Mahkeme-i Kübra (Mahşer) Nerede Kurulacak? Hz. Adem’in Ve Havva’nın Yaratılışı – Kalûbela – Cenab-ı Hakk’ın “Elestü Bi Rabbiküm” Hitabı – Baharatların Yaratılışı

0
2196

Mahkeme-i Kübra (Mahşer) Nerede Kurulacak?

Mahkeme-i Kübra’nın merkezi Şam’dır. Merkezi Şam olmak kaydıyla Mahkeme-i Kübra olur. Düzeni kurulur. Hatta, Şam’da Veli’ler vardır. Bu Veli’lerden biri eksilsin, Dünya üzerinde bin yıl geçsin, bir damla yağmur yağmaz. Bu da ayrı bir konuda, ayrı bir şey yani kısaca; Şam’ın ne olduğunu pekiştirelim.

Hz. Adem’in Ve Havva’nın Yaratılışı  – Kalûbela  – Cenab-ı Hakk’ın “Elestü Birabbiküm” Hitabı

Suriye’de yani, Adem’in yoğurulduğu su hala akar. Cenab-ı Hak onu yoğurdu ve bıraktı. Âlemleri yarattı Cenab-ı Hak ama insan yok. İnsanın, ruhu da yok. Kalûbela olayı yok, “Elestü birabbiküm” hitabı yok daha. Onu çok iyi anlayalım.

Bütün mahlukatı, nebatatı her şeyi yarattı. İnsan ortada yok daha ve Adem’i yaratmadan önce melekler toplumuna dedi ki:

“Eyy meleklerim, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” Ve izah etti.

Melekler dediler ki:

“Ya Rabbi, yeryüzünde kan akıtacak, yeryüzünde günah işleyecek, yeryüzünde adam öldürecek, yeryüzünde içki içecek, yeryüzünde zina yapacak, bir eşkıya mı yaratacaksın? Biz, senin zikirden aciz miyiz ki, öyle bir eşkıya yaratacaksın.”

Cenab-ı Hak dedi ki:

“Ey meleklerim, siz Ben’im bildiğimi bilmezsiniz. Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım.”

Her şey yaratıldı, insan yok ve Adem’i yoğurdu Suriye’de. O su, hala akar.

Hazreti Cibril’e dedi ki; “O kalıbı, al getir.” Hz. Adem’i aldı, Mevla’ya götürdü. Yukarıda, koydu. Orada hani kiremit nasıl kızarır, Adem öyle pişmeye başladı.

Şeytanı biliyorsunuz. O dönemde meleklerin imamı. Meleklerin imamıydı ve İblis, Harris, Azazil gibi isimler aldı. Terfi etti, yükseldi. Meleklere imam oldu.

O (şeytan) geldi Adem’in başına, Adem’in yaratılışı 80 ay sürdü.  İlk yaratılışı 80 ay sürüyor, 80 arşın. 72 metre boyunda yaratıldı. Şeytan yani İblis o gün için lanetlenmiş değil.

Meleklerin imamı geldi Adem’in başında, bir ucundan bir ucuna, bir ucundan bir ucuna, bir ucundan bir ucuna geziniyor.

“Ya bu, benden nasıl üstün olur? Ya ben, şuadan yaratıldım, ateşin gücünden yaratıldım. Ben bugünkü meleklerim imamıyım. Bu aşağılık topraktan bozma şey, benden nasıl üstün olur?”

Ve göbeğinin olduğu yere “Tüü!” diyerek aşağılamak için tükürdü. Hemen Hazreti Cibril, oradan bir parça kopardı, fırlattı. Havada fırlayıp giderken, Allah; o parçadan köpeği yarattı. Köpek onun için Adem’in göbeğinden alıntıdır. Şeytanın tükürüğü vardır. Adem’in göbeğinden alıntı olduğu için sahibine de çok sadıktır. Konumuz o değil. Ve Cenab-ı Hak bütün melekleri topladı. Dedi ki:

“Ey meleklerim!”  Bak buraya çok dikkat edelim. “Ben Adem’e kendi ruhumdan ruh üfleyeceğim,Adem canlanırken hepiniz ona secde edeceksiniz” dedi.

Allâhu Teâlâ sana nasıl, nasıl bir değer vermiş ki, meleğe sana secde ettirmiş. “Kim etmezse lanetlerim” demiş.

Şimdi, Allâhu Teâlâ’nın kuluna verdiği değeri bir düşünelim. Biz burada isyan ederken O’na karşı, bunu hatırlayalım. Meleklere secde ettiriyor sana. Sana nasıl bir değer vermiş. Ve Allâhu Teâlâ, kendi ruhundan üfledi. Bütün melekler secde etti, Azazil etmedi. Şeytana Allah gökten bir şua gönderdi, ona isabet etti. Biçimsiz bir şekil aldı ve lanetlendi. İnsanın ilk yaratılışı, şeytanın lanetlenmesi ile Adem’in can bulması aynı anda. Şimdi iki zıt kutup, birisi şeytan, insandan nefret eden, Allah’a baş kaldıran. Biri de Adem Allah’ın ipine sımsıkı sarılan. 

Ve bu olaydan sonra şeytan yani Azazil dedi ki:

“Yarabbi, beni azdırmana karşı.” Bak, “Ben azdım” demedi.

“Beni azdırmana karşı, senden mühlet istiyorum.”

Cenab-ı Hak demedi; “Seni Biz azdırmadık.” Çünkü sapla saman başka türlü ayrılmayacaktı.

“Sen mühlet verilenlerdensin” dedi Cenab-ı Hak. Şeytan dedi ki:

“Yetmez Yarabbi. Bana bütün kullarının kalplerine kan aktığı zaman kan, ne kadar damarda geziyorsa oraları yol et” dedi.

“Ben onların gönüllerine gireyim, kalplerine gireyim, oraları karıştırayım” dedi.

“Tamam, onu da verdim sana” dedi.

“Yetmez. Kadınları da bana ver” dedi.

“Kadınları da sana verdim” dedi Cenab-ı Hak.

“Yetmez. Onun dört cephesini de bana ver” dedi.

“Dört cephesini de sana verdim” dedi.

Melekler dedi:

“Ya Rabbi, sen bu insanı düpedüz cehennem için yaratıyorsun, o kadar tuzaktan bu insan nasıl kurtulur?” dedi.

Ve şeytan, yemin etti o zaman; “İzzetin ve celalin üzerine yemin olsun ki, onların yollarına pusu kuracağım ve onlardan pay alacağım.”

Cenab-ı Hak dedi ki; “Senin hiçbir etkin onların üzerinde yok ama isteyerek sana tabi olan varsa senin olsun. Seninle cehennemin dibine gider ama Ben’im ihlaslı kullarımın üzerinde, senin hiçbir etkin olamaz, mümkün değil, söz konusu bile değil!” dedi.

Ve bu olay uzunca ama kısaca geçiştirmek gerekiyor. Cenab-ı Hak, üç yerde yedi kudretini kullandı. Bak, biri Tevrat’ı yazarken, biri Cennet ağaçlarını dikerken, üçüncüsü de bu Adem olayı. Adem’e kendi ruhundanüfledi. Sonra sırtına Kudret Eli’ni koydu trilyonlarca veya milyarlarca ne kadar ruh çıkardıysa, ruh çıkarttı.

Onlara dedi; “Âlemi Berzah’a gidin.” Daha evvel yaratılmıştı zaten Âlemi Berzah.

“İzzet’im ve Celal’im üzerine yemin olsun ki bunların hepsi cennetlik” dedi Yed-i Kudretini koydu ve ilk çıkan ruh adedinin yüzde 99 fazlasını çıkardı. “İzzet’im ve Celal’im üzerine yemin olsun ki bunların da hepsi cehennemlik” dedi.

Bakın dikkat edin. Ha şimdi diyeceğiz ki; “Allah’ın iradesi bu.” Hayır. Allah, onların kendi haline bırakıldığı zaman ne yapacağını biliyor. Onun için bunu söylüyor. Yani, bir takvim yaprağında; “Ayın 20’sinde, güneş tutulacak”.  Takvim yaprağı yazdığı için mi oluyor?  Hayır, olacağı için. Allah’ın sözü de böyle. Çünkü Cenab-ı Hak kimin ne yapacağını bildiği için…

  Kâinatı kurarken Allah

  Nasibi olan bulmuştu felah

  Kimine sevap kimine günah

  O günde verildi güzel kardeşim

Çünkü Cenab-ı Hak kimin ne yapacağını biliyordu. Ve Hazreti Adem’e can verildiği zaman Hz. Adem kalktı, oturdu, hapşırdı. “La ilahe illallah Muhammeden Resullulah” dedi. Melekler büyük bir hayrete düştü. İlk yaratılan peygamber biliyordu Resullulah’ı, bilmeyenlerde vardı. Tüm melekler ikinci kez secdeye vardı.

Ya Allah, ya Hu, ya Hak, ya Kayyum, ya Kahhar, ya Fettah, ya Vahid, ya Ehad, ya Samet…”  başladı zikretmeye Adem.

Melekler büyük bir hayrete düştü. “Yarabbi, bu ilk yaratılıyor, bizim bilmediğimiz zikir türlerini biliyor.”

Cenab-ı Hak dedi ki; “Ey meleklerim, Ben size demedim mi, Ben sizin bilmediğinizi bilirim.” Ve Cenab-ı Hak o olaydan sonra, buraları biraz kısaltmak zorunda kalıyoruz. Çünkü; konu Miraç’a gelecek. Yani, kâinattaki en muhteşem olay Miraç.

“Kalûbela” bir zaman diliminin adıdır. Ve Kıyamet’e kadar yaratılacak insanların ruhlarını yarattı ve “Âlemi Berzah”a yolladı. Ve o, Kalûbela denilen zaman diliminde, Cenab-ı Hak o ruhların tümüne dedi ki:

“Ben kimim, siz kimsiniz?” Yani; “Elestü bi Rabbiküm.”

Ruhların bir kısmı secde etti, bir kısmı etmedi.

Cenab-ı Hak, aynı soruyu tekrar sordu. İlk secde edenlerin bir kısmı caydı. İlk secde etmeyenlerin bir kısmı secde etti. Üç seferde, değişik sahnelerde secde olayı oldu.

Ve Allah, Levh’e bunu yazdı; “Biz, her şeyi bir kitap da yazdık” diyor ya ayet-i kerimede biliyorsunuz. Her şey bir kitapta yazılıdır.

Üç hitapta da hiç katkısız secde edenler, Peygamberler ve Veli’ler. Üç hitapta, iki sefer secde edenler. Bir sefer tereddütte kalan alimler. Üç sefer hitapta, bir sefer secde edenler; müminler. Üç seferde, bir sefer secde edip sonra cayanlar; münafıklar. Hiç etmeyenlerde, kafirler. Bunlar o şekil kitaba yazıldı, Allah’ın “Levh”ine yazıldı.

Hani Hz. Ali Efendimiz diyor ya; “Ben ahirimden korkmam, evvelimden korkarım.”

Ne olduysa evvelde oldu. Bu film çekildi, bugün sahnede oynuyoruz. Dünyada oyuncuyuz, öldüğümüzde uyanacağız. Ve Cenab-ı Hakk’ın yarattığı bu muhteşem âlemde bir sürü mahlukat varken, insan yaşamı bu şekilde başladı. Adem’i cennete koydu. Adem mutlu olamadı cennette. Çok güzel bir yer ama kendi cinsinden bir şey yok. Yani kendi cinsinden ikinci bir Adem yok. Cennet çok güzel dönüyor dolaşıyor.

Cenab-ı Hak onun bu üzüntüsünü görünce, Adem’in sol kaburgasının üzerinde bir çıban çıkarıyor. 72 metre bir insanın çıbanını düşünün ne kadar olur? Bir oda kadar bir çıban böyle büyüdü. Bir gün cennette, çıban yarıldı, içinden Havva anamız çıktı.

Yani, Hazreti Adem’in bedenindendi Havva. Yarıldı ve düştü. Baktı, baktı… Küçücük bir şey ona göre. Bugün, Havva anamız, senden benden iri düşüyor ama 72 metrelik bir adam için çok küçük bir şey o. Baktı, baktı… Ne bilemedi! Giderken, gelirken baktı, büyüye büyüye kısa bir zamanda Adem gibi oldu. Baktı, tam bu benim eşim işte…

Cenab-ı Hakk’ın Kur’ân’daki hitabı:

“Biz, o elmadan yeme dedik.” Başka ifadelerde bulunan Allah dostları da var. Cennetten atılmaları için. Biz o başkalarına itibar etmeyeceğiz. İtibar edilecek ilk kaynak Kur’ân’dır.

Cenab-ı Hak, “Biz, onlara yeme dedik.”, “Biz o meyveden onlara yeme dedik.” Ve bunlar, Havva validemiz kandırıyor ve bu meyveden hem kendi yiyor hem de Hz. Adem’e yediriyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diyor ki bir hadis-i şeriflerinde:

“İnsanlığın atası hata yaptı.” Adem için, “İnsanlığın atası hata yaptı ki, sizde yapacaksınız” diyor. Orada yaratılan ve Allah’ın vechini gören cennette, her şeyi gören insan hata yapıyorsa, insanlığın atası hata yaptı ki, sizde yapacaksınız.

Peki vesile sebep neydi? Şeytana verilen, kimdi şeytana verilen kadın?  Ne demişti; “Ya Rabbi, kadınları da istiyorum.” Kadınları da vermişti Allah. Kadın vasıtasıyla, insanlığın atası hata yaptı. Cenab-ı Hak da bunları cennetten kaldırdı, attı.

Baharatların Yaratılışı

İkisini de bir araya atmadı. Birbirlerini buluncaya kadar çok çektiler. Adem tövbe etti. Allah, tövbelerini kabul etti biliyorsunuz. Ve işte, Adem’in tövbe edip, Havva’yı ararken, nereye gözyaşı düştüyse orada çay bitti. Baharatın ilk yaratılışı bu şekilde başladı dünya üzerinde. Ve birbirlerini buldular fakat bu arada Adem tövbe ederken, öyle bir ağlıyordu ki, gök gürlemesi sıfır kalıyordu.

Melekler acıyordu onun haline. “Yarabbi, buna merhamet et.” Melekler dua ediyordu. “Yarabbi, buna merhamet et.”

Cenab-ı Hak, uyku halindeyken onun boyunu 80 arşından, 40 arşına indirdi. İşte ondan sonra, Adem Havva’yı buldu.

İnsanlık kuruldu dünya üzerinde. Cennetten atıldı ve insanların atası hata yaptı. Şeytana verilen bir malzemeyle hata yaptı ve insan hayatı başladı.

Şit, Adem’in oğlu bir köy yaptı. Adem’den sonra bin köyünde kapısına (Dünya üzerinde bunlar hala duruyor):

La ilahe illallah Adem Safiyullah Muhammeden Resullulah” yazdı. 

Çünkü; Adem’den Resullulah’ın Nur’u Şit’e ulaşmıştı, Şit’in alnındaydı. O da biliyordu ki Peygamberimizin Nur’u. Onlar biliyordu. Ve bu Peygamberler serisi de geldi, geldi, geldi, geldi, geldi.

Peygamberimiz yaratılmadan önce, Kureyş’te Hz. Ebu Bekir bir rüya gördü. Şam’a gitti kervanla. Büyük tüccardı Ebu Bekir Sıddık (r.a.).

Bir rüya gördü. Ay parçalanıyor. Ayın en büyük parçaları, Kureyş kabilesine oradan da bir eve geçiyor. Ebu Bekir Sıddık, çok etkisinde kaldı bu rüyanın. Şam’da bir rahibe gitti. Sapıtmamış rahiplerden yani, o dinin hak olduğu dönemde, sapıtmamış bir rahibe gitti.

Dedi ki; “Ey rahip, ben böyle böyle bir rüya gördüm, çok etkisinde kaldım”.

Rahip bu rüyayı dinleyince yüzü aydınlandı. Dedi ki; “Ey Ebu Bekir, sana müjdeler olsun! Tevrat’ın da, İncil’in de, Zebur’un da hepsinin dediği “Ahmet” geliyor. Sen, ona arkadaş olacaksın, sen ona dost olacaksın, sana müjdeler olsun ki, Ahmet’in gelişi çok yakın, keşke ona ulaşsaydım da onun ayağının tozu olsaydım” dedi.

Ebu Bekir, Şam dönüşü bir manastıra daha uğradı. Oradaki rahibede rüyasını anlattı. O da dedi; “Ey Ebu Bekir, sana müjdeler olsun. Ahmet geliyor. Sen ona yakın dost olacaksın.”

Allâhu Teâlâ, Resullulah (s.a.v.), gelmeden onun alt yapısını zaten hazırlamış. Böyle bir olay değil. Şimdi zamanımız yok, detaya giremiyoruz. Birçoğu Hz. Cenab-ı Peygamberimizin geleceğini biliyordu ve zamanı geldi.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz geldi. Onun büyümesi “Muhammedül Emin”di. Hiç yalanı olmayan, dost doğru olan, katı dili olmayan, yumuşak gönüllü bir genç olarak yetişti. “Muhammedül Emin” diyordu  herkes.

Yani, bu bir şey diyorsa, mutlak doğru. Yalanı dolanı yok çünkü.

Cenab-ı Hak onun annesini aldı, babasını aldı. Niçin aldı? Melekler ağladı o zaman. Dedi ki:

“Meleklerim, Ben Habib’imi anne baba terbiyesine bırakmayacağım, Ben kendim terbiye edeceğim, Ben’im terbiyem de büyüyecek.”

Ve Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz geldi Peygamber olarak.

———————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#Levh #melek #şeytan #elestübirabbiküm #AdemileHavva #HzAdem #HzAdemincennettenkovulması #AlemiBerzah #yaratılış #HzMuhammed #Adem #Ademoglu #Adem&Eve #insan #özgürirade

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız