İlim Öğrenmenin Getirileri – Hz. Mehdi’nin Ordusu

3
695

Akıl, ilim ile beslenmedikçe kemâlat bulmaz. Son model bir araba al, kapının önüne çek, on sene kapısını hiç açma, aküsü boşalır. Sağı solu küf, pas tutar onu çalıştıramazsın. Akıl da böyledir. Akıl ilim ile beslenmedikçe, o kapının önündeki araba gibidir. Onun için Allâhu Teâlâ; “Aklını kullanmayanlara vebal yükleriz. Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırırım” diyor. Aklı kullanacaksın. Peki akıl ışığını neyden alır? İlimden alır. İlim ile akla lazım olan ışığı vereceksin. Akıl, nefse de hizmet eder, ruha da, ikisine de. Vücutta hangisi idareye ele almışsa, onun hükmüne girer akıl.  Akla, ilim ile onun istediği ışığı ona ulaştırırsan, akıl nefsin hizmetine o zaman girmez.

İşte Allâhu Teâlâ’nın; “Bilen ile bilmeyen bir mi?” mesajı ilim öğrenmemizi, ilim ile aklımızı aydınlatmamızı, ona lazım olan ışığı vermemizi emrediyor. Tavsiye etmiyor, emrediyor. Onun için; “İlim öğrenirken, ölen şehittir. İlim öğrenmeye giderken, yolda ölen şehittir” diyor.

“Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?” diyor ayet-i kerimede Cenab-ı Hakk. Bunlar, kör ile gören kadar farklıdır. Ama insanın kalbinin ışığı ancak ve ancak iman ile gelir, iİlim ile gelmez. İman tezahür ettikçe, kalpte iman yazılır. İman tezahür ettikçe o iman yazılı yer okuduğun Kur’ân’dan, kıldığın namazdan, hayırlı bir sözden, zikrullahtan, onların Nur’larını mıknatıs gibi çekmeye başlar. Ne oldu? Hep imandan Nur’landı kalp. Nur’landıkça bütün azalar düzelir. İşte o göz, hayra bakar. O dil, hayrı konuşur. O kulak, hayrı dinler. O ayak, hayra gider. Bunlar olmadıkça ne ayak ne dil ne göz kesinlikle ve kesinlikle bu hayırlara muhatap olmaz.

İşte kulak ve göz dediğimiz zaman az önce ki hadis-i şerif aklıma geldi. Amelin garip olduğu küfrün hakim olduğu, dillerin dost, kalplerin düşman olduğu dönemlerde, o cemiyetlere Allâhu Teâlâ lanet eder. Ve “O cemiyetteki insanların gerçeğe kulakları sağırdır ve kördür. Biz onu mühürledik” diyor Cenab-ı Hakk. Onların kulakları ne hayrı duyar ne gözleri hayrı görür, onlar artık mühürlenir.

Salatu selam Efendimiz; “Mühür Arş-ı Ala’da asılıdır. Ama bu tür hallere muhatap olan kişi gelir, onu mühürler.” diyor.

Bak; “Amelin garip olduğu, küfrün hakim olduğu, dillerin dost kalplerin düşman olduğu dönemlerde o cemiyetlere Allâhu Teâlâ lanet eder.”

Onun için ben diyorum, “Sufi, Hz. İsa’nın Havari’leri gibidir. Yakınları gibidir. Peygamberimizin Ashab’ı gibidir.”

Bu büyük devlet, bu öyle herkese nasip olacak bir iş değil. Ama biz, nasibimizin ehemmiyetini kavramış bile değiliz. Bunu kavradığın zaman zaten dava adamı olursun. Dava adamı olduğumuz zaman, Allâhu Teâlâ bizim sırtımızı sıvazlar; “Hah işte oldun. Yürü şimdi meydan senin!” der. İşte o meydana çıkalım arkadaşlar.

Allâhu Teâlâ o kulları ile meleklerine gıpta ediyor. “Bak kulum ne yapıyor. Bak kulum şöyle. Bak kulum böyle!” diyor, iftihar ediyor. Bütün mesele o hal, işte o hale geldiğimiz zaman melekler ile böyle tokalaşırız birbirimize tokalaştığımız gibi. Melekler der ki; “Ey canım kardeşim! Bir tanem! Gel!” der. Sarılır ve beni gördüğünüz gibi görürsünüz. Bütün mesele bu, bu hale gelebilmek. O zaman var ya, zikir ile karnın doyar. Yemeğe bile ihtiyacın olmaz. “Allah!” dediğin an bütün gıdanı, her şeyini alırsın.

Hz. Mehdi’nin ordusu da bu tür sufilerden olacak. İşte bütün iş dava adamı olmak. Ha olmaz mı? Hepimizden olur, neden olmasın? Potansiyel var, azcık bir gayret. Hepsi bu kadar, çok kolay. Allâhu Teâlâ’nın rızasına sadece iki adım atmak lazım.

Allâhu Teâlâ’mız var ya bahanelerin Allah’ıdır. Rabb’imiz bahanelerin Rabb’idir.  Seni affetmek için bahaneler arar yani. Şefkati o kadar büyük, merhameti o kadar büyük, Rahmet’i o kadar büyük, ama biz zındık gibi direniyoruz. Ben kendi nefsimi zındık gibi görüyorum. O iki adımı at işte. Allah’ın rızasına iki adım vardır, üç adım değil. Nefsinin tepesine bas, ikinci adımı Allâhu Teâlâ’nın rızasına atarsın. Sadece iki adım zor değil. Ben hepimizde, bu potansiyeli de görüyorum zaten.

Ya Allah, Ya Hamd, Ya Rabbi hayrı söylet.

—————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#ilim #ilimögrenme #kemalatkazanma #kemalat #HzMehdi #Mehdininordusu #sufi #sofi

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız