Ana Sayfa Blog Sayfa 14

Namazda Vesvese – Kararın Önemli – Namaz Yoksa Din Yok – İmanın Saçayağı Bir İnsanın İmanının Kurtulması

2

Nefis bir, ikincisi şeytan, üçüncüsü hannaslar sadrımızda iki tane. Sen tek kişisin, dört tane düşmanın var. Bunların bütün gayesi seni cehenneme götürmek, sırât-ı müstakîmden ayırıp, sırât-ı cehime çevirmek yolunu. Bunlar korku verir, endişe verir, kötü rüya gösterir, türlü vesveselerle senin ne okuduğunu şaşırtır, kaç rekat kıldığını şaşırtır, bunların hiçbirinin ehemmiyeti yok, hiçbirinin, bu kadar kaale almayacaksın.

Şimdi namaz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “Keferelerle aramızdaki ayrım noktası namaz” diyor.

Namaz; namaz müminin Miracıdır. Namaz dinin direğidir. Namaz yoksa, din yok. Bir insan namazı kılmıyorsa, kesinlikle o mümin değildir. Ben kendi kızıma da diyorum, “Namaz kılmıyorsan sen ya Yahudisin, ya Hristiyansın, ya satanistsin, ya putperestsin, ya Budist’sin, asla mümin değilsin.

Namaz mutlaka olacak, hiçbir şekilde namazdan beraat yok çünkü Allah 90 yerde “Namazı dosdoğru kılın” diyor. Kur’ân’da 90 yerde döne döne tembihliyor, zikri de 270 yerde. E şimdi; “Yapar mısın?” demiyor Allah, “Yapacaksın” diyor. Bu farz-ı ayın. Şimdi,  “Ben şunu yaparım, bunu yapmam…” o zamanda münafık oluyorsun. Kafirden de kötü, cehennemde en altta yananlar.

Vesvese, hiç zerre kadar vesvese sana zarar vermez, neden? Senin elinde değil ki o. Senin elinde olmayan şeyden, sen sorumlu değilsin ki. Vesveseyi sen icat etmiyorsun, ya nefsin yapıyor, ya şeytan yapıyor, ya hannaslar yapıyor. Ama genelde hannaslar, çünkü ayette:

Esteizübillah”; Min  şerril vesvasil  hannas” diyor, ayet bu.

Namazın dışında hiç aklına gelmeyecek şeyler, namaza durduğun vakit türlü şeyler getirir bunlar. Bunlar bu kadar kaale alınmayacak işte. Bunların sana hiçbir zararı yok ama sen paniklersen, gücü karşıdakine verirsin.

Bu mesela dövüş sanatlarında da böyledir, hasmından paniklersen, yenilirsin ona. Ama kesinlikle bak deneyin, size bir tane şey öğreteyim, deneyin. Bir meyve ağacında bir tane elma kalmış. Al on tane taş at, onu vuramazsın. Bir tane taş at, iyice konsantre ol, vurdun ve düştüğüne kesin kani olurken salla taşı. O taşla bir elma düşer. Yani insandaki karar bu kadar önemlidir, zerre kadar bunları kaale almayacaksın.

Peygamberimizin Ashab’ı, yeni din, İslam yayılırken, Ashap diyordu ki:

“Ya Resullulah, namazda aklımıza öyle şeyler geliyor ki ölmeyi yeğleriz, ölsek daha iyi o geleceğine”.

Peygamberimiz onlara tebessüm ediyordu:

“Vesvese imanın ta kendisidir. Vesvese imanın ta kendisidir. Vesvese imanın ta kendisidir” diyordu.

Sende değerli bir şey var, onu çalmaya geliyor, o vesvese kafire gelmez. Niçin? Onda iman yok ki, şeytanın çalacağı bir şey yok ki onda.

İman nedir biliyor musun? İmanın böyle sacayağı gibi üç ayağı vardır:

Birincisi; Kelime-i Tevhit (Dil ile ikrar kalp ile tasdik).

İkincisi; Allâhu Teâlâ’nın gazabından emin olmayıp, rahmetinden ümit kesmeyeceksin.

Üçüncüsü; Cenab-ı Hakk’ın kaza ve kaderine rıza göstereceksin.

Bu üç şey bir araya geldiğinde kamil bir iman sahibi olunuyor.

Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor; “Allah’ın rahmetinden ümit kesen bir müminden, Allah’ın rahmetinden ümidi var olan bir kafir daha hayırlıdır” diyor.

Yani Allah’tan ümit kesme yok, böyle bir şey yok, yani Allah’a kızanlar çok yani, misal “Şuna, şunu bunu yapıyonda, bana bunu yapıyonda…” diyenler çok.

Peygamberimiz buyuruyor ki; “Bir insanın imanının kurtulması güneşin doğduğu yerle, battığı yerin arasındaki her şeyden değerli.” Düşün ki güneşin doğduğu yerle, battığı yer arasında ne kadar değerler, ne mücevherler, ne yakutlar, ne altınlar, ne paralar, ne şirketler, ne lüks arabalar, ne uçaklar, ne gemiler, neler var. Bir insanın imanın kurtulması güneşin doğduğu yerle, battığı yerin içindeki her şeyden değerlidir. İşte sendeki iman o kadar değerli, onu çalmaya gelirler. Hiç aldırma; “Hadi be” de yürü, bunları hiç mesele yapma asla, hiç mesele değil.

Bu Peygamberin Ashab’ına geliyor, sana bana gelmeyecek mi? Gelecek, paniklemeyeceksin, koç gibi, yiğit gibi duracaksın onların karşısında, onları mahvedeceksin. Onlar sana değil, onlar senin olduğun yerden kaçsın, ne zaman kaçar?

Nefsi Emmare, Nefsi Levvame, Nefsi  Mülhime’den sıyrılırsan, senin olduğun yerde onlar duramaz artık. Senin Nur’un, senin bile aynada göremeyeceğin senin Nur’un, senin vechin bunları duman eder, rahatsız eder, kaçmak zorunda kalır. Onun için bunları hiç mesele yapma, hiç hiç mesele değil.

Yunus Emre’den, Mevlana’dan Şiirler İçeren Sohbet 

Ne bir Musa vardı ne de İbrahim

Ne suç işleyen ne de bir hakim

Ne bir hastalık ne de bir hekim”

Vahded-i vücutta birdik efendim.

Bazı sis iner okuyamazsın, bazı bilmediklerini karşıdan okuturlar sana, bazen de okutmazlar. Hani kışın bu bebekle oynarlar ya, bazen öyle olur. Allah razı olsun. Ha bizde de bir şey yok işte. Bizde oradan, buradan duyduklarımızla söylüyoruz. Bir şey bildiğimiz yokta…

Yunus ne diyor:

Ne ilmim var ne amelim,

Ne gücüm var, ne takatim

Meğer senin inayetin

Kıla yüzüm ak Çalab’ım.

Ben de aynı şeyi söylüyorum. Ne ilmimiz var, ne amelimiz hiçbir şeyimiz yok, Allah’ın bunca lütfuna nankörden başka bir şey değilim.

Yunus diyor ki:

Yol odur ki doğru vara

Göz odur ki Hakkı göre

Er odur ki alçakta dura

Yüceden bakan göz değil.

Kullar senin sen kulların,

Günahları çok bunların

Uçmayla sal bunları

Binsinler Burak Çalabım.”

Allah’a; “Çalabım” der Yunus. Ne güzel demişler değil mi? Hep güzel demişler Allah dostları. “Benim sarhoşluğumun sonu yok”  diyor ya:

“Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum, sarhoşluğumun sonu yok” diyor.

Bu da Mevlana’nın:

Aya kızmışım

Kapkaranlık gece olmuşum

Padişaha kızmışım

Çırılçıplak yoksul olmuşum

Güzeller sultanı gel demiş

Evine çağırmış beni,

Ben bir yolunu bulmuşum

Yola yan çizmişim

Sevgilim naz eder, baş çeker,

Gamlara atar, kararsız korsa beni,

İnad için birkez olsun ah demiyeceğim,

Ahada kızmışım.”

Mevlana böyle şey hece vezniyle anlatır, yani Yunus türü değil.

Ben de eskiden onlardan yazmıştım:

“Çook eskilerde vardım ben, sanki bin yıl evvel, bin çileydim bin kemanda tel, inim inim inledim inledim, ne dualar ne nidalar dinledim.”

Benimki de böyle gidiyordu…

“Ne arasan gönülde hepsi, Mekke’de de tekkede de olmayanlar gönülde var hepsi, çalab  gönüle baktı, gönül çalabın tahtı…” Yunus diyor bunu.

Gönül Mamur Olmazsa

Allah müminin gönlüne misafir olur, eğer orası mamursa. Harabe gönüle konmaz sultan. Bazen insan belli bir merhaleden sonra “ALLAH” dediği zaman karanlık kalmaz, duman olursun zerrelere bölünürsün böyle. Her zerren “Allah” diye haykırır. Bazen işte bir uyanırsın ki, senden içerdeki sen zikirde, beden değil. O kadar net duyarsın ki sesini. Genelde “Hu” çekerler, “HU ALLAH, HU ALLAH” bir güzel duyarsın içerde, içerden gelir ses.

Bazı zikirler var ki en fazla 7 kere söyleyebilirsin. Hz. İsa bile 7 kereden yukarı söyleyemiyordu. Allah’ın 10.001 ismi var. Bazı isimler en fazla 7 kere söylenebilir, 8’de bir tokmak bir şey vurmuş gibi ses gelir içinden, 8.yi söyleyemezsin.

Mevlana ne diyor:

Şurada dikilip duran da benim

Yürüyüp giden de benim

Haydi ben bensiz geleyim

Sen sensiz gel.

Ne güzel söylüyor. Burada dikilip duranda O’dur, yürüyüp giden de O’dur. Diyar diyar gidersin… İnsanın mükemmelliği orada, yani hiçbir yaratıkta olmayan haller var ama insan kendindeki hallerden haberdar değil.

 

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#namaz #namazdavesvese #HzMevlana #YunusEmre #gönül #daimizikir #zikir

Helaktan Kurtulmanın Sırrı – Bugünleri Muhyiddin Arabi Söylemişti – Allah’a Külhanbeylik Olmaz – Bizde Müslüman Değil Miyiz

1

Artık toplumların halini biliyorsun. İkincisi de Muhyiddin Arabi Hazretleri (k.s.). Babamda onun el yazması istihraçları vardı, geleceği haber veren demek “istihraç”. Orada bunlar yazılıydı. Kıyamet’e doğru böyle virüslerin çıkacağı, yani Dünya nüfusunun bundan bir hayli azalacağı ve bunların arka arkaya devam edeceği.

Şimdi bak, “Korona” derken bir de “Hanta” virüsü çıktı. Bunlar biliniyordu. İnsanlar bunu haketti fazlasıyla. O zaman diyecek bir şey yok, Yaradan’dan ne geldiyse eyvallah!

Bütün Dünya’yı ne yaptı bak? O büyüklük taslayan Amerika, şunlar bunlar. Hepsi pustu kaldı. Yani şimdi Dünya’nın aklı başına geldi. “Biz güçlüyüz, biz şöyleyiz” diyenler kâinatın, Dünya’nın sahibinin kendileri olmadığını anladılar. Aciz olduğunu anladılar.

Hz.Yunus’un hikayesini biliyor musun?

Hz. Yunus’u Allah bir gün bir kavime yolladı. Ninova diye bir kavim vardı. Çok azgın, çok kan döken, çok zengin bir kavim, kendini firavun gibi sayan. Hz.Yunus’a buyurdu ki Cenab-ı Hakk:

“Ninova’ya git, 40 gün mühlet veriyorum, 40 günde adam gibi tövbe edip, Tevhide girmezlerse 41’inci gün onları helak edeceğim.” Yunus’ta  kendi kafasında ölçtü biçti. O Ninova o kadar zalimdi ki:

“Bunlar Allah’ın rahmetini hak etmiyor. Ben bunlara o mesajı götürmeyeceğim” dedi. Ters yöne döndü, başka bir yöne kaçtı yani. Allah’ın emrini dinlemedi. Ve bir gemiye bindi. Gemi açılınca bir fırtına, gemi batacak, gemide bir sürü değişik milletler var. Kimi puta yalvarıyor, kimi neye inanıyorsa ona yalvarıyor ama Yunus’un yüzü yok. Çünkü; Allah “Ninova’ya” dedi, o tersine gitti.

Kaptan Yunus’a dedi ki, “Ya senin inandığın bir Allah yok mu?”

Yunus dedi; “Ben Tevhid dinindeyim. Âlemlerin Rabb’ine inanırım.”

“O zaman sende, âlemlerin Rabb’ine dua et. Yani herkes dua ediyor. Gemi batacak!” dedi. O arada bir kahin çıktı. Dedi ki kaptana:

“Bu gemide bir uğursuz var. Kura çekelim o uğursuzu atalım denize” dediler. Kabul gördü. Kura çektiler. Kurada çöp çektiler Yunus’a çıktı. Yunus’u tutup attılar denize.

Bugün de varda, o gün daha çoktu, balinaya yakın yunuslar vardı. Bir yunus geldi Hz.Yunus’u yuttu. Bu olaydan sonra deniz sakinleşti, gemi batmaktan kurtuldu.

Kahin; “Bak gördün mü o uğursuzu atınca oldu” dedi.

Ve Yunus (a.s.) yaptığı hatayı anladı. Yunus balığının midesi bir küçük oda gibi. Orada dua ediyor, Allah’a karşı mahçup. Kur’ân’da da geçiyor ya:

Esteizübillah”; “La ilahe illa ente Sübhaneke inni küntü  minezzalimin.”

Bu ayeti okudu devamlı. Sonra Allah affetti onu. Balığa dedi ki:

“Git onu sahilde çıkar.” Hz.Yunus’u sahilde kustu yunus. Yunus deniz suyuyla yıkandı ama yeşil bir renk aldı. İnsan kılığında ama rengi yeşile dönmüş.

Orda Ninova’nın yolunu tuttu. Ninova’ya gelince her köşede konuşmaya başlayınca, insanların yeşil renkli adam dikkatini çekti. Bu Ninova Kralı’nın kulağına gitti.

“Getirin onu bana” dedi. Yunus’u götürdüler. Yunus olayı anlattı, nasıl o hale geldiğini. O kavmi ne kadar zalim bulup Allah’ın rahmetini haketmediğini, onun içinde Allah tarafından cezalandırıldığını, 40 gün mühlet verildiğini  anlattı.

Çok kan akıtan, çok savaşçı bir kavimdi. Kral akıllı bir adam Yunus’u dinledi. Vezirlerine dedi ki:

“Derhal bütün kavime söyle herkes bütün güzel elbiselerini çıkarsın; çul giysin, 40 gün tövbe istiğfar etsin ve herkes Tevhid dinine girsin.”

Bugün Dünya’nın buna ihtiyacı var işte. O Ninova Kralı’nın dediği hale ihtiyaç var. Dünya Rabb’ine dönmeli, yanlıştan dönmeli, tövbe etmeli, dosdoğru adam olmaya gayret etmeli.

Ha bugün hala kalkıpta “Şöyle yaptık, böyle yaptıklarla…” neticeye gidilmez. Ha şimdi bu kader bize bulaşıp öleceksek, öleceğiz. Ayet-i kerimede ne diyor:

“Size tayin ettiğimiz ömür ne bir dakika kısalır ne bir dakika uzar.”

Müminin bir şeyi yok ki Allah’a tevekkül etmiştir, sıkıntısı yok ki. Bu kader-i mutlakta var ise bu zamanı gelince gidecek ama kafirin Dünya cenneti olduğu için o ölmek istemez, hiçbir şekilde ölmek istemez.

Şimdi Allah razı olsun. Tevekkül edenin bir sıkıntısı, bir korkusu olmaz. Korkusu Allah’tan,  günahlardandır.

Muhyiddin Arabi Hazretleri bunları söylemişti. Kâbe’nin dahi kapanacağını, bütün havraların, kiliselerin, camilerin hepsinin kapanacağını. Bu virüsler daha da ileri gidebilir. Ben bunları 20 senedir söylüyordum dostlarıma, arkadaşlarıma.

“İnsanlar yolda giderken ölür” diyor Muhyiddin Arabi. Bu Çin’de yaşanmış. Ölüp kaldırımlara düşenler, toplananlar olmuş. Bunları çok net biliyordum ben ama zamanını bilmiyordum. Geleceğini biliyordum yani.

Allah Nemrut’u bir sinek ile ne yaptı? Yani; Allah’a savaş olmaz. Allah’a külhanbeylik olmaz. Allah’a hadsizlik olmaz.

“Allah ne dediyse başım gözüm üstüne” diye kabulleneceksin. Allah’a dönersen, Allah müminlerin dostudur. Ama insanlar şeytanı Allah edinmişler. Çünkü; Allah ne diyor Kur’ân’da:

“Tağudu Rab edinenler.”

Tağut kim? Şeytan. Nefsini Rab edinenler. Heva, hevesi Rab edinenler. Bugün insan kendine başka Rabler edinmiş.

Peygamberimiz diyor ki:

“Bir insan neyi seviyorsa, onun Allah’ı o dur.” Adam parayı Allah edinmiş, karıyı Allah edinmiş. Yani; artık kavimler putperest olmuş.

Ha biz akıllıyız, biz de Müslüman değil miyiz?

“Müslüman değil miyiz” demekle insan Müslüman olmuyor ki? Allah’ın koyduğu standartlar var. Bu standartlara uyuyorsan Müslüman’sın. Sen Allah’tan çok parayı, şöhreti, böbürlenmeyi, malını, mülkünü, arabanı, balkonunu seversen; senin Allah’ın nerde? İşte sen sapıtanların ta kendisisin. Ama Peygamberimiz ne diyor:

“Onlar, kendilerini doğru yolda zannederler.”

Bugün kavimler, toplumlar bu halde. Adam camiye gidiyor. Karşısındaki kahvede saatlerce gıybet ediyor. Ee Allah ne diyor:

“Siz ölü eti yiyebilir  misiniz? Ölü kardeşinizin etini yiyemezsiniz, tiksinirsiniz, öyleyse gıybet etme.”

Ve Peygamberimizde:

“Gıybet zinadan büyüktür.”

Zinadan büyük bir günah, o kadar normal kullanılıyor ki artık.

Helak edilen kavimlerden ne farkımız kaldı bizim? Ha şimdi Allah’ın buyruğuna kulak asmıyoruz. Şeytanın iştah verdiği şeyleri koşa koşa yapıyoruz. Ondan sonra da… Lut kavminden beteriz yani.

————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#Yunusa.s. #Yunuspeygamber #HzYunus #İbniArabi #MuhyiddinİbniArabiHz #Arabi #gıybet #dedikodu #yalan #put #helakolma #helakolankavimler #Ninova #virus #korana #corona #hanta #salgınhastalıklar

Gökten Yağan Çekirgeler, Tozlar Olmasaydı Dünyanın Balansı Bozulurdu

2

Çekirge, kurbağa yağar hep, fırtına yerden alıyor denir. Yahu, felan yerde başka yere yağacak kadar çekirge mi olur, bilmem ne mi olur? İnsanlar bunu akıl etmiyor. Sen bunca arazi geziyorsun, böyle yer gök çekirge olan bir yer gördün mü? Fırtına nerede bulacak da alacak onu. Bunlar başka şey.

Bugün çamur yağıyor, bir yağmur yağıyor, arabalar çamur oluyor. Ne diyor adamlar? Diyor; “İşte Cezayir’de fırtına çölden toprak kaldırdı da fırtına getirdi buralara da, bu yağmur indirdi”. Yahu çöl kumunda, çöl kumunu suya at, yıka bulanmaz bile. Çöl kumunda zerre kadar toprak yoktur. O kumda havaya kalkmaz ama at gitsin.

Bu nereden yağıyor? Bak, meteor, gök taşları 18-20 bin km., kimisi milyon km.’lere varan sürat var. Bunlar böyle Dünya’nın onda biri gibi, birbirlerine vurduğu vakit, o büyük koçlar kafa kafaya çarpışır ya, un haline geliyor. Her yıl 100 milyon ton bu meteorlardan Dünya’nın üzerine toprak iner. İşte, o arabaları çamur yapan o. Eğer o inmese Dünya’nın balansı bozulur.

Sen bunca petrol çıkarıyorsun, bunca maden, bunca kömür, bunlar yanınca ne oluyor? Dünya ağırlığını kaybediyor de mi? Balans bozulur. Arabaya balans ayarı yapıyorsun. O çıktığı kadar şey, en az 100 milyon ton bu Dünya’nın üzerine malzeme iniyor. İnsanlar bunların farkında bile değil. Yoksa Dünya’nın balansı bozulur, Dünya paramparça olur.

Çekirge, ya ben 40 senedir dağ taş geziyorum. Böyle milyonlarca çekirge olan bir alan görmedim. Yahu Cezayir’de bilmem nerede, nerden bulacak bu rüzgâr çekirgeyi, bilmem kurbağayı ya? Kurbağa suda yaşayan bir hayvan. E sen sularda derelerde, göllerde ne kadar kurbağa görebiliyorsun? Yağacak kadar kurbağayı nereden alsın fırtına.

Annem derdi ki; “Söyleyen deli olsa, işiten akıllı gerek”. Bunlar bambaşka hikmetleri olan işler. İnsanlar akıl etsin diye, Allah gücünü gösteriyor ama anlayan yok ki! Anlayan anlıyor, anlamayan zaten anlamıyor.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#göktenyagan #çekirge #çekirgeyagmuru #kurbagayagmuru #dünyanındengesi #toz #çölkumu

 

Hiçbir Veli Demedi – Haddini Bilmek Gerek – Cezbe Hali Başkadır – Aşkullah Makamı – Bülbülün Aşkı – “Kayyum” Ne Demektir?

0

Hiçbir Veli Demedi

Sen, ben kimim ki, Allah’a aşık oluyoruz! Allah ki bir “Kün– Ol” emriyle kâinatı yaratan, bu kadar muhteşem, bu kadar büyük bir Zât’a biz aşık oluyoruz. Sen kimsin, böcek bile değilsin, haddini bil. Allah’ı çok sevebilirsin, aşırı sevebilirsin, her şeyden canından çok sevebilirsin, bu tamam ama “Aşık oldum” dediğin an…

“Aşık oldum Allah’a, güzel Resulullah’a”

Dur bi! Bu laf sadece dalkavukluk, ben bunu asla kabul etmedim ama bir yerde de bir şey söylemedim. Yav sen kimsin, Allah’a aşık olacaksın ya!

Sen çok zengin bir adamın kızına aşık olsan, “Lan seviyene bak, seviyesiz!” derler adama, “Sen kimsin?”

Bu kâinatı Yaratan’a, bir “Ol” emriyle, “Kün” emri veriyor, bu kâinat oluşuyor. Bu güneşler, yıldızlar, Dünya ki; kâinatta bir toz parçası değil, Dünya üzerine biz akıl erdiremiyoruz. Bunca bitki, bunca hayvanat, bunca böcek, bunca melek. Kâinatı Yaratan’a sen aşık oluyorsun. Sen kimsin? Lafla herkes Allah’a aşık oluyor. Yav dur, bi düşün yav. Söylediğin sözün nereye gittiğini, bir düşün yani. Allah’ı her şeyden çok seveceksin zaten, sevebilirsin buna hiçbir sözüm yok, canından da, malından da, anandan da, babandan da, çocuğundan da, karından da çok sevebilirsin, bunu yaparsan, “Aferin sana” ama “Aşık oldum” dediğin an iş değişiyor. “Aşık olucam” sen haddini bil ya, sen kimsin?

Şimdi sen kendi gücünü, cürmünü düşün, bir de Allah’ın kudretini düşün, şu kâinatı Yaratan’ın kudretini düşün. Yav sen zerre bile değilsin bunun karşısında, yav bu nasıl hadsizlik ki! Aşık oluyor, Allah’a aşık oluyor, eee aşık olunca muhatabı oluyor, vay anasını!

Hiçbir Veli, “Ben Allah’a aşık oldum” demiyor. “Ben Allah’ın dostuyum” diyor. “Halilullah” yani; Allah’ın dostu. Allah’a dosttur Veli’ler, o kadar. “Aşık” dur, haddini bil, ya burada sen kim oluyorsun yani? Sen bir cumhurbaşkanı ile bir arkadaşlık kurmaya kalksan, “Köpek, haddini bil” derler. Bırak aşkı meşki.

Bir örnek vereyim güzel bir bekar kadın Cumhurbaşkanı oldu, “Ben sana aşığım” de bakayım, seni ne yaparlar. Sen kalkıyor; “Allah’a aşığım ben” diyorsun. “Allah” deyince bir kere düşüncen ya.

Bu kâinatı yoktan var etmiş, seni yoktan var etmiş, yaratmış can verebilen bir Varlık, yoktan var eden Yaratan bir Varlık, bu kâinatın sahibi kudretine hudud yok, ilmine hudud yok, ya sen kimsin ya? Ama işte bunu düşünen yok. “Aşık oldum Allah’a, güzel Resulullah’a”. Vay anasını, vay anasını.

Cezbe Hali Başkadır

Cezbe ayrı, cezbedeki halden kişi sorumlu değildir. Cezbeye gelince.

Yunus diyor ki:

“Dört kitabı yazan benim, bu kâinatı düzen benim” diyor.

Dört kitap; Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân. Bu cezbe halindedir.

“Enel Hak kadehiyle bir yudumcuk içenler sızdı gitti, Tanrı’lık şarabından şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım” diyor Mevlana.

Bu cezbe halidir. Cezbe halinden mesul değildir Veli, o ayrı bir konu. Hiçbir Veli aklı başındayken, “Ben Allah’a aşığım” demez. Haddini bilir. Her Veli fakir ve hakirdir kendi gözünde. Fakir, hakir bir insan kim oluyorda âlemlerin Rabb’ine aşık oluyorsun! Ne diyon, bir Cumhurbaşkanı bir kadın olsa, ona aşık olamazsın.

Şimdi o kadar akıl almaz şeyler tabulaşmış ki, kalıplaşmış ki, insanın ağzı açık kalıyor. Desen olmuyor, demesen olmuyor. Onun için hatuna da diyorum, “Temaşa et, temaşa et”.

“Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi, gâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni” diyeceksin.

Âlem seyretsin seni, “Fakir, hakir, kazma, sap” ne derse desinler, önemli değil. Âlemin dediğiyle işin yok senin! Senin gönlünde ne meyhaneler, ne kerahaneler, ne tımarhaneler, ne kumarhaneler, ne günahaneler var, sen onu temizlemeye bak. Sen onları temizlemeden kalkıyorsun, âlemlerin Rabb’ine  aşık oluyorsun.

Sev, çok sev, aşırı sev canından çok daha sev, Allah her türlü sevgiye layıktır, ona saygı duyarım, “Aferin” derim, çok iyi ama aşk kelimesi…

Aşkullah Makamı

“Aşkullah” diye makam var mı? Var ama o nedir? Evvela onun ne olduğunu öğren ya. Allah’ın gönlüne aşk ihsan ettikleridir.

Bu bülbülde aşıktır bir şeye ama neye aşık olduğunu bilmez. Bütün gece feryad eder, zikirle ama neye aşıktır, kime aşıktır bilmez, hep bekler bir şey gelecek, konuşup hasret duyduğu. Hep bekler, ille gelecek diye, yanık yanık zikreder bütün gece.

Veli’lerin hali ise buna benzer içten içe yanarlar. Veli’ler kandillerdir insanlık semasında, yere bakar ağlarlar, aydınlatıp yanarlar. Bir Veli’nin özetidir yani bu. Şimdi, insanlar bir Veli’yi insanlık üstü bir varlık gibi görür, bu da yanlış, insandır, yani; Peygamberimiz (s.a.v.) bile insandır.

Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu”, Muhammed (s.a.v.) kul evvela, insan, “ve Resuluhu”. Sonra Resul.

Ne Var ki, Allah onlara da saygı gösterilmesini emrediyor. Hatta; “Peygamberin (s.a.v) yanında sesinizi bile yükseltmeyin konuşurken” diyor. Bunlar hep Allah’ın tembihidir Kur’ân’da ayetlerle. Mülkün de nimetin de, her şeyin sahibi Allah.

“Her şeyi yapan Ben’im” diyor zaten Allah.

Ya Kayyum”u çekiyorsun, her gün Kayyum’u çekiyorsun ama şöyle diyorsun, böyle diyorsun.

Ne demek “Kayyum”; bütün kâinattaki her işi düzenleyendir, yani Kayyum  senin hayatını beziyen, süsleyen, çekilir hale getiren Allah’tır  yani.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#aşkullah #cezbe #veli #kainat #Kayyum