Bugün adam araba alıyor sabaha kadar balkonda keyif, böyle bir kere Allah için bu hisleri duymamıştır, Allâhu Teâlâ için. İşte malın kulu oldu. Peygamberimiz ne diyordu; “Ümmetim puta tapmayacak ama gizli şirkler olacak”. İşte şirk. Karısı diyor ki, “Git adam bir televizyon al gel.” Bir mümin kardeşi açsa ona 10 lira vermekten çekinen adam, karısının gönlünü yerine getirmek için gider o televizyonu alır. Ne oldu işte o karının kulu oldu. Bu çeşit say sayabildiğin kadar.

İşte bu neyden kaynaklanıyor, biliyor musunuz kardeşlerim? Salatu selam Efendimiz diyor ki; “Bir gün gelir amel mahsundur, mahsun. Mahsundur ve gizlidir” diyor. Amel gerçekten bugün mahsun ve gizlidir. “Yalan söz hakimdir” diyor. “Diller dost kalpler düşmandır ve o zaman sıla-i rahimde kesilir” diyor. “İşte o topluma Allâhu Teâlâ lanet eder, onların kulakları gerçeğe sağırdır, onların gözleri gerçeğe kördür” diyor. Bu günleri yaşıyoruz.

Salatu selam Efendimiz diyor ki bakın; “Bir mümin cuma günü, bir gusül abdesti alır da cuma namazına gecikmeden, geç kalmadan gider, hiçbir kelime konuşmadan camide oturursa, her attığı adımda bir yıllık hac, bir yılın her günü hac ve bir yıl hiçbir gece uyumadan zikretmiş gibi” diyor, “Ecir alır her attığı adımdan”. Bir camiye gidişte her attığı adımda bunu, dönüşte her attığı adımda bunu kazanıyor. Zikir meclislerine geliş gidiş bununda çok üzerinde, bununda kat kat üzerinde. Zikir meclislerine geliş artık siz kendiniz tahayyül edin. Zikir meclislerine geliş, bütün Ehlullah, Veliyullah diyor ki; “Bir zikir meclisi kurulan yere, konu komşudan biri bir keser istemeye gelse veya bir çivi istemeye gelse, herhangi bir hacetten gelse ve o oraya oturursa, çıktığı zaman kesinlikle bütün günahlarından temizlenmiştir”. Buna niyet ederek geleni bir de düşünün.

Salatu selam Efendimiz diyor ki; “Zikrin üzerine bir ibadet yoktur”. Hiçbir ibadet zikir gibi değildir.

Evliyaullah ve İslam alimleri diyorlar ki; “Namazdaki zikir kısmı diğer kısmından üstündür”. Kur’ân Allâhu Teâlâ’nın sözüdür, zikir ise Allâhu Teâlâ’nın Zât’ıdır. “Allah” diyorsun, 4001 Esma’nın bohçasıdır.

Kelime-i Tevhid imanın 72’inci şubesidir, en üst şubesidir. Zikir, zikir yani zikir hakkında ben hani alim bir insan değilim, kalan ömrüm zikir hakkındaki hayrı anlatmaya kalksam yetmez yani. Zikir o kadar büyük bir ibadet. Zikir meclisini gören sarhoşları dahi, tarihte bu olaylar yaşanmıştır, “Bu deliler ne yapıyor?” diye kafasını pencereye sokup, o zikir meclisini görüp, düşen ve orada ölen sarhoşları dahi Cenab-ı Hak cehenneme almamıştır ve onlar hayırlılardandır diye yani hayır ve şer melekleri geliyor, şer meleklerinin eline vermiyor, hayır meleklerinin eline veriyor. Şimdi dünya, insanlık bu kadar dalalette, gaflette, hıyanetteyken yani bu tür meclislere toplanan insanlar çok değil, çok azdır. Şurada birkaç yer varsa, ötede birkaç yer varsa, yurdun geneline bak ki hepsini topla bir katredir (damla).

Onun için salatu selam Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde diyor ki; “Ey mümin kardeşlerim, sizler bir siyah öküzün üzerindeki bir beyaz ben kadarsınız, sakın bundan fazla olacağınızı da sanmayın, siz bu kadarsınız.”

Şimdi biz dışarıdaki insanları zem mi ediyoruz? Hayır onlar için üzülüyoruz. Zem (Kınama, kötüleme) ediyorsam namerdim. Eğer kafirden dahi kendimi bir nebze üstün görüyorsam namerdim. Asla, yazık oluyor yazık, sadece yazık oluyor. Göz göre göre hayatlarına yazık ediyorlar. Çünkü dünyada insan uykudadır. Salatu selam Efendimiz öyle diyor; “İnsanlar dünya hayatlarında uykudadır, ölümle uyanırlar”. Fakat iş işten geçer. Kabir ya cennet bahçesidir ya cehennem çukurudur. İşte onu cennet bahçesi yapmaya gayret etmek lazım.

Allâhu Teâlâ iradeyi elimize vermiş, irademizi yaratmış, lütfetmiş. Artı vicdanımızı vermiş, akıl vermiş, birçok meleke var insanda. Biz aklımızı ilmin ışığıyla aydınlatmazsak, akıl sadece ilmin ışığıyla aydınlanır. Gönlümüzü, vicdanımızı, diğer melekelerimizi de imanın ışığıyla aydınlatmazsak kesinlikle, kesinlikle iman zafiyetinden kurtulamayız. Bunlar şarttır.

“Birçok akıl, akıl makamında değildir.” Peki nasıl oluyor bu? Bir uyanmamış akıl vardır, bir de uykuda olan. Uykuda olan akıllar, akıl makamında değildir ama uyanmış akıllarda vardır ki Allâhu Teâlâ onları uyandırmıştır lütfuyla.

Bir gerçek Veli, dünyadaki bütün insanların bildiği kadar şey bilir, ilimde irfanda ama setrederler, örterler, açıklamazlar, bildiği şeyi sorarlar.

 

———————————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#Hannaslarısusturma #hannas #veli #veliolmak #sufi #mümin #dua #duaetmek

Kainatın Mayası Nedir? – Hz. Mevlana, Misafiri İle Nasıl Sohbet Etti? – Gönül Nasıl Tur-i Sina Gibi Olur?

0

Bu ümmetten daha hayırlı bir ümmet hiçbir Peygambere verilmemiştir, Peygamberimiz gibi hiçbir Peygamberde bu âleme gelmemiştir, Hatemü’l-Enbiya’dır, Rahmeten Lil Âlemindir. İne, cine hepsine rahmet olarak gönderilmiştir.

“Ya Habib’im seni yaratmayacak olsaydım âlemleri yaratmazdım, sırf seni yaratacağım için âlemleri yarattım” diyor Cenab-ı Hak.

Hazreti Adem’de, Hz. Adem’den beri gelen 26 tane Peygamberde, bunca insan da hepsi Peygamberimizin Nur’undan yaratılmıştır. Âlemleri yaratmadan Ehlibeyt’in Nur’u bir kandilin içinde Allâhu Teâlâ’nın karşısında utanır, terler dururdu. Sonra Allâhu Teâlâ murat etti ve “Kün” emrini verdi. Yasin’de “Kün fe yekün” geçer. “Kün” emriyle büyük bir patlamayla hepsini Ehlibeyt’in Nur’undan yaratmaya başladı. Yedi kat gökleri, yıldızları, güneşleri, ayları, dünyaları, hayatı, mahlukatı, nebatatı her şeyi. Onun için bir insan her gün 10 bin rekat namaz kılsın, senenin 365 günü oruçlu geçirsin, namaz kıla kıla yay gibi, oruç tuta tuta dal gibi olsun, eğer; Peygamberimize salavat getirmiyorsa, asla cennete giremez. Çünkü kâinatın mayası olarak Allâhu Teâlâ  Ehlibeyt’i yarattı.

Niçin evliya acaba o Ehlibeyt soyuna o kadar büyük saygı gösteriyor? Normal insanlar bilmez bunu, işte o evliya bunu görüyor ve biliyor. Bunun içinde onlara çok büyük saygıda bulunuyor. Onların kalplerini kökten kıranlar için birçok da hadis var:

“Kesinlikle af konusu söz konusu değil” diyor.

“Onlar cehennem yakıtıdır, onlar cehennemde gideceği yere hazırlansınlar” diye birçok hadis var.

Şimdi bir ayetin, bir hadisin zahiri kısmı var, batını kısmı var. Onun için batını anlatmak için yani ehli batın olmak lazım, o dilden anlamak lazım. O dilden anlamadıkça, bunlar kelimesiz lisanlardır. Bunlarda kelime yok, ses yok, biçim yok, şekil yok, telaffuz yok. Bu lisanlar üstü bir lisandır.

Hazreti Mevlana’ya bir gün büyük Veli’lerden biri geldi ve bu gelmeden Mevlana dedi ki müritlerine:

“Bir zâtı muhterem gelecek, çok yüce bir zât, yani etrafı temiz tutun.”

Adam yarım saat sonra geldi, Hazreti Mevlana bahçede oturuyor şöyle bir yerde, adam da geldi 50 metre ötede Mevlana’ya sırtını döndü oturdu. Oturdu, oturdu, oturdu, kalktı çekti gitti.

Müritler bu olaya hayret etti, yahu mübarek bize bu kadar hazırlattı ortalığı, bunlar bir kelime bile konuşmadan zât gitti, bu nasıl iştir? Adam kalkıp gidince, Hazreti Mevlana’ya sordu müritleri dediler:

“Efendim bu nasıl iştir?”

“Biz onunla o kadar tartıştık ki bazı şeylerde mutabık kaldık, bazende kalamadık” dedi.

Ehli hal dilidir bu. İşte bu dille Allâhu Teâlâ insanın ilham gözüne mesaj yollar, bir güzel anlarsın yani. Yanlışı da anlarsın, doğruyu da anlarsın, yamuğu da anlarsın, yılığı da anlarsın. Bunun için ne gerekir? Sabır gerekir, azim gerekir. Allâhu Teâlâ asla cimri değildir, asla. Cömertlerin cömertidir. Allâhu Teâlâ bakın Kur’ân’da verilen mesajlarda da:

“Sabırla namazınıza, orucunuza, zekâtınıza, zikrinize, fikrinize devam edin. Bu size ne kadar zor gelse de” diyor.

Bize zor geleceğini de biliyor Allâhu Teâlâ.

“Bu size ne kadar zor gelsede bu zorluklara dayanın ve cennetimi hak edin” diyor.

Bugüne kadar hiçbir dinde yeryüzü ibadethane olarak kılınmamıştır. Yalnız Müslümanlar için bu yeryüzü ibadethane olarak kılındı. Hiçbir Hristiyan kilisenin dışında veya evde kiliseye benzetilen bir yerin dışında ibadetini yapamaz. Hiçbir Yahudi havranın dışında ibadetini yapamaz. Sadece müminlere bütün kürre-i arz mescit gibi kılındı. Dilediğin yerde serersin seccadeni, onu da sermezsin temizlersin elinle, “Onu bile temizleme onlar şahit olsun” diyor. Bu niçindir? Allâhu Teâlâ’nın en seçkin kullarının güruhudur müminler.

Peygamberimizin ümmeti bütün ümmetlerden daha hayırlı kılındı, daha üstün kılındı. Öyleyse bunları bileceğiz.

Eğer bir ilim bilene yarar vermiyorda etrafına tembihliyor, kendisi bundan yararlanmıyorsa o mum gibidir. Kendini yakıyor, etrafı ışıtıyor. İşte o mumun kendisini de hayrı olursa kendi de kurtuluşa erer.

Bugün salatu selam Efendimiz diyor ki; “Münafıkların büyük bir bölümü Kur’ân okuyanlardan çıkar. Onu mezarlık kitabı yaparlar, işte menfaat kitabı yaparlar, şunu yaparlar bunu yaparlar ve münafık olurlar. Bir de Kur’ân’ın yedi harfi, yedi makamı vardır, bu makamın dışında şarkı türkü gibi okumaya kalkarlar ve münafık olurlar” diyor.

Gönül Nasıl Tur-i Sina’nın Gönlü Gibi Olur?

Yani bir insanı tanımak için ne onun namazına bakın ne onun orucuna bakın, ne onun zekâtına bakın, ne onun haccına bakın, ahlakına bakın. Eğer ibadet doğru yapılıyorsa onda ahlak güzelleşir. O kendisine yapılmasını istemediği hiçbir şeyi hiç kimseye layık görmez. Bir insan kendisinin hoşuna gitmeyen hiçbir hareketi hiçbir kimseye dostuna değil, düşmanına da layık görmeyecek.

Bu ne demek, işte gönül bu hale geldiği vakit, gönül Tur-i Sina’nın gönlü gibi olur. Allâhu Teâlâ o zaman o gönüle nazar eder ve oraya misafir gelir. Bize bir misafir gelirken nasıl koltuğu, örtüyü düzeltirsek şöyle derli toplu görünsün diye, bu çok önemli değil. Allâhu Teâlâ bazen yetmiş kere senin kalbine, gönlüne nazar eder, oraya misafir gelir. Orayı derli toplu tutacan, asıl orayı. Asla zalim olmayacan asla ve asla katı dilli olmayacan.

Peygamber salatu selam Efendimiz diyor ki; “Allâhu Teâlâ’nın rahmeti yumuşak huylu, kalbi yumuşak insanlarla beraberdir, Allâhu Teâlâ’nın gazabı da katı dillilerle, katı kalplilerle beraberdir, Allâhu Teâlâ’nın gazabı onların üzerindedir” diyor.

Yani Allâhu Teâlâ’nın gazabı varsa bir insan üzerinde, ondan ne borç isteyin ne ondan bir lokma yiyecek alın. “O zulmetle gelir sana” diyor.” Yararı olmaz, ondan hiçbir talepte bulunmayın. O katı dillidir. Allâhu Teâlâ’nın gazabı onun üstündedir ondan bir şey istemeyin. “Bir şey isteyecekseniz, borç dahi isteyeceksiniz, o yumuşak gönüllü, yumuşak dilli insanlardan isteyin. O betiyle bereketiyle gelir” diyor. Katı dillilerden, katı kalplilerden gelen şeyde dahi hayrın olmadığını beyan ediyor.

 

———————————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#kainatınmayası #kainat #gönül #gönlünTuriSinaolması#HzMevlana #TuriSina #HzMevlananınmisafiri

Günahlardan Arınma – Ameline Güvenen Ahmaktır

1

Resulullah Efendimiz bu iki şeyi tembihler. Bu ikisi de cennetin anahtarıdır. Birincisi yatağa girdiğiniz zaman üç defa; “Estağfurullah ellezi la ilahe illa huvel Hayyul Kayyumu ve etûbu ileyk.”

“Bunu kim okursa savaştan kaçmış bile olsa, Allah için savaşırken, en ağır suçtur İslam’da yine affolur. O insanın günahları sahillerdeki kum adeti kadar olsa, Allâhu Teâlâ’nın yarattığı mahlukatın nefesi adedince olsa günahları affolur” diyor.

İkincisi de abdest aldıktan sonra yapılır. Kurulanmadan hiç havlu kullanmadan, elin yüzün ıslakken, elleri havaya kaldıracaksın:

Eşhedü enla ilahe illallahu vahdehu la şerike leh ve eşhedü  enne Muhammeden  abduhu ve Resuluh.”

Bu iki şeyde burayı tamamen bembeyaz yapıyor. Günahtan bir nebze bile bırakmıyor.

Zikir meclisleri de aynıdır biliyorsunuz. Zikir meclislerine kişi, bir ton dağ gibi günah ile girer dergâha çıktığı zaman hiçbir tanesi kalmamıştır. Hepsi gider.

Onun için kul; “Sübhanallah” diyince, Allâhu Teâlâ meleklere der ki; “Bak kulum ne kadar doğru söyledi. Rabb’inin eşi benzerinin olmadığını Sübhan olduğunu bildi. Ben affettim onu, şahit olun” der.

Elhamdülillahi Rabbil Alemin” dediğin vakit nimetini çoğaltır. Ama bunu sıtk-ı sadakat ile söylemek lazım. Dil ucu ile değil, kalpten gelecek.

Aklı ilmin ışığı ile aydınlatın, kalp ve vicdanı da imanın ışığı ile aydınlatın. O zaman söylenen şeyler riyadan uzak olur ve samimi olur.

Sıla-ı rahimi asla terketmeyin. Sıla-ı rahimi terkeden insana fakirlik ulaşır amel mahsun, gizli olduğu vakit. Ameller gizli işleniyorsa mahsundur.

Yalan söz hakim olduğu zaman, sıla-ı rahim’i de kişi kestiği zaman, diller dost kalpler düşman olduğu zaman, o topluma Cenab-ı Hakk lanet eder. Bugün bu dört unsurda bu toplumda var. Lanet eder ve kulaklarını gerçeğe sağır, gözlerini gerçeğe kör eder.

Elhamdülillah, sufiler bunlardan değildir. Bunun için biz Yaradan’a, Allâhu Teâlâ’ya ne kadar şükretsek, şükrümüzü eda edemeyiz.

Burası üç günlük dünyadır. Kazanç yeride burasıdır. Burada kazanırsın ötede gideceğin muazzam hayat. Veya burda kaybedersin çekeceğin muazzam acılar sonsuza dek.

Çünkü Allâhu Teâlâ cennet ve cehennem arasında, herkes cennet ve cehenneme yerleştikten sonra “ölümü” öldürür. Bir daha ölüm yok. Cehennemdekiler “Ölselerde kurtulsalar” diye ümitlenirken, Allâhu Teâlâ ölümü öldürür. Ve o zaman büyük bir sukütu hayale uğrar cehennemdekiler. Ölüm yok artık.

Onun için emr-i bi’l ma’rûf nehy-i anil münker (İyiliği emredip kötülüğü men etmek.) hiçbir zaman vazgeçmeyin. Doğruları her zaman söyleyin. Eğrileri de, yanlışları da her zaman söyleyin. Onun hatırı kırılacakmış, onun gönlü burkulacakmış bunlara değer vermeyin. Hatırların en büyüğü Allâhu Teâlâ’nın hatırıdır. O’nun hatırının söz konusu olduğu yerde hiçbir hatır kaale alınmaz.

Gerçekleri görerek “Bu makam sahibidir, bu nufüzludur, bu şudur, bu budur…” diyipte susan insan, dilsiz şeytan gibidir. Haksızlığın karşısında suküt eden de, dilsiz şeytan gibidir. Onun için doğruları gerçekleri her zaman söylemek lazım.

İnsan kendi amelini beğenerek insanlığı zem ederse o zındık olur. Çok temiz ameli olan bir insan kendi amelini beğenerek, tepeden, kendisini bir varlık görerek, “Şu insanlığa bak be bunlar helak oluyo” dediği an kendisini zındık yapar, helak eder. İnsan, kendi amelini hiçbir zaman asla ve asla beğenmeyecek, övmeyecek amellerin kabul olup olmadığını Allâhu Teâlâ’dan gayrı hiç kimse bilmez.

Diğer bir deyişle ameline güvenen ahmaktır. Asla ameline güvenip, ona dayanmayacaksın, güveneceğin tek şey Allâhu Teâlâ’dır. O’nun affına, O’nun rahmetine, O’nun merhametine güveneceksin. Yoksa amelle hiç kimse cennete giremez. Allâhu Teâlâ’nın affı, merhameti olmasa, amel ile cennet kazanacak hiçbir insan yoktur. Ama Allâhu Teâlâ ummayacağın şeylerden razı olur ki güzel amel işlemeninde anlamı budur. Hiç ummayacağın bir şeyden razı olur.

—————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#günahlardanarınma #amelinegüvenme #abdestalırkenokunacakdua #arınma #günah #abdest

Gerçek Sufi – Bunlara Asla Dua Etmeyin!

0

Eğer gerçek anlamda sufi isen devlet idaresinden, siyasetten, entrikadan, illegal örgütlükten, ne bileyim kötü niyetten, bunların hepsinden arınacaksın, bunlardan uzak duracaksın.

Ha devletine, milletinin mümin olanlarına dua edeceksin. Şimdi mesela camilerde de Türk milletine olduğu gibi iyi temennilerde bulunup “Amin” dedirtiyorlar. Ya bu büyük günahlardandır. Buna “Amin” demeyin. Genelevde, bilmem ne yapanda bunun içine giriyor, gece gündüz kafa çekende bunun içine giriyor, hepsi giriyor, zina yapanda bunun içine giriyor. Bunlar için camilerde “Amin” dedirtiliyor. Bunlara “Amin” demek, bence günahlardan, buna “Amin” denilemez.

Çünkü salatu selam Efendimiz diyor ki, “Bir insan zinaya niyetlendiği an iman ayrılır. Tepesinden iki metre yukarda durur. Buhar gibi ayrılır” diyor. “Zinadan vazgeçerse geri iner.” Zina yaparsa gitti. İçki içinde böyle. Riba için daha kötü.

E kalkıp bunlar için kardeşim dua yapıp “Amin” dedirtiyor cemaate. Bu nasıl dalalettir? Böyle birşey olamaz yani. Baş döndürecek bir dalalet. Tamam, müminlere “Amin” diyin.

Allah’a sövenler bunun içinde, Kur’ân’a sövenler bunun içinde, Peygamberlere sövenler bunun içinde. Yani bu millette Yahudi de var. Yahudi bunun içinde, nasrani bunun içinde. Yavv etme. Şeytan’a tapanlar bunun içinde. Ya bunlara “Amin” dedirtilir mi? Bunlara hayır dua edilmez kardeşim. Bunlara etsen etsen; ‘Allah ıslah etsin’ dersin. Ama hayır dua edilmez bunlara.

Şeytana imam elini açıpta şeytanın iyiliğine dua edip sana “Amin” dedirtir mi? O cemaat imamı dövmeye kalkar. Neden idrak etmiyorsunuzda, bir bakıyorum hep bir ağızdan ‘Aminn’ denilince ortalık çınlıyor ya. Ya bu kadar cehalet olmaz kardeşim ya.

Allâhu Teâlâ; “Aklınızı kullanın, yoksa üzerinize mesuliyet yüklerim, pislik yağdırırım” diyor. Ve o cemaate pislik yağıyor işte. Mü’minlere amenna. Dünya müminlerine de amenna. Canı gönülden ‘Amin’ diyelim. Allah’ın düşmanıyla dostluk olmaz kardeşim. Senin Rabb’ine düşman olan sana nasıl dost olur?

Haydin namaz vakti, vakti Salah…

 

—————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#sufi #gerceksufi #dua #kimeduaedilir