Resûlullah’ın Nur’unda Yolculuk! Fenafîl-Resûl Makamı

0
1646

“Bir daha uyuma, seccadeden kalkma, güneş doğuncaya kadar salavat getir. Güneş doğunca da 5-10 dakikalık küçük bir zikir yap, reçete bu!” diyor. “Ben buna başladım, Mısır halkını doyurmak bana çocuk oyuncağı geldi” diyor. Resûlullah’ın beti bereketi bu kadar büyük. Cenab-ı Hak bütün mükevvenatı (yaratılmışlar ve bütün mahluklar) Ehlibeyt’in Nur’undan yarattı.

Bugün içinde Resûlullah’ın (s.a.v.) Nur’u bütün kâinatı kuşatmıştır. İşte, benim ehemmiyetle üzerinde durduğum, o Nur’da yolculuğu öğrenin. Her dervişin Nur’u şu Dünya’yı lahana yaprağı, lahanayı nasıl sararsa, Dünya’yı saracak kadar Nur’u var!

O Nur’u Allâhu Teâlâ bize yerleştirmedi, yerleştirseydi biz çatlardık. Çektiğimiz bir Esma’ya gizledi onu, o Esma’yı biz çekiyoruz, ne olduğunu öğrenmeyin şimdilik. O Esma’yı çektiğimiz için o Nur bizim tasarrufumuzda. Bizi, Resûlullah (s.a.v.)’a götürüp, getiren vasıta o. Yani bir dağ başında 2 metre kar var, attığın adım batar, yürüyemezsin. Ama bir kızak olduğu vakit n’apıyorsun, dakikada uçup gidiyorsun! İşte, o kızak misali, o Nur taşıyor bizi, Resullulah’ın Nur’unda. Nereye taşıyor? Nur’un merkezine taşıyor, Ravza’ya taşıyor.

Özendirmek için söylüyorum. Dün salavatları çekiyorum Ravza-i Mutahhara’nın kabri şeriflerinin önünde, Resûlullah çıktı, şöyle bir çerçevenin içinde bir gül verdi bana. Nasıl anlatacaksın ki o gülü? Öyle bir renkler yok Dünya’da. Yani, yolculuk oraya… O zaman, Resûlullah’ın ev halkından olur herkes.

Artık Fenâfil-Resûl Makamı’na yani; onda dokuzunuzun artık gidip gelmesi lazım.

Birinci seyri sülükten sonra kişi Veli’dir, Veli ise Veli’ye Veli’nin rızkından vereceksin. Her köşede bir Veli yetişsin, bir Allah dostu yetişsin, ne güzel bir şey. Bir Allah dostunun, bir gölgede oluşunun dahi beti bereketi vardır, onlar kandil gibidir veya yıldızlar gibidir, sadece aydınlatır. Bunların çoğalmasına gayret etmek lazım. Şu irşat olayı, yav her köşeden başlasın, ne kadar güzel bir şey. Bugüne kadar bunlar niçin yapılmadı? Ben bu soruları hep sordum.

Bugün kemâlata ermiş, Resûlullah’ın Nur’unda yolculuk yapan insanın tasarruf gücü olur. Söylediği laf etki yapar.

Bugün on kişi etki eden olursa, senede on kişiyi etkileseler; yüz kişi olur. O yüz kişi, ertesi yıl bin kişi olur. O bin kişi, milyon kişi olur ama yıllardır olmuyor. Neden? İşte, nedenini düşünüp bulmak lazım.

Yani, Osmanlı’da hep böyle yapıldı, bunlar ki, Osmanlı dünyayı talan ediyordu. O Almanya’da bir vilayetin valisine de diyordu; “Bütün Osmanlı İmparatorları güç bizde değil, arkamızdaki dua ordusunda” diyordu. Kimdi o dua ordusu? Dervişlerdi… Artık zaman ahir zaman. Zaman Kıyamet’e doğru dolu dizgin giden bir zaman.

“Bir kişinin imanının kurtulması, güneşin doğduğu yerle, battığı yer içindeki her şeyden hayırlıdır” diyor Peygamber (s.a.v.) Efendimiz. Mümin akıllı insandır, becerikli insandır, asla aptal değildir.

Kâinatın incisi; Resûlullah’tır. Allâhu Teâlâ onun Nur’undan yaratıyor her şeyi. İşte içtiğimiz çay, ısırdığımız ekmek hep onun beti bereketi.

“Ya Habib’im, seni yaratmayacak olsaydım, âlemleri yaratmazdım” diyor, “Seni yarattığım için âlemleri de yarattım ve seni ‘Hatem’ül Enbiya’ olarak en sona bıraktım. Ve senin ümmetini de bütün ümmetlerin en seçkini yarattım!” diyor “Senin ümmetinin Veli’lerine, daha evvel dönemdeki Peygamberlere verdiğimden fazlasını verdim” diyor.

Daha evvelki Ben-î İsrail Peygamberlerine Miraç kapısı açık değildi ama Resûlullah’ın ümmetinin Veli’lerine Miraç açıktır. Birinci ve ikinci seyri sülükte yola çıkıyor, gidiyor. Allâhu Teâlâ o kadar kıymet vermiş, değer vermiş bu ümmete. Kıymet vermiş, muhatap edinmiş, “Yeryüzünün halifeleri” demiş. Bizde, Allâhu Teâlâ’nın o hitabına yakışır bir tavırla, yakışır bir atmosferde ne yapacağız? Hayatımızı idame edeceğiz.

Bunun en güzeli, en mükemmeli, en muhteşemi, en paha biçilmezi, en tarif edilmezi Resûlullah’ın Nur’unda yolculuk etmek ve Resûlullah’ın Nur’unda zikre başlayıp, bitirmek. Öyle bir an gelir ki; zikri yapan sen misin, Resûlullah mı bilemezsin? Zaten onun gözüyle görürsün her şeyi.

Bu “Fenâfil-Resûl” Makamı’dır, çok yüce bir makamdır. Allâhu Teâlâ’nın övdüğü bir makamdır. İşte, insan orada, insan-ı kamil oluyor. O zaman, o insanın şeytanı, mümin oluyor. Düşünebiliyor musun? Hâya ediyor adamdan şeytan. Şeytan mümin oluyor, susuyor. “Yav bu kadar mükemmel bir şeye ben nasıl vesvese veririm, nasıl uğraşırım?” diyor ve mümin oluyor o adam ölünceye kadar. O ölünce, tekrar şeytan oluyor.

Yani, bu yolculuk insanı “taa” o merhalelere götürüyor. Allâhu Teâlâ’nın meth ettiği bir kul haline getiriyor. Melekleri çağırıp, onunla iftihar ettiği kişi oluyor. Onun için, Allâhu Teâlâ’nın izniyle bunlara gayret edeceğiz. Tabi bir günde bir haftada olmaz. Onu bileceğiz, yavaş, yavaş, yavaş, yavaş Allâhu Teâlâ ve Resûlullah yolumuzu açar.

 

——————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz

#resullulah #Allahuteala #kemalat #ruhanimirac #nur #nurdayolculuk #dervis #seyrusuluk #seyrisuluk #seyrisülük #tasavvuf #FenâFirResulMakamı #fenafirresul 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız