Benlik Puttur! – Anne Karnında Verilen 4 Şey Nedir? – İbadetlerin En Efdali Hangisidir? – Daimi Zikre Ulaşma!

0
884

Benlik Puttur! 

Cenab-ı Peygambere verilen akıl; Kıyamet’e kadar gelecek olan bütün insanlığın aklını bir araya topla, bunlar Cenab-ı Peygamberimize verilen aklın yanında bir kum tanesi kadar kalır, Peygamberimize verilen akıl buydu. Bak bunu bugüne kadar hiç söylemedim. Zaten hadis-i şeriflere baktığın zaman bunu hemen anlarsın. O kadar mükemmel kelimeler kullanır ki, Hz. Mevlana tırnağı olamaz. Hadislerde Ashab’ın anlamayacağı kelimeler kullanır. Peki nerde tahsil gördü? Ona öyle tahsil görülmüş bir akıl verildi ki, en yüksek seviyede tahsil görmüş bir akıl verilmişti.

Onun hadislerinin yüz binlercesinde ara “reenkarnasyon” olayı diye bir şey yok. İşlemediği hiçbir konu yok! Kur’ân’a bak, Allâhu Teâlâ Kur’ân’da satır başlarında, insanın beşikten mezara kadar gerek zahirde, gerek batında insanın bütün ihtiyaçlarını apaçık açıklamış, hiçbirinde yok! Ama adam çıkıyor kürsüye; “Biz biliriz!” Ulan, Allah cezanı vermesin! Benlik puttur zaten.

En büyük Velilere bak; “Ben biliyorum” diyen bir Veliye rastlamadım ben. Adam diyor ki; “Üstadımdan, şuradan, buradan duymuştum. Şuradan işitmiştim” ile söylüyor. Hadisten, ayetten söylüyor, kendinden söylemiyor, “Allah, Rasullulah, Üstadım böyle dedi” diyor. Ulan reenkarnasyon setredilmiş olsa. Senin hikmetten gözlüğün yok bir kere. Öyle hikmet gözlükleri olan insanlar var ki, Allah’ın öyle kulları var ki, o ayetin bütün detayına bir nazar ile ulaşıyor, Allâhu Teâlâ lütfediyor ona. O ayet, ona konuşuyor, “Bende; bunlar, şunlar var.” diyor.

Ama bir cahil çıkıyor… Peygamberimiz bir hadisinde; “Ben ümmetimin ağzı iyi laf yapan münafıklarından korkarım” diyor. Bakın şu hadisin ifadesine güzelliğine bakın. İşte bunlar hitabeti güzel olan münafıklar. Peygamberimizin hadisi, burada zâhir oluyor. Numunesi ortada görüyoruz, onlar bunlar.

Anne Karnında Verilen 4 Şey Nedir?

Konumuza dönelim. Ömrü kısalmıyor, uzamıyor. Levh’te yazmış. Azrail’e de listeyi vermiş. Değişir mi? Değişir. Allâhu Teâlâ’nın üzerine hiçbir şey farz veya vacip değil. Adam 40 yaşında ölecekse, bol sadaka versin, 80 sene yaşar. Allah için mesele değil ki, “Ol!” deyince oluyor. Bizim gibi koşmaya, etmeye gerek yok ki, O; Allâhu Teâlâ. O, aciz değil ki! O, her türlü eksik sıfattan münezzeh. O’nun için mesele yok. Mesele bizler için var.

İkincisi de rızkı; sen ayyuku alem olsan, orada taktir edilenden öteye bir şey ulaşmaz.

Üçüncüsü ne? Cennetlik mi, cehennemlik mi olacağı?

Ana rahminde 4 aylık bebekken, 4 şey ulaşır. Birincisi can, ruh ulaşır. İkincisi; ömrü tayin olur. Üçüncüsü; rızkı tayin olur. Dördüncüsü de; cennetlik mi, cehennemlik mi olacağı kesinkes bellidir.

E iyide bu suç mu işledi? Allah için bilmemezlik yok ki, onun ne yapacağını biliyor. Onu hür iradeyle, yine hür bırakıyor. Bildiği gibi amel ediyor. Bir mümin gibi değil de, kâfir gibi yaşıyor. Diyor ki bak; “Sen şakilerdensin ama yönünü dön Bana senin alın yazını değiştiririm. Yeter ki dön. İrade senin elinde, Ben seni serbest bıraktım. Boynundan tutup ne buraya ne şuraya asılmıyorum” diyor. Kâfire de açık kapı bırakıyor, onunda önünü kapatmıyor; “Tövbeni et, dön yönünü Bana, senin alın yazını değiştiririm” diyor.  Allah’ımız bu kadar mükemmel.

E şimdi Allah razı olsun. Allâhu Teâlâ’nın üzerimizde o kadar büyük lütufları var ki, vallahi billahi hepimiz nankörüz, en zor durumda yaşayan da nankör. Ben nankörüm şahsen, en büyük nankörlerden biri benim. Allâhu Teâlâ apaçık ayet-i kerimede diyor ki; “Ey kullarım, siz ne kadar az şükrediyorsunuz, siz ne kadar az düşünüyorsunuz, ne kadar az tefekkür ediyorsunuz!” Yalan mı? Haşa, Allah yalan söyler mi?  Allah’ın her dediği doğru. Ya şu tırnağımdan bir çatal çıkıyorda şu tırnağımın değerini o zaman anlıyorum.

Ya tutan el, tutmayan eller var bir sürü. Yürüyen ayak, yürümeyen ayak var bir sürü. Düşünen akıl, düşünemeyen bir sürü akıl var. Duyan kulak, duymayan bir sürü kulak var. Gören göz, görmeyen bir sürü göz var. Konuşan dil, konuşmayan bir sürü dil var. Bir kıyasla bakalım, üç gece Allâhu Teâlâ uykumuzu alsa dünya başımıza yıkılır. Uykuyu da lütfeden Allâhu Teâlâ. Bizim üzerimizde nasıl, ne şekil nimet varsa hepsini lütfeden o.

E biz ne yapıyoruz? 24 saatte yarım yamalak, lambur lumbur namaz… Biz Allah’a kul olduk, gerisi nerde? Nefsin ve şeytanın peşinde. Ben nankörüm şahsen, yeterince Rabbime kul olamıyorum. Ha istiyorum, gayret ediyorum ama gücüm yetmiyor. Ha bu kadar yapabiliyorum, keşke daha çok yapabilsem ama o nankörlerden olduğumu biliyorum.

Allâhu Teâlâ’nın hakkı çok, o kadar çok ki… Su içiyorum ağız tadıyla, çocuğumun başını okşuyorum ondan bir haz duyuyorum. Mal, mülk ihsan etmiş Allâhu Teâlâ. Ağaç dikmişim, bu ağaç “Şimdilik benim” diyorum. “Benim değil de şimdilik benim hizmetimde” diyorum. Bahçemde bir çiçek açıyor, onu gözüm görüyor, ondan ilham alıyorum, nereye baksan Allâhu Teâlâ’nın nimeti. Ben ne yapıyorum, ben ne yapabiliyorum, günde 100.000 defa şükretsem yine bir şey ifade etmez. Allâhu Teâlâ’nın hakkı hiçbir şekilde ödenmez. Günah işliyorum, hoş görüyor. Günah işlediğim zaman çakıverse bana bir tane, işte hayatın feleğini sapıtır giderim. Yapmıyor, mühlet veriyor, zaman veriyor tövbe için. Ya bu kadar mükemmel bir Allah ki. Hakikaten Allah, Allah kelimesi ancak Allah’ı ifade edebiliyor.

E şimdi Allah razı olsun. Bir kelimenin ağzına geldim ama söylemeyim kimse hazmedemez, hazmedemeyen de zındık olur anında. Hadi onu kenara koyalım, şöyle çekil sen.

Muhyiddin Arabi’de diyordu da nedir bu? “Zındık” diyorlardı, değildide, herkes anlamazdı.

E şimdi “Sıfat-ı Zatiyye”, “Sıfat-ı Sübûtiyye”, “Sıfat-ı Fiiliye”. 3 madde bunun içinde 21 madde, Mengese İlminin hafif kapısı aralanır. Orada mütalaa etmek lazım bu konuları. Bunlar dervişlerin bir gün kapısını çalacağı alanlar. O kapı çalınacak, o kapı aralanacak, onlar görülecek. Ha ne var ki, bu uzun bir yoldur.

İbadetlerin En Efdali Hangisidir?

Şimdi Rabbimizin lütfu, Rabbimizin hakkı çok fazla üzerimizde biz bunun hiç mi hiç farkında değiliz, sanki Allah bunlara mecbur. Bizim Allâhu Teâlâ’nın üzerimizdeki haklarımızdan haberimiz yok. Günde 5 vakit lambur lumbur yatıp kalktık mı, evvel Allah biz hakkımızı ödedik, böyle yağma yok. Kul bu değil, hiçbir şükür, hiçbir ibadet Allâhu Teâlâ’nın hakkını üzerimizden kaldırmaz. Amelle de cennet kazanılmaz ama amelsiz de kazanılmaz. Peygamberimizin ameli dahi Peygamberimizi cennete sokmaya yetmez. Allâhu Teâlâ’nın rahmeti olmasa ki, alemlere rahmet olarak gönderilmiş bizimki hiç etmez. Ama ne var ki Allâhu Teâlâ müminleri seviyor, hem de çok seviyor, müminleri o kadar çok seviyor ki, hele de dervişleri. “Dervişler, Ben’im has kullarım, özel kullarım onlar diğerlerinden ayrı!” diyor. Biz böyle bir devletle nasiplenmişiz, bunun farkına varmamız lazım. Dervişliğin üzerinde bir rütbe, bir makam yok. Adam gece gündüz Kur’ân okuyor, senenin 365 günü oruç tutuyor, 500 rekat nafile namaz kılıyor, ilim irfan öğreniyor, şehit oluyor, tüm yapılabilecek en güzel amelleri yapıyor; bir makama geliyor.

“Size bununda üzerinde bir makamdan bahsedeyim mi?” diyor Ashab’a, Peygamberimiz.

“Et, Ya Rasullulah!” diyorlar.

“Zakirler. Zikredenler. Hepsinin üstü, ondan ötede bir yol yok. Onlar, Allah’ın özel kulları. Benim ehlim gibi benim ev halkım gibi.” diyor.

Ya bir insan Peygamberin ev halkı olursa, bundan ötede ne isteyebilir bu dünyada. Ulan kuru ekmek yesem, ne olur? Su ile ekmek yesem, ne olur? Ben Peygamberin ev halkı olmuşum. O nasıl yaşamış? Doyasıya buğday ekmeği yiyememiş, bende yiyemesem n’olur? Daha ne. İşte bunların farkına varmamız lazım. Farkına vardığımız zaman rahat ederiz. Orda ne çıkar biliyor musun? Yakîn çıkar, kime yakîn? Peygambere yakîn. Kime yakîn? Allah’a yakîn. Peygamberin kapısı orda rızada. Şikayete yakın kapısı yok. Allâhu Teâlâ her şeyi benim şu halıyı gördüğüm gibi görüp dururken, biz kalkar da yakınırsak… Ha sohbet bâbında, bilgi bâbında anlatırsın, o ayrı bir şey, onda vebal yok. Ama şikayet bâbında anlattığın zaman kibre düşer, gözden de düşersin.

Daimi Zikre Ulaşma!

Bunları çok iyi bilmek lazım, birbirine yakın konular. Birinde vebâl yok, birinde vebâl var. Hem evet hem hayır gibi. İşte buralarda müminin dikkat etmesi lazım, müminleri ve dervişleri seviyor Allâhu Teâlâ. Zakirleri yani dervişleri daha çok seviyor. “Onlar süzme bal” diyor, balın en kaliteli yeri yani. İşte biz bunun farkına varıp Yaradan’ımıza daha çok şükretmemiz, daha çok hatırlamamız lazım.

Geçenlerde yine söyledim, kemâlata gidersin, gidersin, gidersin… Devamlı zikre ulaşırsın. Sonu devamlı zikirdir bunun, 24 saat devamlı zikirdir. Sana bir tane esma gelir, döner, döner, döner… Senin nasibinde. Aynı Esma’yı çekmez, bir Esma gelir, yürürken, gezerken, çalışırken, otururken kalbin zikreder onu. Sen uyursun, kalp uyumaz. Devamlı zikirdir bu, 3 saniye, 5 saniye Allah’ı unut, hemen gider gusûl alırsın, vücudunu cenâbet bilirsin. Devamlı zikre gider.

Bugün devamlı zikirde “Hayy” Esma’sına muhatap olanlar vardır. Yemin ederim sana 1000 senedir kupkuru çöldür, hiçbir şey bitmez, o Veli orada yürüsün hemen arkası yeşerir. Her adımında her adım yeşerir gider. Herkes, “Hayy” Esma’sı çekmez. Kimi “Kayyum” çeker, kimi “Kahhar”, kimi “Fettah” çeker, kimi “Ehad”, kimi “Samed”, daha yukarlarda var, çook yukarlarda öyle isimler var ki, Peygamberler dahi 7 sefer tekrarlayabildi, sekizinciye tekrarlayamadı. Sekizinci de; hani çok büyük tokmaklar var ya eski krallıklarda ses çıkaran, çok büyük bir şey vurulmuş gibi içinden öyle ses gelir. Onlar çok yukarlardaki isimler, tee oralara kadar devamlı zikre ulaşan insanlar vardır. Devamlı zikir; sen istesen de istemesen de o zikir, yapılır durur. Yani hiç senin fikrine bağlı değil, baştan biraz gayret edersin. Ona adapte edersin kendini sonra, o otomatiğe geçer, yemek yerken de, konuşurken de, sen sohbet ediyorsun, o zikir devam eder içerde, kendi kulaklarınla da duyarsın.

Hayy” Esma’sına muhatap olan Veliler çölde yürüsün arkası yeşerir gelir. O farkında bile değil. Hayatın özü nedir? Allâhu Teâlâ. Hayy Esma’sı nedir? Allâhu Teâlâ’nın hayatıdır. İnsanlar Hayy Esma’sından nebâtat, bitki hayat almaz Ya Muhyi’den alır. Ya Mumit’te de ölümdür. İnsanın dünya hayatındaki ölümüdür ama bunların hepsi, hayat bulan şeylerin hepsi de Hayy Esma’sından çıkar. Hayy kim? Allâhu Teâlâ yani, hayatın özünü zikrediyor “Hayy” diyenler.

————————————

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#benlik #ego #annekarnındaverilenler #Hayyesması #Hayy #ibadet #daimizikir #dervis #esmaülhüsna #dinisohbet 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız