Ana Sayfa Blog Sayfa 48

Kişi Neden Mahrum Kalır? – Kişi Neyi Ayıplarsa! – Hadis Öğrenip, Öğreten 1000 Yıllık Kabul Olmuş Namaz Ecri!

0

Bizde iki değer var. Yıllardır materyalist sistem diyoruz, bu sistemde insanların birçok şahikaları var, meyletmek. Salatu selam Efendimiz bir hadislerinde buyurur ki:

“İnsan neye meylederse Allah onu, ondan mahrum kılar.” Bak çok dikkatle alın bu hadisi! “İnsan neye meylederse Allah’ın Zât’ından daha fazla, Allah onu ondan mahrum kılar”. Salatu selam Efendimizin muhteşem bir tebliği. Hepsi muhteşem de yani şuandaki yaşadığımız döneme hitap eden. Neye meylederse!

Yaşadığımız dönem materyalist sistem. Değerli iki şey var, biri para, ikincisi seks. İnsanların gözünde ilk hedefte olan şeyler bunlar. İnsan eve, karıya, tarlaya, tapana, arabaya, paraya meyleder. Meyleder de meyleder. Bu meyillerin mizanı kendi içindedir, bunu tartacaksın. Bu meyiller Allâhu Teâlâ’ya olan meyilden fazla ise Allah seni dünyadan da mahrum eder, öteden de. Her iki tarafta da mahrum eder.

Hadis-i şerifte aynen bak çok açık ve seçik; “İnsan neye meylederse, Allah onu ondan mahrum eder.”

“İnsan neyi şiddetle ayıplarsa, Allah ona o suçu işletmeden canını almaz.”

Bak burada bir ölçü var, bunlar hadis-i şerif.

İnsan yaşadığımız dönemde benliklerini sorgulaması gerekir. Bunu daha evvelde dedim, benliklerin sorgulanması. Ve benlik sorgulanmazsa bu meyillenmeler artarak devam eder. İnsan her şeye meyil eder, vitrinde gördüğü bir şeye de meyil eder, orada sokakta gezen bir kıza da meyil eder. Meylederde meyleder. Güzel bir araba görür meyleder. İşte bu dünyaya gelişimizin gayesi meyletmek değil, burası okul.

Ne diyor Hz. Mevlâna:

“Ben gönüller Kâbe’siyim, Cuma mescidi değilim. İnsanlık mescidiyim. Dünya benim medresem.”

Biz buraya medreseye geldik. Neyin medresesi? Çilenin medresesi. Çile çekmeyen insan olgunlaşmaz. Şimdi; meyiller Allâhu Teâlâ’ya olan meyillerden fazla ise, Allâhu Teâlâ bizi ondan mahrum ediyor. Bir insan mesleğinde herkesin önüne geçmeyi meylediyor, iflas ediyor. Yani meyiller mutlaka insanda olacak ama ölçülü tutulacak. Yani insanın gönlündeki ilk şahika, arzu edilen “Allah rızası”. Ama Allah rızasını bir tarafa itiyoruz, Allah rızası aklımıza dahi gelmiyor.

Murada meyil ediyoruz, murada bel bağlıyoruz. İşte bunlar gizli şirk. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz diyor:

“Benim ümmetim puta tapmaz ama ben onlar için gizli şirkten korkarım”. İşte bunlar gizli şirk. Çağımızda bunlar bulaşıcı bir hastalık gibi her insanda.

Bugün bakın! Ben Almanya’da çalışıyorum, çok sevdiğim bir karımla, çok sevdiğim bir ufak çocuğum var. Günde bunları kaç kere hatırlayıp, aklıma getirip bunların özlemini çekiyorsam, bunun çok daha fevkinde Allah için bir insan özlem çekmiyorsa, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

“Bir mümin için en büyük ödül, ölmektir dünyada. Bundan daha büyük bir ödül yoktur” diyor. Çünkü müminlerin zindanı, cehennemidir dünya.

Çağımızda meyletmeler çok, bende de var, sende de var, onda da var, hepimizde var. Bu hastalıktan kurtulmamız lazım.

Bakın salatu selam Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki; “Bir insan, iki hadis öğrenirse” bak dikkat et, “Bu iki hadisi de başka birine de öğretirse, tam 60 yıllık ibadet yazılır ona” diyor. Altmış yıllık ibadet! Dikkat et bak. İki hadis.

Yıllardır binlerce hadisten bahsettim. Acaba hanginizde kaç tane kaldı? Ve devam ediyor; “Altmış yıllık ibadet yazılır. İlimden bir katre öğrenene onunla amel etse de, etmese de bin rekat kabul olmuş namaz yazılır.” Bir rekat kabul olmuş namaz insanı kurtarıyor.

Ha şimdi bakın Allâhu Teâlâ çok cömert. Allâhu Teâlâ’nın ipine sarılanlar… Allâhu Teâlâ’nın neler verdiğini asla bilemiyoruz. Veya kaâle almıyoruz. Veya aklımızda tutmuyoruz. Ve yahut onunla hemdem olmuyoruz.

Çaylarınız soğumasın.-

İşte bu meyletmeleri kontrol altında tutmak lazım. Meyil benlikten gelir. Benlik nefisten gelir. Nefis Allah’ın düşmanıdır. Şeytanın dostudur ve bunu içimizde taşırız.

Allah razı olsun. Müminin iki günü birbirine eşit olmayacak.

Hadis-i şerifte; “İki günü birbirine eşit olan mümin ziyandadır” diyor. Arpa boyu da olsa her gün ne yapacaksın? Günler, zaman akar gider derelerin denizlere aktığı gibi. Öyledir…

Dünyanın 1000 yılı, Cenab-ı Hakk’ın 1 günüdür, cennetin 1 saatidir. Senin Dünyada yaşadığın 60 sene, 70 sene yukarlarının hesabına göre birkaç dakika değil. Onun için burada gaflete, dalalete zaman yok.  Burada doğruları çizeceksin.

Çünkü bir insan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle haşrolur, nasıl haşrolur ise öyle kalkar. Hiç başka mümkünatı yoktur yani.

Ne kazanacaksan, burada kazanacaksın. Dünya ahiretin tarlasıdır, burada ekeceksin, orada biçeceksin. Biz şimdi veresiye çalışıyoruz. Diyoruz ki; “Ya 40 senedir, 50 senedir zikir yapıyoruz, namaz kılıyoruz ama sürünüyoruz, ötede bir Yahudi nimet içinde yüzüyor…” Zaten öyle olması lazım. Bunun kuralı bu.

Salatu selam Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde diyor ki; “Bir kafir bir şey istediği zaman Allâhu Teâlâ, Cebrail’i çağırır; ‘Ne istiyorsa ver, defet kapımdan!’ diyor. Ama mümin istedi mi, ‘Verme!’ der” diyor. “Biraz yalvarsın, onun yalvarması hoşuma gidiyor” der.

Hele de dervişsen bir çuval belayı getirip başından dökerler. Bunlar Allah’ın selamıdır. Bakın, “Allah’ı sevene iptila, Resûlullah’ı sevene fakirlik dağdan inen su hızıyla ulaşır” diyor. Bunları bileceğiz. Bunlarla hemdem olacağız. Onun için dön dolaş; benlik, benlik, benlik… Benlik meyletmeleri meydana çıkarıyor. Bak “Neye meylederse Allah onu, ondan mahrum bırakır” diyor.

İbrahim Hakkı Hazretleri ne diyor:

“Bir şeyi murad etme, olmazsa inad etme.”

Ne güzel bir tembih. “Bir şeyi murad etme, olmazsa inat etme” diyor. Ha birçoğu söylemiş ama üzerimizde hal olmuyor. Sadece “İlmel yakîn”. Sadece biliyoruz ama bu bizde hal olmuyor. Hal olmadıktan sonra bir anlamı yok! Şeytanın da ilmi çok, meleklere imamdı ama kendisine de yarar sağlamadı. Ne zaman hal olacak, sende onu yaşayacaksın, ondan sonra o ilim sende etki gösterir, tesir eder.

————————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#Allahuteala #Allahrızası #hadis #ömür #hayat #dünyahayatı #meyletme #hırs #eleştirme #kınama #bela #iptila #mümin  #tasavvuf #dinisohbet #İbrahimHakkıHz

Mutmain Olmayan Nefis Cennete Giremez! – 3 Aylık Yiyeceği Olmayan Yahudi’ye Peygamberimiz Ne Tavsiye Etti?

0

Allâhu Teâlâ Kur’ân’da kaç tane ayette nefsini mutmain etmeyenin cennete girmesinin hiç muhtemel olmadığını beyan ediyor. “Mutmain edecek” diyor. Biz nefisle olan savaşı küçümsüyoruz. Çok önemli.

Öyle olmasa salatu selam Efendimiz bu hadisi söylemezdi. Büyük bir savaştan dönerken söyledi onu, Ashab’ına dedi ki:

“Küçük savaşı bitirdik. Daha büyük bir savaşa gidiyoruz.”

“Ya Resullulah, savaşacak hal mi kaldı bizde?”

“Daha büyük olan savaş, nefsinle olan savaştır.”

Bize öyle geliyor ki o, bize zarar vermiyor. Düşmandan çok zarar veriyor o bize. Yani solda kırmızı yazılanların hepsini yazdıran o.

Ya Rabbi, sana şükürler olsun.

Bir gün Peygamber salatu selam Efendimize bir Yahudi geldi.

“Ben her sene 1 yıllık yiyeceğimi bu ay koyuyorum. Ama bu sene 9 aylık koydum, 3 aylık açığım var. Bunun bir çaresi yok mu? Sen Peygambersin!” dedi.

“Var!” dedi Peygamberimiz.

“Nedir?” dedi.

“Yarın öğlen bir büyük fırın ekmek pişir. Öğlen namazından dağılan Ashab’a dağıt, birer ekmek ver. Çaresi bu.” Yahudi düşündü. Akl-ı almadı, “Ekmek vermek bana nasıl üç aylık yiyecek getirir?”

“Çaresi bu. Sen ver, sen çareni bulursun” dedi. Yahudi menfaati olan yerde geri durmaz. Koca bir fırın ekmek pişirdi. Sıcak sıcak namaz dağılırken geldi, Ashap namazdan dağılıyor, uzatıyor.

“Allah razı olsun, bugün yiyeceğimiz var, yarına Allah Kerim!” diyor almıyor, diğerine uzatıyor.

“Allah razı olsun, bugün yiyeceğimiz var. Yarına Allah Kerim!” diyor. Yarın yiyeceği yok hiçbirinin. Hiçbirine ekmek veremiyor. Yahudi millet dağılınca koyuyor çeneye elini. “Ulan adamın bugün yiyeceği var. Yarına ‘Allah Kerim’ diyor almıyor. Bizim 9 ay yiyeceğimiz var, biz 9 ay sonrası için tasa ediyoruz…” diyor. 

Yani, biz de o Yahudi gibi olmayalım. Çünkü; “Üç günden ötesi uzun ameldir” diyor salatu selam Efendimiz:

“Bir insanın üç gün yiyeceği yemeği, yatacağı yatağı varsa, dünya ona verilmiş gibidir” diyor hadis-i şerifte. Bizde üç ay için tasa ediyoruz. Böyle saçmalık olur mu? Allah seni bu yaşa kadar aç mı bıraktı, açıkta mı bıraktı! Yani niye Allah’a itimat etmiyorsun ki?

Cenab-ı Hak; “Ben kulumun rızkına kefilim” diyor. Biz, Allâhu Teâlâ’nın sözüne itibar etmiyoruz. Nefsin verdiği meyillere hem kendimizi strese sokuyoruz hem kahrediyoruz.

Gaflet etme aç gözünü menzil yakın kardeş,

Kalp incitme bi sözünü kul rengine boyam kardeş,

Büyüklenip ne görürsün bir gün sende ölürsün,

Baki hayat yok bilirsin menzil yakın kardeş.

Menzile vardıktan sonra uyanmanın bir anlamı kalmaz…

 

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#AllahKerim #rızık #rızk #amel #nefs #ego #hırs #mutmain#nefis #cennetegirmek

Hz. Musa (A.S.) Kavmi İle Neler Yaşadı? “Bakara Suresi” Neyin Adıdır?

0

Bunları bilmenizde yarar var. Musa (a.s.) kavminin ne kadar nankör ne kadar bayağı olduğunu biliyordu (Ben-î İsrail’in), kardeşi Harun (a.s.)’a dedi ki:

“Bunlara sahip çık, kavmime ben Rabb’imden Tevrat’ın öğüdünü almaya gidiyorum.”

Yani; “Bunlara sahip çık, ben dönünceye kadar bunlara sahip ol, bunları saptırma!” dedi. Kardeşi Harun (a.s.)’de peygamberdi. Musa (a.s.)  pepeydi, konuşması kusurluydu. Harun (a.s.)’ı bir nevi ona Allah tercüman olarak, peygamber olarak gönderdi. Harun (a.s.), Musa (a.s.)’ın abisidir. Bak bunu da bilin! Harun (a.s.) deyince, Musa (a.s.)’ın kardeşi değil, abisidir. Ve Musa (a.s.); “Turi Sina’ya gidicem” deyince, kavminden yetmiş kişi dedi ki:

“Ya Musa, bizde geleceğiz, bizde o Allah’ı göreceğiz gözümüzle, yani; gözümüzle görmeden biz doğru dürüst iman etmeyiz” dediler.

Musa (a.s.) dedi ki; “Yahu bak, Allah’ı göremezsiniz, O’na kimse dayanamaz!”

Çünkü Musa (a.s.) ondan önce denedi, “Yarabbi, seni görmek istiyorum. İlle görmek istiyorum…” daha evvelki görüşmelerde de. Cenab-ı Hak dedi ki Musa’ya:

“Ya Musa! Ben’i görmeye sen dayanamazsın. Yani dünya vücuduyla Ben’i görmen mümkün değil” dedi, “Şu karşı dağa bak! (Şurada küçük bir tecelli yani kendisinden, küçük bir tecelli dağa vuracak.) Dağın halini gör!” dedi.

Musa dağa baktı. Cenab-ı Hak oraya küçük bir zerre tecelli edince, dağ böyle paramparça oldu. Ve Musa (a.s.) tövbe etti.

Daha evvelki olay bu, bu sefer Yahudi’lerden yetmiş kişi (Ben-î İsrail’den) “İlla bizde göreceğiz, Allah’ı gözümüzle göreceğiz…” dediler.

“Yahu bu mümkün değil!”.

İşte, şöyle dedi Musa, böyle dedi… Ne dediyse dinlemediler.

“Ya bizde geleceğiz, göreceğiz ya da iman etmeyeceğiz.”

Ne yaptıysa onları koparamadı, bu yetmiş kişide (Konumuz Bakara bak anlatayım.) Musa (a.s.)’ın peşine takıldı, Turi Sina’ya çıktı.

Allah bunların konuşmalarını da biliyor, niyetlerini de biliyor.

Turi Sina’da Allah’la konuştuğu yere gelince Musa (a.s.), Cenab-ı Hak yoğun bir bulut indirdi, bulutun arkasından konuştu. Musa (a.s.), işte ne diyecekse o Tevrat’ın sözlerini alacak. Bu sefer bu yetmiş kişi de dediler ki:

“Hayır, sen burada yanlış yapıyorsun, biz Allah’ı gözümüzle göreceğiz!”, bulut indi, “Kabul etmeyiz!” dediler. Musa ne kadar yalvardıysa, dinlemedi bu yetmiş kişi, o zaman bir gök gürlemesi, büyük bir şimşek bir geldi, bu yetmiş kişiyi orada helak etti.

Musa (a.s.)’ın yanındakiler, bunlar bu hallerde yaşaya dursun, kavimde ne oluyor şimdi!

Bakara; Samir adında bir Yahudi kafiri. Musa (a.s.)’dan ayrılır ayrılmaz dedi ki:

“Şimdi, Kızıldeniz’de firavunun bütün ordusu ve kavmi yok edilince firavunun bütün o serveti, altınları, ıvırları zıvırları bunlara kaldı. Bu Ben-i İsrail’e kaldı.”

Şimdi, bu Samir’in dediği.

Birazda Peygamberimiz ne diyor? Hadislerde, “Ben ümmetimin ağzı iyi söz eden münafıklarından korkarım.” Oda, o kavimin ağzı iyi söz eden bir münafığı Samir. Samir halkı toplayıp dedi ki:

“Siz, Harun (a.s.)’ı boş verin şimdi! Allah bize bunları saraylarını, mülklerini, her şeylerini bize miras bıraktı, biz varis olduk, bu altınlar bize helal olmaz. Bu altınları siz getirin” dedi.

İlkin, Samir kendine düşen altını döktü yere, “Getirin” dedi. Bu şekilde kandırdı.

Millet nasılsa saraylar, köşkler, her şey bunlara kalmış, herkes elindeki altını getirip döktüler. Samir bunu eritti. Bir yüksek dağın başına çıkardı. Bundan, büyük bir dana yaptı. (Bak, Kur’ân’da da bunlar anlatılır.) Büyük bir dana, yüksek bir dağın üzerinde, içini boş bıraktı. O altını döküp, altından böyle rüzgarın hızlı alacağı yerden büyük bir delik açtı dananın karnına, öbür yüzüne de daha küçük bir delik açtı uğultu çıkaracak gibi ve akşam oldu. Artık kaç gün çalıştıysa, bir gün bir akşam üstü bunu bitirdi, aşağı indi. Gece, bir rüzgar çıkınca dana böğürmeye başladı, bu deliklerden, hemen ilkin Samir dedi:

“İşte Allah! Gözünüzle görüyorsunuz. İşte Allah, bak hiddetleniyor secde edin, yoksa helâk edecek bizi!” dedi.

Ben-î İsrail, komple başladılar buzağıya tapmaya, Harun (a.s.) ne dediyse dinletemedi. Konu çok uzun! “Bakara” o altın buzağının adı. Allah onun adını koyuyor Bakara Sûresi’ne. Bakara Sûresi’ni incelendiğinde, geçmişten birçok haberlerde vardır. Bakara, o altın buzağının adıydı. Sonra Musa (a.s.) döndü çok hiddetlendi halkına, yani çok uzun bir olay bu konumuzla ilgili kısmı arz ettim.

“Bakara” o demek!

 

——————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#HzMusa #HzHarun #Samir #BakaraSamir #Bakara #Bakarasuresi #Beniİsrail #Ben-iİsrail #dinisohbet #kıssa #menkıbe 

Ruhanî Miraç Nasıl Olur? – İbadetlerin En Efdali Nedir? – Kıyamet’e Doğru Velilerin Gücü!

0

Mescidi Aksa’da ileriki tepenin üzerinde bizim bu cemaatten de insanlar var, cinlilerden de… Yani binlerce cinli mürit bize. Orada bir zikir yaptık ki Mescidi Aksa’nın orada, yerler gökler inledi. Cinlilerin hepsi yüksek okul talebesi, profesörleri ile geldiler. Üniversite talebesi hep, yani zikre gelenler. Sonra çıktık, şöyle bir baktım; Levh açıldı. Ama her harf dünya büyüklüğünde altından yazılmış, Levh’deki Kur’ân. Ayetler geçti, geçti, geçti, geçti, geldi:

“İnna fetahnâ leke fethen mûbîna.”

Miraç oradan başlar, başka yolu yok. Bundan sonra tayyî mekandır, ondan sonra bir lahzada kendini orda da bulursun. Bunları konuşmak çok doğru değil ama kısaltarak, çok detayına girmeyerek… Peygamberimizin Miraç’ı da aynen oradan başlamıştır.

Yani, Miraç’ın kilidi, anahtarı neresidir? Mescidi Aksa’dır. Mutlaka. Dünyanın neresinde olursan ol, başlangıç yeri orasıdır. Oradan çeker gider. Yani Allah’ın murad ettiği, Allah’ın önünü açtığı, Allah’ın kendisi için seçtiği kullar yolculuğu oradan başlar. Miraç olayı budur.

Yani şimdi Allah razı olsun, bunlar Allâhu Teâlâ’nın lütfudur. Yoksa senin, benim gayretim ile bu lütuflar mümkün değil. Ne yapabiliyoruz, bir günü ele alalım. Allah’a ayırdığımız zamana bakıp, nefsimize ayırdığımız zamana bakalım. Ama Allah aza, çok verir, en az 1’e 10 veriyor, 1’e 700’de verir, 1’e 7.000’de verir. İşte her şeyi doğru anlayarak, doğru söyleyerek…

Mesela bugün yıllardır kürsülerde duyarız, hadis-i şerifte var. Ama acaba hadis-i şerifi anlayabiliyor muyuz, çözebiliyor muyuz onu? Çok yalın anlaşılmayacak bir tarafı yok ama anlamıyorlar. Şimdi salatu selam Efendimiz diyor ki:

“Alimin uykusu, cahilin nafile ibadetinden hayırlıdır.”  E peki, nasıl oluyor şimdi bu? Hiç kafa yorduk mu? Alim kastettikleri kimlerdir? Salatu selam Efendimizin âlim kastettikleri; gönlünü, gözünü, her tarafını zikirle süsleyenlerdir, onunla nurlananlar; “Alim” bunlar… Zahiri âlime, âlim gözüyle bakmamış.

“Alimin uykusu, cahilin nafile ibadetinden hayırlıdır.”

İbadetlerin En Efdali Nedir?

Niçin hayırlı? Şimdi âlim dediğimiz, Allah’ın Veli’liğe doğru giden, belki de Veli olan kişiler. Bunlar âlimler. Bunların uykusu tabii ki hayırlı olacak, bunlar zikrederek uyur çünkü. Zikrederek uyuduğu için, uykuda zikir devam eder, yazılır yani… Nasıl?

Zikir bütün ibadetlerin beynidir. Ne kadar ibadet varsa yeryüzünde, hiçbiri zikrin değerini bulmaz. Vücutta kafa neyse, ameller içinde zikir odur.

Namaz Allah’ın sözüdür, zikir Allah’ın Zât’ıdır.

Salatu selam Efendimiz de bunu birçok hadiste beyan ediyor, zikrin üzerine bir ibadet yok yani! En eftal olan ibadet zikirdir. Ama namazı kılmadan zikrediyorsan, bir şey ifade etmiyor yine. Yani zikir üniversite ise üniversiteye girmek için ne yapıyorsun? İlköğretime, ortaöğretime, liseye devam ederek geliyorsun. Yani diğerlerini de yapman gerekiyor. O zaman zikrin ecri de çok büyük, getirisi de çok büyük.

Allah’ın rızasına götürüyor, Mahkeme-i Kübra’da büyük yardımları oluyor. Sorgu, suale bile tutulmuyorsun. Bunları biliyoruz zaten, yıllardır anlattığımız şeyler. Zikir bir vücutta baş gibidir, sabırda imandaki. Ama sabretmemen gereken yerde, sabredersende günaha girersin. Bak bu da var! İçtihat kapısı Kıyamet zamanına kadar ilmi irfanı olana açıktır, kapalı değildir. Vahiy de öyledir. Vahiy asla kesilmez, peygamber gelmez asla. Ama vahiy kesilmez. Allah Veli’lerin gönlüne vahiy eder. Neyi vahiy eder? Neden biliyor Veli yarın ne olacağını? Allah vahiy ettiği için biliyor. Yoksa Veli’nin ne gücü var ki Allah vahiy etmese. Veli’nin herhangi bir insandan ne farkı var, nasıl bilebiliyor? Allah sevdiği için vahiy ediyor gönlüne. Hangi gönlüne? “İlham gözü” dediğimiz kısmına. O ilham gözüyle görüyor, Allah gösteriyor artık ona. Allâhu Teâlâ’nın ihsanı, lütfu… Çünkü “Bunlar Ben’im dostlarım” diyor Cenab-ı Hak. “Onlara dil uzatan, Bana savaş ilan eden gibidir.”

İşte biz bu hadisi duyarız; ama “Alimin uykusu, cahilin nafile ibadetten daha hayırlıdır.”

Yahu niçin hayırlı acaba! Çünkü alimler zikrederek uyur. Allah’ı ana ana öyle uykuya dalar, gider, o zikirde sayılır uykuda da. Zikir tabii ki namazdan üstün, bunun için üstün… Ama biz bunun nedenini aramayız, düşünmeyiz. Çünkü Allâhu Teâlâ; “Bu Akl-ı kullanın” diyor. “Onu zorlayın, kullanın, onu Ben size kullanmak için verdim, onu körleştirmeyin, onu bir atmosferde tutmayın, kullanın, açın.” Onun için cahilin ibadetinden, alimin uykusu daha hayırlı oluyor. Bunu da böyle bilmekte yarar var.

Müminin hayatı Fatiha gibi olmalı, Fatiha. Çünkü biz günde 40 kere Cenab-ı Hakk’ın huzurunda, Cenab-ı Hak’a bu sözleri veriyoruz. Biliyorsunuz Kur’ân’ın kalbidir Fatiha. Bakın bir kutsi hadiste Cenab-ı Hak, Cenab-ı Peygambere ne buyuruyor. Diyor ki:

“Ey Habib’im! Bu zenginlerin villalarına, yaşantılarına, tantanalarına sakın özenme, Biz sana yedileri verdik. Bu yediler bunların hepsini aşar.”

“Yediler” dediğimiz Fatiha’nın 7 ayeti. Yani biz günde 40 kere Allâhu Teâlâ’ya, O’nun huzuruna durup bu sözü veriyoruz. Bu yediler gibi yaşayacağız. Bizim gönlümüz, gözümüz, maksadımız, muradımız, şahikamız, hedefimiz bu yediler olacak. Bunu becerdiğimiz an Hazreti Cebrail ile tokalaşırız. O gelir senin elini sıkar. Benim seni gördüğüm gibi görürsün ve diğer melekleri; sağındaki, solundaki melekleri aynen arkadaşları gördüğün gibi görürsün. Ve bir yaramazlık yaparkende bakarsın, böyle mi yapıyor parmağını. Böyle yapıyorsa, elin uzanmışsa geri çekersin.

Kıyamet’e Doğru Veli’lerin Gücü

Ulûlelbab Makamı, Yunus’un makamının bir üstüdür. Yunus Muhsinler’den. En son Muhsinler’den bahsediliyor.

 Sana ibret gerek ise

 Gel göresin muhsinleri

 Gel taş isen eriyesin

 Görüp duyupta bunları

En son bahsettiği nokta Muhsinler. Bugün “Ulûlelbab Makamı”nda, “İhlas Makamı”nda, “Bi Hakkı Takva Makamı”nda insanlar var.

Peki bu nasıl oluyor? Kıyamet’e doğru Veli’lerin gücü daha evvelkilerden ç

Nedeni şu, Allah ömrünü uzun tutsun, Allah sağlık, sıhhat ihsan etsin diye dua ederim her namazda Efendi Hazretleri için. Yarın mutlaka gidecek birgün. Peygamberimiz (s.a.v.) gitti, gitmesi de azattır, zindandan çıkıştır.

Cenab-ı Peygamberimiz, “Bir mümin için en büyük ödül dünyada ölmektir.” Gidecek… O gittiği vakit dünyadaki mirası, onun huyuna benzeyen, onun fizikötesi hallerine benzeyen “küt” birine geçer. Bir de artı olarak, onun kendisinin de var, hep bir artıyla gider.

İşte onun için, mesela bir çığ koptuğu zaman nasıl büyüyorsa, Kıyamet’e doğru gelen Veli’lerin güçleri evvelkilerinden çok çok fazladır. Hep güç büyüyerek gider.

Bugün, mesela; bizim içimizde “Ulûlelbab Makamı”na gelmiş insanlar var. Daha tam fethedememiş ama! Yani; Yunus’un makamını geçmiş insanlar var, bu cemaatte var, henüz tam kavrayamamış ama yapacak bir gün.

“İhlas Makamı” ve “Bi Hakkı Takva Makamı” düşünülemez. Onu asla hiçbiriniz düşünmeyin çünkü; İhlas Makamı’na her 100 yılda sadece 4 kişi çıkabilir- Peygamber soyundan olan. Bunlara “Kutbul Aktab” denir.

Bunun üzerindeki Bi Hakkı Takva Makamı’na her yüzyılda bir kişi çıkabiliyor Peygamber soyundan. O da “Gavsul Azam”, Zamanın İmamı, Zamanın Resûlu!

Bunun üstü, “Makam-ı Mahmut” tur, Peygamberimizin makamı.

Yani; Ulûlelbab Makamı’na kadar düşünülebilir ama bundan ötesi hemen hemen imkansız gibidir. Bir kere mutlaka Peygamber soyundan olmak gerekecek. Bu dünyadaki insanları düşün, bunlardan sadece dört kişi. Bunun üstü de koca dünyadan tek bir kişi, bu kişi Cenab-ı Peygamberimizin varisidir.

Her asırda; bir “Gavsul Azam”, “Zamanın İmamı” vardır, Resûlullah Efendimizin varisidir.

Her asırda 3 kişi vardır, Hz. İsa’nın vekilleridir, her asırda vardır.

Her asırda yine 7 kişi vardır yine Veli’lerden, bunlar Hz. Musa’nın vekilleridir.

Her asırda kırk kişi vardır, Hz. İbrahim’in vekilleridir. Üçler, yediler, kırklar bunlardır. Bunların hepsi Gavsul Azam’a tabidir, hepsi ümmeti Muhammed’dir. Aynı zamanda hepsi Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. İbrahim’in vekilleridir.

Bunların dışında, 40 kişi de Suriye’de vardır, bağımsız Veli’lerdir bunlar. Bunlardan bir tanesi eksilse, Dünya üzerine bir damla yağmur düşmez bin yıl geçse. Bunlar, devamlı kırk olarak kalır, bunlar Şam’da. Şam’ın dışında yaşamaz. Bu kırk kişi de biri eksilir, biri girer oraya tayin edilir.

Biliyorsun Adem’in yoğrulduğu yer, Suriye’dir. Biliyorsun Mahkeme-i Kübra’nın göbeği Şam’dır. Mekke, Medine’den sonra en ehemmiyetli yer Şam’dır. Allâhu Teâlâ’nın ineceği yerdir Şam. Mahkeme-i Kübra’da dünya kaldırılıyor yukarılara, yayılıyor ama merkezi Şam’dır yani.

İlmin anahtarı hilimdir. “İlim” öğrenmek istiyorsan, “hilim” ehli olacaksın. Hilim ehli olursan, ilim ehli olursun, ilim ehli oldun mu da hikmet ehli olursun.

Bundan biri, bir alttaki oluşmadan ikincisi asla oluşmaz. Ne kadar gayret edersen et “hilim”, “ilim”, “hikmet”; bu “taa” alın çakrasından girer insana.

Yunus diyor ki:

Okudum bildim deme

Çok taat kıldım deme

Okumakla çok bilinmiyor, alın çakrasından girer. Zaten, biraz kemalat kazandığın an, gözünü yumdun mu zikirde, doğru süratle bir kapıya gelirsin; “Rıza Kapısı”dır.

Hiç eğlenmezsin, Rıza Kapı’sını geçersin, “Sır Kapısı”na gelirsin, hiç eğlenmezsin giderken. Sır Kapısı’nı geçersin, Resullulah’ın Nur’unda, onun potasında gark olur gidersin.

Zikirde ne görüyorsan, Resullulah’ın gözüyle görürsün. Bu “Fenâfil-Resûl Makamı”dır.

Dönüşte zikir biter, “Sadakallahulazim” der demez Nur’undan ayrılırsın, geri geri çıkarsın. Sonra “Sır Kapısı”na girersin, dikilirsin. Sırlar başlar alnından girmeye, alın çakrasından, “kütür kütür” girer, ne lazımsa sana girer. Yükünü aldın mı irade sende,  “tak”, atlarsın Rıza Kapı’sına. Rıza Kapı’sına gelirsin, orada hilim, ilim, hikmet girmeye başlar. Alın çakrasından girer hepsi. Hilim, ilim, hikmet. Aldın mı yükünü? İstersen bir saat dur, istediğin kadar al, mal bol orada, talibi sen! İstediğin kadar al, sonra, “küt” gelirsin, seccadendesin.

Ve bakın size şöyle bir tavsiye… Ders değil, emir değil, gönlünüzden gelirse. Gelmezse değil yani, dersle ilgisi yok. Yapabilirsiniz her zikirden sonra; “Yarabbi! Gıybet ettiğim müminler için ve ben de hakkı bulunan diğer insanlar için, hepsinin tamamı için” 100 defa istiğfar edin. Onların namına, bilerek, bilmeyerek çıkan gıybeti buraya yazdırmayın, sildirin. Bunun çok faydaları olur. Yani zor bir şey değil, yüz tane istiğfar kendin için yapıyorsun. Sonunda da; “Gıybet ettiğim müminler ve ben de hakkı bulunanlar namına.” Birinin kalbini kırmışsındır, birine kızıp arkasından kötü konuşmuşsundur, haktır bu. İnsanız, zayıf taraflarımız var, ne olursan ol, kızmışsın, birine sövmüşsün veya birinin hakkında konuşmuşsun. Onun namına, onun günahları namına istiğfar ettiğin an, ne yapıyorsun? Ona sövmeden çok daha büyük bir iyilik yapmış oluyorsun. Onun haberi olmadan, amel defterine birçok ecir alıyor. Yani senin ona yaptığın haksızlığın çok daha büyüğünü ona hediye etmiş oluyorsun.

Hani, ayet-i kerimede “Seriul Hisab” geçer ya, bu ayetin kapsamındadır bunlar. Birine bilmem ne demişsin, tak onların günahları sana gelmiştir. Senin sevaplar ona gitmiştir. O anda oluyor ya “Seriul Hisab” görülmüştür hesap.

Sen bunu yapmakla ona aktardığın sevapları geri yerine getirirsin. Ve o kişinin de birçok günahını dökmüş olursun. Ha bunu yapabilirsiniz, bu ders değildir yani, bu nafiledir yapabilirsiniz, yaparsanız yarın Mahkeme-i Kübra’da gıybetten sorgulanmazsınız o zaman.

Ufak tefek haklar bu şekilde ne yapıyorsun? Bir kolaylık sağlamış oluyorsun kendine. Beşer yani, insan beşerdir. İnsanda yaradılışta tepkiler vardır. Hazreti Cebrail’de tepkiler var, sende nasıl olmasın kardeşim! Sayha yaptı mı, koca vadileri kaldırıp, altüst edip dağıtıyor. Yaratılanda bunlar var, biz beşeriz, zayıfız yani, kızdığımızda olur, sövdüğümüzde olur, şu da olur, bu da olur… Ama akabinde onun günahları namına istiğfar ettiğin an ne yapıyorsun? Ona sövülmeyle, o bir şey kaybetmiyor. Ama sen onun için istiğfar ettiğinde, onun günahlarından bir kısmını dökmüş oluyorsun, ona yaptığın haksızlıktan sonra daha büyük iyilik yapmış oluyorsun.

Bazı sövmelerde vardır ki, insan sövmeyle sevap alır. Bunları da bazı arkadaşlar 15 sene sonra öğrendi. Bana geldi; “Yav, insan söverek de sevap alıyormuş ya” dediler.

“İmam Maliki’nin fetvalarında mı gördünüz?” dedim. “Evet, okurken denk geldi…” dediler. Yav, adam Allah’ın düşmanı, apaçık Allah’a isyan ediyor. Buna sövmeyeceğiz de ne yapacağız,  “Aferin” mi diyeceğiz? Ona sövmeyle bir tepki veriyorsun yani! Sen Allah’ın adamısın, Allah’ın saffındasın, başka ne yapacaksın ki, sövmeyle geçiştiriyorsun.

—————————————————
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#gavsulazam #kutbulaktap #veli #evliya #sırkapsı #altınkapı #zikir #zakir #Allah #tasavvuf #Hilim #ilim #hikmet #ibadet #mahşer #seriulhisab #kıyametalametleri #kıyamet #alınçakrası #miraç #ruhanimiraç #mescidiaksa