Dünya Hayatı Küçük Bir Mola – Kabirde Kimlerin Cesedi Çürümez? – Hastanın Öleceği Nasıl Bilinir? – Çocukların Rüyası – İkinci Bedenin Tohumu Nerededir? – Yeniden Diriliş – Mahşer’in Kuruluşu – Salihler Kimdir? – Rahman Ve Rahim Esma’ları – Kevser Havuzu Nasıl Oluşur? – Güneş Nasıl Şarj Olur? – Gece Durulamayan İbretlik Yer – Gönül Yıkmak – Kimseyi Ayıplamam!

0
2061

Dünya Hayatı Küçük Bir Mola

Burası küçük bir moladır. Dünya’nın 1000 yılı, Allah’ın bir günüdür. Allâhu Teâlâ’nın zaman birimi ile ölçtüğümüz zaman insanın ömrü bir iki dakika.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de diyor ki; “Siz çok uzun bir yoldasınız, dünya hayatı bir ağacın altında verdiğiniz mola kadarıdır. Ondan sonra öbür âleme doğuş vardır.” Ölüm yoktur, mümin için ölüm yoktur. Mümin için en büyük ödül dünyada ölmektir. Çünkü; dünya zindanıdır müminin. Yani zindandan kurtuluşudur.

Ölüm kafir için çok kötü bir olay. Ölüm anında mümine, Cenab-ı Hakk’ın rahmeti gösterilir, o can atar gitmek için. O gideceği yeri bilerek gider ve kabri zaten cennet bahçesi gibi olur. Bir gecelik rüya kadar bütün hayat, bir soğan yaprağına bile değmez, eğer kötülükle geçirdiysen vay haline.

Onun için Yunus öyle diyor:

 Geldi geçti ömrüm benim,

 Şol yel esip geçti gibi,

 Hele bana öyle gelir,

 Bir göz açıp etmiş gibi.

Dünyaya bel bağlayan ahmaktır, fani olana asla bel bağlanmaz, baki olana bağlanır. Ve insan dünya üzerinde üç beş dakika, üç beş saniye mola verir ve devam eder. Bu sefer işte ne olur, şimdi insanların bilmediği birçok konu var, nerden geldik, niçin geldik, nereye gidiyoruz?

Kabirde Kimlerin Cesedi Çürümez? 

Kabir. Kabirde birkaç tür insanın cesedi asla çürümez, Peygamberlerin cesedi çürümez, şehitlerin cesedi çürümez, Veli’lerin cesedi çürümez, dervişlerin cesedi çürümez, asla!

Biz mesela; Balıkesir’de büyük mezarlıkta bir derviş kardeşimiz ölmüştü, üç yıl sonra “Zehirlendi” diye ihbar etmişler, mezar açıldı, bende ordaydım uykuda gibiydi. Mümkün değil, yani çürümez. O Allâhu Teâlâ’nın adetidir, “Adetullah” deriz buna. Ve onun mezarı cennet bahçesidir zaten.

Hastanın Öleceği Nasıl Bilinir?

Şimdi, bir insanın ölümünü gözdeki perde kalkarak seyretseniz, bir daha ömür boyu tebessüm edemezsiniz. Dört grup melek gelir insanın canını almaya, Hz. Azrail yalnız başın canını alır. Bir ağır hastaya gittiğiniz zaman deli ve çocuk hariç dikkat edeceğiniz şey, hastalık ağırlaşınca ellerini yumar insanlar. Baş parmak içerde, avucunu yummuş ise o gidicidir, baş parmak açık yummuş ise, parça parça olsa yine yaşar, defteri dürülmedi. O tür bariz işaretler vardır. Çocuk ve deli hariç bak. Çocuklar baş parmağı içerde yumar, o çocuğun gördüğü rüyayı sen ben görsek bir teneke su olur eririz, sabah bizi bulamazlar. Meleialâ’dan görür onlar.

Bana birçok sohbetlerde, birçok kendini beğenmiş rektör, profesör vs. vs. birçok soru sordu; “Cennet, cehennem ne demek, insan doğar yaşar ve ölür, ben mezara giriyorum, her şey çürüyor yok oluyor, neyim cennete girecek, neyim cehenneme girecek, çürüdüm gittim…”

Bir insan canıyla, kanıyla, etiyle, kemiğiyle cennete veya cehenneme girer. Hatta, cehennemde insanın bedeni Mekke ile Medine arası kadar olur. Derisi yedi arşın olur, yetmiş kere deri atar günde yanarken.

Allâhu Teâlâ diyor ki; “Onlar kaynamış irin içerler”.

“Ben size cehennemi anlatsam, bir daha tebessüm edemezsiniz” salatu selam Efendimiz öyle diyor, “Siz, benim bildiğimi bilseydiniz, ömür boyu tebessüm edemezdiniz.”

İkinci Bedenin Tohumu Nerededir?   

İnsanda bir cevher var, kuyruk sokumunun üzerinde, kalçada son bakla var ya onun içinde, mercimekten az büyük bir cevher var. Biz bunu, Berlin 17 Haziran Üniversitesi’nde bin derece hararette denedik, yakamadık. Demir eriyor, su gibi oluyor, bu erimiyor. Asit eritmiyor. Bütün vücut çürür, o kalır çürümez o senin tohumun. Nasıl bir susam tanesini atıyorsun toprağa, susam oluyor.

Allâhu Teâlâ, Kıyamet’ten sonra Dünya’yı yayar. Nasıl yumruk kadar hamuru açarsında yayılır ya işte öyle yayar. İster yangında öl ister denizde öl, nerde ölürsen öl, o nesne kalıyor.

Yeniden Diriliş

Kıyamet’ten sonra meleklerde ölür, Hz. Azrail’de kendi canını alır. Çok özür dilerim, Kıyamet’ten sonra, Allâhu Teâlâ Dünya üzerine erkek menisi gibi yağmur yağdırır. Bu yağmur, o tohumlara ulaştığında o “çıt” diye patlar toprağın altında. Anadan doğma vücut oluşmaya başlar, 40 arşındır bedenleri. Kadınlar 18 yaşında, erkekler 33 yaşında. Toprak altından köklenerek vücut oluşur. Bunları özet yapıyorum, yoksa bir ay anlatmam lazım. Sonra Allâhu Teâlâ melekleri yeniden yaratır, Hz. İsrafil’e, “Sur’u üfle” der. Âlemi Berzah’tan her ruh, bedenine girdiği zaman toprağı yarar, kalkar. Erkek ve kadın anadan dogmadır, üzerinde hiçbir şey yoktur. Mahkeme-i Kübra’ya hepsi akın eder ameline göre.

Mahşer’in Kuruluşu

Mahkeme-i Kübra, Dünya üzerinde merkezi Şam’dır. Şam’da ilk halka bütün insanlık, ta Hz. Adem’den beri hepsi oraya toplanır. Dünya yayıldı, büyüdü, çok büyüdü. Sonra Cenab-ı Hak kendisi Mahkeme-i Kübra’nın ortasına büyük meleklerle iner. Mahkeme-i Kübra 50 bin yıldır, Allah’ın 1 günü Dünya’nın 1000 yılı. Ter kiminin dizine, kiminin göbeğine, kiminin gırtlağına kadar gelir.

Salihler Kimdir?

Kafirler, “Ya Rabbi, bizi bu terden kurtar, istersen cehenneme at!” derler. Orda birkaç çok büyük getirisi olan insan toplulukları var. Birincisi dervişler. Bütün Peygamberler dua ederken diyor ki; “Ya Rabbi, bizi salihlerle et, bizi salihlerden et.” Salihler kim, dervişler işte.

Salatu selam Efendimiz öyle diyor, Ashab’ına anlatıyor:

“Bir gün, Mahkeme-i Kübra’da bütün ümmetler büyük endişeler, büyük korkular, büyük azaplar altında hesap verirken birtakım insan vardır, onlar inciden tahtlar üzerine oturtulur, onlara izzet ve ikram edilir, Peygamberler ve şehitler onlara özenir, imrenir. Ashab büyük hayretle sorar, ‘Onlar kimler, Ya Resulullah?’”. Zamanın tefessühünde, her biri bir yerde oturduğu halde halakayı zikir kurmak için bir araya gelen dervişlerdir. Sizlersiniz işte, şu lütfa bak!

Rahman Ve Rahim Esma’ları 

Şimdi, Kur’ân’da başlıklar vardır mesela; “Kaf, ha, ya, ayn, sad, yasin, elif, lam, mim” gibi. Kaf, ha, ya, ayn, sad”; Mahkeme-i Kübra’nın dizaynını anlatır.

Burada bir kafir dikilir, azap iner başına, yanı başına bir mümin dikilir, rahmet iner başına. Herkesin yeri bellidir, orda kimin nereye ulaşacağı, nerde duracağı bellidir.

Bir de “Ya Rahim” ismi şerifi aynı kavşakta birleşir, biliyorsun, “Rahman” ismiyle bu mülk âleminde herkese merhamet eden Cenab-ı Hak, “Rahim” ismiyle ahirette yalnız müminlere merhamet eder. O da aynı kavşakta birleşir.

Kevser Havuzu Nasıl Oluşur?

Yedinci kat semavat “İndi İlahi, Yirmi birinci Sır Makamı”. En önemlisi de orda Sidre ve Sidre-i Münteha Ağacı. Bu ağacın kalınlığı, benim gördüğüm kadarıyla bu Dünya’nın yetmiş bin katı. Uzunluğu bir şimşek çaksa 1000 yılda ucuna ulaşamaz. Hz. Cebrail’in makamı, onun bir budağıdır, 70 senelik yol kadardır o budak, o budakta dört köşe var, bir köşede Tevrat okunur, 30 bin melek Tevrat okur, 10 bin melek Tevrat yazar. Diğer köşede 30 bin melek Zebur yazar, 10 bin melek Zebur okur. Diğer köşede, 30 bin melek İncil yazar, 10 bin melek İncil okur, diğer köşede 30 bin melek Kur’ân yazar, 10 bin melek Kur’ân okur. Bu hiç kesilmez. Her yaprağı Dünya’yı lahana gibi sarar o ağacın.

Ve bunun üzerinde katrilyonlarca meleklerin makamı var, gece gündüz zikirdedir. Onların zikrinden hasıl olan sevap dünyadaki dervişlere yazılır. Altında bir tane çeşme vardır, iki taraftan su akar. Yetmiş senelik yol kadardır çeşmenin uzunluğu, bu çeşmeden akan su Kevser Havuzu’nu oluşturur. Öbür taraftan akan ikinci bir havuz oluşturur. İşte cennete girmeden önce:

Esteizübillah”, İnna tayna kel Kevser fe salli Rabbike venhar inne şanieke huvel ebter.”, “Ya Habib’im, sana Kevser’i verdik, öyleyse kurban kes, Rabb’ine şükret, secde et.”

Şimdi Kevser Havuzu’nda bütün cennete girmeden evvel, müminler yıkanır, içindeki vesvese, desise, şek, şüphe gider. İkinci havuzda yıkanır, saç sakal yeşile döner, kadında erkekte. Cennette saç, sakal yeşildir. Siyah saç, kır saç, beyaz saç yok; yeşildir. İkinci havuzda yıkanınca, ilkin saç, sakal yeşile döner, sonra kadınlar 18 yaşına, erkekler 33 yaşındaki hale gelir, ondan sonra da cennete giriş.

Cennetin en fakirine, bu dünya kadar 40 katı kadar yer verilir. Oradaki saltanatı size anlatsam ömrüm yetmez. 

Güneş Nasıl Şarj Olur?

Cehennem, ya cehennem! Hadis-i şerifte salatu selam Efendimiz diyor ki; “Cehennemin 7 kapısı vardır. O kapıları bir görseniz, bir daha tebessüm edemezsiniz. Her kapıdan sonra 70 bin dağ var ateşten, bu Dünya o dağların yanında mercimek tanesi kadar kalır.”

Ateşten bak bunlar. Her dağda, yetmiş bin vadi var, her vadide yetmiş bin yarık var, her yarıkta yetmişbin köşk var, her köşkün 70 bin odası var, her odada 70 bin akrep ve yılan var, her akrebin 70 bin kuyruğu var, her kuyrukta 70 bin boğum var, her boğumda 70 bin testi zehir var. Bu cehennem ki ateşi simsiyahtır. Yani bizim dünyadaki ateş gibi değil. Cehennemden dünya üzerine ceviz kadar bir cehennem ateşi düşsün, 15 dakika içine dünyada hiçbir şey kalmaz, düşünebiliyor musun?

Güneşi yılda 15 saniye cehennem şarj eder. Arada uzak bir hat kurulur, 15 saniyede, 12 milyon dereceye gelir. Cehennemin hizmeti vardır bu dünyaya, orda azap yeridir, burada da bize hizmet eder. Güneşi şarj etmezse, hayat biter. Güneş söndü mü, hayat bitti! Cehennem bugün hizmet eder bize. Bugün, Güneş olmasa fotosentez bitki vs. yetişmez, yiyeceğin yetişmez, hayat biter, donar her şey en azından. Bugün dünya hayatında hizmeti var bize. Allâhu Teâlâ bir şeyi tek amaçlı yaratmıyor, birçok hikmeti var yaratışında. Sistematize ederken olayları şekilleri halleri, birçok ince hesapları var. Yani kısacası, Mahkeme-i Kübra 50 bin yıldır, işte orda beklemeyenlerin başında dervişler gelir ve onlara izzeti, ikram ediliyor.

Şimdi Allah razı olsun, dünya ahiretin tarlasıdır. Burada kazanacaksın her şeyi. Burada kazanamazsan, ötelerde kazanacağın bir şey yok.

İnsanlar diyor; “Ben çürüdüm nasıl şey olur?” Yazın güneşte bir gram çimen kalıyor mu, hepsi kuruyor birşey kalmıyor. Benim bahçeme ibretle bakıyorum kökünü dahi çıkar, kökü dahi kurudu bitti. Ama Allah iki rahmet veriyor, yeşeriyor. Seni de yeşertecek mezardan. Senin de tohumun var, çürümeyen bir tohum var sende, seni ondan yeniden yaratacak.

Ana rahminde bunu Yaratan için onu yaratmak çok mu zor? Ama insanlar bunun idrakında değil. İnsan istemedimi Allah’a inanmak, sebep çok! Çünkü nefis neyi istiyorsa yanlıştır o, neyi istemiyorsa doğrudur o. Nefis en büyük düşmanımız. İçimizde taşıdığımız iki kardeş; biri kafir, biri mümin. Ruh mümindir, nefis kafirdir. Nefis, şeytanın dostudur. Ama hep yanlışa insanı zorlar, hırs, tamah, gazap, şehvet gibi, gözü de doymaz yani.

İşte bütün tarikatların uğraşısı budur, nefis tezkiyesi ona haddini bildirmek. Allâhu Teâlâ’nın emirlerini ona benimsetmek. Ama asla susmaz o, en ufak bir boşlukta bıraktığın an pusuya yatmış köpek gibi yine yapacağını yapar. Onun için Peygamber Efendimiz ne diyor; “Hakiki mücahit kimdir? Nefsiyle mücadele edendir.” Düşmanla savaşmaktan çok daha büyük ecirleri var, onunla savaşmanın.

Gece Durulamayan İbretlik Yer

Şimdi Allah razı olsun, materyalist bir sistem dünya hayatı, iki tane Allah edindiler kendilerine, çok özür dilerim, biri seks, biri para. Onun dışında ehemmiyeti yok yani birçok şeyin. Halbuki dünya üç günlük kardeşim, geçip gideceksin. Hz. Adem 1.000 yıl yaşadı nerde? Hz. Nuh 1500 yıl yaşadı, nerde? İkinci Adem gibidir Hz. Nuh, bir gemi insandan geldi dünyadakiler.

Allâhu Teâlâ diyor, “Siz geçmiş kavimleri inceleyip bakmıyor musunuz, onların başlarına neler geldi, ibret almıyor musunuz?” Lut kavmi, Ad kavmi, daha birçok kavim…

İzmir’den Ayvalık’a doğru gelirken bir bölge var, Bergama’dan evvel mi, sonra mı hatırlamıyorum, birgün sizi götüreyim, güneş battıktan sonra girebiliyorsanız girin! Vallahi feryadı figan, bir sinek kalamıyor gece orda, Allah’ın azap ettiği Hz. Cebrail’in sayha ettiği yerlerden biri.

Ben birgün bir şey için durdum güneş batmaya yakın, köylüler dört nala kaçıyor; “Yav ne oldu?” dedim.

“Abi, güneş battı mı burası berbat, feryat figan kulakların yırtılır!” dedi.

Dedim; “O zaman bir dinleyelim, bunu bekleyelim geceyi”. Heyhat girdim dolaştım biraz, sen feryatlara bak toprağın altında. Yeri biliyorum götüreyim bir işitin yani ibret almak istiyorsanız. Onun için insanların kime külhanbeylik ettiğini bilmesi lazım!

“Sukutu fikir, konuştuğu zikir, bakışı ibret olanlar!” Bu üç hal yaşadığında Hz. Musa’nın ayarında adam olursun, çok kolay yani, zor değil. Fikir dediğimiz tefekkürdür.

Gönül Yıkmak 

“Bir saat tefekkür, 70 yıl nafile ibadet gibidir.” buyurmuş salatu selam Efendimiz. Allâhu Teâlâ’da birçok ayette; “Aklınızı kullanın” buyuruyor, “Eğer aklınızı kullanmazsanız, mesuliyet yüklerim üzerinize, pislik yağdırırım üzerinize”. Gönül yıkmayacaksın, katı dilli olmayacaksın, katı dil en kötü şeydir. İnsanın iki bela kapısı vardır; iki dudak arası, iki bacak arası. İki dudak arası daha tehlikelidir.

Peygamber salatu selam Efendimiz bir hadiste diyor ki:

“Katı dilliler melundur!”

Yunus diyor ya:

“Bir tek gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil, yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil”.

Gönül yıkmayacaksın, müminin gönlü Kâbe gibidir, Arş-ı Ala gibidir. Zaten gönlü olduğu için insan, Allâhu Teâlâ “Lekad halaknel insane fi ahseni takvim” buyuruyor. Allah’a muhatap olan tek varlık insan ama kafirse onu kaale almana gerek yok. Ama ona da eziyet edemezsin, haklarını yiyemezsin zulüm edemezsin, sebepsiz yere kalbini bile kıramazsın. Bir sebep gerekir.

Çünkü; Yunus ne diyor? “Yaratılanı hoş gördüm, Yaradan’dan ötürü çünkü hepsi onun kulları”. Onun işi senden, benden daha zor, çok daha zor, onlara aslında acımak lazım.

Kimseyi Ayıplamam!

Bugün benim dünyada ayıpladığım hiçbir insan yoktur, ne hırsız, ne sarhoş, ne fahişe, asla ayıplamam. Şimdi onları görünce haline şükredersin. Çünkü hesabı kitabı çetin olacak, zor olacak. Belki senin, benim de olacak, ayrı konuda ama zor olacak. Allah apaçık bunları bildirmiş yani.

Hz. Mevlana o dönem insanlar daha farklı, iki fahişeyi linç edecekler, Hz. Mevlana geliyor olayın üzerine:

“Ne yapıyorsunuz ey ahali? Durun!” diyor.

“Efendim, bunlar fahişe, suç üstü yakaladık!” diyorlar. Alınlarından öpüyor onları:

“Siz Fatıma gibisiniz” diyor, görüşe bak ya. “Eğer siz olmasaydınız, bu kötü erkekler, namuslu kadınlara tasallut olurlardı” diyor.

Yani bir bardağın yarısı doluysa, yarısı boş demeyeceğiz. Dolu kısmını göreceğiz önce. Olumlu yönünü atıyoruz, siliyoruz, olumsuz yönü ne bakıyoruz ki, asla bir mümin olumsuz yöne bakmaz. Sabır ve şükür bunun şiarıdır, hedefidir. Böyle oluncada daima Yunus’un dediği gibi hoş göreceksin!

Dostunu müminden seçersin, çünkü; güvercinler kargalar bir arada uçmaz. Güvercinler, güvercinler ile kargalar, kargalarla uçar.

Onun için Allah razı olsun, dünya hayatı kısa ne olduğunu anlamadan gelip gidiyor. Sonra “Eyvah!” demenin anlamı yok. Yani ayakların kabre indiğinde hiçbir amel yapamazsın artık.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#dünyahayatı #kabir #cennet #cehhennem #gönül #gönülkırma #derviş #mümin #güneş #dünya #Rahman #Rahim #kınamak #KevserHavuzu #mahşer #insanınyaratılışı #kıyamet #mahkemiKübra

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız