Hallac-ı Mansur Hazretleri – Kime Hoşgörü Olmaz? – Hikmete Ulaştıran Haller

0
954

İslam evliyasında Hallac-ı Mansur Hazretleri büyük Veli’lerdendir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz, Mirac’a çıktığı vakit “Ettehiyyatü lillahi ves salavatü vet tayyibat”.

Tahiyyat’ın bir kısmını da Cenab-ı Hak söyledi, onun için müminin Mirac’ıdır namaz.

Hallac-ı Mansur Hazretleri bir yerde sohbet ederken, “Ne için Allah’ın selameti sırf salihlerin üzerine olsun” deniliyor Tahiyyat’ta, niçin “Bütün insanların üzerine değil!” dedi ve o gece rüyasında Efendimizi gördü. Efendimiz ona dedi ki:

“Ya Mansur, sen bilmez misin ki, Tahiyyat’ın yarısını ben, yarısını Cenab-ı Hak söyledi”.

“Bilirim!” dedi.

“Peki, bunu bile bile nasıl bunun hilafında laf ettin?”

“Yanlış yaptım, ya Resulallah!” dedi.

“Bir ceza hak ettin!” dedi Efendimiz, “Dünya’da mı istersin, ahirette mi?”

Büyük Veli’lerden Hallac-ı Mansur dedi ki:

“Ya Resulallah, dünyada verin de herkes ibret alsın.”

“Peki!” dedi Efendimiz.

Sabahleyin Mansur kalktı; “Enel Hak!” dedi, “Allah benim!” dedi.

“Ne yapıyorsun, sen deli misin?” dediler.

O sözünden vazgeçmedi; “Enel Hak!” dedi.

Zamanın halifesi salih zâtlardan, ona bir sürü kişi yolladı, “Söyleyin bu sözünü geri alsın, yoksa zahiren katli vacip olur!” dedi.

Şeyh Şibli gibi büyük zâtların yaşadığı bir dönem, Hallac-ı Mansur iddiasından vazgeçmedi, o zaman halife dedi ki:

“Onu tutuklayın!”

Onu tutuklayıp zindana götürdüler. Zindana girdiğinde bir sürü insan vardı, onlara dedi ki:

“Arkadaşlar, buradan gidin, ben yalnız kalmak istiyorum”.

Dediler ki; “Ey bunak, senin öyle bir gücün olsa, kendin gelmezdin buraya.”

Mübarek bir nazar etti nöbetçiler uyudu. Bir nazar etti kapılar açıldı, “Hadi gidin!” dedi. Zindanın ilk günü müritleri Hallac-ı Mansur’u ziyarete geldi, baktılar ki içeride kimse yok, aradılar, taradılar bulamadılar. Ertesi gün tekrar geldiler, bu seferde zindan yok yerinde. Bir cennet bahçesi gördüler, çiçekler, güller, sular. Zindanda yok ortada. Üçüncü günde geldiler, baktılar Hazret secdede, oturdular mübarek namazını bitirince dedi ki:

“Çocuklar, yarın beni diri diri yüzecekler, cezam bu!” dedi, “Vücudumdan akan kan yerde ‘Enel Hak’ yazar!” dedi. “Millet galeyana gelir, benim intikamımı almaya, bu civarın bütün nehirleri de galeyana gelir, civarda ne köy ne kasaba bırakmazlar. O hali alınca” dedi kendi hırkasını çıkardı, “Bunu atın suyun üzerine yatışsın, insanlar zarar görmesin. O vücudumdan akan kanında ‘Enel Hak’ yazmasına şaşmayın, ahirette öğrenirsiniz sebebini!” dedi. “Zindana geldiğiniz ilk gün, beni bulamadınız. Ben Allah’a misafir gittim!” dedi, “İkinci gün, Allah bana misafir geldi, orası cennet bahçesi oldu.”

Allah’ın misafir geldiği kişinin akibetine bakın! 

Ve menyamel misgale zerratin hayray yerah vemen yamel mis gale zerratin seran yerah”, kim zerre miskale hayır işlerse; karşılığını görür, kim de zerre miskali şer işlerse; karşılığını görür.

Ertesi gün bunun hükmü verildi, “Böyle büyük bir kabahat işlediği için direk asmayalım, bunun derisini diri diri yüzelim!” dediler. Kasap getirdiler, bağladılar, bunu diri diri yüzmeye başladılar. Kan yerde “Enel Hak” yazınca, bir tane ham sofu hemen koşarak halifenin huzuruna çıktı, halifeye sövmeye başladı, “Vücudundan kan akıp, bu yazı yazan adam cezalandırılır mı?” diye.

Halife de kamil zâtlardan biri, sakin sakin dinledi, “Bitti mi, evlat?” dedi, dedi ki; “Evlat, şimdi sana üç söz söyleyeyim, bunları düşün”.

“Birgün Cenab-ı Hak; Senden iyisini benden kötüsüne yolladı, yumuşak söyle, ola ki anlar!” dedi. “Şimdi git!” dedi. Bu cahil “Bu ne demek?” diye düşündü, düşündü bulamadı.

Yolda bir dervişe rastladı, derviş:

“Hayırdır bu ne dalgınlığın?”

“Bir kelime ile uğraşıyorum” dedi.

“Nedir?” diye sordu. “‘Cenab-ı Hak, birgün senden iyisini, benden kötüsüne gönderdi, yumuşak söyle, belki anlar’ sözünün şerhi nedir?”

Derviş tebessüm etti:

“Senden iyisi Hz. Musa, benden kötüsü firavun”. Cenab-ı Hak diyor, “Ya Musa git, firavuna yumuşak şöyle belki anlar.”

Kime Hoşgörü Olmaz?

Daha önce de dediğim gibi katı dil, melunluğun ifadesidir. Yumuşak söyleyeceğiz. Böyle birşey olunca, “Kötü söz sahibinindir!” dersin, “Kişi kişinin aynasıdır!” dersin, kırmadan, dökmeden. Kırarsan, sen de onun gibi olursun. Neye tahammül etmezsin, Habib’ine söverlerse, Allah’a dil uzatırlarsa, orda sabır olmaz, Kur’ân’a sövülürse sabır olmaz!

Hz. Ali Efendimizle bir kafir karşılaştı bir gün, Hz. Ali Efendimize “Ayı!” dedi.

Hz. Ali de ona; “Ali!” dedi.

Sordular Hz. Ali Efendimize; “Bu nedir?”

“Kişi kişinin aynasıdır, o benim aynamda kendini anlattı ve bende onun aynasında kendimi anlattım!” dedi.

Hikmete Ulaştıran Haller

Onun için sabır çok önemli faktördür, şükür ile sabır imanın oluşumunu bunlar sağlar. Kalp kırmamak lazım, kalp kırmak hoş bir olay değildir. Yani; kızmak, sinirlenmek, bağırmak, bunlar tabi kolay değil, zaman ister, kemâlat kazanacak ki, kişi hicap perdelerini aralayacak, yavaş yavaş insan olmaya başlar. Çünkü; senin her hareketini gören Allah var. Bize şah damarımızdan daha yakın, her şeyi ihata etmiştir, bir elmayı suya batırınca nasıl su her tarafı sararsa, âlemleri Cenab-ı Hakk’ın kudreti, ilmi, himmeti birçok faktörü bu şekilde sarmıştır.

Hikmetin ilk basamağı sabırdır, eğer sabır yoksa hikmet ulaşmaz kişiye. Hikmet ulaşmadıkça da insan baktığı şeyi gerçek de görmez, görür birşeyler ama detayı görmez. Yani olayı iki, üç, dört boyutlu görmek. Öyle haller vardır ki, hikmet ehli ağaca, bitkiye yaklaştığı zaman heyecanını bile görür. İki kişi konuşurken, birazdan birinin kızacağınıda görür. Bir ağacın hastalığını, neresi ağrıyorsa, onu da bilir. Hikmetin ilk basamağı sabırdır. Sabır bir, cömertlik iki. Bu iki hal.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#HallacıMansur#HzAli#hoşgörü#öfke#şiddet#sinir#sabır#cömertlik#hikmet

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız