Ana Sayfa Blog Sayfa 38

Fenâfil-Resûl Makamı’na Nasıl Ulaşılır? – Seyri Sülük (Huzur Namazı) Nedir? – Mürşid’ler Nasıl Bilebilir? – Rabıta Nasıl Yapılır? – Niçin Evliya “Enel Hak” Diyor? – İlim, Hilim, Hikmet Nasıl Gelir?

6

Fenâfil-Resûl Makamına Nasıl Ulaşılır?

Sufinin, zikir ehlinin ilk alacağı ahlak Mürşid’inin ahlâkıdır. Buna; “Fenâfil-Şeyh” denilir. Yani; Şeyh’inde fenâ olma, fenâ bulma yani olayları onun gözüyle görme, onun gibi düşünme, onun gibi değerlendirme. Burada fazla kalınmaması gereken bir makam.

Hemen devamında, “Fenâfil-Resûl” Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlakıyla ahlaklanıp, onun gözüyle olayları görme, onun gibi düşünmek, onun gibi karar vermek, onun gibi olayları değerlendirebilmek, “Fenâfil-Resûl” bu. “Fenâfil-Resûl Makamı”na ulaşmadan asla kişi Cenab-ı Hakk’ın ahlakıyla ahlaklanamaz. Onun devamı, “Fenâfillah”tır Cenab-ı Hakk’ın ahlakının bir kısmı ile ahlaklanmaktır. Şimdi bugüne kadar gördüğüm kadarıyla, bu “Fenâfil-Resûl Makamı”na hakkıyla ulaşılmıyor. Ulaşılsa bunun izi işareti olur üzerinde.

Şimdi burada rabıta çok önemli. “Fenâfil-Resûl Makamı”na ulaşarak yani; oraya gidilerek yapılan zikir ile, oraya gidilmeden yapılan zikirle arasında büyük fark olur. Cenab-ı Hakk ne buyuruyor; “Ya Habib’im, seni yaratmayacak olsam alemleri yaratmazdım.” Cenab-ı Hakk’a sözü geçen, en çok sözü geçen âlemlerdeki tek kişi Resullulah (s.a.v.) Efendimizdir. Onda fani olduğumuz zaman, onun gözüyle gördüğümüz zaman yollar açılır.

Seyri Sülük (Huzur Namazı) Nedir?

Şimdi zikre oturuyoruz, gün olur ki yolculukta olur bunda bu olmaz! Evde zikrimizi yapacağımız zaman, eğer zikir gece yapılıyorsa, muhakkak 2 rekat seyri sülük namazı kılın. Buna bazı tarikatlar; “Huzur namazı” der. Seyri sülük namazıdır. Gündüz çekiyorsan bu 2 rekat namaza gerek yok, kılmasan da olur.

Şimdi ilk önce ne yaptık? 111 Besmele. 111 Besmele’yi hiç şaşırmayın bu çok önemli. 112 olursa veya 109 olursa Alemi Gayb’ın Kapısı açılmaz. Zikirlerin Nur’u gözükmez. Her zikrin ayrı bir Nur’u var. Bu zikirden ona geçtiğine “şak” böyle nur değişir ama evvela kilit tam olacak. Alemi Gayb’ın kilidi 111 Besmele. Ondan sonra, 3 İhlas, 1 Fatiha her gün yapıyoruz. Hasıl olan sevabı Hz. Adem babamız ve Hz. Havva validemizin ruhlarına hediye ettik. 1’inci kat semavattadır bunlar. Melekler derhal onu, ona ulaştırır. O da o anda senin için Allah’a dua etmeye başlar. Bir Peygamber duasını arkana alırsın.

Ondan sonra n’apıyoruz? “Ya Rabbi, büyük ve küçük günahlarım için” deyip, 100 defa istiğfar ediyoruz. Bunları herkes yapıyor yani; doğru yol takip edilsinde doğru anlaşılsın.

Sonra n’apıyoruz? 3 İhlas, 1 Fatiha. Yalnız İhlas ve Fatiha’yı okumayı bilelim. Dil ile okuyupta hulkumdan aşağıya geçmiyorsa çok şey ifade etmiyor. Yemin ediyoruz bak! “Vallahi” diyoruz, “Kulhu vallahu Ehad” diyoruz. Allah’ın Ehadiyet’ine yemin ediyoruz, bunun farkına varacağız. Tecdid-i imanda İhlas bak. İhlas muhkem ayetlerden. Yani İhlas cennetin kilidi, anahtarıdır ama bileceğiz. “Kulhu vallahu Ehad” yemin ediyoruz Allah’ın Ehadiyetine. “Allahus Samed” diyoruz sonra. “Allahus Samed” derken; aczini bil. Samediyet’tir, bütün alemlerin muhtaç olduğu Zât’tır. Orada abdiyetini bil. Allahus Samed; her şey O’na muhtaçtır, O kimseye muhtaç değildir.

Lem Yelid ve Lem yuled” doğmadı doğurulmadı. Bunları bileceğiz okurken.

Ve lem yekün lehü küfüven Ehad” alemlerde onun eşi benzeri yok. Onun ne karısı, ne amcası, ne babası, ne anası onun benzeri yok yani alemlerde. O, tek.

Fatiha’ya gelelim. Bunları bilerek okuyacaksın yani; yoksa vır-vır etmişiz. Yani; şuurlu mümin yol çabuk gider, kişi çabuk Veli olur. Fenâfil-Resûl’e, Fenâfillah’a çabuk ulaşır. Ne diyoruz? “Fenâfillah’a ulaşıp, sırdaştan olalım.”

Nerede o Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak. Neresi burası? “İndi İlahi”. Nedir İndi İlahi? 21’inci Makam. Nedir bu makam? “Sır Makamı”. Yani bilerek gidelim.

Fatiha; Ümmül Kur’ân’dır. Kur’ân’ın kalbidir, ciğeridir, aklıdır, fikridir. “Elhamdu lillahi Rabbil Alemin”; kime Rabbil Alemin, Alemlerin Rabb’ine. Sırf camidekilerin, sırf kilisedekilerin, sırf havradakilerin değil, alemlerin Rabb’ine. Her şeyin sahibi O. Elhamdu lillahi rabbil alemin; alemlerin Rabb’ine hamd ettik. 1’inci ayet. 

Namazda da bu 4 ayetin farkında değilsek; namaz, namaz değil. Namaz paçavradır.

Hemen arkadan ne dedik, “Elhamdu lillahi Rabbil alemin” 1’inci ayet. “Errahmanirrahim”; Rahman ismiyle dünyada, O’na söveni de rızıklandırıyor, ona da can veriyor, ona da iyilik ediyor. “Rahim” ismiyle Mahkeme-i Kübra’da kılı kırka yarıp, imtihan edecek, bunu bileceğiz. 

“Maliki Yevmiddin”; din gününün sahibi, Mahkeme-i Kübra’yı gözümüzün önüne getireceğiz. Bunun açıklaması belki o sırra ulaşılamamıştır.

“Kaf Ha Ya Ayn Sad”dır. Bak başındaki şifrelerden Kur’ân’ın. O, Mahkeme-i Kübra’nın dizaynını anlatır. Buraya bir kafir dikilir, azap iner başına, yanı başına bir mümin dikilir, rahmet iner başına. Herkesin yeri belli orada. 4’üncü ayette ne dedik? “İyyake na’büdü ve iyyake nestain; Ya Rab, yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz. Eğer bir kişi Ahmet’ten, Mehmet’ten, zenginden, bilmem neyden, güçlüden medet umarsa yanlış yapar. Tabi ki onlara teşekkür edecek ama her şeyin Allah’tan geldiğini bilecek.

Esteizübillah”:

İnna lillahi?” “Ben sizin Rabb’iniz miyim?”

“Evet.”

Ve ileyhi raciun.” “Öyleyse her şeyi yapan Ben’im.”

Allah’tan gayrısından umulmaz, sebeptir, “Sebebe teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmiş olmaz” diye de hadis var. Sebebe de teşekkür edeceksin. Bu 4 ayetin farkında değilsen “Namaz, namaz değil” diyor. Paçavra gibi Allâhu Teâlâ başına çalar ve her okuduğunda; “Ey dil, sen yalancısın diye onu azarlar” diyor hadis-i şerifte.

Rabıta Nasıl Yapılır?

Burada, 3 İhlas, 1 Fatiha okuduk, konumuz bu değil konumuz bizim yolumuz. “Hasıl olan sevabı Cenab-ı Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin, Ehlibeyt’inin ve Ashab-ı Kiram’a hediye ettik, sen vasıl eyle Yarabbi!” dedik. Salavatlarımızı çektik. Salavatlar bitti. Kişiye göre; 100 çeken var, 200 çeken var, 500 çeken var, 5000 çeken var.

Ondan sonra ne yaptık? Tekrar 3 İhlas, 1 Fatiha okuduk salavatlardan sonra; “Hasıl olan sevabı Pirimiz Hasan Hüsamettin Uşşaki ve cümle üstad efendilerine” hediye ettik. Daha ileriki dönemlerde katılacak başkalarıda var. Şimdilik bu kadar. Hediye ettik, “Vasıl eyle Yarabbi” dedik. Zikire başlama noktasına geldik.

Mürşid’ler Nasıl Bilebilir? 

Eftal zikir; “La İlahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah.” 3 sefer dedin, dur orda, gözünü kapat. Her sufi gidip Mürşid’inden vird aldığı an, Cenab-ı Hakk onun suretini yaratır, Mürşid’inin suretini yaratır, sureti gece gündüz onun yanında durur. Mürşid’ler onun için bilir. Kendi suretinin biri, onun isterse yüz bin, yüz milyon müridi olsun, her birinin yanında Mürşid’inin sureti vardır. Yani niçin diyor Mürşit’ler? “Eğer bir gerçek Mürşit, bin mil uzaktaki sufisini gece yatağında, sağından soluna döndüğünü bilmiyorsa, o işi hemen bıraksın, eşkıyalık yapsın daha iyi!” diyor. Nerden biliyor? Cenab-ı Hak bildiriyor. Niçin? Onun suretini yaratıyor. 

3 defa “La ilahe illallah” dedik, durduk, gözümüzü kapattık, Mürşid’in sureti geldi; “Yürü!” dedi, aldı seni götürüyor. Nereye? Doğru Ravza’ya. Ravza’ya varmadan, Rıza Kapısı gelir, Rıza Kapısı’ndan geçtiğini hissedeceksin. Rıza Kapısı’nı geçtikten sonra, orada durdun, 3 tane Kelime-i Tevhit’le bunları kafada bağlamadan devam etme, zikirde duruyorsun, o anda çekmiyorsun. İster 10 saniyede yap onu, isterse 10 saatte. Dur. Rıza Kapısı’nı geçtin, Sır Kapısı’na geldin. Sır Kapısı’na geldin, hissedeceksin, durmayacaksın, Mürşid’in seni durdurmaz zaten, Ravza’ya geldin. Ravza’da, Peygamberimizin kabri şeriflerinin yanında, kendisi dışarıdadır, Nur’u Arşı Ala’ya kadar sarmıştır her tarafı. Orada şöyle anlatayım, Mürşid’in bir tas su, sen bir damlasın, “küt” düştün onda gark oldun, o da “tak” Peygamberimizin Nur’unda gark oldu gitti. Oraya gark olduğun an, tespihine devam et. Peygamberin gözüyle görürsün her şeyi. Ve öyle an gelir ki Arşı Ala’nın şeklini görmeye başlarsın. Oradaki abideleri, oradaki şekilleri, oradaki şeyleri dahi görmeye başlarsın. Sadece tespihte görürsün. Hani, “Hasırdan Mısır’ı görürüz!” derler ya. Ama bu baştan olmaz, buraya gide, gide, gide bu yolculuklarda “Fenâfil-Resûl Makamı” böyle kazanılır. Peygamberin ahlakıyla kişi böyle ahlaklanır. Zikri orada bitir, Peygamberin Nur’unda bitir.

Niçin Evliya “Enel Hak” Diyor?

Şimdi; dönüş var, dönüş daha önemli. Zikri orada bitirdin. Zikir feyizli olur. Bazen ağlatır seni, bazen çıldırtır seni, bazen feryad edersin, bazen de gıkın çıkmaz. Her şeyi Resullulah’ın gözüyle görürsün. Sen, O’sun. O, sensin. Yani, “Peygamber kim?” deseler o anda, “Benim” dersin.

Niçin Hallac-ı Mansur; “Hak benim!” diyordu?

Niçin Mevlana; “Bugün Ahmed benim!” diyor? Niçin Mevlana; “Enel Hak kadehiyle bir yudumcuk içenler sızdı gitti, biz şişelerle küplerle içtik sızmadık!” diyor?

Neden Yunus; “Bu Meclisin serverleri ‘Enel Hak’ olur derler!” diyor?

Fenâfil-Resûl’den sonra, Fenâfillah var. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak var. İşte orada haykırıyorlar “Allah benim!” diye. Dost, dost ile oluyor ama evvela Fenâfil-Resûl. Peygamberimizin o muhteşem Nur’unda zikri orada bitir, zikir bitti.

İlim, Hilim, Hikmet Nasıl Gelir?

“Sadakallahülazim” dediğin an, Mürşid’in ile o Nur’dan geri geri yan yana çıkarsın. Mürşidinin sağında olursun, bak solunda olmayın, sağında olun. Geri geri Resullulah’tan baya bir uzaklaştıktan sonra dönersin, Mürşid’inle veya yan yana Sır Kapısı’na gelirsin, gelirken transit geçtiğin Sır Kapısı’na. Sır Kapısı’na geldiğin an, Mürşid’in durur, sende dur. Sır Kapısı’ndan 3 tane Sır gelir. Alın çakrasında girer, gönüle iner. Bir daha girer, gönüle iner. Bir daha gelir, gönüle iner. Üçten fazla durma, tahammül edemezsin. Üç defa sır geldi. Ne olduğunu bilmezsin bunların. Bunlar gönüle ekilen sırlar. Sonra her şeyi bileceksin ya, her şeyin sırrı kaldırılacak ya, sende ekilecek bunlar evvela.

Ve yürü. Mürşid’in yürür. Üç seferden fazla durdurmaz seni. Rıza Kapısı’na gelirsin, yine durursun. Rıza Kapısı’nda; ilim” gelir. Alın çakrasından girer, gönüle iner, arkasından hilim gelir. Hilim” nedir? Yumuşaklık. Yani yumuşak huyluluk. Arkasından da hikmet gelir. Alından girer yine, gönüle iner. Üç sefer. Sakın hareket etme. Bir daha ilim gelir, iner. Bir daha hilim gelir, iner. Bir daha hikmet gelir, iner. Gene ayrılma. Tekrar ilim gelir, tekrar hilim gelir, tekrar hikmet gelir. Üçerden 9 defa.

Ondan sonra yürü gel, bir anda zikri yaptığın yerde bulursun kendini. Ondan evvel başka alemde idin. Mürşid’in seni orada bırakır, çeker gider, dönüş yolu bu. Zikri orada bitirmiştin. Zikir bitmedi. Geldi Mürşid’in seni bırakıp ayrıldığı an; “Ya Rabbi, gıybet ettiğim müminlerin ve üzerimde hakkı bulunan insanların günahları namına!” 100 defa bir tespih “Estağfirullah el azim” çekin.” Bak, kul hakları içindir bu. Kul hakkı ille malını almakla olmaz. Arkasından bir şey söylersin, herkes söylüyor. Dil, kötü bir günah kapısıdır. Hani çarşıda araba kullanıyoruzda birine haksızlık ettik veya birine sövdük veya bir şey oldu. Bu hakları da üzerinizde tutmayın. 1 tespih, 1 dakikalık iştir, buna üşenmeyin. Sen kendi günahların için değil, onların günahları için. Ondan sonra dersi bitir. Fenâfil-Resûl Makamı kazanılması lazım artık çünkü; devamı Fenâfillah var.

Büyük Veli’ler bu yolu takip etmişlerdir, bunlar belli bir noktaya gelmeden zaten söylenecek şeyler değildir. Elhamdulillah belirli bir noktaya gelmemiş insan, hemen hemen yok gibi. Artık bu yolculukları yapın.

Bir de, “murakabe” var. Murakabeyi size daha sonra onu detayıyla anlatıcam, daha lazım değil. Murakabe, Mahkeme-i Kübra’da ki imtihandır. Burada onu yaparsın kendin. Kazanıyor musun? Kaybediyor musun? Kazanıyor musun? Kaybediyor musun? Bunları çok iyi bilirsin. Gerçi burada yaparsan orda zaten sana o yok. Orda sen inciden tahtlar üzerine oturtulursun. İzzet, ikram edilir. “İşte cennetler istediğiniz yere gidin girin!” derler.

Onun için artık Fenâfil-Resûl. Yani bu, Resulullah’ın potasında, onun Nur’unda bitirip onun gözüyle olayları görmek lazım. Artık bu yolculukları yapın.

Ha gün olur çok yorgun olur, gün olur moralin çok bozuk olur, gün olur bir terslik olur, bunu o gün yapmayabilirsin. Gün olur yolculukta olursun yapmayabilirsin, gün olur insan hasta olur, gün olur canı istemez. Bunların hepsi bizim için ama yapmaya muktedir olduğun zamanda bunları yapın. Çünkü; her şeyin kâinatın incisi, kâinatın kilidi Cenab-ı Peygamberimiz. Yapma imkanı var, bugün yapamadın, yarın yaparsın. Yarın yapamadın, öbür gün yaparsın. Sonra zaten ona alıştığın zaman; onu terk edemiyorsun. Yani ona tam aşina olduğun zaman. O, Resullulah’a sen bir aşina ol da göreyim ben seni. Dünyada, ahirette sana vızıltı gelir. Yani; hani bunu yapmadığın günde olur insanın ama yapabileceğin günde bunu yapmak lazım, çünkü; Resullulah’ın Nur’unda bitirilen zikrin etkisi çok oluyor. Yani açıyor, yolları açıyor, her şeyi açıyor.

 

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#Allahuteala #Fenafirresul #Fenafillah #Fenafilresul #Fenafillahmakamı #mürşit #mursit #murşid #sırkapısı #rızakapısı #murakabe #rabıta #huzurnamazı #fatiha #ihlas #kelimetevhid #iman #zikir #murid #Resullulah #arşıala #zikir #zakir #ibadet #ilim #hilim #tasavvufsohbetleri 

Namaz Hakkında Bilmediklerimiz – Sünnet-i Gayri Müekkiye Nedir? – Vitir Namazı Kapanıştır – Sabah Namazında Nafile Namaz Kılınır mı? – 8 Vakite Kadar Kaza Namazı Nasıl Kılınır? – Evlatlık Alırken Nelere Dikkat Etmek Gerek? – Sabah Namazı Vaktinde Kılınmazsa – Abdest Alırken Ne Okuyalım? – Cemaate Yetişemediysen!

0

Namaz Hakkında Bilmediklerimiz  –  Sünnet-i Gayri Müekkiye Nedir? – Vitr Namazı Kapanıştır

Yarım saat geçtikten sonra bu sünnet kılınmaz bu sünnet terk edilir. Yani ezan okundu, 30 dakika geçti 35-40 dakika oldu, bu sünnet-i gayri müekkiyeyi terk edersin. Bunlar ciddi sünnettir, vaktinde kılınması gereken sünnetlerdir. Peygamberimiz böyle yaptı.

Bu sünnetler (Ettehiyyatü’yü) Tahiyyatı okursun, salavatları okursun, “Rabbena atina fid dünya”’yı da okursun, 

3. rekata “Allahu ekber” diyerek kalkarsın, Sübhaneke ile başlarsın ve zammı sûreler ile bitirirsin.

Diğer sünnetlerin sünnet-i gayri müekkiyeden farkı salavatları okumazsın, Tahiyyat’ı okur, 3’üncü rekata kalkarsın. Fatiha ile başlarsın. Ama bu iki sünnette, (İkindinin sünneti ve yatsının 4 rekat sünneti) sünnet-i gayri müekkiyedir, bunları kılarken birinci oturuşta Tahiyyat’ı, salavatları okunur, Rabbena atina’da okunur. Üçüncü rekata kalkarız, Sübhaneke ile başlarız. Bu şekilde bitiririz. Sünnet-i gayri müekkiyeler ciddi sünnetlerdir. Onun içinde zamanı geçtiği halde, mesela farz kılınıyor uzun bir sürede ama bunlar kılınmıyor. Bunlar ciddi sünnetlerdir.

Sabah Namazında Nafile Namaz Kılınır mı?  8 Vakite Kadar Kaza Namazı Nasıl Kılınır?

Sabah namazı zamanında, kesinlikle nafile namaz kılamazsın, bunu da bilin. Yani sabah namazı vakti girdi, “Nafile de kılayım” onun sünnetinden gayri hiçbir nafile kılınmaz, kaza da kılınmaz. Sabah namazının vaktinde hiçbiri kılınmaz. Ama yatsı namazın kazaya kalmış, sabah namazı geldi, bunun kazasını evvela yaparsın, sabah namazından evvel.

Yedi namaza kadar kazaya kaldı mı vakit namazlarından evvel bunların farzlarını kılacaksın. Ama sekiz namaz kazaya kalmışsa, evvela vakti kılıcan, onları peyderpey kılcan, kurallar konmuştur yani ya şöyle olur ya böyle olur denilmez.

Evlatlık Alırken Nelere Dikkat Etmek Gerek?

Şimdi size bir şey sorusu soracağım. Çok önemli aslında ama insanlara önemsiz gelir. Siz bir evlatlık alsanız, kız veya oğlan çocuğu, hani çocuğumuz olmuyorda, çok önemli bir soru, şeriatın önemle böyle yalın kılıçla kılı kırka yardığı bir olay bu. Bunun gereksinmeleri nedir, ne yapmanız lazım?

Ve böyle bir ömür günah işleyen çok insan var. Bir kere iki yaşından yukarısını evlatlık alamıyorsun, iki yaş sınırdır şeriatın çizdiği çizgi. Emzirme müddeti iki yıldır, 2 yılda emzirme biter, emzirme bittikten sonra evlatlık alamazsın, bugün birçoğu alır, ömür boyu günaha girer.

Evlatlık bir kız çocuğu aldın, bunu mutlaka o evin babası olan erkeğin, ya karısı emzirecek, ya ablası, ya kız kardeşi, ya yakın akrabadan birisinin emzirmesi gerekir, yoksa kız çocuğu 15 yaşına geldiği zaman, babaya namahrem olur. Hiçbir ilişiği yok ki.

Eğer oğlan çocuğu aldıysan, o evin hanımının ya kendisi ya kardeşi ya yakın akrabadan birinin emzirmesi lazım, yoksa o oğlan çocuğu 15 yaşına girdiği zaman, o “ana” dediğine de namahrem olur.

Bu kurallar bugün ayak altına alınmış yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki; “Benim sünnetimden yani körelmiş, unutulmuş bir sünneti su yüzüne çıkaranın, cennete girmesine ben kefilim” diyor. Bunlar bu kadar önemli şeylerdir. Yani şeriat Resûlullah’ın sünneti, her şeyin çizgisini çizmiştir, doğru çizmiştir. Bunlar bilinmesi gereken şeyler.

Şimdi Allah razı olsun, ben bu namaz konusunu defalarca gündeme getirdim ama mesela hala yerleşmemiş bir çoğumuza. Sünnet-i gayri müekkiye başka sünnettir, normal sünnet, başka sünnettir. Bunlar ikisi aynı şeyi değil! Ama kılma şartları var yani, öbür sünnet gibi kılamıyorsun bunu.

Şeriatın 8 hükmü var. Bu 8 hükmün içeriğini iyi bilmek lazım nedir bunlar; farz, vacip, sünnet, mütehap, mübah, haram, mekruh, müfsid.

8 tane var, bu 8 tanenin de getirileri var, yani; bunların kuralları var, bunlar belirli kurallara bağlı, hepsinin dalları kökü gider Kur’ân’a dayanır, hadise dayanır, hiçbiri akli yaklaşımla verilmiş hükümler değildir.

Onun için Allah razı olsun, sünnet-i gayri müekkiye olan iki sünneti bu şekilde kılmamız lazım, bunu ben daha evvel de gündeme getirdim ama bakıyorum, arkadaşların çoğu Tahiyyat’ı okuyup 3. rekata kalkıyor yatsının ilk sünnetinde. Yalnızca yatsının ilk sünneti ile ikindinin sünneti, sünnet-i gayri müekkiyedir, diğerleri değil.

Sabah Namazı Vaktinde Kılınamazsa

Sabah namazı vaktinde kılınmamış ise, “kaza” kelimesini ben kabul etmem! Kur’ân’da “kaza” kelimesi diye bir kelime yok asla. “Kaza namazı” diye bir şeyi Kur’ân zikretmemiş. Kur’ân’ın zikretmediğini şu veya bu şekilde hükme bağlamak kendi içtihadıma göre…

Ha namaz kılınır, nasıl kılınır? Kaza olarak değil, “Niyet ettim, Yarabbi, vaktinde kılamadığım sabah namazının farzını kılmaya!” vaktinde kılamadığım kaza olarak değil, zaten kaza hoş bir şey değil!

Kaza yani; anlam, anlamı tahlil ettiğimiz zaman güzel olan bir şey değil, oysa namaz güzel olan bir şeydir, güzel olan bir şeye, çirkin olan bir şeyi bulaştırmamak lazım. “Kaza” değil bak!

Sabah namazının sünneti de kerahat vakti girmemişse, “Kerahat vakti öğle namazından 45 dakika evveldir.” Güneş doğduktan 45 dakika sonra kerahat vakti kalkar, öğlen namazına 45 dakika kala 3. olan kerahat vakti girer. Bu kerahet vaktinden evvel bu namaz kılınıyorsa, mutlaka sünnetini de kılacaksın sabah namazının. “Vakti geçti” deyip sünneti terk edemiyorsun. Ne diyeceğiz; “Niyet ettim, Yarabbi, vaktinde kılamadığım sabah namazının sünnetine, niyet ettim! Yarabbi, vaktinde kılamadığım sabah namazının farzına.” Kaza kelimesi hoş bir ifade değil.

Bu ne için yerleşmiş böyle bilmiyorum, hayır ve şerrin Allah’ın takdiri ile olduğu anlamına gelen Amentü’deki o da yanlış kelime gibi kesinlikle yanlış, Allah’tan şer gelmez.

Allah Kur’ân’da birçok yerde buyuruyor ki; “Size bir hayır isabet ederse Kat’ımızdandır. Şer işlerseniz nefsinizdendir” diyor.

Biz burada Allah’a iftira atıyoruz. İmanın rükunlarını sayarken kalkıyoruz, Allah’a iftira atıyoruz. Bunlar bid’attır ve bid’at ehli içinde Peygamberimiz diyor ki sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; “Bid’at ehli cehennem köpeğidir, çok tehlikeli bir iştir”.

Hani aklını kullanacaksın Allah diyor ki; “O aklı kullanın diye verdim size” aklını kullanacaksın.

Allah’tan şer gelir mi insana? Allah güzeller güzeli, iyiler iyisi, Allah hep iyiyi murad ediyor, bütün insanlık bütün müminler için. Kafirlere bile ümit veriyor yani gelin etmeyin, eylemeyin sonra diyor; “Azabım çetin!” çok ve açıkça da birçok ayette beyan ediyor diyor ki; “Size bir hayır isabet ederse kendi Kat’ımızdandır, şer işler ise nefsinizdendir.”

Biz ne yapıyoruz? “Hayır şer Allah’tan gelir.” Allah’tan şer gelmez, şer nefisten gelir, şeytandan gelir. Niçin Allah’tan şer gelsin ki? Eğer Allah’tan şer gelseydi var ya bu dünya 24 saate talan olur giderdi.

Mani olmuyor bak, seni bak orda kör etmiyor, topal etmiyor, mani olmuyor. “Ben sana buna izin veriyorum ama Allah belanı versin, Ben bundan memnun değilim…” İstese anında onu felç eder, orada onu işletmez, orada onu yapmıyor. Yarın hesabı, kitabı olduğu için onu yapmıyor.

Cemaate Yetişemediysen

Farz sabah namazının mesela, sen gittin camiye koşarak gittin, imam Fatiha’yı okuyor, hemen uyarsın, hemen uyarsın çünkü; farz mutlakiyet ifade eder, sünnet nafiledir. Sünnet-i gayri müekkiyede nafiledir. Sünnetlerin tamamı nafiledir. Yani birinci derecede farz-ı ayna   girmiyor, nafile ibadet.

Ondan sonra şöyle bir şey Peygamber (s.a.v.) zamanında birkaç Ashap geldi dedi ki Efendimize; “Ya Resûlullah, falan kişi Ashap’tan farz olan namazdan başka namaz kılmıyor. Farz olan, oruçtan başka oruç tutmuyor. Farz olan, hacdan başka hacca gitmiyor. Farz olan zekâttan başka zekât vermiyor” dedi.

Sadece böyle birçok şeyi şikayet ediyor Peygamberimize.

Peygamberimiz dinledi, dinledi dedi ki; “Kardeşlerim, o Allah’ın istediğini yapıyor, ne istiyorsunuz ki ondan?” dedi.

Allah’ın koyduğu farzlardır. Diğerleri farzın dışındakiler nafiledir. Farz söz konusu ise nafileyi sonraya bırakırsın. Nafileyi kaale almazsın.

Şimdi “Sabah namazının sünnetini niye kılmadın?” diye sen sorgulanmazsın. Terk ettin, varsayalım terk ettin. Ben zaman zaman terk ederim. İşim icabı öyledir, sıhhatim icabı öyledir, bir yere gitmem gerekiyordur, şudur budur bir geçerli sebep vardır, sünneti terk ederim.

Allah bana; “Niçin sünneti kılmadın?” diye sormaz. Sünnet nafile, ne var ki sünnetler bilerek, keyfi terk edilmez. Çünkü; Allah yarın onları eksik farzların yerine dolduruyor.

Artı sünnette Resûlullah’ı memnun ediyorsun ama Resûlullah’ta demiyor yani, engelin varken de “İlla bunu kıl!” demiyor. “İlle yok!” sünnette ama farzda ille var. Mutlaka. Farz namazı mutlaka.

Abdest Alırken Ne Okuyalım?

Şimdi abdest, namazın ön hazırlığıdır. Eğer abdest ile kendini namaza hazırlamadıysan, namaz vesveseli olur. Abdest günahtan arınmaktır. Elleri yıkarken, ellerden dökülür günahlar; yılan, çiyan, akrepler şeklinde bunları ileride göreceksiniz.

Efendim yüzünü yıkarken, gözünden dökülür, başını mesh ederken aklındakiler dökülür, abdest büyük olmayan kebahir olmayan günahları döker, arınıyorsun. Hem serinliyorsun hem günahlardan arınıyorsun.

Yani iki namaz arasında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ne diyor bir hadislerinde; “Günahların, kimisi iki namaz arasında dökülür, kimisi iki cuma arasında dökülür, kimisi iki bayram arasında dökülür, kimisi iki Ramazan orucunda dökülür.” Yani bu şekil merhaleler veriyor insanlara. Normal günahlar, yani, kebahir (büyük günah) olmayan günahlar abdestle dökülüyor ve manevi olarak arınmış temizlenmiş olursun.

Diğer bir hadiste de diyor ki; “Enne zafetü minel iman (Temizlik imandandır)” Yani imanın ilk yarısı temizliktir. Bu temizlikte vücut kiri de var bunun için ama hepsi vücut kiri değil benim anladığım ifade ettiğim şekilde abdest alırken yani manevi kirlerden de kurtulmak temizlik.

Abdestin rükunları var, ellerini yıkıyorsun; “Eûzu billahi mineş-şeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim” demeden sonradan dersen olmaz, abdesti bozacaksın başa geleceksin, mutlaka başta söyleyeceksin. “Recmedilmiş şeytandan Allah’a sığındım. Evvela Rabbime sığındım.”

Bundan sonra, “Yarabbi” ellerini yıkarken; “Mahkeme-i Kübra’da amel defterini sağ eline alanlardan et beni.” Bir de ne yapıyorsun, kendini revizyon ediyorsun. Niye revizyon ediyorsun Allah’ın yoluna, Allah’ın Nur’una. Ellerini yıkadın.

Sonra ne yaptın? Ağza su verdin. “Ya Rabbi, Mahkeme-i Kübra’da dili hayır söyleyenlerden et.”

Burnuna su çekiyorsun; “Ya Rabbel Âlemin, Mahkeme-i Kübra’da Resûlullah’ın kokusunu alanlardan et beni.”

Yüzünü yıkıyorsun; “Ya Rabbel Âlemin, beni Mahkeme-i Kübra’da yüzü ak olanlardan et.”

Başını mesh ediyorsun; “Ya Rabbel Âlemin, hiçbir gölgenin bulunmadığı Mahkeme-i Kübra’da sen Arş’ının gölgesinde olanlardan et beni.”

Ayaklarını yıkıyorsun; “Ya Rabbel Âlemin, ayağımı Sırat Köprüsü’nden kaymayanlardan et beni.” Kendini revizyon ediyorsun.

Abdestin kuralı bu ama ben bunu kendi şahsıma yapmıyorum.

Günahım çok olduğu için: 

“Eûzu billahi mineş-şeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim” ve yüzümü yıkarken “Eşhedü enla ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resûluh diyorum ve abdestin sonuna kadar; “Estağfirullahe ve etübü ileyk Sübhanallahi ve bihamdihi okuyorum.

Hadis-i şerifte diyor ki bütün mükevvenatta; “Bu zikri aşan bir günah yok. Hiçbir günah bu zikri aşamaz!” diyor. Benimde günahım çok olduğu için benim kendi içtihatımdır. Kendime yani, size “yap” demiyorum bak, kendi içtihatım bu.

Abdesti bu şekilde aldığın an, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki; “Böyle abdest alan, namazın ecrini de abdeste aldı” diyor. “Ecrini aldı baştan aldı” diyor. “Allah ona lütfetti” diyor, Peygamberimiz söylüyor bunu. Ve böyle abdest aldığın zaman, namaza adam gibi durursun. “Allahu ekber” dediğin an Cenab-ı Hakk’ın kıbleden tecelli ettiğini hissedersin her zerrende, her zerrende, senin secde ettiğin yönden tecelli eder Cenab-ı Hak.

Allah apaçık ortada, yine de gizli. Ama kime gizli? Ehil olmayana gizli, ehil olana gizli değil Allah. Allah çok cömert, çok büyük, çok mükemmel, çok iyi. Hangi çoklarla ifade edelim ki! Ben O’nun varlığı ile iftihar ediyorum, gurura, sürura eriyorum. Onun için namazı dosdoğru kılacağız. “Akimus salat”. “Namazı dosdoğru kılın” demektir. Lambur lumbur münafıkların kıldığı gibi değil dosdoğru.

İbadet azda olsa devamlı ve onun ruhuna uygun olanı makbul. Çok kılayım da lambur lumbur 15 dakikada teravihten çıkaranların rekoru gibi değil!

Allah diyor ki ayet-i kerimede; “Vay ki, o namazı gaflet içinde kılanlara, vay onların haline” diyor. Asla gaflette olmayacaksın, akıl serçe kuşu gibi atlar daldan dala ama kesinlikle namazı hatırlayacaksın.

Döne döne “Sübhane Rabbiyel Azim, Sübhane Rabbiyel ala” derken, O’na eğildiğini, O’nun manevi ayaklarına secde ettiğini ama şekil vermeyeceksin, Allah’a şekil veren kafir olur, O şekilden de münezzehtir. Ki namazı baştan sona gaflet içinde asla kılmayacaksın, öyle nefisten Allah’a sığınmak lazım. Namaz çok önemlidir.

Bir Fransız profesörü diyor ki; “Ben 17-18 tane hastalığa abdest kadar yararı olan bir ilaç daha görmedim yeryüzünde” diyor. Abdestin bir de fizik bedene yararları var, dikkat et yani; namaz ehlinin hali bir başkadır yani yüzüne baktığın vakit, şekline baktığın vakit, onda bir güzellik vardır. Kesinlikle abdestin izi vardır. Abdest iz bırakır. Ama abdesti de abdest gibi almak lazım. Yoksa lambur lumbur eli yüzü yıkamak, temiz demeyeceksin.

Abdestinde bir ruhu var, bir şekli var, bir şemali var, yoksa abdest de bizden yarın şikayetçi olur; “Beni rezil etti bu!” der.

İşte sünnet-i gayri müekkiyeleri bu şekilde kılacağız. Sabah namazı, yatsı namazı, şu namazı, bu namazı değil, farz söz konusuysa, anında farza iştirak edeceksin. Çünkü; cemaatle kılınan namazın 27 derece farkı vardır. Evde de cemaat yapabilirsin. Yalnız başına da cemaat yapabilirsin ama daha sonraları. Merkeze uyarsın, o da cemaat olur.

Abdestinde bir ruhu var, bir şekli var, bir şemali var, yoksa abdest de bizden yarın şikayetçi olur; “Beni rezil etti bu!” der.

 

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#namaz #namazkılarken #farznamazı #namazdakaza #nafilenamaz #evlatedinme #sütverme #evlatlık #sabahnamazı #abdest #abdestinfazileti #abdestnasılalınır #farz #sünnet #ibadet #abdestduası #sunnetigayrımuekkiye

Murakabe Nedir Ve Nasıl Yapılır?

0

Geç saatte olması daha makbuldür. “Murakabe” iki rekat namaz kılarsın, biraz salavat getirirsin, biraz istiğfar edersin, biraz Kelime-i Tevhid bunlar da şart değil, yaparsan murakabeye çabuk geçersin. Gözünü yumarsın, kuvvetli bir şekilde konsantre olursun. Bir fenâ rüzgârı geldi, her şeyi aldı götürdü. Mal, mülk, anan, baban, kocan, çocuğun, bedenin hepsi gitti, nefsin kaldı ortada. Bu nefsi Allah’ın karşısına dikersin; “Rabbime ver hesabı!” dersin. Nefis orda buram buram zorluklar çekmeye başlar. Her şey gidici ve bugün gitti, her şey gitti. Diker onu Allah’ın huzuruna; “Hadi bakalım hayatının her karesinin hesabını ver!” dersin. Buna “murakabe”  denilir.

Bu murakabeler bir çeşit değildir. Bu başlangıç murakabesidir. Sonra başka bir hal alır, sonra başka bir hal alır. Murakabe en basit haliyle, nefsi hesaba çekmektir.  Nefsini hesaba çekenin, ötede hesabı kolay olur. Burada nefsini sorgulamazsan, onun zaaflarından kurtulamazsan ötelerde de  işin zor olur.

OKUDUĞUNUZ BU SOHBETİ SEYİD ALİ EFENDİ’NİN KENDİ SESİNDEN DİNLEMEK İSTİYORSANIZ LÜTFEN ALTTAKİ VİDEOYA TIKLAYIN.

https://youtu.be/rTRlfo9OQuI

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#murakabe

İş Ortaklarının Hali Nasıl Olmalı? – “Ya Rabbi, Verme Artık!” Diyen Peygamber Kimdi? – Şükür Ve Hamd Arasındaki Farkı Biliyor musunuz? – Birgün Olsun Dedik mi?

0

İş Ortaklarının Hali Nasıl Olmalı?

Fikrine şeytani şeyler karıştırdığın an bitti. Bakın ben bunu yıllarca denemişim. Bak yıllarca kader birliği yapılan kişiler tek beden gibi olmalı. Bu olmadığı an iş bitiyor. Sen ben olacaksın, ben sen olacağım. Birbirimize en iyi, en güzeli, en böyle helalini temenni edeceğiz. Bir çelişki, bak, bu çelişki akl-ı maaştan gelir, akl-ı maaddan gelmez. Akl-ı maaşa zaten şeytan karışır, o iş için hiç uğraşma artık. Terk et onu, yüzüstü bırak. Gelmez çünkü arkası gelmez, bin tane engel çıkar. Bir torna dükkanı aç, 2 ortak- 3 ortak. Birinin aklı çelişmeye başlasın, o işten hayır gelmez arkadaşlar. İş tersine döner. Zarar etmeye başlar. Kira ödenmez, müşteri gelmez olur, olurda olur, gider…

Her işte birden fazla kişi iş yapıyor ise tek beden gibi olacak, dürüst olacak. Hepsi birbiri için hayrı temenni edecek. O edilmediği an, zaten o iş bitti! Yani bunlar gözümüzün görmediği kurallar. Allâhu Teâlâ âlemleri sisteminize ederken koyduğu kurallar, bu kurallar. Bunlar Kıyamet’e kadar hükmünü sürer. Kesinlikle, Kıyamet’e kadar devam eder. Yani; her şey elimizin tuttuğu, gözümüzün gördüğü değil! Bununla sınırlı değil yani! Onun ötesinde çok daha fazlası var!

Bunun için bütün Allah dostları diyor ki; “Niyet hayırsa, akıbet de hayır olur.” Niyete abidik gubidik karıştığı an, akıbet hayır olmuyor kesinlikle!

Onun için Allah razı olsun. Dünya ahiretin tarlasıdır, burada kazanacağız. Yani Allah’ın rızasını da burada kazanacağız, cenneti de burada kazanacağız. Dünyada rahat yaşamak için tabi buna gönül vermemek kaydıyla! Yani ehli dünya olmamak kaydıyla!

Şükür Ve Hamd Arası Farkı Biliyor Musunuz?

“Ya Rabbi, Verme Artık” Diyen Peygamber Kimdi?

Dünyadaki geçimini de burada kazanacaksın. Dünya ahiretin tarlası!

Allah her türlü nimeti buraya saçmış, yaymış hepsi var ama şükür yok! Bu sefer zorluk var şükür olmayan yerde, zorluk var.

Hadis-i şerifte diyor ki; “Şükür bir şeyi ziyadeleştirir.” Az paraya çok şükret bak, onun betine bereketine ummadığın yerlerden de gelmeye başlar. “Ya bu mu?” dedin mi, o daha da küçülür. İkram Allah’ın, kul sebeptir. Bir tenceredeki kepçe kalkıp da senin tasına yemek koyar mı? Mutlaka kepçeyi tutan bir el var. Sana veren kepçedir, onu tutan Allah’tır. Veren Allah’tır şükredeceksin.

Güzel olan her şeye, çok şükür edeceksin ki, o güzellikler çoğalsın. Nimete çok şükret, nimet çoğalsın.

Sakın hastalığa şükretme! Hastalık çoğalır. Kazaya, belaya şükretme! Bir kaza daha yaparsın. Hoş olmayan şeylere, “Hamd” var. Allah’tan geleni kabullenmek. Yani Allah’ın kaza ve kaderine rıza göstermek ama şükür öyle değil, şükür ziyadeleştiriyor.

İbrahim (a.s.) malını koyacak yer bulamıyordu; “Ya Rabbi, verme artık. Ne yapayım, nereye koyayım?” Allah’ta diyordu ki; “Ya İbrahim, sen şükredenlerdensin. Sen şükret, vereceğim. Ben sana vereceğim” diyordu. Evet, “Elhamdülillah” demeyi bile unuturuz, sofradan kalkarız. E ondan sonra deriz ki, “İş bulamadık, para alamadık vs. vs. olmadı der, Allah’a iftira atarız!

Bir Gün Olsun Dedik Mi?

Ya kardeşim, sen üzerine düşeni yaptın mı? “Elhamdülillahi Rabbil Âlemin” dedin mi? Defalarca diyeceksin bunu. Teşekkür edeceksin. Bir insandan bir iyilik görüyorsunda bin defa teşekkür ediyorsun, neden Allah’tan her zaman iyilik görüp, neden teşekkür etmiyorsun ki?

Allah’a bir gün ellerimizi açıp da Allah’a; “Ya Rabbi, hakkını helal et!” dedik mi? Bu kadar hakkı var Allah’ın, demedik. Karımıza deriz, “Hakkını helal et!” diye, “Yemek yaptın, falan yaptın…” Seni Yaradan’a demeyiz ama! Bak insanın hoş olmayan huylarına bak. Sen Yaradan’ı karından da, çocuğundan da, parandan da, pulundan da, canından da hepsinden çok seveceksin evvela. Ha, O sevmedikçe, sen sevemezsin. Sen kendini o hale getirirsen, O seni sevmeye başlar. Gene sende bir şeyler var. Sen arındıkça, Allah’ın sevgisi çoğalacak sana, senin sevgin de çoğalacak O’na. Yani; sende hiçbir şey yok değil. Yani sen robot değilsin.

 

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#nefs #ortaklık #işortaklıgı  #Allahsevgisi #niyet #ikram #Allah #şukur #şükür #sukur #hamd #Elhamdülillah #ElhamdülillahiRabbilAlemin