Ana Sayfa Blog Sayfa 19

Sınır Ötesi Sohbet – Zahir Ve Batın – Tin Sure’sinin Batını

1

Biraz sınırların ötesinde konuşalım. Şimdi bakın herkes bilir ki bu mübarek okunan şey:

“Sübhanallahi velhamdülillahi ve la ilahe ilallahu vallahu ekber.”

İnsana Mahşer’de sorguda, sualde kalkan olur. İnsanı korur. Peki bu kadar mı? Bu zahir kısmı. Aynı şeyin bir batın kısmına geçelim neler varmış. Zahirle kıyaslanır mı? Bunu okuduğun zaman bu mübarek sözlerin iki sözü, iki kanadı vardır. Bunlar direk uçarak cennete girer. Sen cennete girinceye kadar, cennette uçar, senin için istiğfar eder, senin için zikir yapar.

(Dinleyen dervişler, “Allah Allah” diyor.)

Evet. Hiç durmadan senin amel defterine onun eciri yazılır.

Yani nereden alırsan al bir ayeti, bir hadisi zahir kısmı var. Zahir; cevizin kabuğudur. Batını vardır; içindeki özüdür. Batının da batını vardır; kemâlat kazandıkça Rıza Kapı’ları ve Sır Kapı’ları açılır. Son Sır Kapısı; kalbin 21’inci derecede, birinci seyri sülükte yedi âlemi görürsün orada. İndi İlahi’de Son Sır Kapısı’dır, 21. Kapı. Bu sırlar bu şekilde açılır.

Allâhu Teâlâ kişinin ilham gözüne, ilmi ilham eder. Aynı cep telefonuna mesaj gelir gibi Allâhu Teâlâ, Veli’nin gönlüne mesaj yollar. Allâhu Teâlâ’nın büyüklüğünü, muhteşemliğini, azametini, O’nun ilimdeki, rahmetteki, birçok şeydeki büyüklüğüne hayret etmeye başlarsın ve bu da sana Mengese  İlmi’nden esintiler getirmeye başlar.

Hep bir kapıdır, kapıyı açan. Hep bir şey bir şeyin üzerine inşa edilir. Sonu yok. Allâhu Teâlâ’nın ne ilminin, ne rahmetinin, ne kudretinin sonu yok, “Namütenai” diyoruz buna.

Allah Tin Suresi’nde yemin ediyor:

Esteizubillah”; “Vettiyni vezzeytuni ve turi siyniyne, ve hazel beledil’emiyni.”

Allah yemin ediyor, yemiş ve zeytin üzerine. Bu zahiri kabuğu. Dünya nimeti evet mutlaka bir şeydir. Ama âlemlerin sahibi Allâhu Teâlâ acaba bir yemiş ile zeytine mi yemin ediyor? Doğru. Allah yemiş ve zeytin üzerine yemin ediyor dersen, doğrudur fakat bu zahiridir Kur’ân’ın.

Batınına girdiğin zaman, “Vettiyni” insan ruhu, “Vez zeytuni” insan nefsi. Zeytin nasıl acı suyu atılmadan yenmezse, işte nefiste pisliklerden arınmadan latif halini almaz.

Tin” ile insan ruhuna, “Vez zeytuni” ile de insan nefsine hitap ediyor. Bu da işte işin batın kısmı.

 

——————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#TinSuresi #zeytineyemin #incireyemin #zahir #batin #sır #nefis #ruh

Gerçek Dervişin Hali – Zikir Meclisinin Ehemmiyeti – Gökte Ağa Olalım

1

Hiçbir mümin, hiçbir derviş bilerek hiç kimsenin ne hakkına tecavüz eder, ne hakkında yanlış zan ile “lak lak lak” konuşur, ne gıybetini eder. Bunlar yanlış şeyler. Yani zikrin ehemmiyeti çok büyüktür. Zikir meclisine gelipte burası (Sol omuz tarafında olan meleğin tuttuğu günah kaydını gösteriyor.) bembeyaz olup çıkmayan hiçbir kul yoktur. Zikrin en efdali halakayı zikirdir. Kur’ân’da zikirdir, namazda zikirdir.

Şuradan giderken bir ayet okursun “La ilahe illa ente  Sübhaneke inni küntü minez zalimin” müminin dilinden düşmez. “La havle vela kuvvete illa billahül Aliyyül Azim’’ veya “Sübhânallahi velhamdülillâhi vela ilahe illallahü vallâhü ekber” Allah’ın Ekber’liğine yemin ediyorsun. Bunlar seni korumak için kabirde de Mahşer’de de kalkan olur. Mümin Allâhu Teâlâ’nın zikri ve fikriyle uğraşan insandır. Hepsi zikirdir ama zikirlerin zikri; halakayı zikirdir. Allâhu Teâlâ’nın Zât’ı zikirdir, Zât’ı kendisi! Sözü değil, kendisi zikirdir diyor. Bundan büyük devlet yoktur.

Elhamdülillahi Rabbil Âlemin.

Gökte Ağa Olalım

Hz. Mevlana:

“Çekil ey can aradan ayrılıktan kavuşmaya göçelim” diyor.

“Göçelim de göğe çıkalım, gökte ağa olalım” diyor.

İşte zikir ehli gökte ağa oluyor kardeşlerim, ağa… Buradaki ağalığa bakmayın orada ağa olacaksın, buradaki ağalık gelip geçici.

İnsan kaç yaşında olursa olsun geçmiş hayatına baksın bir gecelik rüya kadardır.

Yunus diyor ki:

Geldi geçti ömrüm benim

Şol yel esip geçti gibi

Hele bana öyle gelir

Bir göz açıp etmiş gibi.

Bu kadar… Yunus’un bu tembihine kulak asalım. İkinci bir tembihi daha var:

Yol odur ki doğru vara,

Göz odur ki Hakk’ı göre,

Er olan alçakta dura,

Yüceden bakan göz değil.

Gerçek bir dervişin ne siyasetle, ne devletle, ne orduyla ne konu komşuyla, ne herhangi bir kuruluşla, hiç kimseyle hiçbir davası olamaz. Hiçbir davası… Mümin, derviş sadece Allâhu Teâlâ’nın rızasına talip olan insandır.

Bakın ben 62 yaşımdayım (2005), benim Mürşid’im bana bugüne kadar “Hangi partiye oy verdin?” diye sormadı. Yemin ederim sormadı. Düşünebiliyor musun? Ne parti ne siyaset ne devlet ne milli eğitim ne şu ne bu bizim konumuz değil. Herkes fikrini herhangi bir sade vatandaş kadar söyler. Onun ötesinde asla. Bu devlet de bizim, bu millet de bizim, bu ordu da bizim, her şey bizim. Herkesin babası, atası, dedesi bu ülke için ölmüştür, şehittir. Herkes kadar… “Biz işte Allah’ın has kullarıyız biz şuyuz, biz buyuz…” gibi bir tavıra girmeye yahutta bu tür sözler sarf etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Konumuz sadece Allah rızasıdır, bunun dışında derdimiz hiçbir kuruluşla, hiçbir şeyle yoktur, olamaz. Olursa zaten o insan bu yolun adamı olmaz.

Allâhu Teâlâ her şeyi sistematize eden, her şeyin fiilini yaratan Cenab-ı Hak’tır. Ancak sorgulayacakta O’dur, mükafat verecekte O’dur, ceza verecekte O’dur. Biz sadece O’nun birer aciz kuluyuz. Biz ne yapacağız? O’nun rızasını kazanma gayretine gireceğiz şu üç günlük Dünyada. Dünyanın 1000 yılı Allâhu Teâlâ’nın 1 günüdür. Dünya’da 10 asır geçer Cenab-ı Hakk’ın 1 günü tamamlanır. Biz şu Dünyada Allâhu Teâlâ’nın zamanına göre 1-2 dakika yaşıyoruz, hepsi bu kadar.

Onun için Yunus diyordu:

Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçti gibi hele bana şöyle gelir şol göz açıp etmiş gibi…

 

———————————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#derviş #gerçekdervişinhali #zikirmeclisleri #gökteagaolmak

Gerçek Mümin Kimdir?

1

Allâhu Teâlâ’nın en çok azap edeceği aza, dildir. Dil.

İnsanların iki günah kapısı vardır iki bacak arası ile iki dudak arası. Bunlara sahip olacak. Kafire dahi zulmetmeye hakkımız yok. Allâhu Teâlâ; “İzzet’im ve Celal’im üzerine yemin ederim ki” diyor. Allâhu Teâlâ’mız yemin ediyor. “İzzet’im ve Celal’im üzerine yemin ederim ki mazlum, kafir dahi olsa bir zaman sonrada olsa ona yardım ederim” diyor. Mazlum durumuna düşürme kimseyi! “Mazlum kafir olsa dahi ona yardım ederim” diyor. Böyle olunca… Gerçek mümin kimdir? Kendisinden emin olunandır her konuda.

Ebu Bekir Sıddık (r.a):

“Yarabbi! Benim vücudumu o kadar büyüt ki, 7 cehennemi de benimle doldur, bütün azabı ben çekeyim, diğer kullarını affet” diyor. İşte böyle olmamız lazım. Gönlümüz, aklımız, melekelerimiz böyle olursa…

İnsan tevazu gösterdikçe Allah’ın Kat’ında büyüyor. İnsan kendisini büyük gördükçe Allah’ın Kat’ında küçülüyor. Günahlarda da böyledir. İnsan bir günah işleyipte onu kendi gözünde küçültürse, Allah’ın gözünde büyür. İşlediğin günahı kendi gözünde büyütürsen, Allâhu Teâlâ’nın gözünde küçülür. Bunları bilerek, attığımız her adımın nereye atıldığının farkında olmamız lazım.

Zakirler, zikredenler adı ne olursa olsun. Peygamber salatu selam Efendimiz birçok hadiste diyor ki, “Kişi Karun kadar zengin olsa, -Karun’un hazinelerini koyduğu yerlerin anahtarlarını 70 deve taşıyordu, sadece anahtarlarını- Bir insan Karun kadar zengin olsa bütün malını Allâhu Teâlâ için tasadduk etse (Allah rızası için hayra vermek) zikir ondan üstündür.” Düşünün bak!

“Bir insan Allah için savaşa girse, parça parça oluncaya kadar savaşsa, zikir ondan üstündür” diyor. Böyle yüzlerce hadis var. Ne mutlu bizlere ki Allâhu Teâlâ bizim ağzımızı, kalbimizi kendi ismiyle kendi zikriyle süslemiş. Bunun kadrinin bilinmesi lazım.

Şimdi iki tane de müjde verici hadisten dem vuralım. Kimsenin kafasını şişirmeden de böyle düğümleyelim. Salatu selam Efendimiz Ashab’ına anlatıyor bunu. Daha evvel defalarca bunu anlattım, sık sık gündeme getirdim ki gönüllerimizde, kafalarımızda, melekelerimizde, idrakımızda yer etsin. Çünkü Allâhu Teâlâ; “Ben kulumun zannı üzereyim” diyor. “Ben kulumun zannı üzereyim.”

Resûlullah (s.a.v.) Efendimizde buyuruyor ki; “Ashab’ım, sakın ola ki Allâhu Teâlâ için içinizde iyi zan oluşturmadan ölmeyiniz” diyor.

Bu biri ayet, biri hadis bunu tembihlediği için ben bunu sık sık gündeme getiriyorum. Yani herkesin içinde Allâhu Teâlâ’ya karşı iyi bir zan oluşsun, onun tohumu atılsın diye.

“Allâhu Teâlâ hakkında içinizde iyi zan oluşturmadan ölmeyiniz” diyor.

Allâhu Teâlâ’da; “Ben kulumun zannı üzereyim” diyor ayet-i kerimede. Ashab’ına anlatıyor; “Ey Ashab’ım! Ey sevgili arkadaşlarım! Mahkeme-i Kübra’da Hz. Adem’den beri gelen bütün ümmetler büyük korkular içinde, büyük azaplar içinde, büyük endişeler içinde hesap kitap verirken.”

Burada bir parantez açalım. Azap gören de var, görmeyen de var Mahkeme-i Kübra’da. Peki bu nasıl oluyor?

Kur’ân’da   Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad Mahkeme-i Kübra’nın dizaynını anlatır. Mahkeme-i Kübra’nın bütün detayını anlatır. Efendim, Kur’ân başlıkları bir şey ifade eder mi, neden etmesin?

Allâhu Teâlâ, “Biz boş şey yaratmaktan münezzehiz” demiyor mu? Boşa mı yazdı Allâhu Teâlâ yazılanları?  “Ben bilmiyorum” diyeceksin.

Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad  Mahkeme-i Kübra’yı anlatır. Şurada bir mümin dikilir başına rahmet iner. Omuz omuza dayanmıştır. Bir kafir vardır, başına azap iner. Mahkeme-i Kübra’da herkesin yeri bellidir. Herkesin ulaşacağı, duracağı yer bellidir. Bunu anlatır.

İşte salatu selam Efendimiz Ashab’ına; “Bütün ümmetler büyük endişeler, büyük korkular, büyük azaplar altında hesap kitap verirken bir zümre insan vardır, bunlar inciden tahtlar üzerine oturtulur, bunlara izzet ve ikram edilir. Peygamberler ve şehitler bunlara özenir, imrenir. Melekler aralarında konuşurlar; ‘Bunlar insan mıdır? Allâhu Teâlâ’nın yarattığı özel bir melek midir?’ ”

Ashap büyük bir hayret ve büyük bir özenti ile “Ya Resûlullah bu devletliler kimlerdir?” Salatu selam Efendimiz devam ediyor; “Zamanın tefessühünde (Yani bugünlerde) her biri bir yerde oturduğu halde başka hiçbir maksat olmamaksızın sırf halakayı zikir kurmak için bir araya gelenlerdir. Dervişlerdir” diyor. Ya işte Peygamberlerin ve şehitlerin özeneceği, imreneceği bir lütfe nail olacak bu insanlar. Bundan büyük devlet olabilir mi ya? Mümkün mü? Değil.

İşte Allâhu Teâlâ’nın şu küfrün içinde, şu dejenerenin içinde yolunu sapıtmadan, Allâhu Teâlâ’ya yönelenlere vereceği mükafatların ilki. Daha cennete girmeden. Çünkü salatu selam Efendimiz bir hadislerinde buyuruyor ki:

“Zamanın tefessühünde istikamet sahibi mümin kırk şehit sevabı alır.” Kırk şehit sevabı.

Bir şehide Allâhu Teâlâ; “Kabirden kalk, cennete gir” der.

 

 —————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#mümin #gerçekmümin #şehidsevabı

İlimden Bir Katre Öğrenen Ve Öğreten

1

Sûfi şeriatı bilmeden tarikata girerse, o kişi zındık olmaya adaydır. Ha himmet edilir, kurtarılır o ayrı konu. Ama kendi başına kaldığı an zındık adayıdır. Şeriat, tarikat, hakikat, marifet. Bunlar sırayla gidilecek yollar.

Peygamber (s.a.v.) diyor ki; “İlimden bir katre öğrenen.” İlimden bir katre dediği nedir biliyor musunuz? İki satırdır. Şuanda biz burada 52 satır konuştuk. “İlimden iki satır öğrenen ve öğretenin hemen amel defterine bin rekat nafile namaz yazılır” diyor. Bin rekat nafile namaz! Bak dikkat et hadis-i şerif. Ne demek yani; “Alim neymiş bilmem neymiş.” Ne demek ya. Alimler, kandillerdir yeryüzünde. İnsanları aydınlatan kandillerdir.

Hadis-i şerif beyan ediyor; “Bir abite Sırat Köprüsü’nde geç, git denilir. Ama bir alim Sırat Köprüsü’nde bekletilir ve derler ki; “Kimi istiyorsan topla ve cennete götür.”

“İlimden bir katre öğrenenin ve öğretenin amel defterlerine anında 1000 rekat nafile namaz yazılır ve o öğrenen tekrar birine öğrettiği zaman tekrar 1000 rekat yazılır. Ta ilk öğretenden öteye hepsine.” Ha ilim neymiş? Yok öyle yağma.

Tarikatların birinci amacı; insanı kemâlata götürmek ve 4 tane ana amacından biri, kendini etna görmektir, hiç kimseden kendini üstün görmemektir. Bir insan kendini beğeniyorsa, o belâ ona yeter, başka belâya hiç gerek yok. Yer yüzünde gururla, kibirle geziyorsa, ayet-i kerimede Allâhu Teâlâ birçok yerde söylüyor; “O bela ona yeter.”

Derviş nedir? Bir karıncayı dahi incitmeyen insandır. Değil insanı bir karıncayı dahi incitmeyen insandır. Neden? Çünkü ötede hayatımızın her karesinin hesabını vereceğiz. Öyle ise yarının muhasebesini yapan insandır. Allâhu Teâlâ’yı, Resulullah’ı, müminleri, insanları seven insandır. Kendini kafirden de üstün görmeyen insandır. Zikir ehlinin birtakım vasıfları var. Bu vasıflar onun üzerinde toplanıyorsa o, zakirdir. Allâhu Teâlâ; “Zakirler” diyor. Uşşaki, Kadiri falan demiyor. Bunların hepsi zakirler. “Ancak siz kardeşsiniz” diyor. Ananın doğurduğu kan bağı kardeşinden evvel bunlar senin kardeşin oluyor eğer ananın doğurduğu bu yolda değil ise.

Biliyorsunuz Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın olayını, babası kafirdi. Hz. Nuh’un, Hz. Lut’un karısı kafirdi. İbrahim Aleyhisselam babası için dua etti de azar işitti Cenab-ı Hakk’tan. “O senin hiçbir şeyin değil. Ancak müminler kardeştir” diyor ayet-i kerimede.

E şimdi dünya 3 günlüktür. Dünü yaşadık, bugünü yaşıyoruz, yarın var mı? Ölen ihtiyar mı? Soracağız.

Bir sürü genç mezarı var. Hiçbirimiz bilmiyoruz buradan evimize ulaşacağımızı. Ölmeye hazır mıyız?  Mezarda hesap vermeye hazır mıyız?

Hadis-i şerifte salatu selam Efendimiz buyuruyor ki; “Bir mümin öldüğü zaman yeryüzü ona öyle bir aydınlatılır ki toprak dahi billur gibi olur. O ölü mümin rica eder; ‘Beni bir an önce defnedin’. Dünya güler ona. Dünya ona aydınlanır. Toprak aydınlanır. Toprak ona; ‘Hoşgeldin dostum’ der” diyor.

Bir kafir öldüğü zamanda yeryüzü öyle bir kararır ki, öyle bir zülmetli görür ki, feryad eder; “Beni nereye götürüyorsunuz?” diye. Buna hazır mıyız? Bu soruyu soracağız kendimize.

———————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#ilimdenkatreögreten #ilimögrenen#zakir #kafir #alim #abit #tarikat #şeriat #ölüm #kabir #mahşer