Ana Sayfa Blog Sayfa 17

Kıyamet Alametleri – Hz. Mehdi Geldiğinde Verilecekler – Kara Delikler – Dünya Çok Şeylere Gebe – Kıyamet’ten Önce Keşfedilecek Gezegen -Kıtaların Yer Değiştirmesindeki Sır

0

80-100 bin kişilik bir ordu. Son gaz silahlarla dayalı döşeli bir ordu çıkacak Türk’lerden.

Almanya’da milyonlarca Türk var. Şu anda Almanya ile gerginiz bakalım ilerde, üç beş yılda ne olacak? Böyle bir orduyu Almanya tam tekmil silahlandırıp, yollayacak Türkiye’ye. Büyük savaşlar var yani. Yani bir Türk ordusu hazırlayıp, Türkiye’ye yolluyor. Tam gaz, tam tekmil.

Türkiye’nin hududları büyüyor. Karadeniz’in karşı tarafına da geçiyor. Fakat çok ölü oluyor, genellikle erkekler. “Genç kızlar 80-90 yaşındaki adamlara tebelleş olur” diyor Muhyiddin Arabi. O kadar erkek ölecek. Kadınlar, “Yaşlı bir adamla da olsa yatayım, bir çocuğum olsun” diye düşünecekler. O hesaba gidilecek günlerin arifesindeyiz yani.

Çok savaşlar olacak Dünya’da. Yahudinin yıkılışı var. Derken Deccal çıkar. Derken Yecüc-Mecüc çıkar. Yani bir kere fitne körüklendi mi artık Kıyamet’e kadar… Mehdi gelecek ama o da savaşacak. İsa gelecek, o da savaşacak. Şimdi Mehdi’nin artık çıkması lazım yani. Allah, Dünya’yı da yukarda muhasara ettiriyor gök taşlarıyla. Oraları görsen var ya, “Belki bir saat sonra Dünya yıkılır” dersin. Göktaşlarının bir tanesi dahi Dünya’yı yok edecek güçte.

1975 yılına tek bir tane yok Dünya’nın etrafında o taşlardan. 1982’de bir bakıyorsun 700-800 tane taş geliyor. Dünya ile birlikte dönüyor. Daha hızlı dönüyor Dünya’nın etrafında. O enerjiye insan şaşıp kalıyor. Ve 1982’den, bugün 2017, 35 yılda taşların sayısı 50 bine yakın. Bir sıra siyah taşlar çevriliyor, kırmızı taşlar ateş gibi, sonra yeşil taşlar. Valla saatte 30 bin km. süratı!

Bir de şey var, Kıyamet’ten önce o da  meydana çıkacak. Dünya’nın iki katında bir gezegen var. Süratı bizim 1 yılımızı, o 18 saatte bitiriyor. Bir saniyede 640 metre süratla gidiyor. Dünya’nın 3 bin km. sürati var, kendi ekseni ve Güneş’in etrafındaki.

Güneş’in en küçük noktasında. Bu da çıkacak, bu da Kıyamet alametlerinden ve bu olduğu gibi elmastan, bu şey hani; biz şu kadarına para yetiştiremiyoruz ya,  Dünya’nın iki katı küre, olduğu gibi elmas. İşlenmiş elmas yani. Yoksa o sürati kaldırmaz zaten kara delikler gibi.

Kara delikler var saatte 3 milyon km. süratle gidiyor. Kara delikler cehennemdir yani bilin. Kara deliklerin en küçüğü bu Dünya’nın 4 milyon katı. Bakın saatte 3 milyon km. süratle gidenin hararetini düşün? Güneş onun yanında gölgelik, serinlik. Ve Allah:

“7 cehennem, 8 cennet” diyor. 7 tane kara delik var. Cehennemler Nerede? Esfeli Safilin’de. Yani Dünya semasında. Ama cennetlerde Arş’ın altında. Yani Dünya o kadar çok şeylere gebe ki. Eeee Rabb’im nasıl dilerse, öyle olur. Bunun ötesi berisi yok!

Şimdi Allah razı olsun. İşte  Kıyamet’ten önce o dediğim gezegende keşif edilecek. Edilmesi lazım. Onun görülmesi de Kıyamet alametlerinden.

Bakalım görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler. Yalnız bu Yahudi tamamen haddi aştı artık. Dünya tamamen zulüm dünyası. İşte Mehdi bu adaleti getirecek yeni Dünyaya.

E bugün bir adam çıkıp; “Ben Mehdi’yim” dese kim dinler? Ama öyle değil işte.

Hz. Mehdi Geldiğinde Verilecekler

Hz. Mehdi nasıl bir adam biliyor musunuz? Alim, abid, derviş değil, anlatabiliyor muyum? Sıradan bir vatandaş. Adı da Mehdi değil. Fakat Allah bir gecede onu revizyon edecek. İlim de verecek, irfan da verecek, kemâlatta verecek, kalp gözünü de açacak. Ve diyecek ki; “Git felan yere Süleyman’ın mühürü, Musa’nın asası da orda, al onları.”

Ve Arşı Ala’ya kaldırılmış bir yüzük var. Üzerindeki yazıyı da okumayacağım size. Üzerinde yazı var, o yüzük parmağına takıldığı zaman bütün cinliler ona itaat edicek, aynı Süleyman (a.s.) itaat ettikleri gibi. Bütün cinliler itaat edecek. Sen itaat etme erkeksen. “Ben Mehdi’yim” dediği vakit, erkeksen inanma. Cinlilerden orduları var adamın, istediği kılıkta herkese gözükecek.

Mehdi’nin artık çıkması lazım. Çünkü Dünyanın gidişhatına bakıyorum adalet diye bir şey kalmadı. Tamamen zulüm. Asrı zulüm… Asrı zulüm… Asrı zulüm… Asrı saadet yok. Bir Peygamberin zamanında yaşandı. Bir de Mehdi zamanında yaşanacak. Artık Hz. Mehdi’nin çıkması gerekiyor. İşte birçok şey ve altyapılar oluşuyor.

Muhyiddin Arabi Hz. diyor ki:

Evvelinde tamtam ola,

Döner sonra gamgam ola,

Nuh tufanına nişan ola

Ben ta çocukken okumuştum. Babam da onun istihraçları vardı, kendi el yazması ceylan derisi üzerine. Bir kitabı iki kişi kaldırıyorduk.

“Evvelinde tamtam olan” dediği Amerika, Kızılderililer ülkesi. Muhyiddin Arabi’nin yaşadığı zamanda Amerika keşfedilmemiş. Ama keşfedileceğini söylüyor.

“Döner sonra gamgam ola” dediği, Dünya’yı sömüren bir güç olur yani.

Ama üçüncü satırda “Nuh tufanına nişan ola” dediği, okyanusa batacak. Ya o deli batıracak Amerika’yı ya da ikinci bir ihtimalde, Amerika’nın altında lavlar var büyük çaplı, Amerika olduğu gibi inecek okyanusun içine.

Şimdi kıtalarda levhaların üzerinde, kıtalarda hareket halinde. 25.200 yılda kıtalar yer değiştirir. Yoksa karalar insanı beslemez. 25.200 yıl çok uzun bir zaman. Yağmurlar, şunlar, bunlar, seller bütün verimli şeyleri denizin dibine taşıyor, çoraklaşıyor. Yavaş  yavaş, yavaş  yavaş karalar denize, denizler karaya dönüşüyor. Mesela, okyanuslarda büyük piramitler bulunur. Büyük şehirlerin harabelerini buluyorlar, neden? İşte yer değiştirmeden Dünya birçok evrelerden geçiyor.

Yani; Dünya’yı tanımak için birazda hikmet bulaşacak kişiye. Baktığını görcen yani. İnsanlar baktığını görmüyor. Bizde görmüyoruz da. Yani azcık baktığımızı görsek, çok şeyler apaçık yazılı.

————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#kıyamet #kıyametalametleri #dünyanınsonu #felaketler #MuhyiddinArabi #sel #deprem #elmasgezegen

Zikirde Gaye Nedir? – Bedbahtlığın En Büyüğü – İlmin Ve Alimin Değeri Nedir?

1

Dünyada değil âlemlerde görülmüş müdür ki bir mal olacakta sahibi olmayacak? Ama işte cahiller bunun farkında değildir.

Allâhu Teâlâ:

“Biz her şeyi çifter çifter yarattık” diyor. O Allâhu Teâlâ’nın dengi yoktur. O tek olduğu için, cahil onu terennüm edemez.

İşte burada Allâhu Teâlâ’ya terennüm etmek için ilham gözünün aynasını temiz tutacağız. Onu afetlerden uzak tutacağız. Oraya tecelliyat başlar ise işte kemâlât… Kendiliğinden önünde kemâlâtın kapıları açılır, Rıza Kapısı açılır, Sır Kapısı açılır.

Gaye o kapılardan geçmek de değil. Gaye; makam, mevki, bilmem ne kazanmakta değil. Gaye bilmem şu kerametimiz olsun, bilmem şu olsun, bu olsun da değil. Eğer gaye bu olursa zaten kişi tökezler, yürümesi mümkün olmaz. Gaye Allah rızasıdır. Şurada veya burada bir tarikatın bünyesinde, şu derste veya burada, bunun hiçbir ehemmiyeti yok. Aynı sürü müsün? Mesele yok…

Onun için yani müspetin de, menfinin de karışıklığı vardır ama Allâhu Teâlâ:

“Sizin şer sandıklarınızda birçok hayır vardır” diyor bize. O kadar bariz bir şekilde belli ki bunlar.

Cehennemden daha büyük bir şer olabilir mi? “Cehennemin duvarlarının kalınlığı bir atın son sürat aldığı yolla 60 veya 70 senelik yol kadardır” diyor. Cehennem duvarının kalınlığı… O cehennemi düşün yani aklımızda şöyle bir tahayyül edelim. Oraya girmek bedbahtlığın en büyüğüdür, ondan daha büyük bedbahtlık olamaz. Ama içine girmeden ziyade, onun bu şekilde de Allâhu Teâlâ şerrin içinde hayrıda var ediyor. Bunu kim yapabilir? Yalnızca Allâhu Teâlâ yapabilir, O’ndan gayrısı hiç mümkün değil!

Nizam-ı Âlem. Her şey yerli yerinde ne eksik var ne fazla var. Her şey en güzel, en doğru yerinde. Bunu bu şekilde insanlar terennüm ederse, Allâhu Teâlâ’ya yavaş yavaş daha fazla itimat etmeye başlar. Çünkü Allâhu Teâlâ ayet-i kerimede; “Ben kulumun zannı üzereyim” diyor. Kişi Allâhu Teâlâ’ya karşı içinde ölmeden iyi zan oluşturmadıysa, ötede işi zor olur.

Salatu selam Efendimiz Ashab’ına diyor ki; “Ey Ashab’ım, sakın ola ki, sakın ola ki!” (Ashab gibi insanların sözüne bal olan güruha dahi.) “Sakın ola ki ey Ashab’ım,  Allah’a karşı içinizde iyi zan oluşturmadan ölmeyiniz.”

Bu zan, bu şekilde ilimde kemâlata doğru yöneldikçe, Allâhu Teâlâ’nın mümine nasıl yakın bir dost olduğunun farkına varır. O’na sevgi, saygı, daha birçok dilin anlayamayacağı meleke gelişir kişide. O melekeler Allâhu Teâlâ’ya olan iyi zannın temelini oluşturur. O melekeler olmadan kelimelerde söylersin bunu. İyi zan ama bu iyi zannı ara kalbinde, aklında, fikrinde, şuurunda, dimağında… Bu tür melekelerde kelimede kalmıştır.

İlmel yakîn, aynel yakîn olmadı yani kelimede var ama içinde ara. Ne bunun temelini bulursun ne binasını bulursun. O temelini ve binasını bulabilmek için bu temelide anlattığım şeyler oluşturur. Çünkü Allâhu Teâlâ her şeyden çok neyi düşünebiliyorsan,  her şeyden çok sevilmeye, sayılmaya, korkulmaya layık olan Zât’tır ki bu fizik vücutta mercimekten daha büyük tohum bırakmış, bu çürümüyor.

Allâhu Teâlâ’nın sistemimize olaylarında kurallara bağlanmış kaideleri var, Allâhu Teâlâ’nın adetleri var. Ki “Adetullah” diyoruz bunlara. Burada bunu nizama, intizama almış ve bu yazılmış çizilmiş, ondan sonra hazırlanmış. Dünya hayatı işte 3-5 dakika yaşar gidersin. Uzun bir yolda bir mola kadar. Tekrar fizik bedenle cennete, insan sadece nefisle ruhla cehenneme girmez, fizik bedeni de girer. Aynen fizik bedenini tekrar yaratacak Allâhu Teâlâ.

Kafirler diyorlar ki; “Öldük, çürüdük işte. Neyimiz cennete, neyimiz cehenneme gidecek?” Bu sadece onların cehaletidir. Bir incir çekirdeğini incelediniz mi? Ne kadarlık bir şeydir? Yav o kadar küçük bir nesne ki elle zor tutarsın, at onu bir saksıya, koca bir incir ağacı oluyor.

“Onun içine bir incir ağacını saklayan Allâhu Teâlâ seni bir daha yaratamayacak mı yani?”

Bu nasıl bir gaflettir, bu nasıl bir aptallıktır. Onun için biyoloji ilminden dahi haberdar olmayan insanın, imanı kemâlat bulmuyor. Çünkü Allâhu Teâlâ’nın sistematize olaylarındaki inceliği ancak biyolojide buluyorsun.

Hadis-i şerifte; “Alimin mürekkebi şehidin kanı ile tartılır, şehit Allah için canını vermiş, Alimin mürekkebi daha ağır gelir” diyor.

Tabiki zikir güzel bir şey, tabiki tarikat güzel birşey ama bakın şu kesindir ki şeriat ilmini hiç tanımayan bir insan, tarikata girsin, zındıklığa adaydır. Zındıklığa adaydır yani. Eğer ilmin değeri olmasaydı, salatu selam Efendimiz, Allâhu Teâlâ ilim için bu kadar tembihatta bulunmazdı.

“İlim; müminin yitirilmiş malıdır, nerede bulursa alır” diyor. İlim ise dağarcığına atacaksın. Nerde bulursan o senin yitirilmiş malın gibidir. Ama bana ilim ne gerek irfan ne gerek, şu, bu. Öyle yağma yok. Çünkü cahil Müslüman şeytanın maskarasıdır. Bu hadis-i şeriftir, ben söylemiyorum yani, salatu selam Efendimiz söylüyor. Cahil insan bid’ata saplanır. İyi de dinde olmayan bir şeyi örf ile dine katarsan bid’at ehli olursun.

Bid’at-ı hayırda var. Ee peki ilim olmazsa, atacağımız adımı nasıl bileceğiz, nasıl koruyacağız kendimizi?

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#zikir #zikirdegaye #ilim #alim #bedbahlık #cennet #mümin

Televizyon Yalanı – Nelere İçtihat Edilmez? – Teheccüd Namazı Hakkında İçtihat – Batılla, Bid’at Arasındaki Fark Nedir?

1

Bu konu içtihada açık konu. Bu konu benim gönlüme yatmadı.

Cenab-ı Peygamber i (s.a.v.) Efendimiz zamanında elektrik yok, televizyon yok, şu yok, bu yok. Akşam bir kör kandil. Bir insan otursa otursa onunla yatsı namazını kılar, ondan sonra yapacak bir şey yok, yatar. Bu insan 03:30’da teheccüd namazına kalkabilir. Ama içtihat kapısı açık, şimdi ben içtihadı konuşuyorum, kendi içtihadımı. Bugünün insanı birtakım bağımlılıklar kazanmış. Bunlar bugünkü insanın bağımlılıkları, birçoğu zararlı yani zehir kadar zararlı.

Şimdi bugünün insanı televizyonu açıyor. Bir şeytan gelip şurada oturupta bize bir ton yalan anlatsa hepimiz ondan tiksiniriz, televizyon aynı şeydir. Her film bir yalandır. Aslı astarı olmayan bir senaristin kafasından geçen yalanlardır. Bir roman gibi… Romanlarda öyledir. İşte bunlar bugünkü insanın zaaflarındandır. Mümkün mertebe buna köle olmayın, buna bağımlı olmayın, bunun vebali büyük olur.

Şurada bir iblis gelip otursun, bize sabaha kadar palavra anlatsın, yalan anlatsın nasıl biz ondan zarar görürsek, nasıl ondan bize zulmet bulaşırsa, bundan da bulaşır. Tamam bir film seyredersin artık bu çağda, iki film seyredersin ama bütün gün fırsat buldukça buna yüklenmeyin. Bu şeytan kadar zararlı bir şeydir. Haber dinlersin iyi kısmı var. Yani ibret alınacak şeyler de sevap var ama bunun tersinde de günah var. Asla tek uçlu değildir, her şeyin iki ucu vardır. Ha bunun yararlı kısmını seç, beğen, seyret ama zararlı kısmından da mümkün mertebe bir parça yapsanda uzak dur.

Onun için bugün işte elektrik icad olmuş, gündüz çalışan insan oluyor, gece erken yatamıyor, gece geç saatlere kalıyor teheccüd namazına uyuyup kalkmak o değil. Ben bunu içtihad ettim ki uyumadan da o saate ulaştığın an, o devrin insanı kılabilir namaz. Bu benim içtihadımdır. Sen 15 asır öncesine git, o günün insanı en fazla yatsı namazını kılar uyurdu. Başka çaresi yoktu yani. Ama biz bugün o şartlarda yaşamıyoruz.

Hz. Ali Efendimiz diyor ki; “Çocuğuna kesinlikle kendin gibi yaşamak için baskı yapma. İslam’ı öğret, namazı kılsın. Namazı mutlaka. Ama ilimde, irfanda, şunda, bunda. Çünkü onlar başka bir zaman dilimi içinde yaratılmışlardır. Onlar senin zamanında yaşamaz.”  Her gelen nesil başka bir zaman dilimini yaşıyor, bunları da böyle görmek lazım.

Bakın “Gurer ve Dürer” diye İmam-ı Azam Hanefi Hazretlerinin fetvaları vardır. Ben okumadım sadece isimlerini bilirim kitapların.

O kitaplarda bulunan insanlar der ki bir konuyu işlerken, işte “İmam Şafi şunu dedi, İmam Maliki şunu dedi, İmam Ahmed şunu dedi, Hanbeli şunu dedi falan…” kendi fikrini koyar. Bizde deriz ki; “Der ve kendi içtihadını söyler”.

Esas olan şudur içtihatta hata yaparsan bir sevab alırsın, hata yapmazsan on sevap alırsın. İçtihatta vebal yok ama temiz niyetle. Eğer bid’at katarsan…

Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki; “Bid’at ehli cehennemin köpekleridir.” Evet bid’at ehli cehennemin köpekleridir. Dinde olmayan bir şeyi ona mal etmek, dine bir şey katmak veya bir şey eksiltmek, bid’at-ı şerdir bu. Ama bid’at-ı hayrda var. İşte ilim çok gerekiyor. Bid’atın zarar vermeyen kısmı var, bid’atın zarar veren kısmı var.

“Bid’at-ı hayr” var, “bid’at-ı şer” var.

Bid’at-ı hayr nedir?

Bir örnek verelim. Bid’at-ı hayr. Peygamberimiz (s.a.v) Efendimiz zamanında kaşık yoktu, yemek el ile yeniyordu. Bugün kaşık çıktı, daha temiz. Bu bid’at-ı hayrdır. O gün yoktu, bugün var. Bu hayırlı bid’attır, zararlı değil.

Peygamberimiz zamanında uçak mı vardı? Buna binmek bid’at-ı hayrdır. Yolculuğu kısaltıyorsun, eziyet çekmiyosun. O gün araba mı vardı? O gün olmayan her şey bugün bid’attır. Ama bid’at-ı hayrda hiçbir beis yoktur, bunu kullanabilirsin.

Bid’at-ı şerde adam kalkıyor diyor ki, “Namaz 5 vakit değil, 3 vakittir.” Bid’at-ı şerdir bu. Bu adam cehennem köpeğidir. Veyahut işte, “Sabah namazı 4 değil, 6 rekattır” diyor. Bid’at-ı şerdir. Çünkü içtihada kapalı bu konu. İçtihada kapalı konuya asla değinemezsin çünkü Allâhu Teâlâ ayet yollamış, kesin hükmünü koymuş, salatu selam Efendimiz bunu yaşamış ve hadis-i şeriflerle de bunu ümmetine beyan etmiş. Bu konuda hiçbir kelime, bir nokta ne eksiltebilirsin ne arttırabilirsin.

Ashap’tan bile işte “İkindi namazını şöyle yapalım” diyenler oldu, “İki rekatta son sünnette katalım” diyenlere Peygamberimiz; “Bir milim katanı kellesinden uçururum. Öyle bir şey yok, bid’at-ı şer olur” dedi. Allâhu Teâlâ hükmünü koydu bitti. Bunun üzerine artık ne eksiltebilirsin ne arttırabilirsin.

Bid’at-ı şer ayrı, bid’at-ı hayr ayrı. Batıl; asılsız olan şeydir. Bid’atsa; bir şey eksiltmek veya arttırmaktır.

 

———————————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#içtihat #nelereiçtihatedilmez #batıllabidatarasıfark #bidat #bidatıhayr #bidatışer

Kandil Sohbeti – Müminin Özeti – Kandil Gecelerinin Getirileri – Peygamberimizin Emrettiği 3 Şey – Zikirdeki 111 Besmele

1

“Yarabbi, huzurundan başka gidecek kapı yok. Eğiliriz, rükûya gideriz. Yarabbi yanlışlarımdan belim büküldü.” Secdeye kapanırız. Namaz böyle kılınırsa, bunlar hissedilirse ne olur? “Salat-ü Nefs, Salat-ü Cisim, Salat-ü Kalp, Salat-ü Ruh” olur. Bunun farkında olmamız lazım. Ha böyle gecelerde işte müminin özeti…

Müminin kullanma kılavuzu Kur’ân’dır. Nasıl bir eşya alırız, onun bir kullanma kılavuzu vardır; müminin kullanma kılavuzu Kur’ân’dır. Müminin özeti de namazdır. Şimdi –Elhamdülillahi Rabbil Alemin– böyle gecelerde Cenab-ı Hakk ne yapıyor? Lütuf üzerine lütuf, lütuf üzerine lütuf… O’nun cömertliğinden müminler büyük ikramlar alıyor. Böyle gecelerde Cenab-ı Peygamberimizin izahı ile; “Affedilmeyen insanlara yazıklar olsun!” diyor. Böyle gecelerde kimler af olunuyor? Burada bir sefer “Estağfurullah” diyorsun, 5 sefer “Estağfurullah el Azim” diyorsun 2000 sene bunu demiş gibi faydası oluyor. Böyle fırsatlar kaçırılır mı?

İşte böyle gecelerde af olmayan insanlar kimlerdir? Devamlı içki içenler. “Devamlı içki içenler, puta tapanlar gibidir” diyor.

Anasını babasını dövenler, daha sonra Allah’a şirk koşanlar.

Cenab-ı Peygamberimiz bir hadisinde bunları saymadan o konu ile ilgili diyor ki; “Size üç şeyi emrediyorum.” Emrediyor, rica etmiyor. “Size üç şeyi emrediyorum!” diyor, “Allah’tan başka ilah tanıma. Allâhu Teâlâ’ya şirk koşma ve Allâhu Teâlâ’nın ipine sıkı sarıl. Bu üç şeyi size emrediyorum!” diyor. “Birçok şeyi sizden men ederken bu üç şeyi emrediyorum!” diyor.

İşte böyle gecelerde buraya niye toplandık? Senin evden çıkışınla senin kazancın o kadar büyük ki!… Nereye gidiyorsun sen? Allah’ın rızasına. Allah’ın anıldığı bir meclise gidiyorsun. Buraya Allah’ın velisi geliyor, evliyası geliyor, Peygamberler geliyor, Hazreti Ali Efendimiz geliyor. Bazen burayı Ravza’ya taşıyor. Bunlar büyük lütuflar, böyle gecelerde bunlar binlerce kat olarak yazılıyor.

Bir Veli diyor ki; “Bir kulun dilinde istiğfar varsa, büyük günahı yoktur. İstiğfar edenin büyük günahı olmaz” diyor. “İstiğfar etmeyeninde küçük günahı olmaz” diyor. Küçük günahlar birike birike ne oluyor?

Elhamdülillah bu meclislerde hem istiğfar var hem âlemlerin Rabbinin “Habibim” dediğine salavat var, hem de Yaradan’ın zikri var. Ve böyle gecelerde bunlar ne yapıyor? Katlanıyor, katlanıyor, katlanıyor o gece ikramı gibi oluyor, katlanarak kazancımız artıyor.

Allâhu Teâlâ’ya ne kadar şükretsek böyle gecelerde, bize ikram ettiği için kesinlikle hakkıyla şükretmiş olamayız. Buna ne dil yeter ne gönül yeter. Hiçbiri yetmez. Bunlar Cenab-ı Hakk’ın fazlından, lütfundandır. Böyle gecelerde ne yapabiliyorsak. Buraya geldik, burada zikir halkası yetmez mi? Fazla bile gelir, ama yine de gönülden, dilden düşürmemek lazım.

Allâhu Teâlâ bir yılın içine böyle geceleri serpiştiriyor. İnsanlar genelde işte bu Kadir Gecesi’dir, işte bu şu gecesidir, bu gecesidir daha sonra buna rağbet ediyor. Buna karşı sevgisi var, zaafı var, vesairesi var. Bunlar güzel şeyler ama bunlarla sınırlı olmamalı. Ramazan Müslüman’ı gibi adam Ramazan’da oruç tutar, namaz kılar, Ramazan biter, bitti her şey. Bu tabii ki zikir meclisine gelen insanların şiarı değil, bunların halleri değil ama maalesef içinde yaşadığımız cemiyetlerin hali bu.

Bundan da insanlar etkileniyor. Yani bir insanın, iki insanın, beş insanın, bin insanın, yüz bin insanın düşünce tarzında mutlaka onlara manyetik bir yayın yapıyor bu alan içerisine. Müslümanda etkileniyor.

Esas Uşşaki tarikatının zikrinde 111 Besmele yoktur aslında tarihten gelen. Bu sonradan kondu, kim koydu bunu? Hacı Kazım Kulevi Hazretleri. “Artık sofi dışarıdan çok etkileniyor, cemiyetler tefessüh ettikçe ediyor, ettikçe ediyor” dedi, ne yaptı? 111 Besmele koydu başına. Yani Besmele süzgeç, süzüyor birçok şeyi. Şimdi bunlar kesinlikle kendi kafalarından bir şey yapmaz. Bir yerlerden emir alınca yapar. Bu emir kimden gelir? Resullulah’tan veya Cenab-ı Hakk’tan. Bu nedir? Bu da lütuftur. Şimdi bunların farkına varıp, bunlara karşı şükretmemiz gereken şeyler.

#Besmele #tovbe #tövbe #Salat-unefs #Salat-uCisim Salat-uKalp, #Salat-uRuh #salatınef #salatıkalp #salatıruh #kandil