Çocuktan Gelen Ecir – Kamil Kişilerin Namazı – Nasıl Bir Hazırlık Yapıyorsun? – Bir Vakit Kazaya Kalsa – Cehennemde Unutulanlar – Cehennem Ateşi Ne Renk? – Araf Nedir?

2
618

7 yaşına kadar ağladığı, sızladığı, zırladığı ses olarak ne çıkarırsa çıkarsın, anne- babanın amel defterine zikir olarak yazılıyor. Yani, bu meşakkatler boşuna değil. Onların acayip ecri var, bizim dünyada haberimiz yok onlardan. Onlar hep yarın Mizan’a konacak şeyler. Yani hani anne, bilhassa anne çok çekiyor, yoruluyor ama onun kazancı da çok büyüktür. Allah hiçbir şeyi karşılıksız bırakmıyor. Onun, o “hık” edişi bile zikir olarak yazılıyor.

Allah, kulun müşterisi, müminin müşterisi Allah. Senin bütün meşakkatlarını cennet karşılığında satın alıyor senden. Hatta, bir ayette tembihliyor; “Siz bu dini yayın, yaşayın, yaşatın. Bu dini mübinini insanlık nizamına perçinleyin. Siz bunu yaparken malınızdan, canınızdan, şöhretinizden, ne kaybederseniz, kaybedin sizin müşteriniz Ben’im! diyor Allâhu Teâlâ. “Ben size cenneti vererek, onları satın alırım, sizin hiç kaybınız yok” diyor.

Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne kadar çok ekersek, orada o kadar çok biçeceğiz. Kazanç bizim için gerçek sermaye bu, ne para, ne pul, ne dünya sermaye değil! Çünkü; bunların hepsini bırakıp gideceğiz. Bugün bizim evlerimizin duvarları altından olsa, bize hiçbir yararı olmaz. Neden? Hepsini bırakıp gideceğiz.

Mal sahibi, mülk sahibi.

Hani bunun ilk sahibi?

Malda yalan mülkte yalan

Gel birazda sen oyalan.

Hepsi bu kadar çünkü; biz burada bir küçük mola verdik, yolumuza devam edip gideceğiz. Böyle olunca dünya sevgisi tehlikeli olur, sevgisini kalbe sokmadan; “10 günlük ömre, 20 günlük rızık gerek” demiş atalar.

Bir gayret içinde olacağız mutlaka, bu insanlık şiarı. Bu insanın bir nevi görevi. Hem dünya için hem zillete düşmemek için, muhtaç olmamak için, çünkü salatu selam Efendimiz diyor ki; “Veren el, alan elden üstündür.”

Veren el olabilmek için bu hadis-i şeriftir anlattığım. Ama asla da öbür tarafı ihmal etmemek lazım. Çünkü “kamil” kişiler her namaza durduğunda, ömrünün son namazıymış gibi kılar. Sağında cennetleri, solunda cehennemleri hisseder.

Namaz, işte o zaman “salat-ı nefs”ten çıkar, “salat-ı cisim”, “salat-ı kalp, “salat-ı ruh” gibi üst derece namazlardan olur.

Yani, “Ben sıhhatliyim, işte ben ölmem” böyle bir şey yok! Ölümün ne zaman, nerede, ne şekil geleceği hiç belli değildir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diyor ki; “Ben elimi böyle kaldırdığımda, indireceğimden emin değilim. Belki elimi indirmeden Allah canımı alır”.

Ve Allâhu Teâlâ dedi ki; “Ben’im mekrimden emin olmayınız”. Yani, bunlar bize olan hitaplar. Şimdi Allah razı olsun, her gün neleri ölür, neleri doğar.

Hani Mevlana diyor ya:

Bir anda nasıl bozulur dünya,

Nasıl yıkılır, nasıl başka bir dünyanın temelini atar?

Uzaklardan geldik, esas yurdumuz burası değil, zaten gurbetteyiz, biz cehennemdeyiz. Müminin “Esfeli safilini”dir yani Dünya.

Onun için Allah razı olsun. Mümkün mertebe öteler için sermaye biriktirmek lazım. Bir yolculuğa bile çıkacak olsak uzun bir yolculuğa havlumuza, diş fırçamıza, bilmem, şununa, bununa, cebimizdeki paraya, bir hazırlık yapıyoruz. Öteler için bunu hiç düşünmüyoruz, öteler için nasıl bir hazırlık içindeyiz?

Adem ölmüş abi 1.000 yıl yaşamış. Nuh ölmüş 1500 sene yaşamış. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hatem’ül Enbiya Peygamberimiz ölmüş. Sen, ben mi kalacağız? Mümkün değil. Öyleyse; oraya daima hazırlıklı olacağız.

Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diyor ki:

“Bir Müslüman, bir tek vakit namazı sebepsiz, hiçbir sebep yokken kazaya bırakırsa, hiçbir sebep yok, oturdu sohbet muhabbet, namazı kazaya bıraktı. Kaza ettiği halde, onun kabrine onun için cehennemden 40 tane kapı açılır!” diyor. Namaz yoksa, din yok zaten! Sadece isim var, din yok.

Nasıl diyordu salatu selam Efendimiz; “Namazı terk eden”, ikinci hadis- “Allah’a savaş ilan edendir!” diyor, Allah’a meydan okuyorsun yani, “Çık ortaya” diyorsun. “Hadi bakalım falan, filan…” deyip, Allah’a meydan okuyorsun.

“Namazı terk eden, Allah’a meydan okuyandır.”

Namaz çok önemlidir. Cenab-ı Hakk, Kur’ân’da 58 yerde; “Namazı dosdoğru gereği üzerine kılın” diyor, “Namazı dosdoğru kılın” diyor, “Kılar mısınız?” demiyor, “Kılın!” diyor. Ama, işte şu toplumlara bak ki, almış başını harıl harıl derelerin denize aktığı gibi cehenneme akıp gidiyor.

Allah ötede dünyadaki gibi merhamet etmez, kılı kırk yarar. “Rahim” ismi devreye giriyor, Mahkeme-i Kübra’da asla taviz yok. Hiçbir yardımcıları, hiçbir şefaatçileri olmaz, “Nasıl Ben’i dünyada onlar unutulursa, Ben’de onları cehennemde unuturum!” diyor.

Cehennem çok kötü bir yer, ateşi simsiyahtır. Cehennemin dış duvarlarının kalınlığı 7 bin senelik yol kadardır, oradan ne kaçabilirsin ne kurtulabilirsin. “Ve oraya giren insanın azı dişi Uhud Dağı kadar olur!” diyor. “Vücudu, Mekke ile Medine arası olur, derisi 4 metre 90 santim olur böyle, 70 deri atar günde. Yediği kaynamış irinle zakkumdur” diyor. Böyle bir yere nasıl talip oluyor insanlar bilmiyorum? Ama harıl harıl millet akıp gidiyor işte.

Şimdi Allah razı olsun. Ya bunlar göze alınır mı?

Amerika’lılar cennetlerin, cehennemlerin resimlerini aldı özel uydularla. Bir gece burada yayınlanıyordu. Yarıda kestiler. Amerikan başkanı bundan evvelki; “Cennet, cehennem var mı demeyin?” dedi halkına, “Kesin bunlar var, tespit ettik.” Yani; dininize sarılın gibi tembihatlarda bulundu. Çığ gibi Amerika’da Müslüman’lar çoğalıyor. Amerika bir yere çıkacak, İslam şeriatı bulacak yukarlarda, Müslüman’lar daha da çoğalacak. Dünyada irili ufaklı birçok din ortadan kalkacak.

Eee şimdi, Allâhu Teâlâ , bugün Tevrat’ta da, İncil’de de, Zebur’da da tembihatı hep aynı; “Cennet”, “Cehennem”, “Araf” üç yer var insanların gideceği.

Araf; bu dünya gibi, cenneti de cehennemi de hak etmeyen oraya gidecek, orada da ölüm yok, orada da yaşlanma yok, orada da hastalık yok. Ama dünyada gibi ekip biçip, alın terini yiyeceksin. Şu Dünya hayatı gibi, oraya da “Araf” diyoruz.

Ha burada bu uzun yolculukta, mola verdiğimiz yerde, ne kazanacaksak kazanacağız. Ondan sonra kazanç kapısı yok bir daha. Ondan sonra kabir, Mahkeme-i Kübra. Mahkeme-i Kübra 50 bin yıl sürer.

Dünyanın 1000 yılı, Allah’ın 1 günü. Böyle günlerle 50 bin yıl geçer mi? Beyinler fokur fokur kaynıyor ama bir daha ölmek yok! Güneşi 3 mızrak boyuna indiriyor Cenab-ı Hakk tepelerine, ter gırtlağa kadar çıkıyor.

Ayet-i kerime de öyle diyor Cenab-ı Hakk; “Kafirler derler ki, ‘Yarabbi, istersen bizi cehennem atta, bizi şu terden kurtar.’” Ter 7 bin derecede kaynıyor, onun içindesin.

Kur’ân’da ki; “Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad” başlığı Mahkeme-i Kübra’nın dizaynını anlatır. Herkesin yeri belli orada. Oraya bir kafir dikilir, azap iner başına. Yanı başına bir mümin dikilir, Rahmet iner başına. Yani oradaki Allah’ın hesabında, kitabında hiçbir eksik yoktur.

20 yıl sonra, şu ağaçtan hangi yaprağın hangi yaprağın üzerine düşeceği bellidir. “Biz, her şeyi bir kitapta yazdık” diyor Cenab-ı Hak. Kitap, dediği Levh işte; “Levh-i Mahfuz”.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#anababaolmanınecri #kamilkişininnamazı #Cennet #Cehennem#Araf

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız