Darwinizm – Dünya Çok Evrelerden Geçti – Gılgamış Destanı – Okyanustaki Esrarengiz Nokta -Teknoloji Neden Hızlı İlerledi – Dalga Boyu – Uzaylılar Hakkında – Kainatın Temel Taşı Ehlibeyt Nur’u – Allâhu Teâlâ’nın Zenginliği

0
287

Darwinizm

Darwin tam bir kafirdir. Darwin bile “Tabiat Allah’ın en önemli kitaplarından bir kitap, onu iyi okumak lazım” diyor. Şimdi Darwin şeyci yani, “Mutasyona uğradı da, işte atalarımız maymun, orangutan”. Darwinizime göre iki kardeş var, orangutan dişi. Birisi insanlığın büyükannesi, birisi de maymunların büyükannesi diye iddia ederler. Dünya üzerindeki dinlere karşı savaşan bir fikir.

E şimdi Allah razı olsun, homoseksüelliği öven bir yol, işte her şey mutasyonla zaman içinde şu şuna döndü, bu buna döndü, böyle bir şey yok ki. Bugün Dünya’da bilim adamları 3 milyar, 5 milyar yıl önce mesela fosilleşmiş şeyleri buluyorlar, hayvanları. O gün de hayvan aynı, bugün de hayvan aynı. Nesli tükenmişlerin dışında hepsi aynı. Nesli tükenmişler var, dinozorlar, şunlar bunlar. Bunlar çok eskilerden.

Dünya Birçok Evrelerden Geçmiş

Dünya birçok evreden geçiyor. Mesela Cenab-ı Hak, 17 milyar 700 milyon yıl önce yaratıyor kâinatı. Fakat Dünya’yı daha sonra yaratıyor. Dünya 4,5 milyar yaşında. 4,5 milyar yılda neler gelmiş geçmiş. Şeytanın avanesi yaşıyor, iblislerin bir dönemi var, işte dinozorların var, ervahların var, böyle birçok şey geçiyor. Yani Dünya çok evrelerden geçmiş.

Cenab-ı Hak, ayet-i kerimede buyuruyor ki; “Toprağın içinde öyle mamur saraylar var ki, görseniz aklınız başınızdan gider” diyor. Bu ne zaman yapıldı? Bizim insanlık döneminden çok evvelki yapılmış işler. Ama ne yapıyoruz biz o imkanlarımız, teknolojimiz ona yetişmiyor, ulaşamıyor.

Gılgamış Destanı

Ve bugün mesela Gılgamış Destanı vardır tarihte, Hazreti Ömer yaktırdı onu, yanlış yaptı. Gılgamış Destanı, 40 gün Mekke’nin Medine’nin hamamlarını ısıtıyor o kadar büyük eserler. Hamam ısıtmak için yakıyorlar Gılgamış Destanı’nı.

Mesela Gılgamış Destanı’ndan esinlenen yazarlar var, “Tanrıların Arabaları” diye bazı kitaplar yazdılar. Tanrıların Arabaları’nın ilk sayfasında, “Bu kitabı okumak büyük cesaret işidir” yazar. Büyük cesaretin varsa oku. Adam 20-25 yıl Gılgamış Destanı’ndan edindiği bilgilerle Dünya’yı dolaşıyor.

İşte Amerika’da, Meksika’da bir hava meydanı bulunuyor fosfordan yapılmış. Elektrik belirli bir uzaklıktan sonra yok oluyor, fosfor Aydan dahi fark ediliyor. Öyle hava meydanları var bu Dünyanın üzerinde, daha eski yapılmış.

Mesela Gılgamış Destanı’nda çok şeyler var, yani adam diyor ki, “Uçan ateş, ateş kusan arabalar geldi gökyüzünden, kapı konuştu”. O gün teknolojisi yok, yani bu uzaylıların gelişini anlatıyor. Kapı konuşur mu, kapıda hopörler gibi bir şey vardı ama cahil adam anladığı şekilde yazdı. Kızılderili ne diyor, yazıya; “Adam sözlerin resmini çiziyor” diyor. Yazı duymamış ki adam. Yani; o destanda anlatılan “kapı konuşuyor” kelimesi buna benzer bir olay, kendince anlatıyor.

Okyanustaki Esrarengiz Nokta

Allah razı olsun, okyanuslardaki piramitlerden başka birde mesela şey var, okyanusta bir nokta var, savaş uçaklarını bile çekiyor. O saate denk geldi mi, giden gemiler yok oluyor. Onun sırrını bak çözemiyorlar. Birçok uçak çekiliyor, birçok gemi yok oluyor, izi bile kalmadan gidiyor. Onun adını diyecektim, diyemedim  ya. Bermuda, Bermuda Şeytan Üçgeni, şeytanla ilgisi yok onun tabi. O uzaylıların okyanusların dibindeki üsleri. Onlar çekiyor.

Çünkü Amerika’dan, Nasa’dan bir ekip profesörü götürdü onlar, aldı götürdü (Uzaylılar). İşte 8-10 sene yok, 2-3 sene orda yetiştirdiler profesörleri. Bir alışverişti bu. Amerika ve Japonya ile uzaylıların arasında bir alışverişti. Ondan sonra onlar bir teknoloji verdi bize, yüzyılda gidemeyen teknoloji 3-4 senede uçtu gitti teknoloji.

Bu cep telefonlarıdır, telsizlerdir, bilmem nelerdir, televizyonlardaki şeydir, bu kadar sandıktı eskiden televizyon, daha akıl almayacak bir alışverişti o. Dünya’dan bir şey aldı onlar. O bir şeye karşılıkta o teknolojinin sırlarını verdi. Yani; “Merih Çocuğu” mu, “uzay çocuğu” mu ne diyorlar o profesörlere  Nasa’da! Onlar götürüldü ve yetiştirildi, geriye gönderildi. Yani oradan yayıldı Dünya’ya bu teknoloji.

Mesela bu da hava gibi, nefes gibidir birçok şey. Hiç bilmediğin bir şeyin sinyalleri de sana ulaşır. Hani buna “dalga boyu” diyoruz. Dalga boyu, dalga boyunu anlatsam size bir sene lazım zaten. Her şeyden bir dalga boyu alışverişi var insanın. Her canlının var.

Matematikte bir şey vardır, bakalım diyebilecek miyim? Bazen diyebiliyorum, bazen diyemiyorum.

Yunus diyor ya; “Hak bir gönül verdi bana, haa demeden hayran olur, kalinosu lokman olur”  her şeyi bilen oluyor, “Devre girer ruhban olur” diyor “Ve sonra da hiçbir şey bilmem bir papaz olurum” diyor.

Yani gönlün mertebeleri.

Matematikteki şeyi bir gün size söylersem adını, Mevlana gibi sema yapmaya başlarsın. Eline ne alırsan…

-“Sizin sirke yaptığınız şey neydi?”

-“Ananas”.

Ananasın üzerinde o hesabı görürsün, elmayı al görürsün, üzümü al görürsün. Neyi eline alırsan o matematikteki şey, ağaçların yapraklarının farkına varmaya başlarsın, o hesabı görürsün. Kâinatta ne varsa yenen, içilen, ıvır zıvır Allâhu Teâlâ’nın büyüklüğünü vallahi sema yaparsın. Yarısı dilimin ucunda, yarısı gelmiyor. İzin verilmiyor, bilmiyorum işte var birşey.

Bir küçük anahtardır o söyleyeceğim şey ama her şeyin farkına varırsın. Ya Allah akıllara zarar öyle bir hesap kitap ki hani Kur’ân’da diyor ya; “Biz her şeyi bir ölçü ile yaptık. Her şeyi bir ölçü ile yarattık” o ölçünün anahtarı işte bu. Matematikte bir ismi var onun. Yok, bende yok şu anda. Bugün biliyordum ya. Bayağı onunla seyrettim dışarları, gözlük gibi net görüyorsun onu aklında tutunca. Şu anda yok.

Şimdi bize göre basit olan bir şey, onlar da çok farklı bir şey. Onların işlemesi, onların teknolojisi. Şimdi onların şehirleri boşlukta. Arsa lazım değil, bilmem ne lazım değil onlara. Teknolojileri o kadar yüksek ki bunlar “ervah” kılığındandır.

Boşlukta şehirleri, tamamen boşlukta kurulmuş. Müthiş yani, cennet misali. Teknolojileri o kadar gelişmiş. Bir Dünya kadar yer, bir devlet ama hepsi mümin, anayasaları Kur’ân.

“18 bin âlemin Mustafa’sı adı güzel kendi güzel Muhammed” diyor Yunus.

18 bin âleme, Peygamberimizin sureti gidiyor, Kur’ân gidiyor, İslam gidiyor, aslı da buraya geliyor. En barbar biziz, en barbarlara aslı geliyor.

“Ey Peygamber, seni yaratmayacak olsam âlemleri yaratmazdım” diyor, bak, düşünebiliyor musun?

Kâinatın Temel Taşı Ehlibeyt Nur’u

Kâinat yaratılmadan önce Allâhu Teâlâ, Arşı Ala’da bir kandil yarattı ama nasıl bir kandil,  kim bilir ne kadar? “Kandil” deyince bizim bu kadar bir şey gelir ama Allah’ın yarattığı kandil kim bilir kaç kilometreydi, nasıldı bilmiyoruz.

İşte o kandile Ehlibeyt’in Nur’unu yani Peygamberimizin Nur’unu koydu. Kâinat yokken Ehlibeyt’in Nur’u vardı. Allah o Nur’a nazar ettiği zaman o Nur utanır, terlerdi.

Yıllarca böyle geçti sonra, o Nur’a bakarak, “Kün” emrini verdi Allah “Ol” dedi. O Nur’da bir patlamayla kâinat oluştu. Konu çok uzunda özet olarak şey yapıyorum. Kâinat öyle oluştu, cehennemler hariç.

Her şey Resullulah’ın, Ehlibeyt’in Nur’undan oluştu. Yani Ehlibeyt, insanların tahmin ettiğinden çok daha önemli bir soydur, çünkü; kâinatın mayasıdır Ehlibeyt, Ehlibeyt’in Nur’undandır.

Allah, kâinatın temel taşı ama Ehlibeyt’in Nur’unu kullandı. Allah bir şeyi kullanmaya ihtiyaç sahibi değil, Allah hiçbir sebepsiz her şeyi var edebilir. Allâhu Teâlâ kendi de öyle diyor; “Biz bir şeye ol dedik mi, olur”.

Ama sebepler âleminde yaşıyoruz, bizim için bu sebepler lüzumluydu. Onun için Resulullah’ın Nur’una bakarak “Ol” emrini verdi. “KünYasin’de geçiyor ya “Feyekün” de Kıyamet’tir, yıkılıştır kâinatın. “Kün Feyekün” olarak tek ayet geçer yani; “Ol ve yıkıl” bir arada bahsedilir, “Kün FeyekünYasin’de.

Allâhu Teâlâ’nın Zenginliği

İşte, Allâhu Teâlâ bu kadar büyük bir mülkü yıkıyor. Bu Dünya’nın iki misli büyüklüğünde sırf elmastan olan yerler var. Bu kadar değerli şeyler var ki, Allah bunları yıkmak için yaptı. Düşün Allah’ın zenginliğini. Bunların Allah katında hiçbir değeri yok. Biz bu Dünyada şuna değer veriyoruz, buna değer veriyoruz falan falan…

Allah nasıl bir zengin düşün, Ganiy. “Ya Allah, Ya Vedud, Ya Hu, Ya Ganiy”, en son ders; Ganiy. O’nun zenginliğini tahmin edebilir misin?

“Kâinattaki bütün kullarım, ne istiyorlarsa hepsini versem herkese, herkes ne istiyorsa Ben’im mülkümden ne azalır biliyor musunuz? Bir büyük okyanusa bir iğne soktuğun zaman, iğneyi çıkardın mı oradan, iğnenin ıslaklığı kadar eksilir” diyor. Düşünebiliyor musun? Allah böyle Ganiy. Yani; o Ganiy’i zikrederken, bunu bilerek “Ganiy” diyeceksin.

O Ganiy son ders zaten, ondan ötede Hazreti Hızır birşey verirse verir, herkese vermez veya Resullulah bazen verir birşey verirse. Onlarda çok nadir, milyonda bir olan işler.

Her şeyi de canı da var eden O, hayatı da var eden O, cenneti, cehennemi de var eden O. Rahmeti de var, zahmeti de var.

————————————————-

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#GılgamışDestanı #Gılgamış #Allahınzenginliği #kainat #uzaylı #Darwinizm #bermudaşeytanüçgeni #Ehlibeytinnuru #Ehlibeyt #altınoran

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız