Tuzakların En Büyüğü Nedir? – Nefsini Mutmain Etmeyen Asla Cennete Giremez! – Gönlünüze Bu İki Kelimeyi Yazın!

0
1624

Tuzakların En Büyüğü Nedir?

“İnsan bu emaneti aldı ve insan,” diyor, “Onun için çok zalim ve çok cahildir”. Emaneti kabul ettiği için çok zalim ve çok cahildir. Şimdi emaneti almak o kadar kapsamlı bir mesele ki… Emaneti almakla bir Cenab-ı Hak sana hür irade bahşetti. Hür irade tuzakların en büyüğü… Hayvanda hür irade yok, bitkide hür irade yok, melekte hür irade yok, Hz. Cebrail’de, Hz. Mikail’de, Hz. İsrafil’de, Hz. Azrail’de hür irade yok, insanda hür irade var.

Nefsini Mutmain Etmeyen, Asla Cennete Giremez

Hür irade tuzakların en büyüğü, neden? Hz. Cebrail’de hür irade yok. O günah işleyemiyor, böyle bir programı yok, böyle bir düşünce hissi yok, böyle bir vesvese alma olasılığı yok. Neyle emir olunduysa, sadece o çizgide gidiyor. İnsan öyle mi? İnsanın etrafı tuzaklarla dolu. Kadın tuzak, para tuzak, hırs tuzak, şehvet tuzak, kıskançlık tuzak, cimrilik tuzak, mal tuzak, çoluk çocuk tuzak, hepsi tuzak… Hangi birinden kurtulacaksın? Hür iradeyi almışsın, şimdi kurtulman lazım.

Nefis, en büyük tuzak. Tuzak, tuzak, tuzak, tuzak, tuzak… Dünya meşgaleleri tuzak… İnsanın vehimeleri var tuzak!

Nefis, en büyük tuzak. Tuzak, tuzak, tuzak, tuzak, tuzak… Dünya meşgaleleri tuzak… İnsanın vehimeleri var tuzak!

Kendini bir tahlil ediyorsun ki; “Heyhat, ben cehennemin Gayya Kuyusu’ndayım. Bunları nasıl yarıp, geçeceğim? Hangi taraftan geçeceğim? Hangi taraftan benim yolum, benim patikam çıkar düze?” Bir yokuşta bocaladıkça geri gider. Şöyle, Arab’ın çölde attığı adım gibi geri kayar, kum çünkü. Debelen debelen birazdan gücün bitecek. İnsan, bu halde yani…

Allâhu Teâlâ diyor ki ayette; “Nefsini mutmain etmeyen asla cennete giremez. 

Nefsini mutmain edebilmen için, nefsini mutmain etme noktasına gelebilmen için, 72 tuzağı geçmen lazım. Bunlar aşama, aşama, aşama aşama, aşama, aşama nefsine muvaffak olacak yere kadar geleceksin. Nefis, zaten sensin.

Yunus’un:

“Senden içeri bir sen, Yunus’tan içeri bir Yunus” dediği nefsi.

Ona geldiğin vakit, büyük savaş başlıyor zaten. Savaş-ı Ekber, hakiki mücahitlik orada başlıyor. Şimdi, kemalata yöneldiğin an, Allah’tan gayrısından bir şeyler beklemek nerdeyse şirk oluyor. Yani, ilerledikçe tuzaklar çoğalıyor, tehlike çoğalıyor bir yere kadar, bir yerden sonra iş bitiyor.

Şimdi örnek verelim; bir yere iş için müracaat ediyoruz, işte diyoruz ki; “Falanca torpil yapsa bize”. “Kemâlat” ehli isen, işte şirk kadar günah işlemiş oluyorsun.

BâyezidiBistâmî Hazretlerine, bir yerde süt ikram ettiler, içince karnı ağrıdı. “Süt karnımı ağrıttı” dedi, Cenab-ı Hak 40 gün yüz vermedi ona. “Süt kim oluyor ki, senin karnını ağrıtacak, Ben’im takdirim olmadan…”

Bu şimdi, ince bir çizgi, kemalata yürüdükçe, gittikçe; işte bir iş için müracaat ettik, “Falanca bize acaba yardım eder mi? O torpil yapabilir mi gibi…” başkalarından bir şey beklemek, bir şey ummak, şirke yakın günah oluyor. Direk Allah’a bağlanman gerekiyor. Allah dilerse olur, dilemezse olmaz. Allah’ın takdiriyle, Allah’ın hükmüyle, Allah’ın iradesiyle oraya kilitlenme gerekiyor. Kilitlenemiyor vatandaş, o bilinçte değil.

Borç para istemeye gidiyor komşusundan; “Acaba komşum bana verir mi?” diyor. “Allah, bana nasip edecek mi? Acaba, komşuya verdirecek mi?” fikri yok adamda. Neden? O hale gelmemiş ki adam. Ne bekleyecekse kemâlat ehli, Allah’tan bekleyecek! O zaman işler kolaylaşıyor.  Ama kişi ne o bilinçte ne o kültürde ne öyle bir terbiye görmüş. Niye? Dejenere bir toplumdan çıkmış adam, toplumun böyle adetleri yok ki!

Toplum, “Ben aldım, ben tuttum, ben kazandım, ben kafamı kullandım, ben şöyle harcadım, böyle araba aldım, böyle eşya aldım, böyle ev aldım…” İşte, nefsin binmiş sırtına dolu dizgin gidiyor. Nereye gidiyor? Cehennemin dibine. Kolay mı yani, insan olabilmek, adam olabilmek, yani kamil mümin olabilmek? Kolay mı nefsini mutmain etmek?

Allâhu Teâlâ; “Nefsini mutmain etmeyen cennete giremez” diyor. Girmeyecek bu bir gerçek. Allah’ın sözü mutlak Hak’tır, dediği mutlaka yerine gelir!

İşte böyle bir zaman diliminde yani dejenere bir toplumdan ne oluyor? Süzüle süzüle… Toprakta süzülen su, nasıl kaynağa ulaştığı zaman saf, billur gibi bir hal alırsa, işte toplumdan, bu tür cemaatlara süzülen insanlar da billurlaşıyor. Eksiği vardır mutlaka.  Adamlar birinci seyri sülükta büyük Veli oluyorlar, hala nefislerinden “el aman” diyor yani. Mücadele bitmiyor çünkü; tuzak bir değil, beş değil, on değil, elli beş değil, yani sonu yok tuzağın…

Gönlünüze Bu İki Kelimeyi Yazın

Şeytan, Peygamber (s.a.v.)’e selam veriyor yav!  Geliyor, “Selamünaleyküm” diyor. Bak Peygamber (s.a.v.) Efendimize tuzak kuruluyor, sana bana nasıl tuzak kurmasın? “Aleykümselam” dese; Allah (c.c.) Peygamberi Peygamberlikten silecek.

Peygamberimiz âlemlere rahmet olarak gönderilmiş.  “Selam Allah’ındır, ya melun” diyor, “Aleykümselam” demiyor. O tuzağa düşürmek için geldi.

Peygamberi tuzağa düşürmeye gelen bir sistem, sana bana gelmeyecek mi sanıyorsun? Şimdi acaba bize selam veren kaç tane meluna biz bu kelimeyi kullanıyoruz.

Bir örnek; tamamen Allah düşmanı, din düşmanı biri geliyor; “Selamünaleyküm”, “Aleykümselam” diyoruz. İşte duman oldun gittin. Tuzağa düştün işte. Diyemiyoruz yani… “Selam, Allah’ındır!” desek, o tuzağa düşmeyeceğiz.

“Aleykümselam” nerde denilir, nerde denilmez onun bile farkında değil insan, neden? Dejenere bir toplumdan gelmiş. Toplumun böyle adetleri yok ki!

Suudi Arabistan’da, Hatay’lı Allah’a küfür etti diye kellesini kestiler. Ne güzel, Allah’a söven terbiyesizler var ya. Ne yaptı? Yargıladı, “Allah’a dil uzattı bu!” dedi. Bizim Cumhurbaşkanı devreye girdi, yine dinlemediler.

Böyle bir toplumdan süzülüp gelsen, bu hatalara düşmezsin ama bizim toplumumuz bu değil ki. Biz, bataklıklardan süzüle süzüle buralara kadar billur gibi oluyoruz ama bitti mi tehlikeler? Bitmiyor.

İşte aklın uyanması lazım. Akıl uyanacak bir kere. Aklın uyanması içinde Allâhu Teâlâ’nın “Bak” dediği yerden bakarsan, Allâhu Teâlâ’nın, “Gör” dediğini görürsün. Biz, Allâhu Teâlâ’nın “Bak” dediği yerden bakmıyoruz. Bakıyoruz ama Allâhu Teâlâ’nın “Bak” dediği yerden bakarsan, “Gör” dediğini görürsün. Bu çok önemlidir, bunu yazın gönüllerinize.

Allâhu Teâlâ’nın “Bak” dediği yerden değilde başka yerden bakarsan, “Gör” dediğini asla göremezsin.

 

——————————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#nefistuzakları #nefsintuzakları #nefs #nefsimutmain #mutmain #dinisohbet 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız