Ana Sayfa Blog Sayfa 12

Seferilikte Namazlar Nasıl Kılınır? – Vitr Namazında Neden Tekbir Alınır? – Peygamberimiz Teravih Namazını Kaç Rekat Kılardı? – Teravih Namazını Cemaatla Kılmak Şart Mı?

0

90 kilometreyi aşıyorsa gideceğin yol; seferisin. 4 rekatlık farzları tam kılarsan biraz günah alırsın. Tehdit var, Peygamberimizin tehdidi var; “Seferiyken Hazeri gibi namaz kılan, Hazeri’yken seferi gibi namaz kılan gibidir” diyor. Tehdit var yani.

Seferi namaz Allah’ın sana hediyesidir. Sen Allah’a diyorsun, “Ben senin hediyeni kabul etmiyorum ve ihtiyacım yok senin hediyene”, tam kılarsan namazı böyle dermiş gibi oluyorsun. 4 rekat farzları sadece 2 rekat kılarsın. Sabah farzı 2, öğle farzı 2, ikindi farzı 2, akşam namazı farzı 3 rekat, yatsı farzı 2 rekat ve vitr kılarsın. 15 gün böyle kılarsın, 16’ıncı gün normale döner ama ne zaman döneceğin belli değilse; “Yarında giderim, öbür günde giderim…” diyerek, bir yıl geçse seferlik devam eder.

Ama dönüşün aşağı, yukarı belliyse ancak 15 gün seferi olursun, 16. gün normale döner. Bunlar fıkıh kısmıdır dinin, bunlara uyulması gerekir.

Oruç mesela Allah; “Seferi (uzun yola çıkana) oruç tutma, sonra yerine kaza edersin” diyor, yani evindeyken uzun bir yola gidiyorsan, yolculukta zor olur diye. Yani onu tutmayabilirsin ama sonra gününe gün kaza edersin, yani cezalı değil. Eğer geçmeyen bir hastalık şu, bu varsa, oruç için diyet veriyorsun. Yine oruç yazılıyor sana. Mesela; bir şeker hastalığın var ki yemesen, elin ayağın tutmuyor, bir ağır tansiyon vakası, işte bi kalp arızası, vesaire bunlarla oruç tutmuyorsun, tutarsan günaha girersin. Ama hergün için diyet ödeyeceksin. Bir fitre miktarı, mesela kaç para fitre? Şu kadar. 30 gün için her güne 1 fitre bedeli olacak şekilde fitre bedelini ödeyeceksin. Paran yoksa veya çok yaşlıysan bundan da sorumlu tutmuyor Allah. Yani verebilecek gücün varsa, vereceksin, yine sana oruç yazılıyor. Allah’ın koyduğu kurallar, Allah’ın koyduğu yasaklar, kanun bu yani.

“Ben mesela seferiyim ama Hazeri gibi namaz kılarım” dediğin an, olmuyor. Ama 70-80 kilometrede seferi olmuyorsun, gideceğin yer en az 90 kilometre olacak. Sen (Yanındaki birine söylüyor)  burada bile seferi oluyorsun. Yani çıktığın yerle, geldiğin yer 90 kilometre oldu mu, tamam bitti, seferisin.

Şimdi mesela; sen buradan geldiğin evine dönüyorsun, seferisin. Akhisar’ın son evlerine gelmeden yani Akhisar’a 2 kilometre kala ikindi ezanı okundu, ezanı duydun ama son evi daha geçmemiştin, arkadan evine gittin, seferisin. Eğer son evi geçtikten sonra okunsaydı, ikindi ezanı namazını normal kılacaktın seferilik bitmiş olacaktı.

Bulunduğun beldeyi çıkışta da aynı şey olur. Bulunduğun beldenin son evini geçtiğin an seferilik başlar. Yani sen şimdi Akhisar’dan çıktın 90 km. yol gideceksin ama Akhisar’dan çıktın, çıktıktan 3 km. sonra ezan okundu, namaz kılman gerekir, seferi kılacaksın. Çünkü; seferiliğe niyetlendin 90 kilometreye.

Yani bunlar fıkıh kısmıdır. Fıkıh ilmine kesinlikle uymak gerekir. Bilmeden yaparsan sorumlu değilsin ama bilerek yaparsan, günaha girersin. Onun için Mürşid’ler kesinlikle lazım.

Oruçta illesi yok, orda senin eline bırakıyor. “Tutabilirsin, tutmayabilirsin” diyor. Kesinlikle “tutma” demiyor, yani tutmayabilirsin gönlüne göre, kaza etmek kaydıyla, tutmayabiliyorsun.

Mesela; eski tarihlerde adamlar bir yola gidiyorlarsa, at ile, eşek ile, yaya gidiyorlardı, zahmet çoktu. Bugün için mesela arabalar var, rahat gidiyorsun tutabiliyorsan, tutarsın ama namazda rahatmış, zormuş diye bir kural yok, seferiysen namaz; mutlak seferi kılınır. Seferi iken vitr namazını kılarsın, yatsının 2 rekat farzından sonra, 3 rekat vitir namazı kılarsın.

Vitr; sünnet değildir, nafile namaz değildir yani. Vitr, Peygamberimiz Miraç dönüşü, şükür için namaza durdu, herhangi bir namaz, yani nafile bir namaz gibi kılacaktı 2 rekat kılıp, 3’üncü rekata kalkıp Fatiha’yı okuyunca, bir anda keşfi açıldı, cehennemleri gösterdi Allah, Peygamberimiz o kadar ürküp korkunca cehennemden, tekrar; “Allahu ekber” diye Tekbir aldı. Virt namazı içinde ikinci kez Tekbir alıyoruz ya, onun için. Vitr namazı terk edilmemesi gereken bir namazdır.

Seferi namazın niyeti; “Niyet ettim Yarabbi vaktin farzını seferi olarak kılmaya” dersiniz, bu kadar basit yani.

Seferilikte sünnetleri ister kılar, ister kılmazsın. Sünnet denilen namaz nafiledir. Nafile namazdır, bunu kılmasan, Allah sormaz, “Neden kılmadın?” diye ama mümkünse kılabiliyorsan, kılmak lazım. Peygamberimiz kıldı, nafiledir yani.

“Niyet ettim Yarabbi, vaktin son sünnetini” demesen bile, hiçbir şey söylemesen de “Allahu ekber” deyip o namazı kılabilirsin, bu nafile namazdır. Allah biliyor zaten nafile olacağını. Şimdi sünnet kesinlikle terk edilmeyecek bir namaz gibi uygulamaya kalkarsak doğru olmaz, bu yanlış. Böyle bir şey yok, işte onun için birçok alim; “ ‘Sünnetine’ deme nafilelerde” diyor. Sünnet, sanki farz gibi terkedilmeyen bir şey gibi kalmasın akıllarda.

Allah’ın koyduğu farzlar belli, onun dışında mecburiyet yok. Kılarsan ziyade ecir alıyorsun, kılmazsan neden kılmadın diye soran olmaz.

Peygamberimiz hiç 20 rekat teravih kılmadı, şimdi 20 rekat kılmasan ayıplarlar adamı. O kadar saçmalık olmaz. Peygamberimizin en çok kıldığı teravih için 9 rekat namaz kıldı, cemaatle hiç kılmadı. Hiç cemaatle teravih kılınmadı Peygamberimiz zamanında. Ebu Bekir’in zamanında da kılınmadı.

E şimdi kardeşim, adam cumaya gitmez ayıplanmaz, teravihe gitmezse “Şuna bak!” Ya bu hale gelmiş.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#vitrnamazı #vitir #vitr #seferi #seferinamaz #seferilik

Mekke’de Neden Az Kalınır? – Kıyamet’te En Son Yıkılacak Şehir – Beyazıd-i Bistami Hz.’nin Şeytanla Diyaloğu – Allah Kafirlere Çok Kızgın – Cehennem Çok Kötü Bir Yer

2

Kıyamet’te bütün kâinatın içinde en son yıkılacak yer; Medine’dir. Mekke’de ondan evvel yıkılır. Resullullah yatıyor orada. “Cennet-i Bakiye” var, hemen Ravza’dan 200 metre ileride. Hz. Hamza bile orada.

Oralarda çok büyük Veli’ler var. Hiç anlayamazsın onu ama Mekke’de de var, Medine’de de var. Alimler Mekke’de fazla durmaz, tavafı yapıp, kaçar Medine’ye. Aklından geçende sevap, günah olarak yazılır. Onun için büyük Veli’ler. Medine’de öyle bir şey yok.

Kâbe bütün kıblelerin yukardan aşağı, aynı şakul çizgisindedir. Arş Nur’dan, Kürsi altından, Beyt’ül Mamur yeşil zebercetten, Beyt’ül Mukaddes  kızıl yakuttan, Kâbe taştandır.

Tavaf yerine şeytan giremiyor. Tavaftan çıkınca zikir ile meşgul olursun. Zikri duymamak için şeytan O’nu zikredenden uzaklaşır. Ezan sesinden uzaklaşır, ezan duyulmayacak kadar uzaklara gider, “Ezana şahit olmayayım” diye, öyle bir melundur.

Beyazîd-i Bistâmi Hz.’nin Şeytanla Dialoğu

Bayazîd-i Bistâmi tavaftan çıkıyorda, kapıda bekliyor şeytan; “Bre melun, burada ne işin var, burada neyi bekliyorsun?” Elinde bir sürü yular var. “Benim” diyor, “Üzerine bineceklerim içerde tavaf yapıyor.” Onların yanına gidemiyor bak.

“Çıkarken yularları takacağım onlara, bineceğim enselerine” diyor.

Bayazîd-i Bistâmi; “Ben nasılım?” diyor. “Sana yularsızda binerim” diyor.

Yolda hacdan sonra yayan gidiyorlar o zamanları. Bayazîd-i Bistâmi bir yarım gün yürüyünce bir dere geliyor önüne, geçmesi gerekiyor. Bakıyor ki bir ihtiyar kenarda ağlıyor:

“Amca ne oldu?” diyor. “Oğlum, Hac’dan dönüyorumda şu dereyi geçemiyorum” diyor. Çok yaşlı. Alıyor onu sırtına, omuzlarına alıyor, giriyor dereye.

Derenin ortasında; “Ey Bayezid, demedim mi sana yularsızda binerim!” diye. Taşıdığı şeytan. Bunu der melun, herkese uygun bir yol buluyor şeytan. Çünkü meleklerin imamıydı ilmi çok. Azazil’di adı ama işte sapla, samanda şeytan olduğu için ayrılıyor. Allah; onunla sapla samanı ayırıyor. Allah’ın kafirlere kızgınlığı çok fazla, çok acayip kızgın kafirlere. Allah haklı, Allah her zaman haklıdır, Allah haksız olmaz.

Ya Allah can veriyor, yaratıyor seni, nimet veriyor, sağlık veriyor, göz veriyor, kaş veriyor, çoluk çocuk veriyor, eş veriyor, para veriyor, mal veriyor ve her saniye nefes veriyor. Bu nimettir, nefes nimettir. Uyku veriyor, rüya veriyor, neler veriyor bize.

Bunlara rağmen Allah’ın ipini bırakıp, şeytanın ipine sarılana da Allah haklı olarak çok kızgın ve hiçte onlara merhamet etmiyor. Cehennem çok kötü bir yer, o kadar kötü bir yer ki ateşe parmağını sokamıyorsun. Dünya ateşi de serinlik o ateşin yanında. Onun içine giriyorsun, bir de ölüm yok, ölemiyorsun.

Cehennem de su yok. “Kaynar su” diyor ayet, “kaynar su” dediği, erimiş maden gibi bir şey, onu içemezsin, yutamazsın orada takılır kalır. Yani o cehennem öyle kolay bir iş değil, ölsen yanıpta 10 dakika, 20 dakika, yarım saat bağırır, çağırırsın, ölür, gidersin. Ama hiç ölmek yok, o ateşin içinde, bunu düşünebiliyor musun? Kötü olmaz mı? Kötü kelimesi ifade etmez, göz göre göre oraya gitmek büyük gaflet, büyük bir yanlıştır. Ama insanlar, işte görüyorsun…

“Yetmiş üçte, yetmiş iki ateşin hakkı” diyor  Peygamberimiz.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#BeyazıdıBistamiHz #Mekke #Medine #Kıyamet #Ensonyıkılacakyer #Kabe #ezansesi #tavaf #CennetiBakiye #gaflet #kafir #şeytan #Azazil #Cehennem

Senin Aşkına Dokunan – Evliyanın Hali

0

“İstemekten haya ederler” dediği işte kullar zümresine giriyor bunlar, evliyanın hali böyledir. “İstemekten haya ederler ama Ben onların ihtiyaçlarını gene istemelerine gerek olmadan veririm.” diyor Cenab-ı Hak.

Şimdi, ne diyor Yunus:

Senin aşkına dokunan ebedi gülmez Allah’ım

Senin aşkına dokunan meydana gelmez Allah’ım

Öyle Allah’ın aşkına dokundun mu, onun için her cahilin bittiği nokta. Artık onun için başka bir kapı açılır, başka bir evreye girer, başka telden çalar, başka kitaptan okur, başka lisan öğrenir. Hep başkalarıyla gezer yani. O başkalar, başkalar çok, başkaların sonu yok yani. Allah’ın başkalar âlemi, uçsuz bucaksız bir başkalar âlemi, işte oraya doğru yolun uzamaya başladı mı…

Yunus’un dediği o kelimeler, o başkalar âlemin anahtarıdır.

“Senin aşkına dokunan ebedi gülmez Allah’ım”.

Orda gülme yok, hayranlık olur o âlemde. Her merhalede, büyük bir hayranlık var. Allah’ın kudreti; kelimeler çok fakir kalır, ne kadar müthiş olduğunu hissetmeye başlarsın. Biz “Allah” deyip geçiştiriyoruz ama öyle geçiştirilecek kelime değil o. Ama hikmetlere akıl erdiremezsin, hiç erdiremezsin.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#evliya #ereninhali #evliyanınhali #Allah #Allahahayranolma

İhlas Suresi Hakkında – Peygamber Efendimizin Tevazusu – Peygamberlerin Gücü Nasıldır?

0

İhlas tecdid-i iman gibidir. “Ehad” tek isim ama Ehadiyet çok kapsamlıdır “Ehadiyet”. “Samed” zati, 40 senedir söylüyorum, her şeyin muhtaç olduğu Zât. İnsanın, hayvanın, bitkilerin, mikropların, suların, hayvanların, dağların, taşların, güneşlerin hepsinin muhtaç olduğu Zât. Samed; O ise hiç kimseye muhtaç değil. Onun için İhlas müthiştir.

Lem yelid velem  yuled”. Doğmadı doğrulmadı.

Ve lem yekün lehu küfüven  Ehad”. O’nun eşi benzeri yok yani O senin hayal ettiğin hiçbirşey değil. Çok başka bir şey yani. İnsanların tahayyülününde dışında, O; her şeyden münezzeh.

Ancak işte cennet ehli O’nu görünce, hayranlığından saatlerce, yani başındaki karısını bile tanımayacak hale gelir. Cenab-ı Hak kendi vechini, gerçek vechini gösterince. O ne kadar müthiş, ne kadar akıl almaz birşey. Ya sen ne diyorsun, iki gram virüsle Dünya’yı bu hale getireni düşünsene. O nelere Kadir, nasıl bir şey? De ki; “O Ehad’dır.” Hitap bu. Şimdi Kur’ân’ın hitabı geneledir, bütün ümmetedir.

“Kul” Ya Muhammed. De ki; “O Ehad’dır.”

Kul euzu bi Rabbin nas, Felak hepsi, “Kul”deki diye hitap var. Bir tek direk tehdit edilen şeylerde; “kul” kullanmıyor. O da Kafirun’da var galiba, hepsinde “kul” yok.

Mesele; İzâ câe nasrullâhi vel feth, yani Mekke fethini ve grup grup insanların gelip İslam’a girdiğini, işte onun için Peygamber gaflete gelip, gurura kibre kapılmasın.

“Tövbe et, şükret, zikret, tövbe et, Allah tövbeleri çok kabul edendir” diyor  ya arkası. Peygamberlerde olmaz o övünmek gibi şeyler. “Bütün Peygamberler benimle övünür” diyor Peygamberimiz ama kendisi övünmüyor. “Ben Numan ile övünürüm”. Veya “Şununla övünürüm, bununla övünürüm…” o övünme olayını hemen kendi üzerinden, başkasına aktarıyor. Övünme yok. Resullullah’ın en hayran kalınacak tarafı.

Allah âlemleri onun için yaratıyor ama zerre kadar ben, ben yok, benlikten uzak durmuş. Hep tevazu hep tatlı dil, hep yumuşak yüz.

Allah’ın hoşuna gitmeyecek bir hali görünce, hemen yüzü ekşirdi, hemen yüzü asılırdı, hemen anlaşılırdı yani halinden. Kendi şahsına yapılandan rahatsız olmazdı. Ama Allah için yapıldığı an, yüzü ekşirdi hemen.

Peygamberlere özel bir güç veriliyor, normal insanlardan güçleri farklıdır, bilek gücü 40 erkek gücünde gibi oluyor. Yoksa Hz. Musa bir tokatla, firavunun adamlarından birini öldürüyor, o nasıl tokat düşün yani. Peygamberlerin fiziksel gücü büyüktür, bunu da fazla dillendiren yoktur.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#İhlasSuresi #Ehad #Samed #Peygamberimizintevazusu