Seyri Sülük Yolunda Makamlar, Nur’lar, Semâvatlar, Âlemler Nelerdir? – Neden Kemâlat Kazanamıyoruz? – Neden Geçilen Dersler Tekrarlar?

2
3332

Seyri Sülük Yolunda Makamlar, Nur’lar, Semâvatlar Nelerdir?

Kelime-i Tevhid; Nefsi Emmare.

Nefsi Emmare’nin içinde kendisinden aşağı 4 tane makamı vardır. Yani Nefsi Emmare deyip geçtiğimiz zaman olmuyor. Nefsi Mutmain’in altında dört tane kendisinden daha aşağı tabaka vardır. “Toprak”, “ateş”, “su”, “hava”; kâinattaki 4 unsurda budur.

Nefiste bu dört unsur vardır. Bunların da en aşağılığı topraktır. Genelde kafirlerin, münafıkların, fasıkların vs.’lerin bulunduğu makamdır. Nefsi Emmare’ye dahi çıkamıyor onlar.

Zakir; “Kelime-i Tevhid”le zikre başlar, “toprak” tabakasını geçtiği zaman Nefsi Emmare’nin içindeki ikinci makamına gelir.

İkinci makam “ateş”tir. Ateşte; ucup (Ucub:Yaptığı iyi işler sebebiyle kendini beğenmek.) riya, kibir, gösteriş, kovalaklık ne ararsan mevcuttur. Şimdi “Ben dervişim!” der, bi havalara girer kendi kendine. “Şöyleyim…” der, “Böyleyim…” der. Ondan sonra, zikirle, onu da geçer.

Zikirle ateş tabakasını da geçer, “su” tabakasına gelir. Suda münafıklık başlar, suyu hangi kaba koyarsak onun şeklini, rengini alır. Kaypaklık, münafıklık gibi hallere girer. Zikirle onu da yener. 

Hepsinin üzerinde olan “hava” tabakasına gelir ki o hepsinden tehlikelidir. Hava şeffaftır, her şeyi kaplamıştır, kendini üstün görmeye başlar. O da şeytanın vasfıdır. Onu da zikirle yener, ta Nefsi Levvame’ye gelir.

Biz zannediyoruz ki evvel Allah Nefsi Emmare’yi geçtik mi, Levvame, Mülhime gitti… Bunlar sırayla aşılır!

Bunları birçok kardeşimiz sırayla aşamaz ama zuhuratı anlatır, Nefsi Emmare’nin zuhuratını anlatır, gördüğü kuş değil, kuşun gölgesidir. Fakat hüküm, zahire göre verildiği için biz ona dersi geçiririz. Sonradan, sonradan, ders yükseldikçe, yükselen dersler alttaki olanları temizler. Birçok zuhuratın aşağıdan çıkmasının sebebi budur.

Birinci kat semavattır Nefsi Emmare. Nefsi Emmare’deki kişinin kalbi Mürşit’e gidip vird aldığı an 14 derece alır. 14 0 ile yola başlar. 7 tane “Furkan” verir Cenab-ı Hak ona, o anda. 7 tane Furkan “hayr” kapısı açar ve ondan sonra o kişiyi ne bir büyü tutar ne cin zarar verebilir.

Ne diyor Cenab-ı Hak; “Ben’im ancak has kullarım Ben’i zikredebilir.” Zakirler, O’nun has kulları! Peygamber salatu selam Efendimiz de; “Onlar benim ehlim gibidir, ev halkım gibidir” diyor.

Özel korumaya girer ve 7 tane Furkan verilir buna. “Sırât-ı müstakîm”in kapısı açılır, “İhlas Kapı”ları açılır. 12 tane Nur verilir Cenab-ı Hak tarafından (Bu yoldaki derece ile ilgili değil, ayrı bir hediyedir.), bu 7 Furkan, sırayla bunun üzerinde yavaş yavaş etki yapmaya başlar.

Ondan sonra, “Kelime-i Tevhid”ten sonra “lafza-ı Celal” gelir ki, bu ikinci kat semavattır. İkinci kat semavatta; lafza-ı Celal çekerken semavatın içindeki görmesi gereken şeyleri görmesi lazım, bir “muazzam mescit” vardır.

Ondan sonra “Hu” Esma’sı gelir, üçüncü kat semavattır. Nefis 7 Nur daha alır. Nefis afetlerle doludur. Kalp 1 Nur alır. Her nefsin 7 alışında, kalp 1 Nur alır. Üçüncü kat semavatta, görmesi gereken orda bir sarı sıvılardan yapılmış bazı şeyler vardır, bunlar açıklanmaz yani!

Dördüncü kat semavat “Hakk” Esma’sıdır. “Hakk” Esma’sı, 4’üncü kat semavatta, “Mescidi Aksa”nın hakikisi vardır. Dünyadaki orijinal değildir, orijinali dördüncü kattadır, onu görür.

Ben çok özet yapıyorum bunu. Yani 70 defa özet yapıyorum çünkü; vaktimiz yok o kadar, namaza gidecez, 7 Nur nefis alır, 1 tane kalp alır.

Beşinci kat nedir, “Hay” Esma’sıdır. Nefis yine 7 Nur alır, kalp 1 Nur alır.

Altıncı kat “Kayyum” Esma’sıdır. Şimdi 4’üncü katta Mescidi Aksa’nın hakikati var, altıncı katta da “Mescidi Haram’ın hakikisi var, hakikilerini orda görüyorsun.

Yedinci kat “Kahhar” Esma’sıdır. Yedinci kata geldiğin vakit bir “Altın Kapı”dan geçersin. Nefis yine 7 aldı, nefiste 2 tane Nur vardı yaradılıştan, %98’i afetti. 7’ınci kat semavatta, 7*7= 49; 2’de kendinde vardı, 51 etti. Nefisteki afetlere göre Nur daha fazlalaştı ve baya yüksekçe Veli’lerden olur kişi.

Âlemler Nelerdir?

Birinci seyri sülük sonunda “Kahhar” Esma’sında ki kişi; kalp 14 derece ile yola çıktı, 7’inci katta 7 derecede daha aldı, etti 21 ve 21’inci son “Sır Kapısı”dır. Doğru “İndi İlahiye” çıkar yol.

Yedinci kat semavatta, 7 tane âlem vardır; ilkin “Huzur Hücreleri”ne alınırsın, sonra “Zikir Hücreleri”ne, sonra “Kevser Havuzu”na gidersin, sonra “Sidre-i Münteha”ya gidersin, sonra “İndi İlahiye” gidersin, sonra “Kudret Denizi”ne gidersin, sonrada “Makam-ı Cibril’e”. “Sidre-i Münteha”da görülmesi gerekenlerden. “Sidre” bir âlemdir, çok büyük bir âlemdir. Sidre’nin altında bir çeşme vardır, 72 bin senelik yol kadardır.

İki yerden su akar; onun önünden akan “Kevser Havuzu”nu oluşturur, arkadan akanda Kevser’in altında ikinci bir havuzu oluşturur. Cennete gidecek müminler, ilkin “Sırat”ı geçtikten sonra, Kevser Havuzu’ndan içer, içinde vesise, desise, vs.ler temizlenir. İkinci havuzda yıkanır, saçı “yeşile” döner, yaşı 33 olur (erkekler).  Kadınlar Kevser Havuzu’na girer vesise, desise gider. Onlarda ikinci havuzda yıkanır, bunlar cennete girmeden önce olacak işler, onlarında saçı “yeşile” döner, yaşı 18 olur.

Bunu ben bin defa özet yapıyorum. Yalnız 4’üncü kat bak Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmain’den, Raziye’ye geçerken Allâhu Teâlâ kalbine “iman” yazısını yazar. Nefisten gelen bi “şer” kapısı vardır, o mühürlenir kapatılır. Ondan sonra, her yaptığın zikrin nurunu mıknatıs nasıl demir tozunu çekerse, Allâhu Teâlâ’nın kalbe yazdığı “iman” yazısıda zikirle Nur’u öyle çeker. Kalp ondan sonra, “Nur”lanır.

Kalp ondan sonra, gönül, kalp birçok melekeler insanda “kemâlât” ondan sonra başlar. Nefis makamlarında başlamaz. Bunlar bin kere özet yapılmış işlerdir. Yani derviş bilmesedebilsede kazancı çok büyüktür. Birçok dallardan, birçok hallerden kazanır ama bilir veya bilmez, onun bilip bilmemesi de çok önemli değil.

Ondan sonra ikinci seyri sülük yolu vardır. Bu ikinci seyri sülük yolunda herkesin sonuna gitmesi mümkün değildir. Buradaki son iki makam “İhlas Makamı”na her 100 yılda, 4 kişi gelir. Mutlak Peygamber soyundan olacak, bunlara “Kutbul Aktab” denilir. Onun üzerindeki makamda “Gavsul Azam”ın makamıdır. “Bi Hakkı Takva Makamı”dır. Her yüz yılda sadece bir kişi gelir; o da Peygamberimizin (s.a.v.) varisidir. O asrın Resûl’üdür onun üstüde “Makam-ı Mahmut”tur.

Aşağıdan ikinci seyri sülüğe başlayabilmesi için bir derviş, ilkin “Fenâfil-Şeyh”, Şeyh’inde fani olacak. Buna “Fenâfil-Şeyh Makamı” denilir. Şeyh’inde fani olacak. Bir mürit aynı ölü insanı imam yıkarken ona ne kadar teslim olmuşsa, bir mürid Şeyh’ine bu şekil teslim olmadıkça, Fenâfil-Şeyh Makamı’nı kazanamaz. Asla “Neden, niçin, nasıl, ne zaman?” demicez. Bunu dersle kazanamaz.

Fenâfil-Şeyh Makamı’nı kazanamayan insan, asla ve asla “Fenâfil-Resûl”, “Fenâfillah Makamı”na gidemez. Hiç mümkün ve kabil değil. Yüz bin yıl çalışsa faydası yok! Evvela Şeyh’inde fani olacak, buna “Fenâfil-Şeyh” denir.

Eğer; Şeyh’te fani olursan, o seni hemen ulaştırır Fenâfil-Resûl Makamı’na. O zaman Resûlullah’ta fani olursun. Her zikri, zikirin başlangıcından sonuna kadar Resûlullah’ın  gözünlen görürsün her şeyi. O işi başardığın zaman gene bunun anahtarı; Şeyh’tir.

Ondan sonra “Fenâfillah”. Sen gidemezsin, seni o götürür, bu makamada. Şeyh’te fani olursun, Şeyh’in ahlakıyla ahlaklanırsın, Peygamberde fani olunca, onun ahlakıyla ahlaklanırsın. Allâhu Teâlâ’nın ahlakının bir bölümüyle, bir nebzesiyle ahlaklanırsın. Onunla ahlaklandığın an, ikinci seyri sülüğün birinci makamı önüne serilir. Buna da “Fenâfillah” denilir.

Fenâfillah Makamı, 2’inci seyri sülüğe başlangıç noktasıdır. Yunus dahi bunun dördüncü makamına kadar gidebilmiştir çünkü; evlad-ı Resûl değil, ondan öteye “evlad-ı Resûl” olmadan gidilmez, Peygamber soyu olmadan.

Yunus ne diyordu:

  Sana ibret gerek ise,

  Gel göresin muhsinleri

  Gel taş isen eriyesin görüp duyup da bunları…

Ben yıllarca çözemedim “Muhsinler kim?” Şu mu, bu mu? Sonra bir baktık ki ohoooo! 2’inci seyri sülükte Fenâfillah, Bekâbillah, ondan sonra Muhsinler, ikinci seyri sülükte 4’üncü makam. Onun üstü, “Ulûlelbab Makamı”. İkinci seyri sülüğün, 5’inci makamına gelen kişi “Ruhani Miraç” yapar. Ama Seyid (Peygamber soyu) değilse biraz zor, hemen hemen mümkün değil. Çok nadir bir Seyid’e vekalet ediyorsa, vesaire vesaire. Böyle şeyler varsa, yoksa mutlaka Resûlullah’ın soyundandır. “Ulûlelbab Makamı”nda “Ruhani Miraç” yapar. Ondan sonra büyük günahları varsa Cenab-ı Hak ona, “Tövbe-i Nasuh” yaptırır; Cenab-ı Hak söyler, o tekrarlar.

“Ehli Hüküm ve Ehli Hikmet Makamları” verilir orada, sonra da “İrşad Makamı” orda verilir, bu kadar mı, hayır! Birçok şeyin sırrı çözülür, ona açılır. O “Ulûlelbab Makamı”dır. Yani Mürşit’liğin en zirvesidir orası, ondan ötede bir Mürşit’lik yok.

Onun üzerine, sadece Peygamber soyundan 4 kişi gelir her asırda. “Kutbul Aktap”tır bunlar. “İhlas Makamı”dır, onun üzerine de sadece bir kişi gelir, “Gavsul Azam”dır. O asrın Resûl’üdür ve Peygamberimizin varisidir.

Niçin Kemâlât Kazanamıyoruz? Neden Geçilen Dersler Tekrarlar?

Allah razı olsun, aslında bunlar çok açık anlatılacak şeylerde değil ama bunlar yardımcı olmak için. Gideceğin yolu bilerek gidersen çok daha farklı olur ondan sonra. Yani bilerek gitmek, bilmeyerek gitmekten daha iyidir. Yani bir miktar bilmekte yarar var. Ondan sonra, hep beraber bunları öğrendiğimiz zaman ne oluyor, nereye gideceğimizi biliyoruz. Bilerek gidiyoruz, bilerek gittiğimiz zamanda iş daha kolaylaşıyor. İş daha iştah açıcı oluyor, yani bıkkınlığı atıyor insan. Yani şahika, hedef belli. Hedef, Allah rızası, bunun dışında bir hedef yok!

İlle “Şu makamı kazanalım, şurada bu olalım, burada şunu yapalım…” bunlar değil önemli olan. Önemli olan tek şey var; Allâhu Teâlâ’yı çok sevmek, Allâhu Teâlâ’dan çok korkmak, onu her şeyden çok sevmek! O çünkü; her şeyden çok sevilmeye layık! Hiçbir varlık yoktur ki birine iyilik etsin, kötülük görsün! İyilik etsin, o kötülük etsin, bu iyilik etsin. Bin defa adam kötülük etse de Allâhu Teâlâ aç öldürmüyor insanı. Ona nimette veriyor, sıhhatte veriyor yani Allâhu Teâlâ’nın hoşgörüsü rahmeti çok fazla. Böyle bir Allâhu Teâlâ’yı sevmemek nankörlüğün en büyüğü olur!

En çok sevmemiz gerektiğini anlarız, en çokta korkulması gerektiğini anlarız. Bir “Kün!” emriyle âlemleri yaratan bir Cenab-ı Hakk’ın gücünü kuvvetini düşün ki, biz neyiz yani!

Ha insan, eğer “gönlü” olmasa insanın, insan çok önemli bir varlık değil. Ne var ki insanın gönlü var. Gönül çok büyük, kalple gönül müşterek bir olaydır; bu çok büyük, ondan sonra bunlar olduğu için insan değerlidir. İnsanın kendisi, kendisinin de değerini bilmez.

“Nefsini bilen, Rabb’ini bilir.”

Allâhu Teâlâ’nın rızasına ulaşmak çok zor değil. Yeter ki birinci adımını nefsin tepesine bas. İkinci adımı, Allah rızasına atarsın. Biz bir türlü o nefsin tepesine ayağımızı basmayı başaramıyoruz, beceremiyoruz. Onu becerdiğimiz zaman zaten mücadeleyi kazanmış olacağız, bitirmiş olacağız.

Onun için Allah razı olsun, niyet amelden üstündür! Beceremiyorsak ta bir gün bunu becereceğiz, niyetimizde bu. Allâhu Teâlâ iyi niyete sevap veriyor, iyi niyeti, ibadet telakki ediyor. “Niyet, amelden üstündür!” hadisi bunun için söylenmiştir zaten. Hiçbir derviş yoktur ki art niyeti olsun, mutlaka iyi niyet sahibidir ve bu da Resûlullah’ın övgü ile bahsettiği hadisi şerifin kapsamına girer. Yollar çok uzun değil, çok kısa da değil, ondan sonra ee tabi 3 günde, 3 senede de olmaz.

Bakın bir insan günde 1 saat yemek yer, 7-8 saat uyur, 3-5 saat televizyonun başında geçirir, birkaç saat çay içmeyle geçirir. Yani şöyle 8-10 saat çalışmaya ayırır, bunlar hepsini derleyip topladığımızda, şöyle bir yere yığdığımız zaman Allah için, Allah’a ayırdığımız zaman çok az. Biz karımıza ayırdığımız zaman kadar Allah’a zaman ayırmıyoruz, doğru mu? Eğri oturup doğru konuşalım, şimdi biz yemeği içmeye ayırdığımız zaman kadar Allah’a zaman ayıramıyoruz. Ondan sonra… Biz dünya için, dünya galesi için uğraştığımızın onda biri kadar zamanı Allah için ayıramıyoruz.

Eee şimdi Allah razı olsun, biz bunları zerre kadar görmeden, Niye Allah beni havada uçurmuyor, ya ben 10 senelik dervişim, niye şu olmadı, bu olmadı? diye soruyoruz kendimize bazen. İyi de kardeşim, her şey bir çalışmanın semeresidir. Biz Allah için ne kadar gayret ettik ki, Allah bizim için gayret etsin! Bi günlük amelimizi toplayalım “aha” bu kadar bir kırıntı, diğer işleri ayırdığımız şey onun “ooooh” 50 misli. Bunlar yalan mı yani? Yalan değil, doğru olan bu … Ee şimdi Allah razı olsun, işte biz o nefsimizin tepesine ayağımızı basabilirsek, o zaman bizim her halimiz ibadet olur.

Çalışırkende kalbimiz “La ilahe illallah” der, devamlı ibadette olur. Öyle bir gün geliyor ki, bak dervişliğin sonu oraya geliyor, devamlı zikre gider. 24 saat, çalışırken, yemek yerken, uyurken de kalp zikreder. Sen uyursun, kalp uyumaz. “Şunu çek, bunu çek!” diyemezsin asla, o ne çekilmesi gerekirse onu çeker. O bilir yani neyi çekeceğini.

 

—————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#nefsmakamları #nefs #nefis #nefstezkiyesi #nefsiyenme #ateş #toprak #hava #su #4element #dervis #dervish #Lailaheillallah #Allah #Hu #Hak #ibadet #derviszikri #nur #şeyh #seyrisuluk #seyrisülük #Kabe #kelime-itevhit #Fenafillah #bekabillah #Fenafişeyh #evladıresul #fenafilresul #semavat #alemler #kevserhavuzu #MescidiAksa #SidreiMünteha #irşadmakamı #EhliHükümveEhliHikmetMakamları #BiHakkıTakvaMakamı #KutbulAktab #İhlasMakamı #GavsulAzam #MescidiAksa  #Mescid-iHaram #sırkapısı #dinisohbet 

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız