Allah Seni Ne Kadar Seviyor? – Kur’ân’ın 4 Hâdimi Nedir? – Seyri Sülük Namazı Nedir? – “Farz Değil!” Diyen Dinden Çıkar – Namaz Yoksa Din Yok!

0
1345

Allah Seni Ne Kadar Seviyor?

Abdülkadir Geylani Hazretleri, bugünkü Veli’lerin en üst makamında bir zatı muhterem. Aynı zamanda Resullulah soyundan. Müritleri onu çok severdi ve övünürdü. Derlerdi ki; “Bizim kadar Mürşit’ini çok seven kim var?” 

Bir gün böyle, bir ay böyle, bir yıl böyle… Derken bir gün Hazret bir nazarla bunlardan sevgisini aldı hepsinden, kendi müritlerinden. Bak burayı hassasiyetle takip edin!

Abdülkadir Geylani Hazretleri dergâha girince müritleri; “Ya, bu kim?” dediler, yerlerinden bile kalkmadılar, “Kim yahu bu?” 

Deli gibi seviyorlardı. O tebessüm etti ve “Gördünüz mü, ben istemedikçe, siz beni sevemiyorsunuz?” dedi, tekrar nazar etti. Eski hallerine döndüklerinde “Ooo, bu bizim başımızın tacı!” dediler.

“Gördünüz mü? Ancak ben istersem, beni sevebiliyorsunuz. Ben istemedim mi, beni sevemiyorsunuz!” dedi. Bu bir örnek.

Hiçbir Mürşit bir müridini sevmedikçe, mürid onu sevemez, hiç kimse, hiç kabil değil! Bu sevgi Mürşit’ten başlar, Resullulah (s.a.v.)’dan, Allah’a kadar. Allah için içinize danışın, içinizde Allah sevgisi varsa ama az ama çok; o kadar da Allah da sizin için sevgi var, ölçü bu. Eğer içinizde Allah sevgisi kelimelerde değil bak! Riyasız içine soracaksın! Yoksa; ölçü odur. Eğer Allah’a karşı sevgi yoksa, Allah’ta da sana karşı sevgi yok. Resullulah içinde aynı şey geçerli.

Allah demin bahsettiğimiz ayetlerde diyor ki açık ve seçik, net:

“Biz sizi seversek, siz Bizi sevebilirsiniz. Yoksa sizin Bizi sevebilmeniz hiç kabil değil. Ancak Biz sizi seversek… Biz sizi hangi miktarda seversek, siz de Bizi” diyor, “O miktarda seversiniz.”

Bu Resullulah içinde geçerlidir, Mürşit içinde geçerlidir. Allah bizi sevmedikçe, biz Allah’ı sevemeyiz. Resullulah bizi sevmedikçe, biz Resullulah’ı sevemeyiz.

Mürşit bizi sevmedikçe, biz Mürşid’i sevemeyiz. Sevgilerin ölçüsü bu!  Bunu bilin, aklınıza yazın. Sık sık danışın. “Ben Allah’ı çok sevmeye gayret ederim, çok severim” demekle bu mümkün değil. Ancak Allah seni hangi miktarda seviyorsa, sende Allah’ı o miktarda sevebiliyorsun. Bu yukardan aşağıya, Resullulah’ta da böyledir. Mürşit’te de böyledir.

Ha, Allah müminleri seviyor, müminler de Allah’ı seviyor. Allah sevdiği için seviyor. Güç Allah’ta. Yani yoksa kulun Allah’ı sevmeye gücü yoktur. Allah o kadar büyük, o kadar muhteşem, o kadar muazzam. Hiçbir dilin, hiçbir gönlün, hiçbir aklın idrak edeceği gibi değildir. Ancak O bizi, bizim kaldırabileceğimiz miktarlarda sevdiği zaman, biz de O’nu o miktarlarda seviyoruz. Sevginin kaynağı yine Allah!

Şimdi Allah razı olsun. Yeni mürit olmuş insanlar için, yani yeni zikre ısınan insanlar için şunu derler:

“Boyunduruk iz çıkarmamış daha…” İz çıkarması için biraz zikirde ilerlemesi gerekiyor. İşte o zamana kadar “Size, ‘Allah’ı seviyor musun?’ diye sorsalar sükut edin” diyor bütün Allah dostları. “‘Evet’ derseniz yalancı olursunuz, ‘Hayır’ derseniz fasık olursunuz”.

Çünkü ikisi de sizde yok! Ama artık buradaki insanlar ki yıllarını bu işe vermiş insanlar. Mizan sende; bak içindeki Allah sevgisine, Allah’ta seni o kadar seviyor. Bak içindeki Resullulah sevgisine, Resullulah’ta seni o kadar seviyor. Bak içindeki Mürşit sevgisine, Mürşit de seni o kadar seviyor. Onlar bizi ne derecede seviyorsa, biz onları o derece sevebiliyoruz.

Ha başka şeyi severiz. İnsan mesela; karısını da sever, çocuğunu da sever, parayı da sever, malı da sever ama mal kadar. Ha güzel bir çiçeği de sever, güzel bir kokuyu da sever bu ayrı bir olay. Allah sevgisi öyle değil, Allah sevgisi; aşktır.

Resullulah sevgisi; aşktır. Yani o sevgi diğer sevgilerden çok bariz bir şekilde ayrılır, onun için ölçü budur. Abdülkadir Geylani Hazretleri bunu çok açık seçik müritlerine bildirmiştir. Deli divane olurken, bir nazarla sevgiyi aldı.

“Bu kim yahu?” dediler. Ki dedikleri şahıs Abdülkadir Geylani Hazretleri. Başkası değil yani, “Gördünüz mü?” dedi, “Ben sizi sevmedikçe, siz beni sevemiyorsunuz.” Yani yukarıdan aşağıya işte Allah’ın adeti; “Adetullah” deriz buna, Allah’ın adeti öyle olduğu için, Resullulah’ın adeti öyle oldu. Resulullah’ın adeti olduğu için  -Mürşit’ler Resullulah’ın çıraklarıdır- Mürşit’lerinde adeti böyle olur. Başka türlü olması mümkün değildir zaten. Zikir ibadetlerin en büyüğüdür, hiçbir ibadet zikrin yerini tutmaz.

Süleyman Çelebi diyor ki:

  Bir kez Allah dese şevk ile lisan

  Dökülür cümle günah misli hazan”

Ne diyor bu mübarek adam; “Hurufunakat sıtk-ı sadakatle kalpten gelerek bir kez ‘Allah!’ dese, bir sefer, bir kez ‘Allah’ dese şevk ile lisan -şevk yani riyasız- ve lisan bağırarak feryat ederek. Dökülür cümle günah misli hazan.” Yani misli hazan nedir? Kışa girerken ağaçların döktüğü yaprak. Hazan vakti. “İnsandan o şekilde günah dökülür” diyor ve doğru söylüyor.

Bütün Allah dostları diyor ki; “Hurufunakat sıtk-ı sadakatle getirilen bir tek salavat ama samimi olarak Rasullulah’ı hayal ederek veya Ravza’yı hayal ederek “Allahümmesalli ala Seyidina Muhammedin ve ala Ali Seyidina Muhammed” dedi mi kalpten, duyarlı olarak; amel defterinden 10 bin büyük günah silinir” diyor. 10 bin günah!

“Günahı kebahir dediğimiz -ki hiçbir dervişin amel defterinde bu kadar günahı kebahir olmaz- dökülür diyor. Her gün yüzlerce defa her derviş bunu zikrediyor. Toplu zikirde bu yükselip gidiyor semavata. Arş’a kadar melekler taşıyor. Burada zikrin ehemmiyetini anlatacak ne bir dil, ne bir lisan yok, ne bir gönül yok onu idrak edecek.

Kur’ân’ın 4 Hâdimi Nedir?

İnsan Sûresi; (Ayet:24). Cenab-ı Hak orada diyor ki; “Ben’i sabah akşam, Ben’im isimlerimi zikret.”

“Eder misin?” demiyor, dikkat edelim bak! İşte, Kur’ân, açın, İnsan Sûresi (Ayet:24-25). Ayette devam ediyor; “Ben’i sabah akşam zikret, İsim’lerimi zikret.”

Peki buradaki hikmet ne? “Sabah akşam İsim’lerimi zikret.”

Cenab-ı Hak demiyor; “Sabah akşam Kelime-i Tevhid ile zikret” demiyor, “İsim’lerimi” diyor! Çoğaltıyor, peki buradaki hikmet ne ola?

Allah’ın hikmetsiz sözü yok bir kere.

Hz. Ali Efendimiz bir ayete 400 çeşit açıklama getiriyordu. Her 400 çeşitin, her çeşitine de 400 hikmet açıklıyordu.

Düşün, bak.  “Yahu Ali’de kim işte? O da Allah’ın kulu, o da bir insan!” falan gibi fikirlere kapılanlar olur, öyle değil bunlar özel yaratılmış insandı.

Şimdi Allâhu Teâlâ, “Sabah akşam Ben’im isimlerimi çoğaltarak” yani; birçok isimden. Adetlerini deyince, “4001 Esma’nın” olduğunu biliyoruz. Bundan ötesini, Allah biliyor.

Bini Tevrat’ta, bini İncil’de, bini Zebur’da, bin biri Kur’ân’da geçer bunların. Ama herkes görmez bunları.

Çünkü Allah ne diyor diğer bir ayette; “Bu Kur’ân müminler için şifadır. Kafirler içinse hastalık mazarrattır.” 

Her ayetin 4 hadimi vardır. Kur’ân 6666 ayettir. “124 bin Peygamber” derler ya bu 124 bin Peygamber 18 bin aleme gelmiş Peygamberlerdir.

Öyle hesaplar var ki Kur’ân-ı Kerim’de, biraz daha ileri gidersem anlamanız zaten mümkün olmaz, hiçbir şey de alamazsınız.

Allah kendini zikredene, birçok hayrın ulaşmasını murad ediyor. İnsana bütün hayırlar Allâhu Teâlâ’nın Esma’larından gelir.

Kelime-i Tevhid  “La İlahe illallah” zikrederiz, ondan başka bir hikmet gelir. “Allah” lafza-i Celal zikrederiz, ondan bir başka hikmet gelir. “Hu” esmasını zikrederiz, ondan bir başka hikmet gelir. Yararlar gelir.

Nasıl Kur’ân’da her ayetin 4 hâdimi var. İkisi kafiri ne yapıyor, buna göz gezdirse dahi, şerre götüren melekler devreye giriyor, onu biraz daha böyle cehenneme itiyor amelde. Ama mümine şifa hayır melekleri devreye giriyor, ona güzel duygular veriyor, gözünü yaşartıyor, günahların dökülmesine neden oluyor.

Esma’larda da bak, kafir zaten her Esma’yı zikredemez. Esmalarda çok daha güçlü haller vardır. Çünkü; Esma Allah’ın kendi isimleridir, Kur’ân ise sözüdür. Zikir onun için büyüktür, Allah’ın kendisi olduğu için.  Burada “İsim’lerimi” diyor, “Çoğaltarak”. İnsan ne kadar çok isim zikrederse ki, bu aksam 40-50 tanesini zikrettik. Bu 40-50 esmada, 40-50 çeşit hikmet ulaştı insanlara.

Bunlar yeni toprağa atılmış tohum gibidir. Şu anda onu hissedemezsin ama kırk gün sonra, ama on gün sonra, ama üç ay sonra, ama bir yıl sonra o yeşerir. Sen bozulmak istesen de mümkün ve kabil olmaz, bozulamazsın. Niyeti bozdun, Allah’tan razı olmadın, herkes Allah’tan razı değildir. Kıymet bilin yani…

Allah’ın varlığını bilir, O’na her türlü ibadeti tahatta, itaatte bulunursun fakat gönlünde dargınlık vardır Allah’a, razı değildir. Birçok sebep bulur kendi kendine. Der ki; “On senedir sürünüyoruz. On senedir hangi işe el atsak, batıyoruz, 10 senedir ne yapsak, çelme takılıyor”. Buralardan Allah’a biraz alınganlığı vardır. Bu alınganlık Allah’tan razı olmamaktır. Bu kulun şiârıdır, kulda vardır bu. Bu var diye, bu insan günahkar değildir. Bu adamın; “Yahu bu da yapılır mı?” falan denilmez. Bu Allah’la kul arasındadır.

Mevlana’da diyor; “Hey, kendine gel!” diyor Allah’a. “Kendine gel!” diyor. Mevlana’da Naz Makamı Veli’lerindendir. Naz ehli Veli’ler onlar, biz bunu diyemeyiz. Buna inanın ha, böyle diyenler de var. Ha şimdi Allah razı olsun.   

Allah’a karşı isyanı yok, küfrü yok, itaati var ama razı değil.

“Yarabbi, niçin beni burada, üç günlük dünyada yıllardır süründürüyorsun?”  Bu kul; “Sen benim Rabb’imsin, seni çok seviyorum, sen ne dediysen sözünden çıkmıyorum. Kalkıp şu üçkağıtçıya, şu beş kağıtçıya, şu sana isyan etmişe bu kadar nimet içinde yüzdürürken… Yani ben nereden tutsam ki senin ipine sarılmışken, sen beni tepetaklak ediyorsun…” gibi duygular taşıyor. Bunu çok insan taşıyor. Bu bariz belli oluyor. Kabul etse de, inkar etse de bu var.

Cenab-ı Hakk’ın cevabı buna, sorulup da cevapsız kalan bir soru da yok.

Şimdi Cenab-ı Hak diyor ki; “Dünyada hastalık çeken, dünyada yokluk çeken müminler için, dünyada üzüntü çeken, üzüntünün altında kalan müminler için; Mahkeme-i Kübra’da soru, sual yok” diyor. 

“Bunlar Mahkeme-i Kübra’ya gelir, onlar üzerine Ben ecri yağmur gibi yağdırırım” diyor. Bunlar sorgusuz, sualsiz -50 bin yıllık süredir Mahkeme-i Kübra- “Onlara, ‘Cennete gidin, girin’ derim” diyor.  Şimdi hangisi değerli? Bizim alıngan tavrımız mı, Allah’ın onun karşılığında lütfu mu?

Yani burada şunu anlıyoruz ki, Cenab-ı Hak ne yapıyorsa en doğrusu o. Cenab-ı Hak ne söylüyorsa en doğrusu bu. Ha bize akıldan, ilimden çok az şey verilmiştir. Biz bu kadar az şey ile bu yargılara varıyoruz. İşte şöyle diyoruz, böyle diyoruz.

Dünya hayatı çok kısa. Öte de sonu olmayan bir hayat, yani hiç sonu yok. Milyarlarca, trilyonlarca yıl geçse sonu olmayan bir saltanata gidiyorsun. Niçin? Dünyada 3 gün üzüntü çektin, sıkıntı çektin, yoksunluk çektin, hastalık çektiğin için. Allah’ın sevdiği 3-5 insan grubundan bu grubun içine giriyor, dünyada hastalık çeken, yokluk çeken, yoksulluk çeken insanlar.

“Fakir-i sabirin” olarak anılıyor bunlar. Ve bunların defterlerinde kimi açıyor 400-500 hac var, kimisi açıyor Mahkeme-i Kübra’da amel defterini 50-100 tane cami yaptırmış… Dünyada zor geçinmiş adam:

“Yarabbi, bu defterler bize yanlış verildi, bu defterler bizim değil derler!” diyor, “Vallahi, biz dünyada fakirdik, nerde cami yaptıracağız?”

“Sen samimi olarak buna özenmedin mi?” diyor Cenab-ı Hak, “Özendin. Samimiydi, riya da yoktu, tamam” diyor.

Seyri Sülük Namazı Nedir?

“Farz Değil” Diyen Dinden Çıkar – Namaz Yoksa, Din Yok!

Onun için Peygamber (s.a.v.) buyuruyor ki; “Niyet, amelden üstündür.” Bak! Niyetleri temiz tutalım. Allâhu Teâlâ’nın insanda nazar edeceği ilk şey niyettir. Niyet temiz ise, akıbet kesinlikle hayır olur, temiz olur.

Ha şimdi darılmamızın, razı olmamamızın, kendi kendimizi dolduruşa getirmemizin hiçbir anlamı olmuyor, Allah’ın cevabına göre, Allah’ın lütfuna göre. Sadece yaptığımız şeyin saçmalıktan ibaret olduğunu anlıyoruz böyle olunca.

Ve 26. Ayet; ha bu ayeti şimdi ben, şurada bir sene otursak bitiremem ama bin defa özet yapmam lazım. Şimdi zamanlarımız bu kadar. Şimdi geçelim 26’ıncı Ayet’te de diyor ki; “Geceleyin Bana secde edin, uzun uzun Ben’i tesbih edin.” Yani; “Ben’i zikredin!” Tespih nedir? Zikirdir yani. “Uzun uzun geceleyin Bana secde edin ve uzun uzun tespih edin.”

Şimdi her zikrin önünde iki rekat zaten namaz var değil mi? Bu ayet ilk etapta dervişlere hitap ediyor. Dervişin halini anlatıyor bu ayet zaten. Ne yapıyorsun, evvela gece 2 rekat seyri sülük namazı kılıyorsun. Bak “Uzun uzun secde edin” demiyor.

Dervişin haline o kadar net anlatıyor ki. “Geceleyin”, bak “Geceleyin, Bana secde edin, sonra uzun uzun tespih edin.” Seyri sülük namazı kılıyorsun. Şimdi, biraz kemalat kazanmış bir dervişin 20 tane, 30 tane, 40 tane Esma’sı var. Ne yapıyor? Uzun uzun Yaradan’ı zikrediyor. Bu ayet ilk etapta; objektif olarak dervişlere hitap ediyor.

Sonrası var, sonrası var, sonrası var. Şimdi 27’inci Ayet’te diyor ki; “İnsanlar”, şimdi genele geliyor “İnsanlar kolay elde edilecek dünya nimetleri için canla başla koşuyorlar, ona ulaşmak için. Ama Kıyamet için, Mahkeme-i Kübra için, kendisine lüzumlu olan amelleri ertelerler, ertelerler, sonraya bırakırlar.” Şimdi genelin halini anlatıyor. İnsan Sûresi, 27. Ayet.

Şimdi genele bakıyoruz. Cenab-ı Hakk’ın dediği gibi; dünya nimetleri için herkeste bir koşuşturma var. Hepsinde, kimi ararsan… Adam 10 tane şirket kurmuş. 11-12’ınci olsun diye koşuşturma var ama Mahkeme-i Kübra için hakikaten hazırlığı yok, erteliyor gerçeği. “İşte sonra yaparız, bir gün gelir, ona da zaman ayırırız falanlar filanlar…” Sanki 500 yıl daha yaşayacak senedi var gibi bir tavra giriyor. “Buna da uzun amel!” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Cenab-ı Hak diyor ki; “İşte, Biz size bu sûreyi öğüt olarak yolladık”. “Öğüt bak bu sûre” diyor. İnsan Sûresi öğüttür. Bu öğüdümü aldıysanız Allah’a doğru bir yol tutarsınız.

Allah; hayır ve hikmet sahibidir. Bu öyle önemli bir sûre ki; Allah sevmedikçe siz sevemezsiniz. Allah severse, siz sevebilirsiniz. Allah hüküm ve hikmet sahibidir.

Konumuz neydi, burada ne anlıyoruz? Ayet-i kerimede; Allah sevmedikçe biz sevemiyoruz. Allah sevecek ki biz Allah’ı sevebilelim. Resullulah sevecek ki, biz Resullulah’ı sevebilirim. “Bu sûreyi size öğüt olarak gönderdi” diyor, İnsan Sûresi’ni öğüt olarak gönderdi. Eğer bu anlattıklarımdan öğüt aldıysan, bak zikir ehlinin de halini anlatıyor, zikir yapmayı emrediyor.

Demiyor bak, dönelim 25. Ayet’e geri; işte “Gece vaktiniz olursa Ben’i de tesbih edin. Yani ederseniz sizin için hayırlı olur” gibi bir şey demiyor Allah. Namaz için 58 yerde ne diyor? “Namazı dosdoğru kılın.” Aynen bak, aynen o söz.

“Ben’i çokça zikredin” diyor. “Ben’i uzun uzun zikredin.” Farz mı, değil mi? Şimdi buna değil diyen, farz değil diyen insan dinden çıkar. Şimdi “Ederseniz iyi olur” gibi bir şey demiyor, “edin!” diyor, emrediyor bak! Aynı namazı nasıl emrediyorsa!

Esteizübillah”; “Fesebbihbi Hamdi Rabbike vestağfirhu innehu kâne tevvaba.”

Bu ayette:

“Ya Habib’im, Ben’i zikret, Ben’i tesbih et, Bana tövbe istiğfar et!” diyor. Et!

Peki Allah’ın kesin kurallarla yap dediği şey, farzın dışında ne olur ya? Farz olur. Zikir farz mıdır, vacip midir, sünnet midir, şu mudur, bu mudur, bir sürü şey. Yahu Allah direkt, emrediyor, direkt namazı nasıl emrediyorsa, zekâtı nasıl emrediyorsa, aynen o şekilde emrediyor. Peki buna nasıl diyeceksin ki olsa da olur, olmasa da… Sen bir farzı terk ediyorsun. Allah’ın kesin “yap” dediğini, terk ediyorsun. Yarın Mahkeme-i Kübra’da diyecek Cenab-ı Hak! “Ben, sana bak gönderdiğim kitapta ne dedim? Ben’i çokça zikret dedim! Niye etmedin?”

“Ya Rabbi, ben binamaz” işte…

Bir namazla ebedi hayat, katrilyonlarca yaşayacağın bir saltanat kazanılır mı? Günde bütün namazları toplasan bir saattir. Günde bir saat çalışmayla cennetin en fakirinin mülkü bu Dünya’nın 40 misli cennette mülkü var ve 400 hanımı var.  Günde bir saat Allah’a ayırma ile hiç sonu olmayan bu şekilde saltanat kazanılır mı? İşte Cenab-ı Hak onun için ne diyor; Allah’tan gafil olmak! Birçok ayette ne diyor; “Siz Dünya’da Ben’i nasıl unuttuysanız, Ben’de sizi cehennemde öyle unuturum.”

Allah’tan gafil olmayacak insan. Allah’tan gafil olmamanın tek yolu da zikirdir. Dilini, gönlünü zikri alıştırırsan, gezerken, dolaşırkende artık döner dolaşır gelir “La ilahe illallah” dersin, “Allah” dersin,“Hu” dersin, “Hak” dersin, “Hayy” dersin, “Kayyum” dersin, “Kahhar” dersin. Dersin bir şey… Dil ile gönül ne yapacak, Allah ile olmayı öğrenecek. Allah’ı zikredenlerden olacak.

Namazı ben küçümsemek için, şunun için, bunun için demiyorum! Namazsız din yok. Namaz yoksa, din yıkılır. Namaz mutlaka olacak. Ama “Ben namazı kıldım yeter. Allah bereket versin!”

O da bir şey ama “Dünya ahiretin tarlasıdır” diyor salatu selam Efendimiz. Burada ne ekersen, orada onu biçeceksin. Herkes dünyada kalamayacağı yerde zengin olmaya uğraşırken, niçin ötede ağa olmaya uğraşmıyoruz ki Mevlana gibi!

Burada kazanacağın kısacık bir zaman bu. Burada kazanırsan, ne olacak? Orada onun karşılığını göreceksin.

——————————————-
NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz. 

#namaz #namazfarzdır #namaznedir #ibadet #zikir #Esma #Esmaülhüsna #kelimeitevhid #Hak #Hay #Hu #Kayyum #Allah #Kahhar #Kuran #İncil #Tevrat #zebur #dörtkitap #Allahsevgisi#mürit #mürşidisevmek #peygamberisevmek

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız